Günlük hayatta: teslimat saatini teyit etmek
Paketi daha geç getirebilir misiniz?
Alex, teslimat mesajını aldıktan sonra kurye Ben'i arıyor. Konuşma kibar ama aşırı resmî değil.
- AlexHello, this is Alex Green. I'm calling about my delivery today.
- Merhaba, ben Alex Green. Bugünkü teslimatım için arıyorum.
- BenHello, Alex. I can be at your building at eleven.
- Merhaba Alex. Saat on birde binanızda olabilirim.
- AlexI'm at work until one. Could you come after two, please?
- Saat bire kadar işteyim. Lütfen ikiden sonra gelebilir misiniz?
- BenYes. Would three thirty be all right?
- Evet. Üç buçuk uygun olur mu?
- AlexThat works for me. Do you have the flat number?
- Bana uyar. Daire numarası sizde var mı?
- BenI've got number twelve. Is that correct?
- Bende on iki yazıyor. Doğru mu?
- AlexYes, that's right. Please call me when you're outside.
- Evet, doğru. Binanın önüne geldiğinizde lütfen beni arayın.
- BenOf course. I'll see you at three thirty.
- Tabii. Üç buçukta görüşürüz.
I’m calling about, aramanın nedenini belirtir. That works for me, önerilen seçeneğin sana uyduğunu söyler. Three thirty, saat 3:30 demektir; bağlamdan öğleden sonra olduğu anlaşılır.
- Could you come before ten?
- Saat ondan önce gelebilir misiniz?Before, belirtilen saatten öncesini anlatır; diyalogdaki after ise "sonra" demektir.
- Would tomorrow morning be all right?
- Yarın sabah uygun olur mu?Başka bir saat yerine farklı bir gün veya günün başka bir bölümünü önerebilirsin.
Telefonda saati tekrar etmek ve bir alternatif önermek yararlıdır. Bu örnekte paketi alacak kişi, önerilen saatte kuryeyi karşılayamadığı için teslimatı öğle yemeğinden sonrasına ayarlıyor.
Komşuyla sohbet: ödünç alınan bir eşyayı geri vermek
Günlük bir konuşmada teşekkürün ardından bir soru sorabilir veya yardım teklif edebilirsin. Eşyayı geri verir vermez konuşmayı bitirmen gerekmez.
Tornavidayı geri vermek
Nina, komşusu Mark'tan ödünç aldığı aleti geri veriyor.
- NinaHi, Mark. Here's your screwdriver. Thanks for lending it to me.
- Selam Mark. Tornavidanı getirdim. Ödünç verdiğin için teşekkürler.
- MarkNo problem. Did you fix the shelf?
- Ne demek. Rafı tamir ettin mi?
- NinaYes, it's much better now. Are you still painting your kitchen?
- Evet, şimdi çok daha iyi. Mutfağı hâlâ boyuyor musun?
- MarkYes. I need to move the table first.
- Evet. Önce masanın yerini değiştirmem gerekiyor.
- NinaWould you like a hand? I'm free for half an hour.
- Yardım edeyim mi? Yarım saat boşum.
- MarkThat would be great. Could you hold this end?
- Çok iyi olur. Şu ucundan tutabilir misin?
- NinaSure. Shall we move it towards the door?
- Tabii. Kapıya doğru mu taşıyalım?
- MarkYes, just a little. That's perfect, thanks.
- Evet, biraz. Böyle çok iyi, teşekkürler.
Lend, birine ödünç vermek; borrow ise ödünç istemek veya almak demektir. Would you like a hand? burada yardım teklifidir; gerçek anlamda bir elden söz edilmez. Shall we...? birlikte yapılacak bir eylem önerir.
- Thanks for lending me your ladder.
- Merdivenini ödünç verdiğin için teşekkürler.Thanks for ifadesinden sonra eylem, -ing biçiminde kullanılır.
- Would you like a hand with those boxes?
- O kutuları taşımana yardım edeyim mi?With, hangi konuda yardım teklif edildiğini belirtir.
Yolculukta: otobüs güzergâhını sormak ve bilet almak
Bilet almadan önce güzergâhı teyit edebilir ve durağına gelince haber verilmesini isteyebilirsin. Fiyatlar ve ödeme şekli örnek içindir; gerçek bir yolculukta bunları ulaşım şirketinden öğren.
Müzeye nasıl gidilir?
Emma, şoföre güzergâhı soruyor. Driver, "şoför" demektir.
- EmmaExcuse me, does this bus go to the city museum?
- Affedersiniz, bu otobüs şehir müzesine gidiyor mu?
- DriverYes, it does. Get off at Market Square.
- Evet. Market Square'de inin.
- EmmaA single to Market Square, please. How much is it?
- Market Square'e tek yön bilet lütfen. Ne kadar?
- DriverTwo pounds fifty.
- İki sterlin elli peni.
- EmmaCan I pay by card?
- Kartla ödeyebilir miyim?
- DriverYes. Hold your card against the reader here.
- Evet. Kartınızı buradaki okuyucuya tutun.
- EmmaThank you. Could you let me know when we get there?
- Teşekkürler. Oraya gelince bana haber verebilir misiniz?
- DriverOf course. It's about ten minutes from here.
- Tabii. Buradan yaklaşık on dakika sürer.
Britanya'da ulaşımda a single, tek yön bilet anlamına gelir. Get off, otobüsten veya trenden inmek için kullanılır. Could you let me know...? karşıdaki kişiden sana bir konuda haber vermesini ister.
- Does this bus stop near the station?
- Bu otobüs istasyonun yakınında duruyor mu?Stop near, durağın tam adını bilmediğinde işine yarar.
- How many stops is it?
- Kaç durak var?Fiyatı değil, durak sayısını sorar.
Mağazada: ürün seçmek ve yanında ne verildiğini öğrenmek
Bir alışveriş diyaloğu yalnızca fiyat sormaktan ibaret değildir. Ürünü ne için kullanacağını açıklayabilir, özelliklerini kontrol edebilir ve yanında ne verildiğini sorabilirsin.
Kitap okumak için masa lambası
Daniel bir lamba seçiyor. Assistant burada "mağaza görevlisi" demektir; ürün özellikleri yalnızca bu öğretici örneğe aittir.
- AssistantHello. Can I help you find anything?
- Merhaba. Bir şey bulmanıza yardımcı olabilir miyim?
- DanielYes, I'm looking for a small lamp for my desk.
- Evet, masam için küçük bir lamba arıyorum.
- AssistantThis one has an adjustable neck. Would you like to try it?
- Bunun boynu ayarlanabiliyor. Denemek ister misiniz?
- DanielYes, please. Is it bright enough for reading?
- Evet, lütfen. Okumak için yeterince aydınlatıyor mu?
- AssistantYes, and you can turn the brightness down here.
- Evet, ayrıca parlaklığını buradan azaltabilirsiniz.
- DanielGood. Does it come with a bulb?
- Güzel. Ampulü de var mı?
- AssistantIt does. The lamp and bulb are twenty-eight pounds altogether.
- Evet. Lamba ve ampul birlikte toplam yirmi sekiz sterlin.
- DanielI'll take it, thank you.
- Bunu alayım, teşekkürler.
I’m looking for, müşterinin ne aradığını açıklar. Does it come with...? ürünün yanında ne verildiğini sorar. I’ll take it, alışveriş sırasında "Bunu alayım" demektir; ileride bir zaman ürünü teslim almaya yönelik bir plan anlatmaz.
- Does it come with a cable?
- Yanında kablo da veriliyor mu?Bulb yerine başka bir parçadan söz edebilirsin.
- Do you have this model in white?
- Bu modelin beyazı var mı?In white, konumu değil, rengi belirtir.
İş yerinde: görüşmenin saatini ve amacını belirlemek
İş konuşmalarında hem saati hem de beklenen sonucu netleştirmek önemlidir. Burada iki iş arkadaşı neyi konuşacaklarını ve hangi belgelere ihtiyaç duyacaklarını belirliyor.
Tasarımı göndermeden önce kısa bir görüşme
Maya ve Oliver aynı projede çalışıyor. Birbirlerini tanıyan iki iş arkadaşının konuşması, nötr bir tonda ilerliyor.
- MayaHave you got ten minutes to discuss the new layout today?
- Bugün yeni sayfa düzenini konuşmak için on dakikan var mı?
- OliverYes, but I'm in a meeting until two. How about two fifteen?
- Var ama ikiye kadar toplantıdayım. İki on beşe ne dersin?
- MayaThat suits me. Do we need to go through every page?
- Bana uyar. Her sayfayı gözden geçirmemiz gerekiyor mu?
- OliverNo, just the home page and the contact form.
- Hayır, yalnızca ana sayfayı ve iletişim formunu.
- MayaAll right. I'll send you the latest version before the call.
- Tamam. Görüşmeden önce sana son sürümü göndereceğim.
- OliverThanks. Are we choosing the final colours as well?
- Teşekkürler. Renkleri de kesinleştirecek miyiz?
- MayaNot today. We need the client's comments first.
- Bugün değil. Önce müşterinin yorumlarını almamız gerekiyor.
- OliverUnderstood. So we'll check the layout, not approve the whole design.
- Anladım. Yani sayfa düzenini kontrol edeceğiz, tasarımın tamamını onaylamayacağız.
- MayaExactly. I'll put that in the invitation.
- Aynen öyle. Bunu davete yazacağım.
- OliverGreat. Speak to you at two fifteen.
- Harika. İki on beşte konuşuruz.
Go through, bir içeriği sırayla incelemek demektir. So we’ll... üzerinde anlaşılanları başka sözlerle ifade ederek teyit eder. Exactly, karşıdaki kişinin doğru anladığını belirtir.
- Do we need to make a decision today?
- Bugün karar vermemiz gerekiyor mu?Bu soru, konuyu tartışmakla kesin karar vermek arasındaki farkı netleştirir.
- So we're only checking the figures, right?
- Yani sadece rakamları kontrol ediyoruz, değil mi?Only, yapılacak işi sınırlar; right? ise doğru anlaşıldığını teyit etmeyi ister.
Zorluk düzeyine göre diyalog nasıl seçilir?
Kısa bir metin her zaman uzun bir metinden daha kolay değildir: iki konuşma sırası bile deyimler veya alışık olmadığın cevaplar içerebilir. Konuşmanın amacını ve temel sorularını anladığın durumlardan başla. Ardından açıklama isteme, neden belirtme ve alternatif önerme içeren diyaloglara geç.
| Hedef | Ne seçebilirsin? |
|---|---|
| İlk sorularını ve cevaplarını oluşturmak | Başlangıç düzeyi diyalogları: tanışma, basit istekler ve alışveriş. |
| Kısa bir karşılıklı konuşma çalışmak | Kısa diyaloglar: her durumda iki ila dört konuşma sırası. |
| Görüşünü açıklamak ve uzlaşmak | Orta düzey diyaloglar: fikir ayrılıkları, açıklamalar ve sorun çözme. |
Konulara göre İngilizce diyaloglar
Samimi sohbetler için arkadaşlarla diyaloglara bak: haberler, davetler, teklifleri geri çevirme ve plan değişiklikleri. Okul diyalogları dersleri, programları ve ödevleri ele alır. Çocuklara yönelik diyaloglar, sorumlu bir yetişkin veya öğretmenle rolleri paylaşarak okumak için hazırlanmıştır.
Seyahat için yolculuğunun aşamasına göre içerik seç: havalimanı, restoran, otel veya mağaza. Bu metinler, ziyaretçilerin sorularını ve çalışanların cevaplarını ayrıntılandırır. İşverenle görüşmek içinse ayrı bir iş görüşmesi soru ve cevapları derlemesi bulunur.
Hazır bir diyalogla nasıl çalışılır?
Önce İngilizce cümleleri oku ve çeviriden her kişinin ne amaçladığını kontrol et. Sonra Türkçe metni kapatarak rolleri paylaş ve diyaloğu oku. Yalnızca kelime sırasını değil, cevabın anlamını da koru.
İkinci okumada birbiriyle bağlantılı iki ayrıntıyı değiştir: örneğin teslimat saatiyle bu saatin teyidini veya ürünle bir aksesuarını. Ardından rolleri değiştir. Cevap artık soruya uymuyorsa iki cümleyi birlikte yeniden düzenle.
Sitedeki bir sonraki adım İngilizce cümle alıştırmalarıdır. Bu etkinlikler kendilerine ait öğrenme içeriğini kullanır; burada hazırlanmış diyaloglarla ayrıca okuma ve sesli prova yapabilirsin. Alıştırmaların nasıl işlediği başka bir yazıda açıklanır.