İngilizce Türkçe paralel metin: kapıdan geçmeyen masa
The Table That Would Not Fit
Orta zorlukta: geçmiş zamanda anlatı ve günlük ifadeler.Burada would not pass, masanın bir şeyi reddettiğini değil, denemelerin başarısız olduğunu anlatıyor: bir türlü geçmiyordu. Çeviri, durumun günlük dildeki anlamını koruyor.
When Mina moved into her new flat, she wanted to put an old kitchen table in the room facing the garden. She had measured the empty space under the window, and the table was exactly the right size. Her brother helped her carry it upstairs. They reached the landing without trouble, but the table would not pass through the final doorway.
They turned it on its side and tried again. Mina moved a box to make room, while her brother held the table against his knee. Nothing worked. They were about to carry it back downstairs when their neighbour came out with a screwdriver. She pointed to four small screws beneath the top. The legs could come off; neither Mina nor her brother had thought to look.
Ten minutes later, the table was beside the window. Mina made tea, and all three sat down around it. The neighbour did not stay long, but she left the screwdriver until the next morning. Mina had planned where every piece of furniture would go. She had not planned how it would get there, or who she might meet along the way.
Türkçe çeviri
Mina yeni dairesine taşındığında eski mutfak masasını bahçeye bakan odaya koymak istedi. Pencerenin altındaki boşluğu ölçmüştü; masa oraya tam sığıyordu. Erkek kardeşi masayı merdivenlerden yukarı taşımaya yardım etti. Sahanlığa zorlanmadan ulaştılar ama masa son kapıdan bir türlü geçmiyordu.
Masayı yan çevirdiler ve yeniden denediler. Kardeşi masayı diziyle desteklerken Mina yer açmak için bir kutuyu kenara çekti. Hiçbir şey işe yaramıyordu. Masayı yeniden aşağı indirmek üzereydiler ki bir komşu elinde tornavidayla çıkageldi. Masanın tablasının altındaki dört küçük vidayı gösterdi. Ayaklar sökülebiliyordu; ne Mina'nın ne de kardeşinin aklına masanın altına bakmak gelmişti.
On dakika sonra masa pencerenin yanındaydı. Mina çay yaptı ve üçü masanın etrafına oturdu. Komşu uzun süre kalmadı ama tornavidayı ertesi sabaha kadar onlarda bıraktı. Mina her eşyanın nereye konacağını planlamıştı. Eşyaları oraya nasıl taşıyacağını ya da bu sırada kimlerle tanışacağını düşünmemişti.
Kelimeler ve ifadeler
- landing
- merdiven sahanlığı
- make room
- yer açmakBir oda yapmak anlamına gelmiyor: Mina bir kutuyu kenara çekiyor.
- were about to
- yapmak üzereydiler; tam yapacaklardıEylem başlamak üzereydi ama komşu başka bir çözüm gösterdi.
- come off
- yerinden çıkmak; sökülebilmekBurada ifade masanın ayaklarını anlatıyor.
Okuduğunu anlama
-
Mina neyi ölçtü, hangi engeli hesaba katmadı?
Cevap ve açıklaması
Pencerenin altındaki boşluğu ölçtü ama masanın kapıdan geçmeyeceğini hesaba katmadı.
İlk paragraf, masanın odaya uygun boyutta olmasıyla son kapıdan geçmemesi arasında karşıtlık kuruyor.
-
Masayı odaya taşımayı ne mümkün kıldı?
Cevap ve açıklaması
Tablanın altındaki vidalar gevşetilerek ayaklar sökülebiliyordu.
Komşu vidaları gösterdi; hemen ardından The legs could come off deniyor. Daha sonra masa pencerenin yanına yerleştiriliyor.
İki metni karşılaştırırken room sözcüğüne dikkat et: oda anlamına gelebilir ama make room ifadesinde boş alanı anlatır.
Sonraki kiracıya mektup: paragraf paragraf tam çeviri
A Letter for the Next Tenant
Orta zorlukta: kişisel mektup, yönergeler ve geçmişle bugün arasındaki ilişki.Ground floor, Britanya İngilizcesinde sokak seviyesindeki zemin kat demektir. For six years süreyi, since my first summer ise bir dönemin başlangıcını belirtir.
Dear next tenant, I have lived in this flat for six years, and I am leaving a few notes that the official instructions do not include. The kitchen window needs a gentle push before you turn the handle. Please do not force it. The small cupboard beside the front door is deeper than it looks; I once lost a whole bag of winter scarves at the back.
You will find a wooden box on the balcony. It has been there since my first summer here. There is nothing valuable inside, just spare plant pots and a little metal watering can. You are welcome to use them. If you prefer an empty balcony, the neighbour on the ground floor has offered to take the box, so you will not need to throw anything away.
The flat will probably look different once your things are in it. I hope it does. A home should leave room for the person who lives there now. I have taken my photographs and my favourite chair, but I am glad to leave these small useful things behind. May your first evening here be an easy one. Best wishes, Helen.
Türkçe çeviri
Sevgili yeni kiracı, bu dairede altı yıldır yaşıyorum ve resmî kullanım kılavuzunda olmayan bazı şeylerle ilgili birkaç not bırakıyorum. Mutfak penceresinin kolunu çevirmeden önce pencereyi hafifçe it. Lütfen zorlama. Giriş kapısının yanındaki küçük dolap göründüğünden daha derin; bir keresinde kışlık atkılarla dolu bir çantayı en arka tarafında kaybetmiştim.
Balkonda ahşap bir kutu bulacaksın. Bu dairede geçirdiğim ilk yazdan beri orada. İçinde değerli bir şey yok; yalnızca birkaç yedek saksı ve küçük, metal bir sulama kabı var. Onları dilediğin gibi kullanabilirsin. Balkonun boş olmasını tercih edersen zemin kattaki komşu kutuyu alabileceğini söyledi, yani hiçbir şeyi atmana gerek kalmayacak.
Eşyalarını yerleştirince daire muhtemelen farklı görünecek. Umarım öyle olur. Bir ev, artık içinde yaşayan kişiye yer açmalı. Fotoğraflarımı ve en sevdiğim koltuğu yanıma aldım ama bu küçük, işe yarar şeyleri bırakmaktan mutluyum. Umarım buradaki ilk akşamın rahat geçer. Sevgiler, Helen.
Kelimeler ve ifadeler
- tenant
- kiracı; bir konutu kiralayarak kullanan kişi
- do not force it
- zorlamaIt, zorlayarak açılmaması gereken pencereyi ifade ediyor.
- you are welcome to use them
- onları dilediğin gibi kullanabilirsinBu ifade burada izin veriyor; bir karşılama sözü değil.
- leave behind
- giderken geride bırakmak; yanına almamak
Okuduğunu anlama
-
Yeni kiracı kutuyu balkonda tutmak zorunda mı?
Cevap ve açıklaması
Hayır. Zemin kattaki komşu kutuyu alabilir.
Helen, yeni kiracı boş bir balkon tercih ederse bu seçeneğin de bulunduğunu açıkça söylüyor.
-
Helen dairenin eski görünümünü korumasını mı istiyor?
Cevap ve açıklaması
Hayır. Yeni oturacak kişinin gelişiyle değişmesini umuyor.
Look different diyerek dairenin farklı görüneceğini söyledikten sonra I hope it does diyor ve evin artık orada yaşayan kişiye uygun olması gerektiğini açıklıyor.
Mektup, kullanışlı bilgileri kişisel bir anıyla birleştiriyor. It ve them zamirlerinin hangi nesneleri gösterdiğine dikkat et; her zaman daireyi anlatmıyorlar.
Luveng'de çeviriyle okuAtölye hakkında metin: bağlam içinde ifadeler
A Different Kind of Repair
İlerlemek için: bir sürecin anlatımı, karar değişikliği ve yazarın vardığı sonuç.Son paragraf iki sonucu karşılaştırıyor: onarım hızı aynı kaldı ama süreç ziyaretçiler için daha anlaşılır oldu.
At our first repair afternoon, visitors left broken household objects on a long table and waited for someone to call their names. We thought this would save time. In practice, the volunteers kept interrupting their work to ask which visitor owned which object. By the time we finished the first radio, we had run out of blank cards for writing names, and several people were still waiting without knowing what would happen next.
For the next session, we asked each owner to stay with their object at the start. A volunteer listened to the owner, explained what could be checked and agreed with them on the next step. We also took turns welcoming new arrivals, so the same person did not have to answer every question while holding a tool. The table looked less tidy, but there was less confusion in the room.
Not every object could be repaired. One lamp needed a part that we did not have, and its owner took it home with a written description of the problem. That was still a clearer outcome than leaving it on an unlabelled table. We had made the session more useful without becoming faster at fixing anything. What changed was the way people understood the work.
Türkçe çeviri
Öğleden sonra düzenlediğimiz ilk onarım buluşmasında ziyaretçiler bozuk ev eşyalarını uzun bir masaya bırakıp adlarının söylenmesini bekliyordu. Bunun zaman kazandıracağını düşünmüştük. Uygulamadaysa hangi eşyanın hangi ziyaretçiye ait olduğunu öğrenmek için gönüllülerin işi sürekli bölünüyordu. İlk radyonun onarımını bitirdiğimizde isim yazmak için kullandığımız boş kartlar tükenmişti bile ve birkaç kişi bundan sonra ne olacağını bilmeden hâlâ bekliyordu.
Sonraki buluşmada her eşya sahibinden başlangıçta eşyasının yanında kalmasını istedik. Bir gönüllü onu dinliyor, nelerin kontrol edilebileceğini açıklıyor ve sonraki adımı onunla birlikte kararlaştırıyordu. Yeni gelenleri de sırayla karşılıyorduk; böylece kimse elinde alet tutarken bütün soruları yanıtlamak zorunda kalmıyordu. Masa daha dağınık görünüyordu ama salondaki karışıklık azalmıştı.
Her şeyi onarmak mümkün olmadı. Bir lamba için elimizde olmayan bir parça gerekiyordu; sahibi, sorunun yazılı açıklamasıyla birlikte lambayı evine götürdü. Yine de bu, lambayı kime ait olduğu bilinmeden masada bırakmaktan daha net bir sonuçtu. Eşyaları daha hızlı onarmaya başlamamıştık ama buluşmayı daha yararlı hâle getirmiştik. Değişen şey, insanların süreci daha iyi anlayabilmesiydi.
Kelimeler ve ifadeler
- in practice
- uygulamada; pratikte
- had run out of blank cards
- boş kartlarımız tükenmişti
- took turns
- sırayla yaptık; nöbetleşe yaptıkGönüllüler yeni gelenleri sırayla karşılıyordu.
- outcome
- sonuç
Okuduğunu anlama
-
Önceki düzen gönüllülerin işini neden bölüyordu?
Cevap ve açıklaması
Masaya bırakılan eşyaların kime ait olduğunu öğrenmeleri gerekiyordu.
İlk paragrafta sürekli tekrarlanan soru veriliyor: which visitor owned which object.
-
Onarımlar hızlanmasa da ne iyileşti?
Cevap ve açıklaması
İletişim: eşya sahipleri nelerin inceleneceğini ve sonraki adımın ne olacağını anlıyordu.
İkinci paragrafta açıklamalar ve birlikte alınan kararlar anlatılıyor; son paragraf bu iyileşmeyi onarım hızından ayırıyor.
Bu metinde run out of, kâğıt kartların tükenmesini; take turns ise işin sırayla yapılmasını anlatıyor. Eylemin neyle ilgili olduğunu anlamak, uygun çeviriyi seçmeye yardımcı olur.
Sözcüğü sözcüğüne çeviri neden bazen anlamı değiştirir?
Önce cümlenin neyi anlattığını belirle, ardından ifadenin uygun anlamını seç. Masa hikâyesinde make room, kutuyla ve fiziksel alanla ilgili. Mektuptaki leave room ise evi kendi istediğin gibi düzenleme özgürlüğünü anlatıyor. Türkçe çeviride sözcük sırası değişebilir veya bir benzetmenin yerine başka bir anlatım gelebilir; önemli olan, eylemi ve yazarın tutumunu korumaktır.
| Özgün ifade | Uygun çeviri | Koruduğumuz anlam |
|---|---|---|
| The table would not pass. | Masa bir türlü geçmiyordu. | Birinin isteği değil, tekrar tekrar denense de sonuç alınamaması. |
| You are welcome to use them. | Onları dilediğin gibi kullanabilirsin. | Geride bırakılan eşyaları kullanma izni. |
| We had run out of blank cards. | Boş kartlarımız tükenmişti. | Artık hiç kart kalmaması. |
| We took turns welcoming new arrivals. | Yeni gelenleri sırayla karşıladık. | Bir sorumluluğun birden fazla kişi tarafından paylaşılması. |
Fiil zamanları ve cümleler arasındaki ilişkiler nasıl kontrol edilir?
Çeviri yalnızca kelimeleri değil, zaman ilişkilerini de korumalıdır. Mektupta for six years, orada ne kadar süre yaşandığını; since my first summer here ise kutunun ne zamandan beri balkonda olduğunu belirtiyor. Atölye metninde by the time, ilk radyonun onarımının tamamlandığı anla kartların o zamana kadar çoktan tükenmiş olması arasında bağ kuruyor.
Bir zamiri kontrol etmek için yakındaki uygun nesneye dön ve anlamın uyup uymadığına bak. Mektupta use them, saksıları ve sulama kabını; atölye metninde its owner, atölyeyi değil lambayı ifade ediyor. Bu inceleme, bütün kelimeleri bilsen bile oluşabilecek yorum hatalarını fark etmene yardımcı olur.
- The box has been there for six years.
- Kutu altı yıldır orada.For, bir dönemin ne kadar sürdüğünü belirtir.
- The box has been there since my first summer here.
- Kutu bu dairede geçirdiğim ilk yazdan beri orada.Since, bir dönemin başlangıcını belirtir.
Çeviriyle okumaya nasıl devam edebilirsin?
Bir sonraki okuman için daha kolay bir seçki veya bağımsız hikâyeler seç. Çevirili kitaplar rehberi, bir sürüm seçerken nelere bakacağını açıklıyor. Luveng kütüphanesinde okurken bir kelimenin ya da cümlenin çevirisine bakabilirsin.
Bu sayfadaki çeviriler özgün metinlerle birlikte hazırlandı. Okuyucuda pratik yapmak için önce göz atabileceğin katalogdan bir eser seç; okumak için kayıt ve aktif Premium üyeliği gerekiyor. Okuyucunun kullanımı ayrı bir rehberde açıklanıyor.