Türkçe anlamları ve okunuşlarıyla A1 İngilizce kelimeler

Yeni başlayanlar için Türkçe anlamları, fonetik gösterimleri ve ses kayıtlarıyla 500 temel İngilizce kelime. Bildiğin ilk kelimeler bile kendini tanıtmana, basit bir soru sormana ve kendinden söz etmene yardımcı olur. Bu konuları daha rahat ve ayrıntılı anlatmak için yeni kelimeler ekle.

İngilizce kelime öğren

Türkçe anlamlarıyla A1 kelime listesi

Luveng'in ilk listesinde 500 kelime bulunur. Telaffuzu dinle ve anlamı kontrol et. "+" düğmesi kelimeyi hesabındaki çalışmalarına ekler; oturum açmadıysan giriş veya kayıt penceresini açar. Öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme vardır.

5000 kelimenin tamamında ara
  1. she [ʃiː]
    o (dişil)
  2. more [mɔːr]
    daha fazla, daha çok
  3. his [hɪz]
    onun (eril)
  4. have [hæv]
    sahip olmak, var
  5. we [wiː]
    biz
  6. what [wɒt]
    ne, hangi
  7. new [njuː]
    yeni
  8. may [meɪ]
    -ebilir, olabilir, mayıs
  9. some [sʌm]
    bazı, kimi
  10. him [hɪm]
    onu (eril)
  11. see [siː]
    görmek, görmekte, görmek için
  12. me [miː]
    beni
  13. like [laɪk]
    sevmek, hoşlanmak, gibi
  14. how [haʊ]
    nasıl, ne kadar
  15. after [ˈɑːftər]
    sonra, ardından, sonra ki
  16. people [ˈpiːpl]
    insanlar, halk
  17. many [ˈmenɪ]
    birçok,çok, kaç tane
  18. work [wɜːk]
    iş, çalışmak, emek
  19. very [ˈverɪ]
    çok, pek, oldukça
  20. life [laɪf]
    hayat, yaşam
  21. from [frɒm]
    -den, -dan, itibaren
  22. or [ɔːr]
    veya, ya da
  23. but [bʌt]
    ama, fakat
  24. they [ðeɪ]
    onlar
  25. which [wɪtʃ]
    hangi, -ki
  26. this [ðɪs]
    bu
  27. one [wʌn]
    bir, tek
  28. their [ðeər]
    onların
  29. her [hɜːr]
    onu (dişil), onun (dişil)
  30. can [kæn]
    -ebilir, yapabilmek
  31. all [ɔːl]
    tüm, hepsi, bütün
  32. you [juː]
    sen, siz
  33. if [ɪf]
    eğer, -se, şayet
  34. at [æt]
    -de, -da, -te
  35. there [ðeər]
    orada, şu, oraya
  36. when [wen]
    ne zaman, -ince, -dığı zaman
  37. will [wɪl]
    -ecek, olacak, istemek
  38. who [huː]
    kim
  39. he [hiː]
    o (eril)
  40. other [ˈʌðər]
    diğer, başka
  41. so [səʊ]
    öyle, böyle, bu yüzden
  42. do [duː]
    yapmak, etmek, gerçekleştir
  43. no [nəʊ]
    hayır, yok, olmaz
  44. these [ðiːz]
    bunlar, şunlar
  45. about [əˈbaʊt]
    hakkında, dair, konusunda
  46. its [ɪts]
    onun (nötr)
  47. my [maɪ]
    benim
  48. time [taɪm]
    zaman, süre, vakit
  49. also [ˈɔːlsəʊ]
    ayrıca, aynı zamanda, de
  50. by [baɪ]
    tarafından, ile, -e göre
  51. I [aɪ]
    ben
  52. into [ˈɪntə]
    -e doğru, içine
  53. be [biː]
    olmak
  54. than [ðæn]
    -den daha
  55. out [aʊt]
    dışarı, dışarıda
  56. them [ðem]
    onları
  57. only [ˈəʊnlɪ]
    sadece, yalnızca
  58. up [ʌp]
    yukarı, yukarıya
  59. not [nɒt]
    değil, yok
  60. such [sʌtʃ]
    böyle, bunun gibi
  61. your [jɔːr]
    senin, sizin
  62. two [tuː]
    iki
  63. on [ɒn]
    üzerinde, -de, -da
  64. with [wɪð]
    ile, -le, -la
  65. then [ðen]
    sonra, o zaman
  66. first [ˈfɜːst]
    ilk, birinci
  67. most [məʊst]
    en çok, çoğu
  68. any [ˈenɪ]
    herhangi, bazı
  69. it [ɪt]
    o (nötr)
  70. our [aʊər]
    bizim
  71. between [bɪˈtwiːn]
    arasında, arası
  72. said [sed]
    dedi, söyledi
  73. for [fɔːr]
    için
  74. as [æz]
    gibi, olarak
  75. over [ˈəʊ.vər]
    üzerinde, boyunca
  76. that [ðæt]
    şu, o
  77. should [ʃʊd]
    -meli, -malı
  78. in [ɪn]
    içinde, -de, -da
  79. because [bɪˈkɒz]
    çünkü
  80. even [ˈiːvən]
    bile, hatta
  81. through [θruː]
    içinden, boyunca, vasıtasıyla
  82. well [wel]
    iyi, kuyu, sağlıklı
  83. where [weər]
    nerede, nereye
  84. to [tə]
    -e, -a, için
  85. use [juːz]
    kullanmak, kullanma, yararlanmak
  86. those [ðəʊz]
    şunlar, onlar
  87. now [naʊ]
    şimdi, şu anda
  88. and [ænd]
    ve, ile
  89. each [iːtʃ]
    her, her biri
  90. way [weɪ]
    yol, tarz, yöntem
  91. of [ɒv]
    -ın, -in, -un
  92. made [meɪd]
    yapılmış, üretilmiş, edilmiş
  93. both [bəʊθ]
    ikisi de, her ikisi, hem
  94. just [dʒʌst]
    sadece, tam, henüz
  95. must [mʌst]
    zorunda, şart, gerekli
  96. before [bɪˈfɔːr]
    önce, öncesinde, evvel
  97. being [ˈbiːɪŋ]
    olma, varlık, bulunma
  98. world [wɜːld]
    dünya, alem, yeryüzü
  99. same [seɪm]
    aynı, benzer, eş
  100. much [mʌtʃ]
    çok, epey, fazla
  101. state [steɪt]
    durum, devlet, eyalet
  102. however [haʊˈevər]
    ancak, bununla birlikte, ne var ki
  103. make [meɪk]
    yapmak, üretmek, etmek
  104. back [bæk]
    arka, geri, sırt
  105. own [əʊn]
    kendi, sahip olmak, ait
  106. while [waɪl]
    iken, sırasında, oysa
  107. us [ʌs]
    bizi
  108. good [ɡʊd]
    iyi, güzel, yararlı
  109. under [ˈʌn.dər]
    altında, süresince, anlamak
  110. system [ˈsɪstəm]
    sistem, düzen, yöntem
  111. man [mæn]
    adam, erkek, insan
  112. know [nəʊ]
    bilmek, tanımak, öğrenmek
  113. three [θriː]
    üç
  114. part [pɑːt]
    parça, bölüm, kısım
  115. long [lɒŋ]
    uzun
  116. during [ˈdjʊərɪŋ]
    sırasında, boyunca, esnasında
  117. down [daʊn]
    aşağı, aşağıya, alt
  118. another [əˈnʌðər]
    başka, diğer, bir başka
  119. right [raɪt]
    doğru, sağ, haklı
  120. here [hɪər]
    burada
  121. different [ˈdɪfərənt]
    farklı, ayrı
  122. day [deɪ]
    gün
  123. social [ˈsəʊʃəl]
    sosyal, toplumsal
  124. number [ˈnʌmbər]
    sayı, numara
  125. case [keɪs]
    durum, vaka, dava
  126. get [ɡet]
    almak, edinmek, elde etmek
  127. without [wɪˈðaʊt]
    olmadan
  128. example [ɪɡˈzɑːmpl]
    örnek, misal
  129. high [haɪ]
    yüksek
  130. information [ˌɪnfəˈmeɪʃən]
    bilgi, enformasyon
  131. still [stɪl]
    hala, henüz, yine
  132. take [teɪk]
    almak, götürmek, çekmek
  133. might [maɪt]
    -ebilir, belki, olabilir
  134. within [wɪˈðɪn]
    içinde, dahilinde, içerisinde
  135. little [ˈlɪtl]
    küçük, az, biraz
  136. too [tuː]
    çok, fazla, aşırı
  137. found [faʊnd]
    buldu, bulundu, keşfetti
  138. great [ɡreɪt]
    harika, büyük, muhteşem
  139. figure [ˈfɪɡər]
    şekil, figür, rakam
  140. place [pleɪs]
    yer, mekân, konmak
  141. against [əˈɡenst]
    karşı, aleyhine
  142. god [ɡɒd]
    tanrı, ilah
  143. need [niːd]
    ihtiyaç, gereksinim
  144. go [ɡəʊ]
    gitmek, git
  145. year [jɪər]
    yıl, sene
  146. since [sɪns]
    beri, -den beri
  147. important [ɪmˈpɔːtənt]
    önemli, mühim
  148. data [ˈdeɪtə]
    veri, data
  149. general [ˈdʒenərəl]
    genel, umumi
  150. never [ˈnevər]
    asla, hiçbir zaman
  151. American [əˈmerɪkən]
    amerikalı, amerikan
  152. public [ˈpʌblɪk]
    kamu, halka açık, kamusal
  153. often [ˈɒfən]
    sık sık, çoğu zaman, sıkça
  154. order [ˈɔːdər]
    sipariş, düzen, emir
  155. power [paʊər]
    güç, iktidar, enerji
  156. government [ˈɡʌvənmənt]
    hükümet, yönetim
  157. university [ˌjuːnɪˈvɜːsətɪ]
    üniversite
  158. old [əʊld]
    eski, yaşlı, ihtiyar
  159. development [dɪˈveləpmənt]
    gelişim, kalkınma, gelişme
  160. process [ˈprəʊses]
    süreç, işlem, proses
  161. come [kʌm]
    gelmek, gel
  162. set [set]
    ayarlamak, koymak, belirlemek
  163. off [ɒf]
    kapamak, yola çıkmak, kalkış yapmak
  164. form [fɔːm]
    oluşturmak, biçimlendirmek, form
  165. small [smɔːl]
    küçük, ufak, az
  166. point [pɔɪnt]
    nokta, işaret, puan
  167. group [ɡruːp]
    grup, topluluk, küme
  168. given [ˈɡɪvən]
    verilmiş, belirli, verilen
  169. family [ˈfæməlɪ]
    aile, hanedan, soy
  170. law [lɔː]
    yasa, kanun, hukuk
  171. human [ˈhjuːmən]
    insan, beşer
  172. every [ˈevrɪ]
    her, her bir
  173. water [ˈwɔːtə]
    su
  174. end [end]
    son, bitiş, uç
  175. again [əˈɡen]
    yine, tekrar
  176. political [pəˈlɪtɪkəl]
    siyasi, politik
  177. second [ˈsekənd]
    ikinci
  178. chapter [ˈtʃæptər]
    bölüm, fasıl, bölümleme
  179. think [θɪŋk]
    düşünmek, sanmak
  180. left [left]
    sol, solda, ayrıldı
  181. less [les]
    daha az, -siz
  182. around [əˈraʊnd]
    etrafında, çevresinde, yaklaşık
  183. large [lɑːdʒ]
    büyük, geniş, iri
  184. war [wɔːr]
    savaş
  185. thus [ðʌs]
    böylece, dolayısıyla, bu nedenle
  186. control [kənˈtrəʊl]
    kontrol, denetim, yönetmek
  187. say [seɪ]
    söylemek, demek
  188. few [fjuː]
    az, birkaç
  189. thought [θɔːt]
    düşünce, fikir, düşünmek
  190. upon [əˈpɒn]
    üzerine, üstüne
  191. press [pres]
    basın, basmak, pres
  192. change [tʃeɪndʒ]
    değiştirmek, değiştirme, değişiklik
  193. although [ɔːlˈðəʊ]
    -e rağmen, gerçi, her ne kadar
  194. home [həʊm]
    ev, yuva, evde
  195. national [ˈnæʃənəl]
    ulusal, milli
  196. among [əˈmʌŋ]
    arasında, içinden
  197. hand [hænd]
    el, ellemek, teslim etmek
  198. school [skuːl]
    okul
  199. history [ˈhɪstərɪ]
    tarih, geçmiş
  200. research [rɪˈsɜːtʃ]
    araştırma, inceleme
  201. house [haʊs]
    ev, konut, hane
  202. always [ˈɔːlweɪz]
    her zaman, daima, sürekli
  203. find [faɪnd]
    bulmak, keşfetmek, rastlamak
  204. early [ˈɜːlɪ]
    erken, erkenden, erken saatlerde
  205. want [wɒnt]
    istemek, arzulamak, istemek istemek
  206. table [ˈteɪbl]
    masa, tablo, sofra
  207. fact [fækt]
    gerçek, olgu, hakikat
  208. later [ˈleɪtər]
    sonra, ileride, daha sonra
  209. rather [ˈrɑːðər]
    tercihen, daha doğrusu, nispeten
  210. last [lɑːst]
    son, en son, geçen
  211. why [waɪ]
    neden, niçin
  212. study [ˈstʌdɪ]
    çalışmak, incelemek, öğrenim
  213. though [ðəʊ]
    gerçi, oysa, yine de
  214. level [ˈlevəl]
    düzey, seviye, kademe
  215. something [ˈsʌmθɪŋ]
    bir şey, herhangi bir şey
  216. book [bʊk]
    kitap, rezerve etmek
  217. value [ˈvæljuː]
    değer, kıymet, değer vermek
  218. once [wʌns]
    bir kez, bir defa, eskiden
  219. possible [ˈpɒsəbl]
    mümkün, olası
  220. several [ˈsevərəl]
    birkaç, çeşitli
  221. until [ənˈtɪl]
    -e kadar, -inceye kadar, dek
  222. away [əˈweɪ]
    uzakta, uzağa, defetmek
  223. business [ˈbɪznɪs]
    iş, ticaret, işletme
  224. help [help]
    yardım, yardımcı olmak, destek
  225. name [neɪm]
    isim, ad, isim vermek
  226. body [ˈbɒdɪ]
    vücut, beden, gövde
  227. self [self]
    kendi, benlik, öz
  228. yet [jet]
    henüz, yine de, daha
  229. become [bɪˈkʌm]
    olmak, haline gelmek, dönüşmek
  230. person [ˈpɜːsən]
    kişi, insan, şahıs
  231. economic [ˌiːkəˈnɒmɪk]
    ekonomik, iktisadi
  232. four [fɔːr]
    dört
  233. present [ˈprezənt]
    mevcut, hediye, sunmak
  234. give [ɡɪv]
    vermek, sunmak
  235. times [taɪmz]
    zamanlar, kez
  236. whether [ˈweðər]
    -ip -mediği, ister
  237. best [best]
    en iyi, en iyisi
  238. look [lʊk]
    bakmak, görünmek
  239. next [nekst]
    sonraki, bir sonraki, gelecek
  240. let [let]
    izin vermek, -sın -sin
  241. problem [ˈprɒbləm]
    sorun, problem, mesele
  242. course [kɔːs]
    kurs, ders, eğitim
  243. far [fɑːr]
    uzak, epey, çok
  244. means [miːnz]
    araç, vasıta, yöntem
  245. area [ˈeərɪə]
    alan, bölge, saha
  246. child [tʃaɪld]
    çocuk, evlat
  247. himself [hɪmˈself]
    kendi (eril)
  248. society [səˈsaɪətɪ]
    toplum, cemiyet
  249. white [waɪt]
    beyaz, ak
  250. line [laɪn]
    çizgi, hat, sıra
  251. put [pʊt]
    koymak, yerleştirmek, bırakmak
  252. head [hed]
    baş, kafa, başkan
  253. court [kɔːt]
    mahkeme, dava, saray
  254. model [ˈmɒdəl]
    model, örnek, maket
  255. support [səˈpɔːt]
    destek, desteklemek, dayanışma
  256. city [ˈsɪtɪ]
    şehir, kent
  257. per [pɜːr]
    başına, her, göre
  258. better [ˈbetər]
    daha iyi, daha iyi olan
  259. side [saɪd]
    yan, taraf, kenar
  260. nature [ˈneɪtʃər]
    doğa, tabiat, yaradılış
  261. common [ˈkɒmən]
    yaygın, ortak, genel
  262. health [helθ]
    sağlık, sıhhat
  263. above [əˈbʌv]
    üstünde, yukarıda
  264. act [ækt]
    eylem, hareket etmek
  265. local [ˈləʊkəl]
    yerel, mahalli
  266. company [ˈkʌmpənɪ]
    şirket, firma
  267. young [jʌŋ]
    genç
  268. country [ˈkʌntrɪ]
    ülke, memleket
  269. known [nəʊn]
    bilinen, tanınmış, bilindik
  270. type [taɪp]
    tür, tip
  271. least [liːst]
    en az, en azından, en küçük
  272. service [ˈsɜːvɪs]
    hizmet, servis, bakım
  273. education [ˌedʒʊˈkeɪʃən]
    eğitim, öğretim, tahsil
  274. analysis [əˈnæləsɪs]
    analiz, inceleme, çözümleme
  275. love [lʌv]
    aşk, sevgi, sevmek
  276. period [ˈpɪərɪəd]
    dönem, süre, periyot
  277. language [ˈlæŋɡwɪdʒ]
    dil, lisan
  278. section [ˈsekʃən]
    bölüm, kesim, kısım
  279. view [vjuː]
    görünüm, görüş, manzara
  280. policy [ˈpɒləsɪ]
    politika, ilke, yönerge
  281. century [ˈsenʃərɪ]
    yüzyıl, asır
  282. black [blæk]
    siyah, kara
  283. international [ˌɪntəˈnæʃənəl]
    uluslararası, enternasyonal
  284. either [ˈaɪðər]
    ya, herhangi biri
  285. therefore [ˈðeəfɔːr]
    bu nedenle, dolayısıyla, o halde
  286. class [klɑːs]
    sınıf, ders, kategori
  287. individual [ɪndɪˈvɪdjʊəl]
    bireysel, birey, tekil
  288. care [keər]
    bakım, özen, ilgilenmek
  289. face [feɪs]
    yüz, surat, yüzleşmek
  290. question [ˈkwestʃən]
    soru, soru sormak
  291. light [laɪt]
    ışık, hafif, aydınlık
  292. father [ˈfɑːðər]
    baba, ata
  293. interest [ˈɪntrəst]
    ilgi, çıkar, faiz
  294. open [ˈəʊpən]
    açmak, açık
  295. mother [ˈmʌðər]
    anne
  296. experience [ɪkˈspɪərɪəns]
    deneyim, tecrübe
  297. sense [sens]
    duyu, anlam, mantık
  298. effect [ɪˈfekt]
    etki, sonuç, tesir
  299. community [kəˈmjuːnətɪ]
    topluluk, toplum, cemaat
  300. together [təˈɡeðər]
    birlikte, beraber
  301. further [ˈfɜːðər]
    daha ileri, daha fazla, ilave
  302. result [rɪˈzʌlt]
    sonuç, netice, çıktı
  303. particular [pəˈtɪkjələr]
    özel, belirli, tekil
  304. free [friː]
    ücretsiz, serbest, özgür
  305. certain [ˈsɜːtən]
    belirli, kesin, emin
  306. mind [maɪnd]
    zihin, akıl, düşünce
  307. age [eɪdʒ]
    yaş, çağ, devir
  308. management [ˈmænɪdʒmənt]
    yönetim, idare, yönetme
  309. room [ruːm]
    oda, yer, alan
  310. major [ˈmeɪdʒər]
    büyük, önemli, başlıca
  311. knowledge [ˈnɒlɪdʒ]
    bilgi, malumat
  312. itself [ɪtˈself]
    kendi (nötr)
  313. action [ˈækʃən]
    eylem, hareket, aksiyon
  314. rate [reɪt]
    oran, hız, ücret
  315. low [ləʊ]
    düşük, az
  316. real [rɪəl]
    gerçek, hakiki, reel
  317. woman [ˈwʊmən]
    kadın, hanım
  318. death [deθ]
    ölüm, vefat
  319. nothing [ˈnʌθɪŋ]
    hiçbir şey, hiçlik
  320. along [əˈlɒŋ]
    boyunca, beraber
  321. five [faɪv]
    beş
  322. role [rəʊl]
    rol, görev
  323. whole [həʊl]
    bütün, tam
  324. almost [ˈɔːlməʊst]
    neredeyse, hemen hemen
  325. land [lænd]
    toprak, arazi, kara
  326. market [ˈmɑːkɪt]
    pazar, piyasa
  327. enough [ɪˈnʌf]
    yeterli, kâfi
  328. able [ˈeɪbl]
    muktedir, yapabilir
  329. London [ˈlʌn.dən]
    londra
  330. theory [ˈθɪərɪ]
    teori, kuram
  331. full [fʊl]
    dolu, tam, bütün
  332. position [pəˈzɪʃən]
    konum, pozisyon, durum
  333. already [ɔːlˈredɪ]
    zaten, önceden, çoktan
  334. themselves [ðəmˈselvz]
    kendileri
  335. provide [prəʊˈvaɪd]
    sağlamak, temin etmek, sunmak
  336. party [ˈpɑːtɪ]
    parti, taraf, grup
  337. available [əˈveɪləbl]
    mevcut, erişilebilir, kullanıma hazır
  338. done [dʌn]
    yapılmış, tamamlanmış, bitmiş
  339. total [ˈtəʊtəl]
    toplam, tüm, genel
  340. word [wɜːd]
    kelime, sözcük
  341. true [truː]
    doğru, gerçek, hakiki
  342. show [ʃəʊ]
    göstermek, sergilemek, gösteri
  343. ever [ˈevər]
    hiç, daima, her zaman
  344. south [saʊθ]
    güney, güneye
  345. term [tɜːm]
    terim, dönem, süre
  346. specific [spəˈsɪfɪk]
    özgül, belirli, spesifik
  347. function [ˈfʌŋkʃən]
    işlev, fonksiyon, görev
  348. night [naɪt]
    gece, gece vakti
  349. field [ˈfiːld]
    alan, saha, tarla
  350. church [tʃɜːtʃ]
    kilise
  351. money [ˈmʌnɪ]
    para
  352. program [ˈprəʊɡræm]
    program, yazılım, plan
  353. various [ˈveərɪəs]
    çeşitli, muhtelif
  354. single [ˈsɪŋɡl]
    tek, yalnız, biricik
  355. especially [ɪˈspeʃəlɪ]
    özellikle, bilhassa
  356. usually [ˈjuːʒəlɪ]
    genellikle, çoğunlukla
  357. structure [ˈstrʌktʃər]
    yapı, yapılandırma, yapılaşma
  358. subject [ˈsʌbdʒɪkt]
    konu, özne, ders
  359. perhaps [pəˈhæps]
    belki, muhtemelen
  360. kind [kaɪnd]
    tür, çeşit, cins
  361. tell [tel]
    söylemek, anlatmak, bildirmek
  362. really [ˈrɪəlɪ]
    gerçekten, hakikaten, sahiden
  363. air [eər]
    hava, atmosfer
  364. short [ʃɔːt]
    kısa, az, kısaca
  365. past [pɑːst]
    geçmiş, önceki, geçmişte
  366. similar [ˈsɪmɪlər]
    benzer, benzeri, benzemek
  367. half [hɑːf]
    yarım, buçuk, yarı
  368. approach [əˈprəʊtʃ]
    yaklaşım, yaklaşmak, yöntem
  369. matter [ˈmætər]
    mesele, konu, madde
  370. percent [pəˈsent]
    yüzde, yüzde oran
  371. evidence [ˈevɪdəns]
    kanıt, delil, ispat
  372. production [prəˈdʌkʃən]
    üretim, yapım, prodüksiyon
  373. necessary [ˈnesəsərɪ]
    gerekli, zorunlu, elzem
  374. north [nɔːθ]
    kuzey, şimal
  375. thing [θɪŋ]
    şey, nesne, madde
  376. saw [sɔː]
    testere, gördü
  377. future [ˈfjuːtʃər]
    gelecek, istikbal
  378. special [ˈspeʃəl]
    özel, hususi, seçkin
  379. treatment [ˈtriːtmənt]
    tedavi, muamele, işlem
  380. clear [klɪər]
    açık, net, berrak
  381. art [ɑːt]
    sanat, zanaat
  382. practice [ˈpræktɪs]
    uygulama, pratik, tatbikat
  383. keep [kiːp]
    tutmak, saklamak, sürdürmek
  384. third [θɜːd]
    üçüncü
  385. culture [ˈkʌltʃər]
    kültür
  386. English [ˈɪŋɡlɪʃ]
    ingilizce
  387. include [ɪnˈkluːd]
    içermek, dahil etmek, kapsamak
  388. office [ˈɒfɪs]
    ofis, büro
  389. growth [ɡrəʊθ]
    büyüme, gelişme, artış
  390. required [rɪˈkwaɪəd]
    gerekli, zorunlu, mecburi
  391. personal [ˈpɜːsənəl]
    kişisel, özel
  392. heart [hɑːt]
    kalp, yürek
  393. force [fɔːs]
    güç, kuvvet
  394. whose [huːz]
    kimin, -in
  395. read [riːd]
    okumak, okumakla anlamak
  396. call [kɔːl]
    aramak, çağırmak, çağrı yapmak
  397. report [rɪˈpɔːt]
    rapor, bildirmek
  398. reason [ˈriːzən]
    sebep, neden, gerekçe
  399. mean [miːn]
    anlamına gelmek, demek, ortalama almak
  400. natural [ˈnætʃərəl]
    doğal, tabii
  401. current [ˈkʌrənt]
    mevcut, şimdiki, güncel
  402. story [ˈstɔːrɪ]
    hikâye, öykü, anlatı
  403. across [əˈkrɒs]
    karşısında, boyunca, ötesinde
  404. food [fuːd]
    yiyecek, gıda, yemek
  405. toward [tɔrd]
    -e doğru, yönünde, istikametinde
  406. relationship [rɪˈleɪʃənʃɪp]
    ilişki, bağlantı, münasebet
  407. energy [ˈenədʒɪ]
    enerji, güç, canlılık
  408. cost [kɒst]
    maliyet, masraf, bedel
  409. due [djuː]
    vadesi gelmiş, borçlu, gereken
  410. feel [fiːl]
    hissetmek, duymak, hissettir
  411. sometimes [ˈsʌmtaɪmz]
    bazen, ara sıra
  412. space [speɪs]
    uzay, boşluk, alan
  413. central [ˈsentrəl]
    merkezi, merkezî, orta
  414. method [ˈmeθəd]
    yöntem, metot
  415. idea [aɪˈdɪə]
    fikir, düşünce
  416. science [saɪəns]
    bilim
  417. design [dɪˈzaɪn]
    tasarım, dizayn
  418. trade [treɪd]
    ticaret, alım satım
  419. quite [kwaɪt]
    oldukça, epey
  420. test [test]
    test, sınav, deneme
  421. close [kləʊz]
    yakın, kapatmak, kapanmak
  422. note [nəʊt]
    not, not etmek, fark etmek
  423. main [meɪn]
    ana, temel, başlıca
  424. source [sɔːs]
    kaynak, menşe, çıkış noktası
  425. population [ˌpɒpjəˈleɪʃən]
    nüfus, popülasyon, topluluk
  426. turn [tɜːn]
    dönmek, dönüş, çevirmek
  427. needs [niːdz]
    ihtiyaçlar, gereksinimler, lüzumlar
  428. foreign [ˈfɒrɪn]
    yabancı, dış, ecnebi
  429. material [məˈtɪərɪəl]
    malzeme, materyal, gereç
  430. account [əˈkaʊnt]
    hesap, muhasebe, hesap vermek
  431. living [ˈlɪvɪŋ]
    yaşayan, canlı, oturma
  432. performance [pəˈfɔːməns]
    performans, gösteri, icra
  433. late [leɪt]
    geç, geç kalmış, son
  434. cause [kɔːz]
    sebep, neden, yol açmak
  435. likely [ˈlaɪklɪ]
    muhtemel, olası, büyük ihtimalle
  436. hard [hɑːd]
    sert, zor, sıkı
  437. plan [plæn]
    plan, tasarlamak, program
  438. sure [ʃɔːr]
    emin, kesin, elbette
  439. increase [ɪnˈkriːs]
    artış, artırmak, çoğaltmak
  440. activity [ækˈtɪvətɪ]
    faaliyet, etkinlik, aktivite
  441. project [ˈprɒdʒekt]
    proje, tasarı
  442. west [west]
    batı
  443. risk [rɪsk]
    risk, tehlike
  444. play [pleɪ]
    oynamak, oyun, çalmak
  445. return [rɪˈtɜːn]
    geri dönmek, iade etmek, dönüş
  446. journal [ˈdʒɜːnəl]
    dergi, günlük
  447. property [ˈprɒpətɪ]
    mülk, özellik, gayrimenkul
  448. physical [ˈfɪzɪkəl]
    fiziksel, bedensel
  449. private [ˈpraɪvɪt]
    özel, mahrem, şahsi
  450. British [ˈbrɪtɪʃ]
    ingiliz, britanyalı
  451. text [tekst]
    metin, yazı, metin mesajı
  452. wanted [ˈwɒntɪd]
    aranan, istenen, arzulanan
  453. believe [bɪˈliːv]
    inanmak, itikat etmek, güvenmek
  454. king [kɪŋ]
    kral, hükümdar
  455. paper [ˈpeɪpər]
    kağıt, belge, makale
  456. America [əˈmer.ɪ.kə]
    amerika, amerika birleşik devletleri
  457. size [saɪz]
    boyut, ölçü, beden
  458. lower [ˈləʊər]
    daha düşük, alt, azaltmak
  459. blood [blʌd]
    kan
  460. response [rɪˈspɒns]
    yanıt, cevap, tepki
  461. anything [ˈenɪθɪŋ]
    herhangi bir şey, her şey
  462. cultural [ˈkʌltʃərəl]
    kültürel
  463. probably [ˈprɒbəblɪ]
    muhtemelen, büyük olasılıkla
  464. quality [ˈkwɒlətɪ]
    kalite, nitelik
  465. today [təˈdeɪ]
    bugün
  466. range [reɪndʒ]
    aralık, yelpaze, menzil
  467. finally [ˈfaɪnəlɪ]
    sonunda, nihayet
  468. movement [ˈmuːvmənt]
    hareket, akım
  469. behind [bɪˈhaɪnd]
    arkasında, gerisinde
  470. outside [ˌaʊtˈsaɪd]
    dışarıda, dışında
  471. difficult [ˈdɪfɪkəlt]
    zor, güç, çetin
  472. surface [ˈsɜːfɪs]
    yüzey, satıh
  473. strong [strɒŋ]
    güçlü, sağlam, kuvvetli
  474. building [ˈbɪldɪŋ]
    bina, yapı
  475. situation [sɪtjʊˈeɪʃn]
    durum, vaziyet, hal
  476. significant [sɪɡˈnɪfɪkənt]
    önemli, kayda değer, anlamlı
  477. understand [ˌʌndəˈstænd]
    anlamak, kavramak
  478. writing [ˈraɪtɪŋ]
    yazı, yazma, yazılı metin
  479. soon [suːn]
    yakında, kısa süre içinde, az sonra
  480. moment [ˈməʊmənt]
    an, anlık, dakika
  481. decision [dɪˈsɪʒən]
    karar
  482. modern [ˈmɒdən]
    modern, çağdaş
  483. simply [ˈsɪmplɪ]
    basitçe, sadece, kısaca
  484. six [sɪks]
    altı
  485. instead [ɪnˈsted]
    yerine
  486. door [dɔːr]
    kapı
  487. president [ˈprezɪdənt]
    cumhurbaşkanı, başkan
  488. review [rɪˈvjuː]
    inceleme, gözden geçirme, değerlendirme
  489. near [nɪər]
    yakın, civarında
  490. patient [ˈpeɪʃənt]
    hasta, sabırlı
  491. amount [əˈmaʊnt]
    miktar, tutar, meblağ
  492. top [tɒp]
    üst, tepe, zirve
  493. job [dʒɒb]
    iş, meslek, görev
  494. indeed [ɪnˈdiːd]
    gerçekten, hakikaten, doğrusu
  495. center [ˈsentər]
    merkez, orta, merkez nokta
  496. rule [ruːl]
    kural, hüküm, yönetmek
  497. key [kiː]
    anahtar, kilit, kilitli
  498. attention [əˈtenʃən]
    dikkat, ilgi, özen
  499. front [frʌnt]
    ön, cephe, ön taraf
  500. organization [ˌɔːɡənaɪˈzeɪʃən]
    örgüt, organizasyon, teşkilat

Yeni başlayanlar için temel İngilizce kelimeler

Başlangıç kelimeleri somut işler için kullanılır: adını söylemek, neleri sevdiğini anlatmak, su istemek ve saati sormak. Zamirler, temel fiiller, sayılar ve aile, yiyecek, ev konularındaki kelimeler bu amaçla yararlıdır. Bildiğin kelimeleri şimdiden kısa cümlelerde birleştirebilirsin.

Örneğin I like music, "Müziği seviyorum" demektir. Aynı cümlede music yerine coffee veya football kullanabilirsin. Birkaç kelimeyle farklı ilgi alanlarından söz edebilirsin; yeni kelimeler yanıtlarını çeşitlendirir.

CEFR'de A1, günlük iletişimin başlangıç becerilerini tanımlar: kendinden söz etmek, basit sorular sormak ve açık, yavaş konuşan birinin yardımıyla yanıt vermek. Luveng'in bu listesi, bu becerileri çalışmak için kelime dağarcığını genişletmene yardımcı olur.

Listedeki kelimelerle basit cümleler

she: başka birinden söz etmek

She is my sister.

O benim kız kardeşim.

new: bir nesneyi betimlemek

This is my new phone.

Bu benim yeni telefonum.

work: kendinden söz etmek

I work at home.

Evde çalışıyorum.

more: biraz daha istemek

Can I have some more water, please?

Biraz daha su alabilir miyim, lütfen?

A1 kelimeleri çalışmaya nasıl başlanır?

  1. Bilmediğin kelimeleri seç Listeye bak ve anlamını rahatça hatırladığın kelimeleri geç. Kendinden söz etmene veya basit bir isteği anlamana yardımcı olanlarla başla. Bildiğin kelimeler, yeni cümleler için sana zaten destek olur.
  2. Telaffuzu dinle Ses kaydını aç, kelimeyi tekrar et ve fonetik gösterimine bak. İngilizce yazım her zaman sesi belli etmez; bu yüzden ikisini birlikte öğrenmek yararlıdır.
  3. Kelimeyi kısa bir cümlede kullan Anlamı basit bir örnekle birlikte öğren: a new phone, "yeni bir telefon"; work at home, "evde çalışmak" demektir. Sonra bir kelimeyi değiştirip kendi örneğini oluştur.
  4. Neleri hatırladığını kontrol et Kelime çalışmasında önce bildiğin ve öğrenmek istediğin kelimeleri işaretle. Sistem, seçtiklerin ve tekrar kelimeleriyle kısa bir ders oluşturur. Alıştırmalar anlam, ses ve yazım üzerinde çalışmanı sağlar; ilerlemen hesabına kaydedilir.
Kelime alıştırmaları nasıl işler: alıştırmalar ve çalışma sırası

Fonetik gösterim nasıl kullanılır?

Fonetik gösterim kelimenin nasıl telaffuz edildiğini gösterir. Örneğin she, [ʃiː] olarak verilir: [ʃ], Türkçedeki ş sesine benzer biçimde she kelimesinin başlangıç sesini temsil eder; [ː] ünlünün uzun olduğunu belirtir. Birden fazla heceli kelimelerde [ˈ] işareti vurgulu heceden önce gelir.

Başlamadan önce bütün simgeleri ezberlemen gerekmez. Bildiğin kelimeleri dinle, fonetik gösterimlerini kontrol et ve yeni işaretleri yavaş yavaş öğren. Böylece bu gösterim, ayrı ve zor bir görev yerine anlayabileceğin bir ipucuna dönüşür.

İngilizce sesler ve fonetik gösterim

Luveng'deki 500 A1 kelime ne anlama gelir?

500, ilk listedeki kelime sayısıdır; iletişim kurmaya başlamak için zorunlu bir sayı değildir. Luveng'in 5.000 kelimelik kataloğunda art arda gelen dört aşama vardır: A1, A2, B1 ve B2. Bu, dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini tanımlayan CEFR'nin resmî kelime listesi değil, uygulama içi bir düzenlemedir.

İlk listedeki kelimelerin çoğunu zaten biliyorsan A2'ye geç ve oradan yeni kelimeler seç. İhtiyacın oldukça belirli kelimelere dönebilirsin. Öğrendiklerin temelini oluşturmaya devam eder; baştan başlaman gerekmez.

A2 İngilizce kelimeler

Sık sorulan sorular

İngilizceyi çok az biliyorsam bu listeyle başlayabilir miyim?

Evet. Kendin, ailen ve günlük hayatın hakkında basit cümleler kurmaya yarayan kelimelerle başla. Türkçe anlamlar ve ses kayıtları, anlamı ve telaffuzu kavramana yardımcı olur. Listenin küçük bir bölümü bile kısa soru ve yanıtlar için işine yarayabilir.

Kelimeleri tam olarak sırayla mı çalışmalıyım?

Listeyi takip edip bildiğin kelimeleri geçebilirsin. Bir cümle için başka bir kelime gerekiyorsa rehberin tamamında ara ve çalışmalarına ekle. Sıralama, hedeflerini sınırlamadan bir başlangıç noktası sunar.

A1'den A2'ye ne zaman geçmeliyim?

A1 kelimelerinin çoğunu bildiğinde A2'yi aç ve daha ayrıntılı yanıtlar ile kısa metinlerde işine yarayacak kelimeler ara. İlk listedeki her kelimeyi ezberleyene kadar yenilerini ertelemen gerekmez.

Listeyi abonelik olmadan kullanabilir miyim?

Listeye, anlamlara ve mevcut ses kayıtlarına bakmak ücretsizdir; kayıt gerekmez. Kelimeleri çalışmalarına eklemek ve ilerlemeni kaydetmek için hesap gerekir. Kayıt sonrasında öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme sunulur. Süresiz olarak her gün ücretsiz bir ders verilmez.