Ürün bulma ve yardım teklifini yanıtlama
| İfade | Türkçesi | Kim söyler veya ne zaman kullanılır? |
|---|---|---|
| Can I help you find anything? | Aradığınız bir şeyi bulmanıza yardımcı olabilir miyim? | Mağaza görevlisi. |
| I'm just looking, thank you. | Sadece bakıyorum, teşekkürler. | Müşteri, yardım teklifini nazikçe geri çevirir. |
| I'm looking for a lightweight rain jacket. | Hafif bir yağmurluk arıyorum. | Müşteri aradığı ürünü belirtir. |
| Do you sell travel adapters? | Seyahat adaptörü satıyor musunuz? | Satılan ürünleri sorma. |
| Where can I find reusable water bottles? | Tekrar kullanılabilir su şişelerini nerede bulabilirim? | İlgili reyonu veya rafı sorma. |
| Do you have this model in stock? | Bu model stokta var mı? | Belirli bir ürünü sorma. |
| I'm afraid that colour is sold out. | Ne yazık ki o renk tükenmiş. | Mağaza görevlisi. |
| Is there a similar one in the same price range? | Aynı fiyat aralığında benzeri var mı? | Alternatif sorma. |
Can I help you? mağazada yardım teklifidir. Henüz yardıma ihtiyacın yoksa I'm just looking, thank you de. Belirli bir ürünü ararken I'm looking for + ürün adı kullan. In stock stokta olduğunu, sold out ise ürünün tükendiğini belirtir.
Beden, renk ve kıyafet deneme
Try on, kıyafet veya ayakkabı denemektir. Nesnenin yerine bir zamir geldiğinde try ile on arasına yerleşir: try it on, try them on. Bir ceket için this ve it; pantolon veya bir çift ayakkabı için these ve them kullan: trousers ve shoes İngilizcede çoğul biçimdedir.
Too small fazla küçük, too tight fazla dar, too expensive fazla pahalı demektir. Denedikten sonra ürünü almaya karar verebilir veya sana uymadığını söyleyebilirsin: I'll take it ("Bunu alıyorum") veya I'll leave it, thank you ("Bunu almayayım, teşekkürler").
Boyu uygun pantolonun başka bedenini deneme
Artem pantolon seçer. Felix, beden konusunda yardımcı olur ve deneme kabininin yerini gösterir.
- ArtemExcuse me, do you have these trousers in size thirty-four?
- Affedersiniz, bu pantolonun otuz dört bedeni var mı?
- FelixYes. Would you like the same colour and leg length?
- Evet. Aynı renk ve aynı boy mu?
- ArtemYes, please. Can I try them on?
- Evet, lütfen. Deneyebilir miyim?
- FelixCertainly. The fitting rooms are at the back on the right.
- Tabii. Deneme kabinleri mağazanın arkasında, sağda.
- ArtemThese are too tight around the waist. Do you have the next size up?
- Beli fazla dar geliyor. Bir büyük bedeni var mı?
- FelixI have size thirty-six in the same length. Here you are.
- Aynı boyda otuz altı beden var. Buyurun.
- ArtemThank you. This pair fits better. Is it the same price?
- Teşekkürler. Bu daha iyi oldu. Fiyatı aynı mı?
- FelixYes, forty-two pounds.
- Evet, kırk iki sterlin.
- ArtemI'll take them. Where do I pay?
- Bunu alıyorum. Nerede ödeyebilirim?
- FelixAt the till near the entrance.
- Girişin yanındaki kasada.
One size up bir büyük beden, one size down bir küçük beden demektir. Beden sistemini doğrulamak için Is that a UK size? ("Bu, Birleşik Krallık bedeni mi?") diye sorabilirsin.
| İfade | Türkçesi |
|---|---|
| Do you have this jacket in medium? | Bu ceketin orta bedeni var mı? |
| Do you have these trousers in a larger size? | Bu pantolonun bir büyük bedeni var mı? |
| Does this come in dark green? | Bunun koyu yeşili var mı? |
| Can I try it on? | Bunu deneyebilir miyim? |
| Where are the fitting rooms? | Deneme kabinleri nerede? |
| These are too tight around the waist. | Beli fazla dar geliyor. |
| The sleeves are a little too long. | Kolları biraz fazla uzun. |
| Could I try one size smaller? | Bir küçük bedenini deneyebilir miyim? |
| This one fits better. I'll take it. | Bu daha iyi oldu. Bunu alıyorum. |
| It doesn't fit quite right. I'll leave it, thank you. | Tam olmadı. Almayayım, teşekkürler. |
Fiyat, indirim ve hediye seçimi
How much is this? tek bir ürünü, How much are these? birden fazla ürünü sorar. Reduced, fiyatı düşürülmüş veya indirimli demektir. İndirimi sormak, belirtilen fiyatı netleştirir; her mağazada pazarlık yapmanın olağan olduğu anlamına gelmez.
Hediyelik kupa: fiyat ve paketleme
Lidia, bir hediyelik eşya mağazasında seramik kupa seçer. Mae, ürünün fiyatını ve paketleme ücretini söyler.
- LidiaHow much is this blue mug?
- Bu mavi kupa ne kadar?
- MaeFourteen pounds. The smaller ones on this shelf are ten.
- On dört sterlin. Bu raftaki küçükler on sterlin.
- LidiaIs there a green one in the larger size?
- Büyük olanın yeşili var mı?
- MaeYes, I have one in the stockroom. Would you like to see it?
- Evet, depoda bir tane var. Görmek ister misiniz?
- LidiaYes, please. It is a gift. Can you wrap it?
- Evet, lütfen. Hediye olacak. Paketleyebilir misiniz?
- MaeWe can put it in a gift box for two pounds extra.
- İki sterlin ek ücretle hediye kutusuna koyabiliriz.
- LidiaThat's fine. May I check the green mug before you pack it?
- Olur. Paketlemeden önce yeşil kupayı görebilir miyim?
- MaeOf course. Here it is.
- Tabii. Buyurun.
- LidiaIt looks good. I'll take it with the box.
- Güzelmiş. Kutuyla birlikte alıyorum.
- MaeCertainly. That will be sixteen pounds altogether.
- Tabii. Toplam on altı sterlin.
Paketleme istemiyorsan: Just the mug, please, without the gift box ("Sadece kupa, lütfen; hediye kutusu olmadan").
| İfade | Türkçesi |
|---|---|
| How much is this mug? | Bu kupa ne kadar? |
| How much are these postcards? | Bu kartpostallar ne kadar? |
| Is this the price for one or for the set? | Bu fiyat bir tanesi için mi, set için mi? |
| Is the discount already included in this price? | İndirim bu fiyata zaten uygulanmış mı? |
| Is there a less expensive version? | Daha ucuz bir modeli var mı? |
| Could you check the price of this one? | Bunun fiyatını kontrol edebilir misiniz? |
| Could you wrap it as a gift? | Hediye paketi yapabilir misiniz? |
| Is gift wrapping extra? | Hediye paketi ek ücretli mi? |
Kasada: poşet, ödeme ve fiyat hatası
Till ve checkout kasayı, cashier ise kasada çalışan kişiyi belirtebilir. By card kartla, in cash nakit demektir. Receipt ödeme belgesidir; recipe ise yemek tarifidir ve fiş istemek için kullanılmaz.
Kasadaki fiyat etikettekinden farklıysa iki tutarı da söyle ve belirtilen fiyatın hangi ürüne ait olduğunun kontrol edilmesini iste.
Süpermarket kasasında farklı çıkan fiyat
Roman çay alır. Müşterinin sorusu üzerine Priya, aynı paketin fiyatını kontrol eder.
- PriyaWould you like a bag?
- Poşet ister misiniz?
- RomanNo, thank you. I have my own. Could you check the price of this tea?
- Hayır, teşekkürler. Kendim getirdim. Bu çayın fiyatını kontrol edebilir misiniz?
- PriyaIt is showing four pounds twenty.
- Kasada dört sterlin yirmi peni görünüyor.
- RomanThe label on the shelf said three pounds fifty for this box.
- Raf etiketinde bu kutu için üç sterlin elli peni yazıyordu.
- PriyaWas that for the box of forty tea bags?
- Kırk poşetlik çay kutusu muydu?
- RomanYes, the same size. I can show you where it was.
- Evet, aynı boy. Nerede olduğunu gösterebilirim.
- PriyaI'll ask a colleague to check. Yes, the offer is still valid. I'll change it to three fifty.
- Bir iş arkadaşımdan kontrol etmesini isteyeceğim. Evet, indirim hâlâ geçerli. Üç sterlin elli peni olarak düzelteceğim.
- RomanThank you. Can I pay by card?
- Teşekkürler. Kartla ödeyebilir miyim?
- PriyaYes. Please tap your card here. Would you like the receipt?
- Evet. Lütfen kartınızı buraya yaklaştırın. Fiş ister misiniz?
- RomanYes, a printed receipt, please.
- Evet, basılı olsun lütfen.
Etiket başka bir pakete aitse: I see. I'll leave this one, thank you ("Anladım. Bunu almayayım, teşekkürler") veya I'll take it at that price ("Bu fiyata alıyorum").
| İfade | Türkçesi | Kim söylüyor? |
|---|---|---|
| Would you like a bag? | Poşet ister misiniz? | Kasiyer. |
| No bag, thank you. I've brought my own. | Poşet istemiyorum, teşekkürler. Kendim getirdim. | Müşteri. |
| Can I pay in cash? | Nakit ödeyebilir miyim? | Müşteri. |
| Do you accept contactless payments? | Temassız ödeme kabul ediyor musunuz? | Müşteri. |
| Please tap or insert your card. | Lütfen kartınızı yaklaştırın veya cihaza takın. | Kasiyer. |
| The payment hasn't gone through. | Ödeme gerçekleşmedi. | Kasiyer. |
| Could you check whether the first payment went through? | İlk ödemenin gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol edebilir misiniz? | Müşteri yeniden denemeden önce sorar. |
| The shelf label says three pounds, but this shows four. | Raf etiketinde üç sterlin yazıyor ama burada dört görünüyor. | Müşteri. |
| Could you check which item that label is for? | Bu etiketin hangi ürüne ait olduğunu kontrol edebilir misiniz? | Müşteri. |
| A printed receipt, please. | Basılı fiş, lütfen. | Müşteri. |
Değişim ve iade: nedenini açıklama
Return ürünü iade etmek, exchange değiştirmek, refund ise para iadesi demektir. Nedenini belirtip mevcut çözümleri sorabilirsin. Koşullar mağazaya, ürüne ve yerel kurallara bağlıdır; öğretici diyalog bir değişim veya iade hakkı tanımlamaz.
Fermuarı bozuk sırt çantası
Polina bir gün önce aldığı sırt çantasını getirir. Ellis ürünü inceler ve bu durumda sunulabilen seçenekleri açıklar.
- PolinaI'd like to exchange this backpack. The zip will not close.
- Bu sırt çantasını değiştirmek istiyorum. Fermuarı kapanmıyor.
- EllisMay I see the receipt and the backpack?
- Fişi ve sırt çantasını görebilir miyim?
- PolinaHere they are. I bought it here yesterday.
- Buyurun. Dün buradan aldım.
- EllisI can see the problem. We can replace it, but we only have it in red now.
- Sorunu görüyorum. Değiştirebiliriz ama şu anda yalnızca kırmızısı var.
- PolinaDo you have the same model in black at another branch?
- Bu modelin siyahı başka bir şubenizde var mı?
- EllisI've checked, and it is sold out there too.
- Kontrol ettim, orada da tükenmiş.
- PolinaIn that case, could I have a refund instead?
- O zaman değiştirmek yerine para iadesi alabilir miyim?
- EllisYes, I can process a refund for this faulty item. Did you pay by card?
- Evet, bu kusurlu ürün için para iadesi işlemini yapabilirim. Kartla mı ödediniz?
- PolinaYes, with this card. Could I have confirmation of the refund?
- Evet, bu kartla. Para iadesi onayı alabilir miyim?
- EllisCertainly. I'll print the refund receipt for you.
- Tabii. İade fişini yazdıracağım.
İade veya değişim nedeni bir kusur değilse: It doesn't fit ("Üzerime olmuyor") veya I bought the wrong model ("Yanlış modeli almışım"). Gerekçen örnekten kopyalanmamalı, gerçek durumu anlatmalıdır.
| İfade | Türkçesi |
|---|---|
| What is the returns policy for this item? | Bu ürünün iade koşulları nelerdir? |
| Can it be exchanged if the size is wrong? | Bedeni uymazsa değiştirilebilir mi? |
| How long do I have to bring it back? | Geri getirmek için ne kadar sürem var? |
| Do I need the original packaging? | Orijinal ambalaj gerekiyor mu? |
| I'd like to exchange this backpack. The zip is broken. | Bu sırt çantasını değiştirmek istiyorum. Fermuarı bozuk. |
| I bought it here yesterday. Here is the receipt. | Dün buradan aldım. Fişi burada. |
| Could I exchange it for another colour? | Başka bir rengiyle değiştirebilir miyim? |
| If a replacement is not available, is a refund possible? | Değiştirmek için başka ürün yoksa para iadesi mümkün mü? |
| Would the refund go back to the same card? | Para aynı karta mı iade edilir? |
| Could I have confirmation of the refund? | Para iadesi onayı alabilir miyim? |
This veya these: cümleyi alışverişine uyarlama
Fiyat soruları, rica yapıları ve kısa yanıtlar mağaza dışında da işine yarar. Çalışmaya devam etmek için Luveng'in genel cümle alıştırmalarını aç.
- How much is this jacket? Can I try it on?
- Bu ceket ne kadar? Deneyebilir miyim?Tek ürün: is, this, it.
- How much are these shoes? Can I try them on?
- Bu ayakkabılar ne kadar? Deneyebilir miyim?Çoğul: are, these, them.
- Do you have this in a different colour?
- Bunun başka rengi var mı?Müşterinin hangi ürünü gösterdiği belliyse ürün adını tekrar etmek gerekmez.
- No, thank you. It is more than I wanted to spend.
- Hayır, teşekkürler. Harcamayı düşündüğümden fazla.Fiyatı öğrendikten sonra nazikçe vazgeçme.