Kısa İngilizce metinler

Farklı türlerde beş kısa İngilizce metin: kişisel mesaj, duyuru, günlük, değerlendirme ve görüş yazısı. Hepsini baştan sona okuyabilir, Türkçe çevirileriyle karşılaştırabilir ve sorularla anladıklarını kontrol edebilirsin. Kelime sayıları yalnızca İngilizce metni kapsıyor; başlıklar sayılmıyor. Burada kısa olması, metnin mutlaka daha kolay olduğu anlamına gelmiyor.

Okumaya başla

Kişisel mesaj: anahtarlar nerede?

A Message about the Keys

88 kelime. Kolay metin: ricalar ve günlük ayrıntılar.

Hi Dan, I am leaving for my evening class now. Your keys are in the small box beside the kitchen door. Please take the blue set, not the red one. The red keys belong to our neighbour. There is some soup in the fridge if you are hungry.

I will be home at nine. If you cannot find the box, call me before six, while I am still on the bus. After that, ask Nina upstairs. She has a spare key and knows you are coming. Thanks, Jo.

Türkçe çeviri

Merhaba Dan! Bu akşamki dersime gitmek üzere çıkıyorum. Anahtarların mutfak kapısının yanındaki küçük kutuda. Lütfen kırmızı takımı değil, mavi takımı al. Kırmızı anahtarlar komşumuza ait. Acıktıysan buzdolabında çorba var.

Saat dokuzda evde olacağım. Kutuyu bulamazsan altıdan önce, ben hâlâ otobüsteyken beni ara. O saatten sonra üst kattaki Nina'yla konuş. Onda yedek anahtar var ve geleceğini biliyor. Teşekkürler, Jo.

Kelimeler ve ifadeler

set
takım; setBurada sözcük bir anahtar takımını ifade ediyor.
spare key
yedek anahtar
upstairs
üst katta

Okuduğunu anlama

  1. Dan hangi anahtar takımını almalı?

    Cevap ve açıklaması

    Mavi olanı.

    Take the blue set ricası, komşunun kırmızı anahtar takımıyla karşıtlık kuruyor.

  2. Anahtarları bulamazsa saat altıdan sonra kiminle konuşmalı?

    Cevap ve açıklaması

    Üst kattaki Nina'yla.

    After that, saat altıdan sonraki zamanı ifade ediyor; hemen ardından Nina upstairs deniyor.

Mesajda temel bir yönlendirme ve bir alternatif var. Anahtarları nereden alacağını karıştırmamak için ikisini de bul.

Duyuru: akşam saatlerinde alet ödünç alma

Evening at the Tool Room

103 kelime. Kolay düzey: saatler, kurallar ve bir istisna.

The tool room in our building is now open on Wednesday evenings from six until eight. Residents can borrow a hammer, a small ladder or a basic set of tools. Write your name and flat number in the book before taking anything. Please return all borrowed items by seven thirty the following Wednesday.

We cannot lend power tools yet because we have no one to check them. Do not leave donations outside the door. Bring them during opening hours so that a volunteer can look at them with you. The new evening session begins this week; the Saturday morning session continues as usual.

Türkçe çeviri

Binamızın alet odası artık çarşamba günleri akşam altı ile sekiz arasında da açık. Bina sakinleri çekiç, küçük bir merdiven veya temel bir alet takımı ödünç alabilir. Bir şey almadan önce adını ve daire numaranı kayıt defterine yaz. Lütfen ödünç aldığın tüm eşyaları bir sonraki çarşamba akşamı en geç yedi buçukta geri getir.

Kontrol edecek kimsemiz olmadığı için henüz elektrikli aletleri ödünç vermiyoruz. Bağışları kapının önüne bırakma. Açık olduğumuz saatlerde getir ki bir gönüllü bunları seninle birlikte inceleyebilsin. Yeni akşam saatleri bu hafta başlıyor; cumartesi sabahı hizmeti her zamanki gibi devam ediyor.

Kelimeler ve ifadeler

borrow
ödünç almak
by seven thirty
en geç yedi buçukta
as usual
her zamanki gibi

Okuduğunu anlama

  1. Çekici bir sonraki çarşamba 19:50'de geri getirmek belirtilen süreye uyar mı?

    Cevap ve açıklaması

    Hayır. İade süresi 19:30'da bitiyor.

    Oda saat sekize kadar açık ama metin, eşyaların iadesi için ayrı bir son saat belirtiyor: by seven thirty.

  2. Cumartesi hizmeti iptal mi edildi?

    Cevap ve açıklaması

    Hayır.

    Son cümle, hizmetin as usual, yani her zamanki gibi sürdüğünü belirtiyor.

Açık olduğu saatlerle daha erken biten iade süresini ayırt et. Hangi aletlerin henüz ödünç verilmediğini de bul.

Okumaya başla

Günlük: günde bir sayfa

One Page a Day

111 kelime. Orta zorlukta: geçmiş olaylar ve kişisel bir kararın açıklaması.

I bought a sketchbook in January and promised myself to fill one page every day. For the first week, I drew carefully. Then I missed a day because I worked late. The empty page bothered me more than I expected, so I stopped opening the book altogether.

Today I used that page for a shopping list and drew a tiny picture of each item beside its name. It was not the beautiful project I had planned, but it was useful and fun. Tomorrow I may draw again, or I may not. I want the book to give me somewhere to begin, not another reason to feel that I am falling behind.

Türkçe çeviri

Ocak ayında bir çizim defteri aldım ve kendime her gün bir sayfa dolduracağıma söz verdim. İlk hafta özenle çizdim. Sonra bir gün geç saate kadar çalıştığım için çizim yapamadım. Boş sayfa beni beklediğimden fazla rahatsız etti ve defteri açmayı tamamen bıraktım.

Bugün o sayfaya bir alışveriş listesi yazdım ve her şeyin adının yanına minicik bir resmini çizdim. Planladığım o güzel proje değildi ama hem yararlı hem de eğlenceliydi. Yarın belki yine çizerim, belki de çizmem. Defterin bir başlangıç yeri olmasını istiyorum; geride kaldığımı hissetmem için bir neden daha olmasını değil.

Kelimeler ve ifadeler

sketchbook
çizim defteri
altogether
tamamen; tümüyleStopped opening altogether, kişinin defteri açmayı tamamen bıraktığı anlamına geliyor.
tiny
minicik; çok küçük

Okuduğunu anlama

  1. Anlatıcı bir gün neden çizim yapmadı?

    Cevap ve açıklaması

    Geç saate kadar çalıştığı için.

    Neden, because sözcüğünden sonra geliyor: I worked late.

  2. Her gün mutlaka çizim yapma sözünü sürdürdü mü?

    Cevap ve açıklaması

    Hayır. Ertesi gün çizim yapmayabileceğini de kabul ediyor.

    I may draw again, or I may not ifadesi, her gün çizim yapma zorunluluğu olmayacağını açıkça gösteriyor.

Anlatıcının ilk planıyla sonradan verdiği kararı karşılaştır. Hikâye boyunca çizim defteriyle kurduğu ilişki değişiyor.

Kısa değerlendirme: tek kişilik bir masa

A Table for One

107 kelime. Orta zorlukta: değerlendirme, karşılaştırma ve bir çekince içeren öneri.

I visited the new Corner Room cafe alone on a rainy afternoon. The menu was short, and my soup arrived quickly. What I liked most was the seating: several small tables faced the street, so eating alone did not feel like taking up half a table meant for a group.

The music became much louder after five, however. I had hoped to read for another hour, but I left soon after finishing my tea. I would return for a quick lunch on my own. For a quiet evening with a book, I would choose somewhere else. Friendly service does not make every place suitable for every purpose.

Türkçe çeviri

Yağmurlu bir öğleden sonra yeni açılan Corner Room kafeye tek başıma gittim. Menüde az seçenek vardı ve çorbam çabuk geldi. En çok oturma düzenini sevdim: birkaç küçük masa sokağa bakıyordu; böylece bir grup için hazırlanmış masanın yarısını işgal ediyormuşum gibi hissetmedim.

Ancak saat beşten sonra müziğin sesi çok yükseldi. Bir saat daha okumayı umuyordum ama çayımı bitirdikten kısa süre sonra ayrıldım. Tek başıma hızlı bir öğle yemeği için yine giderim. Bir kitapla sakin bir akşam geçirmek içinse başka bir yer seçerim. Güler yüzlü hizmet, bir mekânı her amaca uygun hâle getirmez.

Kelimeler ve ifadeler

on my own
tek başıma; kendi başıma
take up
yer kaplamak
however
ancak; bununla birlikte

Okuduğunu anlama

  1. Yazar özellikle hangi ayrıntıyı beğendi?

    Cevap ve açıklaması

    Sokağa bakan ve tek kişiye uygun olan küçük masaları.

    What I liked most ifadesinden sonra yazar çorbadan ya da servis hızından değil, seating, yani oturma düzeninden söz ediyor.

  2. Yazar kafeyi neden sakin bir akşam kitap okumak için önermiyor?

    Cevap ve açıklaması

    Saat beşten sonra müziğin sesi çok yükseldiği için.

    Okumaya engel olarak belirttiği tek şey bu; bu yüzden düşündüğünden erken ayrıldı.

Olumlu değerlendirme bir çekinceyle birlikte veriliyor. Yazarın burayı hangi amaçla ziyaret etmek için önerdiğini, hangi amaç için önermediğini bul.

Görüş yazısı: duyuru panosuna ihtiyacımız var mı?

Keep the Noticeboard

118 kelime. Ortanın üzerinde zorlukta: gerekçe, itiraz ve uzlaşma önerisi.

Our building manager wants to replace the entrance noticeboard with a messaging group. Digital notices would be easier to update, and residents could ask questions immediately. Those are genuine advantages. However, joining a group is a separate task, whereas everyone already passes the board on the way to the stairs.

I would keep a small board for essential dates and use the group for discussion. The board would not need to carry every comment, and the group would not become the only way to learn about repairs to the water pipes. The question is not whether paper is better than a phone. It is whether important information should depend on one channel that some residents may never check.

Türkçe çeviri

Bina yöneticimiz girişteki duyuru panosunu kaldırıp yerine bir mesajlaşma grubu kurmak istiyor. Dijital duyuruları güncellemek daha kolay olurdu ve bina sakinleri anında soru sorabilirdi. Bunlar gerçek avantajlar. Ancak gruba katılmak gerekiyor; oysa herkes merdivene giderken zaten panonun önünden geçiyor.

Ben önemli tarihler için küçük bir panoyu tutar, grubu da görüş alışverişi için kullanırdım. Panoda her yorumu göstermeye gerek kalmazdı; grup da su borusu onarımlarını öğrenmenin tek yolu olmazdı. Mesele kâğıdın telefondan daha iyi olup olmaması değil. Önemli bilgilerin, bazı bina sakinlerinin belki de hiç bakmayacağı tek bir kanala bağlı olması gerekip gerekmediği.

Kelimeler ve ifadeler

whereas
oysa; buna karşılık
essential dates
önemli tarihler
depend on
bağlı olmak

Okuduğunu anlama

  1. Yazar mesajlaşma grubundan vazgeçmeyi mi öneriyor?

    Cevap ve açıklaması

    Hayır. Grubu görüş alışverişi için kullanmayı öneriyor.

    İkinci paragrafın başında yazar, pano ile grubun işlevlerini ayırıyor: use the group for discussion.

  2. Yalnızca tek bir dijital kanal kullanmaya temel itiraz ne?

    Cevap ve açıklaması

    Bazı bina sakinleri bu kanala bakmayıp önemli bilgileri kaçırabilir.

    Son cümle riski açıklıyor: one channel that some residents may never check.

Metin uzun bir makaleden kısa ama iki görüşü karşılaştırmayı gerektiriyor. Yazarı dijital mesajlara karşıymış gibi yorumlama; iki aracı birlikte kullanmayı öneriyor.

Kısa bir metni ayrıntıları kaçırmadan okumak

Mesajda ne yapılması gerektiğini; duyuruda son tarihi ve istisnaları; değerlendirme yazısında görüşü ve gerekçesini bul. But, however ve whereas, anlam inceliklerini ve karşıtlıkları fark etmeye yardımcı olur. Metni kendi sözlerinle anlatırken bunları atlama; yoksa belirli koşullara bağlı bir öneriyi koşulsuz bir öneriye dönüştürmüş olursun.

Duyuruda until eight, odanın saat sekize kadar açık olduğunu belirtiyor; by seven thirty ise iade için son saati veriyor. Dolayısıyla yeri ve günü doğru anlamak, açık olduğu her saatte aletlerin iade edilebileceği anlamına gelmiyor.

The room is open until eight.
Oda saat sekize kadar açık.Until, bir durumun hangi ana kadar sürdüğünü belirtir.
Return the tools by seven thirty.
Aletleri en geç yedi buçukta geri getir.By, bir eylemin yapılması gereken son saati belirtir.

Bu kısa İngilizce metinlerden sonra ne okumalı?

Anahtarlarla ilgili mesaja benzer bir zorluk düzeyi için başlangıç veya A1 içeriklerini seç. Nedenler ve değerlendirmeler içeren bağlantılı metinler için B1 seçkisine bak. Bir anlatıyı takip etmek istiyorsan kısa hikâyelere geç: uzunluk ve tür, birbirinden farklı seçim ölçütleridir.

Kütüphanede çeviri ve sesli dinleme desteğiyle kitap ve hikâye okumaya devam edebilirsin. Önce kataloğa bakabilirsin; okuyucuyu açmak için kaydolman ve Premium üyeliğinin aktif olması gerekiyor.