Türkçe anlamları ve okunuşlarıyla B1 İngilizce kelimeler

B1 listesinde Türkçe anlamları, fonetik gösterimleri ve ses kayıtlarıyla 1.500 kelime. Deneyimlerini anlatmak, görüşlerini açıklamak, okumak ve seyahatlerinde konuşmak için kelime dağarcığını genişlet. Bildiğin kelimeler konuşmayı sürdürmene, yenileri ise daha kesin ve ayrıntılı yanıtlar vermene yardımcı olur.

İngilizce kelime öğren

Türkçe anlamlarıyla B1 kelime listesi

Luveng'in üçüncü listesinde 1.500 kelime bulunur. Anlamı kontrol et ve telaffuzu dinle. "+" düğmesi kelimeyi hesabındaki çalışmalarına ekler; oturum açmadıysan giriş veya kayıt penceresini açar. Öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme vardır.

5000 kelimenin tamamında ara
  1. assembly [əˈsemblɪ]
    meclis, montaj, toplanma
  2. chain [tʃeɪn]
    zincir, silsile
  3. advice [ədˈvaɪs]
    tavsiye, öğüt
  4. functional [ˈfʌŋkʃənəl]
    işlevsel, fonksiyonel
  5. ahead [əˈhed]
    ileride, önde, ilerisi
  6. pleasure [ˈpleʒər]
    zevk, memnuniyet, haz
  7. dear [dɪər]
    sevgili, değerli, pahalı
  8. unable [ʌnˈeɪbl]
    yapamayan, aciz
  9. coast [kəʊst]
    sahil, kıyı
  10. percentage [pəˈsentɪdʒ]
    yüzde, oran
  11. smile [smaɪl]
    gülümseme, tebessüm
  12. depth [depθ]
    derinlik, dip
  13. huge [hjuːdʒ]
    kocaman, devasa, muazzam
  14. housing [ˈhaʊzɪŋ]
    konut, barınma, konut piyasası
  15. logic [ˈlɒdʒɪk]
    mantık
  16. empire [ˈempaɪər]
    imparatorluk
  17. plate [pleɪt]
    tabak, plaka
  18. clean [kliːn]
    temiz, arındırmak, temizlemek
  19. unlike [ʌnˈlaɪk]
    aksine, farklı olarak
  20. sale [seɪl]
    satış, indirim
  21. item [ˈaɪtəm]
    madde, öğe, eşya
  22. editor [ˈedɪtər]
    editör, düzeltmen, derleyici
  23. injury [ˈɪndʒərɪ]
    yaralanma, sakatlık, incinme
  24. circle [ˈsɜːkl]
    daire, çember, halka
  25. wealth [welθ]
    zenginlik, servet, varlık
  26. print [prɪnt]
    yazdırmak, basmak, baskı
  27. count [kaʊnt]
    saymak, sayı, sayım
  28. probability [ˌprɒbəˈbɪlətɪ]
    olasılık, ihtimal, olasılık hesabı
  29. exposure [ɪkˈspəʊʒər]
    maruziyet, açığa çıkma, pozlama
  30. scheme [skiːm]
    plan, düzen, şema
  31. substantial [səbˈstænʃəl]
    önemli, kayda değer, esaslı
  32. rapid [ˈræpɪd]
    hızlı, çabuk, seri
  33. depression [dɪˈpreʃən]
    depresyon, bunalım, çöküntü
  34. remove [rɪˈmuːv]
    kaldırmak, çıkarmak, gidermek
  35. Russia [ˈrʌʃ.ə]
    rusya
  36. payment [ˈpeɪmənt]
    ödeme, ödemek, tahsilat
  37. efficiency [ɪˈfɪʃənsɪ]
    verimlilik, etkinlik, randıman
  38. beauty [ˈbjuːtɪ]
    güzellik, alımlılık, estetik
  39. provisions [prəˈvɪʒənz]
    hükümler, erzak, tedarikler
  40. colonial [kəˈləʊnɪəl]
    sömürgecilik ile ilgili, koloniyal, sömürgeci
  41. season [ˈsiːzən]
    mevsim, sezon
  42. obviously [ˈɒbvɪəslɪ]
    açıkça, belli ki, elbette
  43. train [treɪn]
    tren, eğitmek, antrenman yapmak
  44. identification [aɪˌdentɪfɪˈkeɪʃən]
    kimlik tespiti, tanımlama, teşhis
  45. lose [luːz]
    kaybetmek, yitirmek, yenilmek
  46. capable [ˈkeɪpəbl]
    yetenekli, yapabilir, muktedir
  47. host [həʊst]
    ev sahibi, sunucu, konakçı
  48. absolute [ˈæbsəluːt]
    mutlak, kesin, tam
  49. reflect [rɪˈflekt]
    yansıtmak, yansımak, düşünmek
  50. excellent [ˈeksələnt]
    mükemmel, harika, kusursuz
  51. commonly [ˈkɒmənlɪ]
    genellikle, yaygın olarak, çoğunlukla
  52. purchase [ˈpɜːtʃəs]
    satın almak, satın alma, alış
  53. sum [sʌm]
    toplam, meblağ, miktar
  54. proceedings [prəˈsiːdɪŋz]
    yargılama, dava süreci, toplantı tutanakları
  55. distinct [dɪˈstɪŋkt]
    farklı, belirgin, ayrı
  56. dynamic [daɪˈnæmɪk]
    dinamik, hareketli, canlı
  57. era [ˈɪərə]
    dönem, çağ, devir
  58. intervention [ˌɪntəˈvenʃən]
    müdahale, girişim, araya girme
  59. partner [ˈpɑːtnər]
    ortak, eş, partner
  60. budget [ˈbʌdʒɪt]
    bütçe, mali plan
  61. consumption [kənˈsʌmpʃən]
    tüketim, sarfiyat
  62. contribution [ˌkɒntrɪˈbjuːʃən]
    katkı, bağış, katkı payı
  63. thin [θɪn]
    ince, zayıf, cılız
  64. owner [əʊnər]
    sahip, malik
  65. prove [pruːv]
    kanıtlamak, ispatlamak
  66. lie [laɪ]
    yalan söylemek, yalan
  67. characteristic [ˌkærəktəˈrɪstɪk]
    özellik, nitelik
  68. silence [ˈsaɪləns]
    sessizlik, sükunet
  69. decide [dɪˈsaɪd]
    karar vermek, kararlaştırmak
  70. ball [bɔːl]
    top, balo
  71. load [ləʊd]
    yük, yüklemek, yükleme
  72. distinction [dɪˈstɪŋkʃən]
    ayrım, fark, ayrıcalık
  73. consumer [kənˈsjuːmər]
    tüketici, kullanıcı, müşteri
  74. temple [ˈtempl]
    tapınak, şakak
  75. zone [zəʊn]
    bölge, alan, kuşak
  76. strategic [strəˈtiːdʒɪk]
    stratejik, stratejiyle ilgili
  77. troops [truːps]
    askerler, birlikler
  78. heaven [ˈhevən]
    cennet, gökyüzü
  79. dinner [ˈdɪnər]
    akşam yemeği, yemek
  80. commitment [kəˈmɪtmənt]
    taahhüt, bağlılık, adanmışlık
  81. linear [ˈlɪn.ɪ.ər]
    doğrusal, lineer
  82. administrative [ədˈmɪnɪstrətɪv]
    idari, yönetsel
  83. improvement [ɪmˈpruːvmənt]
    iyileştirme, gelişme
  84. household [ˈhaʊshəʊld]
    hane, ev halkı
  85. fat [fæt]
    yağ, şişman
  86. investigation [ɪnˌvestɪˈɡeɪʃən]
    soruşturma, araştırma, inceleme
  87. danger [ˈdeɪndʒər]
    tehlike, risk
  88. zero [ˈzɪərəʊ]
    sıfır
  89. institution [ˌɪnstɪˈtjuːʃən]
    kurum, enstitü
  90. maintenance [ˈmeɪntənəns]
    bakım, muhafaza, sürdürüme
  91. equivalent [ɪˈkwɪvələnt]
    eşdeğer, muadil, denk
  92. drop [drɒp]
    düşürmek, bırakmak, damla
  93. steel [stiːl]
    çelik
  94. furthermore [ˌfɜːðəˈmɔːr]
    üstelik, ayrıca, dahası
  95. neck [nek]
    boyun, gerdan
  96. quick [kwɪk]
    hızlı, çabuk, seri
  97. advance [ədˈvɑːns]
    ilerlemek, ilerleme, avans
  98. sell [sel]
    satmak, satışa çıkarmak
  99. root [ruːt]
    kök, kaynak, temel
  100. empty [ˈemptɪ]
    boş, boşaltmak
  101. truly [ˈtruːlɪ]
    gerçekten, hakikaten
  102. imagine [ɪˈmædʒɪn]
    hayal etmek, tasavvur etmek
  103. extensive [ɪkˈstensɪv]
    geniş kapsamlı, kapsamlı, yaygın
  104. yellow [ˈjeləʊ]
    sarı
  105. queen [kwiːn]
    kraliçe
  106. ministry [ˈmɪnɪstrɪ]
    bakanlık, nazırlık
  107. noise [nɔɪz]
    gürültü, patırtı
  108. diagnosis [ˌdaɪəɡˈnəʊsɪs]
    tanı, teşhis
  109. spend [spend]
    harcamak, vakit geçirmek
  110. provision [prəˈvɪʒən]
    tedarik, karşılık, hüküm
  111. card [kɑːd]
    kart, kartvizit, kredi kartı
  112. threat [θret]
    tehdit, gözdağı
  113. bridge [brɪdʒ]
    köprü
  114. weak [wiːk]
    zayıf, güçsüz
  115. outcome [ˈaʊtkʌm]
    sonuç, netice
  116. join [dʒɔɪn]
    katılmak, birleşmek, birleştirmek
  117. expansion [ɪkˈspænʃən]
    genişleme, büyüme, yayılma
  118. biological [ˌbaɪəˈlɒdʒɪkəl]
    biyolojik
  119. strongly [ˈstrɒŋlɪ]
    şiddetle, güçlü bir şekilde, kuvvetle
  120. worse [wɜːs]
    daha kötü
  121. legislation [ˌledʒɪˈsleɪʃən]
    mevzuat, yasama, kanunlar
  122. currently [ˈkɜr·ənt·lɪ]
    şu anda, halen, günümüzde
  123. frank [fræŋk]
    dürüst, açık sözlü, samimi
  124. waste [weɪst]
    atık, israf, boşa harcamak
  125. dance [dɑːns]
    dans, dans etmek
  126. narrow [ˈnærəʊ]
    dar, daraltmak
  127. mostly [məʊstlɪ]
    çoğunlukla, genellikle, büyük ölçüde
  128. experiment [ɪkˈsperɪmənt]
    deney, deney yapmak, denemek
  129. oral [ˈɔːrəl]
    sözlü, ağızla ilgili, şifahi
  130. measurement [ˈmeʒəmənt]
    ölçüm, ölçme
  131. liberal [ˈlɪbərəl]
    liberal, özgürlükçü
  132. determination [dɪˌtɜːmɪˈneɪʃən]
    kararlılık, azim
  133. copyright [ˈkɒpɪraɪt]
    telif hakkı
  134. fellow [ˈfeləʊ]
    arkadaş, meslektaş, hemcins
  135. ad [æd]
    reklam, ilan
  136. criticism [ˈkrɪtɪsɪzəm]
    eleştiri, tenkit
  137. transformation [ˌtræns.fəˈmeɪ.ʃən]
    dönüşüm, değişim
  138. minor [ˈmaɪnər]
    küçük, önemsiz, reşit olmayan
  139. silver [ˈsɪlvər]
    gümüş
  140. collective [kəˈlektɪv]
    kolektif, toplu
  141. unknown [ʌnˈnəʊn]
    bilinmeyen, meçhul, tanınmayan
  142. observation [ˌɒbzəˈveɪʃən]
    gözlem, inceleme, müşahede
  143. ring [rɪŋ]
    yüzük, halka, çalmak
  144. architecture [ˈɑːkɪtektʃər]
    mimarlık, mimari
  145. visible [ˈvɪzəbl]
    görünür, görünmekte, gözle görülür
  146. matrix [ˈmeɪ.trɪks]
    matris, doku, ana yapı
  147. till [tɪl]
    -e kadar, dek, işlemek
  148. continuous [kənˈtɪnjʊəs]
    sürekli, kesintisiz, devamlı
  149. economics [ˌiːkəˈnɒmɪks]
    ekonomi, iktisat
  150. height [haɪt]
    yükseklik, boy, irtifa
  151. bible [ˈbaɪbl]
    incil, kutsal kitap
  152. classical [ˈklæsɪkəl]
    klasik, klasikleşmiş
  153. seat [siːt]
    koltuk, oturak, yer
  154. normally [ˈnɔːməlɪ]
    normalde, genellikle
  155. sky [skaɪ]
    gökyüzü, sema
  156. besides [bɪˈsaɪdz]
    ayrıca, bunun dışında
  157. motor [ˈməʊtər]
    motor
  158. acting [ˈæktɪŋ]
    oyunculuk, rol yapma
  159. video [ˈvɪdɪəʊ]
    video, görüntü
  160. cast [kɑːst]
    oyuncu kadrosu, döküm, alçı
  161. flat [flæt]
    düz, yassı, daire
  162. infection [ɪnˈfekʃən]
    enfeksiyon, iltihap
  163. lee [liː]
    rüzgaraltı
  164. permanent [ˈpɜːmənənt]
    kalıcı, sürekli, daimi
  165. telephone [ˈtelɪfəʊn]
    telefon
  166. settlement [ˈsetlmənt]
    yerleşim, uzlaşma, anlaşma
  167. port [pɔːt]
    liman, bağlantı noktası
  168. interface [ˈɪntəfeɪs]
    arayüz, arayüzey
  169. Australia [ɒsˈtreɪ.lɪ.ə]
    avustralya
  170. escape [ɪˈskeɪp]
    kaçış, kaçmak, kurtulmak
  171. governor [ˈɡʌvənər]
    vali, yönetici, kaymakam
  172. breath [breθ]
    nefes, soluk
  173. drink [drɪŋk]
    içmek, içki, içecek
  174. tone [təʊn]
    ton, ses tonu, üslup
  175. listen [ˈlɪsən]
    dinlemek, kulak vermek
  176. track [træk]
    iz, takip etmek, pist
  177. circuit [ˈsɜːkɪt]
    devre, çevrim, çevre yolu
  178. careful [ˈkeəfəl]
    dikkatli, özenli, tedbirli
  179. quiet [kwaɪət]
    sessiz, sakin, suskun
  180. agriculture [ˈæɡrɪkʌltʃər]
    tarım, ziraat
  181. pair [peər]
    çift, ikili, eş
  182. effectively [ɪˈfektɪvlɪ]
    etkili bir şekilde, fiilen, verimli bir şekilde
  183. fluid [ˈfluːɪd]
    sıvı, akışkan, değişken
  184. dominant [ˈdɒmɪnənt]
    baskın, egemen, dominant
  185. dangerous [ˈdeɪndʒərəs]
    tehlikeli, riskli, sakıncalı
  186. statistics [stəˈtɪstɪks]
    istatistik, istatistikler, sayısal veriler
  187. clothes [kləʊðz]
    giysiler, kıyafetler, elbiseler
  188. kill [kɪl]
    öldürmek, katletmek, öldürtmek
  189. prayer [preər]
    dua, namaz, yakarış
  190. fifty [ˈfɪftɪ]
    elli
  191. storage [ˈstɔːrɪdʒ]
    depolama, saklama, depo
  192. scope [skəʊp]
    kapsam, alan, dürbün
  193. genetic [dʒəˈnetɪk]
    genetik, kalıtsal
  194. Italy [ˈɪt.əl.ɪ]
    italya
  195. kitchen [ˈkɪtʃɪn]
    mutfak
  196. extreme [ɪkˈstriːm]
    aşırı, uç, ekstrem
  197. random [ˈrændəm]
    rastgele, tesadüfi, random
  198. curve [kɜːv]
    eğri, kavis, büküm
  199. translation [trænzˈleɪʃən]
    çeviri, tercüme
  200. raise [reɪz]
    yükseltmek, artırmak, kaldırmak
  201. extension [ɪkˈstenʃən]
    uzantı, genişleme, ek
  202. grace [ɡreɪs]
    zarafet, lütuf, merhamet
  203. radical [ˈrædɪkəl]
    radikal, köklü, kök
  204. superior [suːˈpɪərɪər]
    üstün, amir, üst
  205. ultimately [ˈʌltɪmətlɪ]
    nihayetinde, sonunda, eninde sonunda
  206. concrete [ˈkɒŋkriːt]
    somut, beton, kesin
  207. button [ˈbʌtən]
    düğme, buton, ilik
  208. preparation [ˌprepərˈeɪʃən]
    hazırlık, hazırlama, ön hazırlık
  209. boat [bəʊt]
    tekne, kayık, bot
  210. route [ruːt]
    güzergah, rota, yol
  211. perception [pəˈsepʃən]
    algı, algılama, idrak
  212. variation [ˌveərɪˈeɪʃən]
    değişim, varyasyon, çeşitlilik
  213. salt [sɔːlt]
    tuz
  214. promise [ˈprɒmɪs]
    söz, vaat, taahhüt
  215. Irish [ˈaɪərɪʃ]
    irlandalı, irlanda
  216. publishing [ˈpʌblɪʃɪŋ]
    yayıncılık, yayımlama, yayınlama
  217. involvement [ɪnˈvɒlvmənt]
    katılım, dahil olma, angajman
  218. substance [ˈsʌbstəns]
    madde, öz, cevher
  219. calling [ˈkɔːlɪŋ]
    çağrı, arama, meslek
  220. stable [ˈsteɪbl]
    istikrarlı, stabil, sağlam
  221. doctrine [ˈdɒktrɪn]
    doktrin, öğreti
  222. prime [praɪm]
    asıl, başlıca, birinci
  223. sensitive [ˈsensɪtɪv]
    hassas, duyarlı
  224. afternoon [ˌɑːftəˈnuːn]
    öğleden sonra, ikindi
  225. awareness [əˈweənəs]
    farkındalık, bilinç
  226. examine [ɪɡˈzæmɪn]
    incelemek, muayene etmek, gözden geçirmek
  227. afraid [əˈfreɪd]
    korkmuş, çekingen
  228. forty [ˈfɔːtɪ]
    kırk
  229. Italian [ɪˈtæl.jən]
    italyan
  230. coffee [ˈkɒfɪ]
    kahve
  231. wonder [ˈwʌndər]
    harika, merak, hayret
  232. regime [reɪˈʒiːm]
    rejim, yönetim
  233. Asian [ˈeɪʒən]
    asyalı
  234. enjoy [ɪnˈdʒɔɪ]
    zevk almak, keyif almak, tadını çıkarmak
  235. instruction [ɪnˈstrʌkʃən]
    talimat, yönerge, öğretim
  236. branch [brɑːnʃ]
    dal, şube, branş
  237. thanks [θæŋks]
    teşekkürler, sağ ol
  238. angle [ˈæŋɡl]
    açı
  239. grown [ɡrəʊn]
    büyümüş, yetişkin, olgun
  240. ought [ɔːt]
    -meli, -malı
  241. establishment [ɪˈstæblɪʃmənt]
    kuruluş, müessese, tesis
  242. spot [spɒt]
    nokta, yer, leke
  243. proportion [prəˈpɔːʃən]
    oran, nispet, pay
  244. adequate [ˈædɪkwət]
    yeterli, uygun, kafi
  245. laboratory [ləˈbɒrətərɪ]
    laboratuvar
  246. trip [trɪp]
    gezi, seyahat, yolculuk
  247. delivery [dɪˈlɪvərɪ]
    teslimat, dağıtım, doğum
  248. nursing [ˈnɜːsɪŋ]
    hemşirelik, bakım
  249. decline [dɪˈklaɪn]
    düşüş, gerileme, reddetme
  250. border [ˈbɔːdər]
    sınır, hudut, kenar
  251. twelve [twelv]
    on iki
  252. representative [ˌreprɪˈzentətɪv]
    temsilci, vekil, temsilî
  253. disorder [dɪˈsɔːdər]
    düzensizlik, bozukluk, rahatsızlık
  254. session [ˈseʃən]
    oturum, seans, toplantı
  255. rare [reər]
    nadir, seyrek
  256. twice [twaɪs]
    iki kez
  257. conventional [kənˈvenʃənəl]
    geleneksel, alışılagelmiş, konvansiyonel
  258. personnel [ˌpɜːsənˈel]
    personel, çalışanlar
  259. nice [naɪs]
    hoş, güzel, iyi
  260. liquid [ˈlɪkwɪd]
    sıvı, akışkan
  261. mere [mɪər]
    sırf, yalnızca, basit
  262. territory [ˈterɪtərɪ]
    toprak, bölge, mıntıka
  263. syndrome [ˈsɪndrəʊm]
    sendrom
  264. bright [braɪt]
    parlak, aydınlık, zeki
  265. wine [waɪn]
    şarap
  266. cup [kʌp]
    kupa, fincan, bardak
  267. journey [ˈdʒɜːnɪ]
    yolculuk, seyahat, gezi
  268. creative [krɪˈeɪtɪv]
    yaratıcı, yaratıcı nitelikte
  269. efficient [ɪˈfɪʃənt]
    verimli, etkili, randımanlı
  270. string [strɪŋ]
    ip, sicim, dize
  271. respond [rɪˈspɒnd]
    yanıt vermek, cevaplamak, karşılık vermek
  272. thick [θɪk]
    kalın, yoğun, gür
  273. bay [beɪ]
    koy, körfez, defne
  274. prince [prɪns]
    prens
  275. surgery [ˈsɜːdʒərɪ]
    ameliyat, cerrahi
  276. proof [pruːf]
    kanıt, ispat, delil
  277. row [rəʊ]
    sıra, kürek çekmek, tartışmak
  278. stability [stəˈbɪlətɪ]
    istikrar, kararlılık, stabilite
  279. binding [ˈbaɪndɪŋ]
    bağlayıcılık, ciltleme, bağlama
  280. shoulder [ˈʃəʊldər]
    omuz
  281. properly [ˈprɒpəlɪ]
    düzgünce, doğru şekilde, gereğince
  282. secure [sɪˈkjʊər]
    güvenli, emniyetli, sağlam
  283. alcohol [ˈælkəhɒl]
    alkol, içki
  284. exception [ɪkˈsepʃən]
    istisna, ayrıcalık
  285. opposed [əˈpəʊzd]
    karşı, muhalif, karşıt
  286. treaty [ˈtriːti]
    antlaşma, anlaşma, sözleşme
  287. senior [ˈsiːniər]
    kıdemli, yaşça büyük, üst düzey
  288. milk [mɪlk]
    süt
  289. anxiety [æŋˈzaɪətɪ]
    kaygı, endişe, anksiyete
  290. sometime [ˈsʌmtaɪm]
    bir ara, bir zaman, bir gün
  291. gift [ɡɪft]
    hediye, armağan
  292. elsewhere [ˌelsˈweər]
    başka yerde, başka bir yerde
  293. recovery [rɪˈkʌvərɪ]
    iyileşme, toparlanma
  294. Canadian [kəˈneɪdɪən]
    kanadalı
  295. contrary [ˈkɒntrərɪ]
    zıt, karşıt
  296. essentially [ɪˈsenʃəlɪ]
    esas olarak, temelde
  297. childhood [ˈtʃaɪldhʊd]
    çocukluk
  298. survival [səˈvaɪvəl]
    hayatta kalma, yaşam mücadelesi
  299. fashion [ˈfæʃən]
    moda
  300. cooperation [kəʊˌɒpəˈreɪʃən]
    işbirliği, dayanışma
  301. evident [ˈevɪdənt]
    açık, belli, bariz
  302. versus [ˈvɜːsəs]
    karşı, kıyasla
  303. teach [tiːtʃ]
    öğretmek, ders vermek, eğitmek
  304. gray [ɡreɪ]
    gri, boz
  305. flight [flaɪt]
    uçuş, sefer
  306. pacific [pəˈsɪf.ɪk]
    pasifik, sakin
  307. weather [ˈweðər]
    hava, hava durumu
  308. fill [fɪl]
    doldurmak, doldurmakla
  309. traffic [ˈtræfɪk]
    trafik, ulaşım
  310. vote [vəʊt]
    oy, oy vermek
  311. magazine [ˌmæɡəˈziːn]
    dergi, magazin
  312. mechanical [mɪˈkænɪkəl]
    mekanik, mekaniksel
  313. wisdom [ˈwɪzdəm]
    bilgelik, hikmet
  314. racial [ˈreɪʃəl]
    ırksal, ırki
  315. yield [jiːld]
    verim, yield
  316. driven [ˈdrɪv.ən]
    sürülen, yönlendirilen, tahrikli
  317. argue [ˈɑːɡjuː]
    tartışmak, savunmak, ileri sürmek
  318. chest [tʃest]
    göğüs, sandık
  319. grade [ɡreɪd]
    not, derece, sınıf
  320. sheet [ʃiːt]
    çarşaf, sayfa, tabaka
  321. precisely [prɪˈsaɪslɪ]
    tam olarak, kesinlikle, net olarak
  322. ages [ˈeɪdʒɪz]
    çağlar, yaşlar, dönemler
  323. theme [θiːm]
    tema, konu, ana fikir
  324. presentation [ˌprezənˈteɪʃən]
    sunum, takdim, sergileme
  325. rain [reɪn]
    yağmur, yağış
  326. bond [bɒnd]
    bağ, bağlanma, tahvil
  327. vast [vɑːst]
    engin, geniş, uçsuz bucaksız
  328. instrument [ˈɪnstrəmənt]
    alet, araç, enstrüman
  329. assumption [əˈsʌmʃən]
    varsayım, kabul, faraziye
  330. format [ˈfɔːmæt]
    biçim, format, düzen
  331. intensity [ɪnˈten.sə.tɪ]
    yoğunluk, şiddet, yoğunluk derecesi
  332. mention [ˈmenʃən]
    bahsetmek, anmak, değinmek
  333. constitutional [ˌkɒnstɪˈtjuːʃənəl]
    anayasal, bünyesel, yapısal
  334. diversity [daɪˈvɜːsətɪ]
    çeşitlilik, farklılık, çeşitlenme
  335. poem [ˈpəʊɪm]
    şiir, manzume
  336. thereby [ˌðeəˈbaɪ]
    böylece, böylelikle, bu suretle
  337. programme [ˈprəʊɡræm]
    program, plan, yayın akışı
  338. abstract [ˈæbstrækt]
    soyut, özet, soyutlama
  339. illness [ˈɪlnəs]
    hastalık, rahatsızlık, illet
  340. consequence [ˈkɒnsɪkwəns]
    sonuç, netice, sonuç olarak
  341. enterprise [ˈentəpraɪz]
    işletme, girişim, teşebbüs
  342. acute [əˈkjuːt]
    akut, keskin, şiddetli
  343. painting [ˈpeɪntɪŋ]
    resim, tablo, boyama
  344. consequently [ˈkɒnsɪkwəntlɪ]
    dolayısıyla, bunun sonucunda, bu nedenle
  345. estimate [ˈestɪmət]
    tahmin etmek, hesaplamak, kestirmek
  346. sin [sɪn]
    günah, sine, sinüs
  347. sugar [ˈʃʊɡər]
    şeker
  348. organic [ɔːˈɡænɪk]
    organik
  349. sweet [swiːt]
    tatlı, şirin, hoş
  350. valuable [ˈvæljʊəbl]
    değerli, kıymetli, paha biçilmez
  351. aside [əˈsaɪd]
    bir yana, kenara, ayrıca
  352. anger [ˈæŋɡər]
    öfke, kızgınlık, hiddet
  353. sharp [ʃɑːp]
    keskin, sivri, sert
  354. fruit [fruːt]
    meyve
  355. involve [ɪnˈvɒlv]
    içermek, dahil etmek, gerektirmek
  356. Ireland [ˈaɪə.lənd]
    irlanda
  357. finance [ˈfaɪnæns]
    finans, maliye
  358. handle [ˈhændl]
    ele almak, idare etmek, tutamak
  359. chronic [ˈkrɒnɪk]
    kronik, süreğen
  360. realize [ˈrɪəlaɪz]
    fark etmek, gerçekleştirmek, anlamak
  361. occasion [əˈkeɪʒən]
    fırsat, vesile, durum
  362. digital [ˈdɪdʒɪtəl]
    dijital, sayısal
  363. newspaper [ˈnjuːsˌpeɪpər]
    gazete, günlük gazete
  364. prison [ˈprɪzən]
    hapishane, cezaevi, zindan
  365. forget [fəˈɡet]
    unutmak
  366. carbon [ˈkɑːbən]
    karbon, kömür
  367. fairly [ˈfeəlɪ]
    oldukça, epeyce, adilce
  368. artist [ˈɑːtɪst]
    sanatçı, ressam
  369. win [wɪn]
    kazanmak, galip gelmek, yenmek
  370. discovery [dɪˈskʌvərɪ]
    keşif, buluş
  371. ray [reɪ]
    ışın, huzme, ışık hüzmesi
  372. initially [ɪˈnɪʃəlɪ]
    başlangıçta, ilk başta, başlangıç olarak
  373. originally [əˈrɪdʒənəlɪ]
    aslen, başlangıçta, köken olarak
  374. appendix [əˈpendɪks]
    ek, apandis, ek bölüm
  375. oxygen [ˈɒksɪdʒən]
    oksijen
  376. stream [striːm]
    akarsu, dere, akım
  377. moon [muːn]
    ay
  378. greatly [ˈɡreɪtlɪ]
    büyük ölçüde, çok, oldukça
  379. pick [pɪk]
    seçmek, almak, toplamak
  380. separation [ˌsepərˈeɪʃən]
    ayrılma, ayırma, ayrım
  381. compare [kəmˈpeər]
    karşılaştırmak, kıyaslamak
  382. unity [ˈjuːnətɪ]
    birlik, birliktelik
  383. ocean [ˈəʊʃən]
    okyanus, deniz
  384. topic [ˈtɒpɪk]
    konu, başlık
  385. naturally [ˈnætʃərəlɪ]
    doğal olarak, elbette
  386. rarely [ˈreəlɪ]
    nadiren, seyrek
  387. menu [ˈmenjuː]
    menü
  388. whenever [wenˈevər]
    ne zaman olursa, her ne zaman
  389. decrease [dɪˈkriːs]
    azalmak, düşmek, azaltmak
  390. considering [kənˈsɪdərɪŋ]
    göz önüne alındığında, dikkate alındığında
  391. electric [ɪˈlektrɪk]
    elektrik, elektrikli
  392. transmission [trænzˈmɪʃən]
    iletim, transmisyon
  393. promote [prəˈməʊt]
    tanıtmak, teşvik etmek, yükseltmek
  394. alive [əˈlaɪv]
    canlı, hayatta
  395. online [ˌɒnˈlaɪn]
    çevrimiçi, online
  396. revenue [ˈrevənjuː]
    gelir, hasılat
  397. billion [ˈbɪlɪən]
    milyar
  398. sorry [ˈsɒrɪ]
    üzgün, özür dilerim
  399. fifth [fɪfθ]
    beşinci
  400. crucial [ˈkruːʃəl]
    çok önemli, kritik
  401. Spain [speɪn]
    ispanya
  402. gradually [ˈgrædjʊəlɪ]
    kademeli olarak, yavaş yavaş
  403. universe [ˈjuː.nɪ.vɜːs]
    evren, kainat
  404. competitive [kəmˈpetɪtɪv]
    rekabetçi, yarışmacı
  405. beach [biːtʃ]
    plaj, sahil
  406. statistical [stəˈtɪs.tɪ.kəl]
    istatistiksel
  407. beneath [bɪˈniːθ]
    altında, alt tarafında
  408. shop [ʃɒp]
    dükkan, mağaza
  409. climate [ˈklaɪmət]
    iklim
  410. deeply [ˈdiːpli]
    derinden, çok
  411. treat [triːt]
    davranmak, tedavi etmek, ikram etmek
  412. plain [pleɪn]
    sade, düz
  413. liability [ˌlaɪəˈbɪlətɪ]
    sorumluluk, yükümlülük, borç
  414. taste [teɪst]
    tat, lezzet, zevk
  415. aim [eɪm]
    amaç, hedef
  416. minority [maɪˈnɒrətɪ]
    azınlık
  417. dress [dres]
    elbise, giyinmek
  418. discipline [ˈdɪsəplɪn]
    disiplin, terbiye
  419. guy [ɡaɪ]
    adam, herif
  420. Sunday [ˈsʌndeɪ]
    pazar
  421. vertical [ˈvɜːtɪkəl]
    dikey, düşey
  422. poet [ˈpəʊɪt]
    şair, ozan
  423. defendant [dɪˈfendənt]
    sanık, davalı
  424. healthy [ˈhelθɪ]
    sağlıklı, sıhhatli
  425. comprehensive [ˌkɒmprɪˈhensɪv]
    kapsamlı, etraflı
  426. quantity [ˈkwɒntətɪ]
    miktar, nicelik
  427. parliament [ˈpɑːləmənt]
    parlamento, meclis
  428. hypothesis [haɪˈpɒθəsɪs]
    hipotez, varsayım
  429. match [mætʃ]
    eşleşmek, maç, kibrit
  430. phenomenon [fɪˈnɒmɪnən]
    olgu, fenomen
  431. beside [bɪˈsaɪd]
    yanında, yanı başında, kenarında
  432. joy [dʒɔɪ]
    sevinç, neşe, mutluluk
  433. snow [snəʊ]
    kar
  434. accurate [ˈækjərət]
    doğru, kesin, hassas
  435. formula [ˈfɔːmjələ]
    formül, formülasyon
  436. suitable [ˈsuːtəbl]
    uygun, elverişli, münasip
  437. mutual [ˈmjuːtʃuəl]
    karşılıklı, ortak
  438. gun [ɡʌn]
    silah, tabanca, tüfek
  439. fiction [ˈfɪkʃən]
    kurgu, hayal ürünü, roman
  440. guess [ɡes]
    tahmin, kestirmek, varsaymak
  441. hurt [hɜːt]
    incitmek, zarar vermek, canını yakmak
  442. classification [ˌklæsɪfɪˈkeɪʃən]
    sınıflandırma, sınıflama, tasnif
  443. atmosphere [ˈætməsfɪər]
    atmosfer, hava, ortam
  444. Berlin [bɜːˈlɪn]
    berlin
  445. composed [kəmˈpəʊzd]
    bestelenmiş, sakin, kendine hakim
  446. slave [sleɪv]
    köle, kul, esir
  447. guard [ɡɑːd]
    muhafız, bekçi, koruma
  448. rational [ˈræʃənəl]
    akılcı, mantıklı, rasyonel
  449. conscious [ˈkɒnʃəs]
    bilinçli, şuurlu, farkında
  450. unfortunately [ʌnˈfɔːtʃənətlɪ]
    ne yazık ki, maalesef, talihsizce
  451. vary [ˈveərɪ]
    değişmek, çeşitlenmek, farklılık göstermek
  452. prepare [prɪˈpeər]
    hazırlamak, hazırlanmak, önceden hazırlık yapmak
  453. depend [dɪˈpend]
    bağlı olmak, dayanmak, güvenmek
  454. partly [ˈpɑːtlɪ]
    kısmen, bir ölçüde, kısmi olarak
  455. encourage [ɪnˈkʌrɪdʒ]
    cesaretlendirmek, teşvik etmek, yüreklendirmek
  456. worker [ˈwɜːkər]
    işçi, emekçi, çalışan
  457. witness [ˈwɪtnəs]
    tanık, şahit, görgü tanığı
  458. surely [ˈʃɔːlɪ]
    kesinlikle, şüphesiz, elbette
  459. engine [ˈendʒɪn]
    motor, makine, mühendislik motoru
  460. communist [ˈkɑm·jə·nɪst]
    komünist
  461. advertising [ˈædvətaɪzɪŋ]
    reklamcılık, reklam, ilan
  462. golden [ˈɡəʊldən]
    altın, altın rengi, altından
  463. requirement [rɪˈkwaɪəmənt]
    gereklilik, şart, koşul
  464. schedule [ˈʃedjuːl]
    takvim, program, çizelge
  465. tendency [ˈtendənsɪ]
    eğilim, temayül, yönelim
  466. boundary [ˈbaʊndərɪ]
    sınır, hudut, sınır çizgisi
  467. ethics [ˈeθɪks]
    etik, ahlak, ahlak kuralları
  468. essay [ˈeseɪ]
    deneme, makale, kompozisyon
  469. profile [ˈprəʊfaɪl]
    profil, özgeçmiş, portre
  470. logical [ˈlɒdʒɪkəl]
    mantıksal, mantıklı, akla uygun
  471. fail [feɪl]
    başarısız olmak, başaramamak, çuvallamak
  472. breast [brest]
    meme, göğüs
  473. surprise [səˈpraɪz]
    sürpriz, şaşkınlık, beklenmedik olay
  474. destruction [dɪˈstrʌkʃən]
    yıkım, tahribat, yok etme
  475. employer [ɪmˈplɔɪər]
    işveren, patron
  476. armed [ɑːmd]
    silahlı, donanımlı
  477. ethical [ˈeθɪkəl]
    etik, ahlaki
  478. conservative [kənˈsɜːvətɪv]
    muhafazakar, tutucu
  479. vice [vaɪs]
    kötü alışkanlık, ahlaksızlık, kusur
  480. paragraph [ˈpærəɡrɑːf]
    paragraf, fıkra
  481. silent [ˈsaɪlənt]
    sessiz, sükutlu
  482. partial [ˈpɑːʃəl]
    kısmi, parçalı
  483. sick [sɪk]
    hasta, rahatsız
  484. offering [ˈɒfərɪŋ]
    teklif, sunum, adak
  485. contribute [kənˈtrɪbjuːt]
    katkıda bulunmak, katkı sağlamak
  486. nerve [nɜːv]
    sinir, cesaret
  487. wear [weər]
    giymek, yıpranmak, aşınmak
  488. ownership [ˈəʊ.nə.ʃɪp]
    sahiplik, mülkiyet
  489. skill [skɪl]
    beceri, yetenek, ustalık
  490. landscape [ˈlændskeɪp]
    manzara, peyzaj, görünüm
  491. discrimination [dɪˌskrɪmɪˈneɪʃən]
    ayrımcılık, ayrım, ayrım gözetme
  492. radiation [ˌreɪdɪˈeɪʃən]
    radyasyon, ışınım, ışıma
  493. tension [ˈtenʃən]
    gerilim, tansiyon, gerginlik
  494. demonstrate [ˈdemənstreɪt]
    göstermek, kanıtlamak, sergilemek
  495. peak [piːk]
    zirve, doruk, tepe
  496. wage [weɪdʒ]
    ücret, maaş, yevmiye
  497. decade [ˈdekeɪd]
    on yıl, on yıllık dönem, devir
  498. sacred [ˈseɪkrɪd]
    kutsal, mukaddes
  499. wonderful [ˈwʌndəfəl]
    harika, müthiş, şahane
  500. theatre [ˈθɪətər]
    tiyatro
  501. favor [ˈfeɪ.vər]
    iyilik, lütuf, kayırma
  502. catch [kætʃ]
    yakalamak, tutmak, kapmak
  503. orientation [ˌɔːrɪenˈteɪʃən]
    yönelim, yönlendirme, oryantasyon
  504. rice [raɪs]
    pirinç, pilavlık pirinç
  505. satisfaction [ˌsætɪsˈfækʃən]
    memnuniyet, tatmin, hoşnutluk
  506. pro [prəʊ]
    profesyonel, artı, lehinde
  507. vehicle [ˈviːɪkl]
    araç, taşıt, vasıta
  508. score [skɔːr]
    skor, puan, not
  509. strike [straɪk]
    grev, darbe, vurmak
  510. velocity [vɪˈlɒsətɪ]
    hız, sürat, çabukluk
  511. empirical [ɪmˈpɪrɪkəl]
    ampirik, deneysel
  512. amendment [əˈmendmənt]
    değişiklik, tadilat
  513. expenses [ɪkˈspensɪz]
    giderler, masraflar, harcamalar
  514. suit [suːt]
    takım elbise, dava, uygun olmak
  515. commerce [ˈkɒmɜːs]
    ticaret
  516. dramatic [drəˈmætɪk]
    dramatik, çarpıcı
  517. missing [ˈmɪsɪŋ]
    eksik, kayıp
  518. panel [ˈpænəl]
    panel, kurul
  519. compensation [ˌkɒmpənˈseɪʃən]
    tazminat, telafi
  520. uniform [ˈjuːnɪfɔːm]
    üniforma, tekdüze
  521. imagination [ɪˌmædʒɪˈneɪʃən]
    hayal gücü, imgelem, hayal
  522. hole [həʊl]
    delik, çukur, oyuk
  523. fuel [ˈfjuːəl]
    yakıt, benzin, mazot
  524. murder [ˈmɜːdər]
    cinayet, öldürme, katletme
  525. gap [ɡæp]
    boşluk, aralık, açıklık
  526. quarter [ˈkwɔːtər]
    çeyrek, mahalle, dörtte bir
  527. dose [dəʊs]
    doz, ilaç dozu, dozaj
  528. musical [ˈmjuːzɪkəl]
    müzikal, müzikli, müziksel
  529. remote [rɪˈməʊt]
    uzak, ıssız, kumandalı
  530. helpful [ˈhelpfəl]
    yardımsever, yardımcı, faydalı
  531. faculty [ˈfækəltɪ]
    fakülte, öğretim kadrosu
  532. acceptance [əkˈseptəns]
    kabul, kabul edilme
  533. reflection [rɪˈflekʃən]
    yansıma, düşünüm, yansıma görüntüsü
  534. philosophical [ˌfɪləˈsɒfɪkəl]
    felsefi
  535. virtue [ˈvɜːtjuː]
    erdem
  536. spatial [ˈspeɪʃəl]
    mekansal, uzamsal
  537. ultimate [ˈʌltɪmət]
    nihai, son
  538. axis [ˈæksɪs]
    eksen
  539. seriously [ˈsɪərɪəslɪ]
    ciddi bir şekilde, ciddiyetle
  540. sand [sænd]
    kum
  541. protocol [ˈprəʊtəkɒl]
    protokol, protokol kuralları, iletişim protokolü
  542. magnetic [mæɡˈnetɪk]
    manyetik, mıknatıslı, mıknatısla ilgili
  543. fun [fʌn]
    eğlence, keyif, zevk
  544. recall [rɪˈkɔːl]
    hatırlamak, anımsamak, geri çağırmak
  545. honor [ˈɑn·ər]
    onur, şeref, haysiyet
  546. tea [tiː]
    çay
  547. emergency [ɪˈmɜːdʒənsɪ]
    acil durum, acil, olağanüstü durum
  548. frequent [ˈfriːkwənt]
    sık, sık sık, sık rastlanan
  549. manage [ˈmænɪdʒ]
    yönetmek, idare etmek, başa çıkmak
  550. bird [bɜːd]
    kuş
  551. helping [ˈhelpɪŋ]
    yardımcı, yardım eden, yardım
  552. comment [ˈkɒment]
    yorum, açıklama
  553. virtually [ˈvɜːtjʊəlɪ]
    neredeyse, fiilen
  554. unusual [ʌnˈjuːʒuəl]
    alışılmadık, olağandışı, sıra dışı
  555. ex [eks]
    eski, eski sevgili
  556. expert [ˈekspɜːt]
    uzman, bilirkişi
  557. pull [pʊl]
    çekmek, sürüklemek, çekiş
  558. sudden [ˈsʌdən]
    ani, beklenmedik
  559. enable [ɪˈneɪbl]
    etkinleştirmek, olanak tanımak, izin vermek
  560. bush [bʊʃ]
    çalı, çalılık
  561. phrase [freɪz]
    ifade, deyim, söz öbeği
  562. vital [ˈvaɪtəl]
    hayati, yaşamsal, önemli
  563. expensive [ɪkˈspensɪv]
    pahalı, yüksek fiyatlı
  564. liberty [ˈlɪbətɪ]
    özgürlük, serbestlik
  565. league [liːɡ]
    lig, birlik, dernek
  566. victory [ˈvɪktərɪ]
    zafer, galibiyet
  567. excess [ɪkˈses]
    aşırılık, fazlalık
  568. operate [ˈɒpəreɪt]
    işletmek, çalıştırmak, ameliyat etmek
  569. membership [ˈmembəʃɪp]
    üyelik
  570. Muslim [ˈmʊzlɪm]
    müslüman
  571. interior [ɪnˈtɪərɪər]
    iç, iç kısım, iç mekan
  572. crowd [kraʊd]
    kalabalık, topluluk
  573. electron [ɪˈlektrɒn]
    elektron
  574. fifteen [ˌfɪfˈtiːn]
    on beş
  575. cool [kuːl]
    serin, havalı, sakin
  576. classroom [ˈklɑːsruːm]
    derslik, sınıf
  577. ear [ɪər]
    kulak
  578. attorney [əˈtɜːnɪ]
    avukat, vekil
  579. tall [tɔːl]
    uzun, boylu
  580. symbol [ˈsɪmbəl]
    sembol, simge
  581. necessity [nəˈsesətɪ]
    gereklilik, ihtiyaç, zorunluluk
  582. dad [dæd]
    baba, babacık, peder
  583. bus [bʌs]
    otobüs, servis
  584. okay [əʊˈkeɪ]
    tamam, uygun, olur
  585. miller [ˈmɪl.ər]
    değirmenci
  586. membrane [ˈmembreɪn]
    zar, membran
  587. dimension [ˌdaɪˈmenʃən]
    boyut, ölçü
  588. cat [kæt]
    kedi
  589. diet [daɪət]
    diyet, beslenme düzeni
  590. meat [miːt]
    et, etli
  591. loan [ləʊn]
    kredi, borç, ödünç
  592. coverage [ˈkʌvərɪdʒ]
    kapsam, kapsamlılık, teminat
  593. fort [fɔːt]
    kale, hisar, istihkam
  594. shock [ʃɒk]
    şok, sarsıntı
  595. anyway [ˈenɪweɪ]
    her neyse, zaten, yine de
  596. Egypt [ˈiː.dʒɪpt]
    mısır
  597. uncle [ˈʌŋkl]
    amca, dayı
  598. identical [aɪˈdentɪkəl]
    özdeş, aynı, tıpatıp
  599. saint [seɪnt]
    aziz, evliya
  600. dynamics [daɪˈnæmɪks]
    dinamikler, devingenlik
  601. bell [bel]
    zil, çan
  602. clause [klɔːz]
    madde, yan cümle
  603. delay [dɪˈleɪ]
    gecikme, erteleme
  604. equity [ˈekwɪtɪ]
    özsermaye, hakkaniyet
  605. serving [ˈsɜːvɪŋ]
    porsiyon, servis
  606. nurse [nɜːs]
    hemşire
  607. parameter [pəˈræmɪtər]
    parametre
  608. transaction [trænˈzækʃən]
    işlem, transaksiyon
  609. effectiveness [ɪˈfek·tɪv·nəs]
    etkililik, etkinlik
  610. constantly [ˈkɒn.stənt.lɪ]
    sürekli, durmadan
  611. plot [plɒt]
    konu, olay örgüsü, komplo
  612. intention [ɪnˈtenʃən]
    niyet, amaç, kast
  613. namely [ˈneɪmlɪ]
    yani, başka bir deyişle
  614. physician [fɪˈzɪʃən]
    hekim, doktor, tabip
  615. violent [ˈvaɪələnt]
    şiddetli, şiddet içeren, sert
  616. spoken [ˈspəʊ.kən]
    konuşulan, sözlü, ağızdan
  617. bread [bred]
    ekmek
  618. gay [ɡeɪ]
    eşcinsel, neşeli, şen
  619. thou [ðaʊ]
    sen
  620. academy [əˈkædəmɪ]
    akademi, yüksekokul
  621. somehow [ˈsʌmhaʊ]
    her nasılsa, bir şekilde
  622. conversion [kənˈvɜːʒən]
    dönüşüm, çeviri, ihtida
  623. prevention [prɪˈvenʃən]
    önleme, engelleme, korunma
  624. export [ˈekspɔːt]
    ihracat, dışa satım
  625. arrangement [əˈreɪndʒmənt]
    düzenleme, tertip, anlaşma
  626. proposal [prəˈpəʊzəl]
    öneri, teklif, önerge
  627. angry [ˈæŋɡrɪ]
    kızgın, öfkeli, sinirli
  628. victim [ˈvɪktɪm]
    kurban, mağdur
  629. expense [ɪkˈspens]
    gider, masraf, harcama
  630. duration [djʊəˈreɪʃən]
    süre, müddet
  631. nervous [ˈnɜːvəs]
    gergin, endişeli, tedirgin
  632. tiny [ˈtaɪnɪ]
    minik, küçücük, ufak
  633. productivity [ˌprɒdʌkˈtɪvətɪ]
    verimlilik, üretkenlik, randıman
  634. gate [ɡeɪt]
    kapı, geçit, giriş
  635. darkness [ˈdɑːknəs]
    karanlık, zifiri karanlık
  636. temporary [ˈtempərərɪ]
    geçici, muvakkat
  637. arise [əˈraɪz]
    ortaya çıkmak, doğmak, yükselmek
  638. movie [ˈmuːvɪ]
    film, sinema
  639. totally [ˈtəʊtəlɪ]
    tamamen, bütünüyle, tümüyle
  640. perfectly [ˈpɜːfɪktlɪ]
    mükemmel bir şekilde, kusursuzca, eksiksizce
  641. possession [pəˈzeʃən]
    mülkiyet, sahiplik, zilyetlik
  642. mixture [ˈmɪkstʃər]
    karışım, harman, bileşim
  643. somewhere [ˈsʌmweər]
    bir yerde, herhangi bir yerde, bir yerlerde
  644. plastic [ˈplæstɪk]
    plastik
  645. comparative [kəmˈpærətɪv]
    karşılaştırmalı, kıyaslamalı
  646. default [dɪˈfɔːlt]
    varsayılan, öntanımlı
  647. valid [ˈvælɪd]
    geçerli, makbul
  648. prominent [ˈprɒmɪnənt]
    belirgin, göze çarpan, önde gelen
  649. participate [pɑːˈtɪsɪpeɪt]
    katılmak, iştirak etmek
  650. chamber [ˈtʃeɪmbər]
    oda, daire, hazne
  651. comfortable [ˈkʌmftəbl]
    rahat, konforlu
  652. algorithm [ˈæl.ɡə.rɪ.ðəm]
    algoritma
  653. cook [kʊk]
    pişirmek, aşçı
  654. generate [ˈdʒenəreɪt]
    üretmek, oluşturmak, meydana getirmek
  655. tube [tjuːb]
    tüp, boru
  656. camera [ˈkæmərə]
    kamera, fotoğraf makinesi
  657. grass [ɡrɑːs]
    çim, ot
  658. partnership [ˈpɑːtnəʃɪp]
    ortaklık, iş ortaklığı
  659. smooth [smuːð]
    pürüzsüz, düzgün
  660. nose [nəʊz]
    burun
  661. Christianity [ˌkrɪstɪˈænətɪ]
    hristiyanlık
  662. complexity [kəmˈplek.sə.tɪ]
    karmaşıklık, giriftlik, komplekslik
  663. curriculum [kəˈrɪkjələm]
    müfredat, ders programı, öğretim programı
  664. correlation [ˌkɒrəˈleɪʃən]
    korelasyon, bağıntı, ilinti
  665. conception [kənˈsepʃən]
    kavrayış, anlayış, tasavvur
  666. incident [ˈɪnsɪdənt]
    olay, hadise, vaka
  667. reveal [rɪˈviːl]
    ortaya çıkarmak, açığa vurmak, ifşa etmek
  668. leg [leɡ]
    bacak, ayak, kiriş
  669. driver [ˈdraɪvər]
    sürücü, şoför
  670. pregnancy [ˈpreɡnənsɪ]
    hamilelik, gebelik
  671. pool [puːl]
    havuz, birikinti, kaynak
  672. consent [kənˈsent]
    rıza, onay, muvafakat
  673. conservation [ˌkɒnsəˈveɪʃən]
    koruma, muhafaza
  674. electrical [ɪˈlektrɪkəl]
    elektriksel, elektrikli
  675. spectrum [ˈspektrəm]
    spektrum, tayf
  676. judicial [dʒuːˈdɪʃəl]
    yargısal, adli
  677. strain [streɪn]
    zorlanma, gerilme, suş
  678. sec [sek]
    sn, saniye
  679. mirror [ˈmɪrər]
    ayna, yansıtmak
  680. desk [desk]
    masa, çalışma masası, sıra
  681. worst [wɜːst]
    en kötü
  682. achievement [əˈtʃiːvmənt]
    başarı, başarı kazanımı
  683. disk [dɪsk]
    disk, plak
  684. transportation [ˌtrænspɔːˈteɪʃən]
    ulaşım, taşıma
  685. array [əˈreɪ]
    dizi, sıralı küme
  686. worry [ˈwʌrɪ]
    endişe, kaygı, tasalanmak
  687. acceptable [əkˈseptəbl]
    kabul edilebilir
  688. gross [ɡrəʊs]
    iğrenç, brüt, toplam
  689. readily [ˈredɪlɪ]
    kolayca, hemen
  690. impression [ɪmˈpreʃən]
    izlenim, etki
  691. permit [pəˈmɪt]
    izin vermek, izin, ruhsat
  692. player [ˈpleɪər]
    oyuncu
  693. observe [əbˈzɜːv]
    gözlemlemek, izlemek
  694. removal [rɪˈmuːvəl]
    kaldırma, çıkarma
  695. punishment [ˈpʌnɪʃmənt]
    ceza
  696. exact [ɪɡˈzækt]
    kesin, tam
  697. newly [ˈnjuːlɪ]
    yeni, yeni olarak
  698. split [splɪt]
    bölmek, ayrılmak
  699. beat [biːt]
    yenmek, dövmek, ritim
  700. fault [fɔːlt]
    hata, kusur, arıza
  701. equality [ɪˈkwɒlətɪ]
    eşitlik, denklik
  702. feminist [ˈfem.ɪ.nɪst]
    feminist
  703. theology [θɪˈɒlədʒɪ]
    ilahiyat, teoloji
  704. raw [rɔː]
    çiğ, ham, işlenmemiş
  705. lawyer [ˈlɔɪər]
    avukat, hukukçu
  706. grain [ɡreɪn]
    tahıl, dane, taneli ürün
  707. differ [ˈdɪfər]
    farklı olmak, ayrışmak, değişmek
  708. bag [bæɡ]
    çanta, torba, poşet
  709. absolutely [ˌæbsəˈluːtlɪ]
    kesinlikle, mutlak surette, katiyen
  710. dialogue [ˈdaɪəlɒɡ]
    diyalog, konuşma, görüşme
  711. aircraft [ˈeəkrɑːft]
    uçak, hava aracı
  712. worship [ˈwɜːʃɪp]
    ibadet, tapınma
  713. technological [ˌtek.nəˈlɒdʒ.ɪ.kəl]
    teknolojik
  714. discover [dɪˈskʌvər]
    keşfetmek, ortaya çıkarmak, bulmak
  715. bishop [ˈbɪʃəp]
    piskopos
  716. spite [spaɪt]
    kin, garez, hınç
  717. exhibit [ɪɡˈzɪbɪt]
    sergilemek, sergi, sergileme
  718. utility [juːˈtɪlətɪ]
    fayda, kullanışlılık, kamu hizmeti
  719. revolutionary [ˌrevəlˈuːʃənərɪ]
    devrimci
  720. busy [ˈbɪzɪ]
    meşgul, yoğun, hareketli
  721. configuration [kənˌfɪɡ.əˈreɪ.ʃən]
    yapılandırma, konfigürasyon, düzenleme
  722. heavily [ˈhevɪlɪ]
    ağır bir şekilde, yoğun bir şekilde, fazlasıyla
  723. acquisition [ˌækwɪˈzɪʃən]
    edinim, satın alma, iktisap
  724. jurisdiction [ˌdʒʊərɪsˈdɪkʃən]
    yargı yetkisi, yetki alanı, yargı çevresi
  725. smoke [sməʊk]
    duman, sigara dumanı, is
  726. lesson [ˈlesən]
    ders, öğretim, ders saati
  727. happiness [ˈhæpɪnəs]
    mutluluk, saadet, sevinç
  728. nobody [ˈnəʊbədɪ]
    hiç kimse, kimse, hiçbir kişi
  729. burden [ˈbɜːdən]
    yük, külfet, sorumluluk
  730. intense [ɪnˈtens]
    yoğun, şiddetli, sert
  731. feed [fiːd]
    beslemek, yem vermek, besin sağlamak
  732. voltage [ˈvəʊltɪdʒ]
    gerilim, voltaj
  733. ritual [ˈrɪʧʊəl]
    ritüel, ayin, tören
  734. distant [ˈdɪstənt]
    uzak, uzaklardaki, mesafeli
  735. migration [mɑɪˈɡreɪ·ʃən]
    göç, göçmenlik, göç etme
  736. slavery [ˈsleɪvərɪ]
    kölelik, esaret
  737. emperor [ˈempərər]
    imparator
  738. wet [wet]
    ıslak, nemli
  739. trend [trend]
    eğilim, akım, trend
  740. tongue [tʌŋ]
    dil, lisan, konuşma yetisi
  741. chart [tʃɑːt]
    grafik, tablo, şema
  742. assistant [əˈsɪstənt]
    asistan, yardımcı, yardımcı kişi
  743. regardless [rɪˈɡɑːdləs]
    -e rağmen, fark etmeksizin, ne olursa olsun
  744. outer [ˈaʊtər]
    dış, harici, dışsal
  745. marine [məˈriːn]
    deniz, denizcilik, denizel
  746. remarkable [rɪˈmɑːkəbl]
    olağanüstü, dikkat çekici, kayda değer
  747. accident [ˈæksɪdənt]
    kaza, talihsizlik, arıza
  748. extend [ɪkˈstend]
    uzatmak, genişletmek, yaymak
  749. arrival [əˈraɪvəl]
    varış, geliş, ulaşma
  750. manual [ˈmænjʊəl]
    kılavuz, el kitabı, manuel
  751. ideology [ˌaɪdɪˈɒlədʒɪ]
    ideoloji, düşünce sistemi, doktrin
  752. fate [feɪt]
    kader, yazgı, alın yazısı
  753. fly [flaɪ]
    uçmak, sinek, uçuş
  754. blind [blaɪnd]
    kör, kör etmek, körleşmek
  755. beam [biːm]
    kiriş, ışın, demet
  756. stuff [stʌf]
    eşya, malzeme, şey
  757. province [ˈprɒvɪns]
    il, eyalet, vilayet
  758. liver [ˈlɪvər]
    karaciğer
  759. Christmas [ˈkrɪsməs]
    noel
  760. priority [praɪˈɒrətɪ]
    öncelik, öncelik sırası, öncelikli durum
  761. colour [ˈkʌlər]
    renk
  762. overcome [ˌəʊvəˈkʌm]
    üstesinden gelmek, yenmek
  763. trail [treɪl]
    iz, patika, takip etmek
  764. passion [ˈpæʃən]
    tutku, ihtiras
  765. tip [tɪp]
    uç, bahşiş, ipucu
  766. engage [ɪnˈɡeɪdʒ]
    meşgul etmek, angaje etmek, katılmak
  767. harm [hɑːm]
    zarar, incitmek
  768. solve [sɒlv]
    çözmek, halletmek
  769. diverse [daɪˈvɜːs]
    çeşitli, farklı, muhtelif
  770. entrance [ˈentrəns]
    giriş, antre
  771. crown [kraʊn]
    taç
  772. defence [dɪˈfens]
    savunma, müdafaa
  773. explore [ɪkˈsplɔːr]
    keşfetmek, araştırmak
  774. speaker [ˈspiːkər]
    konuşmacı, hoparlör
  775. log [lɒɡ]
    kütük, kayıt
  776. diameter [daɪˈæmɪtər]
    çap
  777. infant [ˈɪnfənt]
    bebek
  778. essence [ˈesəns]
    öz, mahiyet
  779. entity [ˈentɪtɪ]
    varlık, özne
  780. reserve [rɪˈzɜːv]
    rezerv, yedek
  781. bureau [ˈbjʊərəʊ]
    büro, daire, komite
  782. finger [ˈfɪŋɡər]
    parmak
  783. rank [ræŋk]
    rütbe, sıra, derece
  784. senate [ˈsen.ət]
    senato
  785. confusion [kənˈfjuːʒən]
    kafa karışıklığı, karışıklık, şaşkınlık
  786. friendly [ˈfrendlɪ]
    arkadaş canlısı, dostça, sevecen
  787. reputation [ˌrepjəˈteɪʃən]
    itibar, şöhret, nam
  788. enormous [ɪˈnɔːməs]
    muazzam, devasa, kocaman
  789. symbolic [sɪmˈbɒlɪk]
    sembolik, simgesel
  790. photo [ˈfəʊtəʊ]
    fotoğraf, foto, resim
  791. imperial [ɪmˈpɪərɪəl]
    imparatorlukla ilgili, imparatorluk
  792. approval [əˈpruːvəl]
    onay, tasvip
  793. register [ˈredʒɪstər]
    kaydolmak, kayıt, sicil
  794. everybody [ˈevrɪˌbɒdɪ]
    herkes
  795. synthesis [ˈsɪnθəsɪs]
    sentez
  796. steady [ˈstedɪ]
    istikrarlı, sabit, sağlam
  797. monitor [ˈmɒnɪtər]
    izlemek, gözlemlemek, monitör
  798. clothing [ˈkləʊðɪŋ]
    giyim, kıyafet
  799. progressive [prəʊˈɡresɪv]
    ilerici, aşamalı
  800. detection [dɪˈtekʃən]
    tespit, algılama, saptama
  801. horizontal [ˌhɒrɪˈzɒntəl]
    yatay
  802. classic [ˈklæsɪk]
    klasik
  803. shut [ʃʌt]
    kapalı, kapatmak, susturmak
  804. Arab [ˈærəb]
    arap
  805. pride [praɪd]
    gurur, onur
  806. everywhere [ˈevrɪweər]
    her yerde
  807. ride [raɪd]
    binmek, yolculuk, gezinti
  808. harry [ˈhær.ɪ]
    taciz etmek, bunaltmak, rahatsız etmek
  809. reasoning [ˈriːzənɪŋ]
    muhakeme, akıl yürütme
  810. developmental [dɪˌvel·əpˈmen·təl]
    gelişimsel
  811. cry [kraɪ]
    ağlamak, feryat etmek
  812. virus [ˈvaɪərəs]
    virüs
  813. funding [ˈfʌndɪŋ]
    finansman, fonlama, kaynak sağlama
  814. suffer [ˈsʌfər]
    acı çekmek, ıstırap çekmek, zarar görmek
  815. glad [ɡlæd]
    memnun, sevinçli, mutlu
  816. sensitivity [ˌsen.sɪˈtɪv.ə.tɪ]
    hassasiyet, duyarlılık
  817. feedback [ˈfiːdbæk]
    geri bildirim, dönüt
  818. priest [priːst]
    rahip, din adamı
  819. linguistic [lɪŋˈɡwɪstɪk]
    dilbilimsel, linguistik
  820. attend [əˈtend]
    katılmak, iştirak etmek, devam etmek
  821. constitute [ˈkɒnstɪtjuːt]
    oluşturmak, teşkil etmek, meydana getirmek
  822. tomorrow [təˈmɒrəʊ]
    yarın
  823. routine [ruːˈtiːn]
    rutin, olağan düzen, alışılmış işleyiş
  824. comfort [ˈkʌmfət]
    konfor, rahatlık, teselli
  825. cotton [ˈkɒtən]
    pamuk
  826. accuracy [ˈækjərəsɪ]
    doğruluk, kesinlik, isabet
  827. applicable [əˈplɪkəbl]
    uygulanabilir, geçerli
  828. assess [əˈses]
    değerlendirmek, ölçmek, tespit etmek
  829. mix [mɪks]
    karıştırmak, karışım, harmanlamak
  830. medieval [ˌmediˈiːvəl]
    ortaçağ, ortaçağlı
  831. Vietnam [ˌvjetˈnæm]
    vietnam
  832. evaluate [ɪˈvæljʊeɪt]
    değerlendirmek, kıymetlendirmek, ölçmek
  833. node [nəʊd]
    düğüm, düğüm noktası, düğümleme
  834. dust [dʌst]
    toz, pudra, tozlanmak
  835. vector [ˈvek.tər]
    vektör, taşıyıcı, iletici
  836. behavioral [bɪˈheɪ·vjər·əl]
    davranışsal, davranışa ilişkin, davranışçı
  837. massive [ˈmæsɪv]
    devasa, muazzam, büyük çaplı
  838. wire [waɪər]
    tel, kablo, telgraf
  839. replace [rɪˈpleɪs]
    yerine koymak, değiştirmek, ikame etmek
  840. republican [rɪˈpʌblɪkən]
    cumhuriyetçi
  841. mom [mɒm]
    anne, mama
  842. seed [siːd]
    tohum, çekirdek
  843. moderate [ˈmɒdərət]
    ılımlı, orta, makul
  844. thesis [ˈθiːsɪs]
    tez
  845. execution [ˌeksɪˈkjuːʃən]
    infaz, icra, yürütme
  846. inch [ɪnʃ]
    inç
  847. inventory [ˈɪnvəntrɪ]
    envanter, stok
  848. terrible [ˈterəbl]
    korkunç, berbat, müthiş
  849. attractive [əˈtræktɪv]
    çekici, cazip
  850. flesh [fleʃ]
    et, etli kısım
  851. inquiry [ɪnˈkwaɪərɪ]
    soruşturma, sorgulama, talep
  852. loop [luːp]
    döngü, halka, ilmek
  853. legislative [ˈledʒ.ɪ.slə.tɪv]
    yasama, yasama ile ilgili, kanun yapıcı
  854. custom [ˈkʌstəm]
    gelenek, görenek, âdet
  855. Islamic [ɪzˈlæmɪk]
    islami, müslüman
  856. optical [ˈɒptɪkəl]
    optik, görsel
  857. repeat [rɪˈpiːt]
    tekrarlamak, yinelemek
  858. adjustment [əˈdʒʌstmənt]
    ayarlama, düzenleme, uyarlama
  859. construct [kənˈstrʌkt]
    inşa etmek, kurmak, oluşturmak
  860. magic [ˈmædʒɪk]
    büyü, sihir
  861. assist [əˈsɪst]
    yardım etmek, destek olmak, asist yapmak
  862. accordingly [əˈkɔːdɪŋlɪ]
    buna göre, ona göre, bu nedenle
  863. shadow [ˈʃædəʊ]
    gölge, gölgelik, gölgeleme
  864. declaration [ˌdekləˈreɪʃən]
    beyan, bildiri, açıklama
  865. dependence [dɪˈpendəns]
    bağımlılık, bağımlı olma, muhtaçlık
  866. belong [bɪˈlɒŋ]
    ait olmak, mensup olmak, -e ait olmak
  867. explicit [ɪkˈsplɪsɪt]
    açık, belirgin, kesin
  868. guidance [ˈɡaɪdəns]
    rehberlik, kılavuzluk, yönlendirme
  869. elderly [ˈeldəlɪ]
    yaşlı, ihtiyar
  870. candidate [ˈkændɪdət]
    aday, aday kişi
  871. testimony [ˈtestɪmənɪ]
    tanıklık, ifade, şahitlik
  872. briefly [ˈbriːf.li]
    kısaca, kısaca söylemek gerekirse, kısaca olmak üzere
  873. desert [ˈdezət]
    çöl, terk etmek, ıssız bırakmak
  874. lunch [lʌnʃ]
    öğle yemeği, öğle öğünü
  875. warning [ˈwɔːnɪŋ]
    uyarı, ikaz, ihtar
  876. humanity [hjuːˈmænətɪ]
    insanlık, beşeriyet
  877. survive [səˈvaɪv]
    hayatta kalmak, sağ kalmak, varlığını sürdürmek
  878. Australian [ɒsˈtreɪ.lɪ.ən]
    avustralyalı
  879. colonel [ˈkɜːnəl]
    albay
  880. currency [ˈkʌrənsɪ]
    para birimi, döviz
  881. welcome [ˈwelkəm]
    hoş geldiniz, karşılama, memnuniyetle
  882. apartment [əˈpɑːtmənt]
    daire, apartman
  883. mile [maɪl]
    mil
  884. package [ˈpækɪdʒ]
    paket, koli
  885. duke [djuːk]
    dük
  886. shell [ʃel]
    kabuk, kalkan, mermi kovanı
  887. restaurant [ˈrestərɒnt]
    restoran
  888. facility [fəˈsɪlətɪ]
    tesis, olanak, imkan
  889. tired [taɪəd]
    yorgun
  890. coal [kəʊl]
    kömür
  891. gospel [ˈɡɒspəl]
    incil, müjde
  892. enforcement [ɪnˈfɔːsmənt]
    uygulama, yaptırım, icra
  893. mobile [ˈməʊbaɪl]
    mobil, hareketli, seyyar
  894. mood [muːd]
    ruh hali, duygu durumu, keyif
  895. trace [treɪs]
    iz, iz sürmek, izlemek
  896. everyday [ˈevrɪdeɪ]
    günlük, gündelik
  897. sake [seɪk]
    hatır, uğruna, için
  898. reply [rɪˈplaɪ]
    yanıt, cevap, karşılık
  899. occupation [ˌɒkjəˈpeɪʃən]
    meslek, iş, uğraş
  900. reverse [rɪˈvɜːs]
    tersine çevirmek, ters, geriye
  901. unemployment [ˌʌnɪmˈplɔɪmənt]
    işsizlik
  902. plasma [ˈplæzmə]
    plazma
  903. directory [dɪˈrektərɪ]
    dizin, rehber, katalog
  904. wing [wɪŋ]
    kanat
  905. temporal [ˈtem.pər.əl]
    zamansal, geçici
  906. promotion [prəˈməʊʃən]
    terfi, promosyon, yükseltme
  907. sphere [sfɪər]
    küre, alan, bölge
  908. roof [ruːf]
    çatı, tavan
  909. push [pʊʃ]
    itmek, itiş, bastırmak
  910. fishing [ˈfɪʃɪŋ]
    balıkçılık, olta balıkçılığı
  911. nearby [ˌnɪəˈbaɪ]
    yakınlarda, civarda, yakında
  912. capture [ˈkæptʃər]
    yakalamak, ele geçirmek, kaydetmek
  913. diagram [ˈdaɪəɡræm]
    diyagram, şema, çizelge
  914. bob [bɒb]
    bob kesim
  915. commander [kəˈmɑːndər]
    komutan, kumandan
  916. navy [ˈneɪvɪ]
    donanma, deniz kuvvetleri
  917. distinguish [dɪˈstɪŋɡwɪʃ]
    ayırt etmek, fark etmek, tanımak
  918. factory [ˈfæktərɪ]
    fabrika, imalathane
  919. hat [hæt]
    şapka
  920. dollar [ˈdɒlər]
    dolar
  921. jury [ˈdʒʊərɪ]
    jüri, heyet
  922. drama [ˈdrɑːmə]
    drama, tiyatro, trajedi
  923. mistake [mɪˈsteɪk]
    hata, yanlış, kusur
  924. fee [fiː]
    ücret, harç, bedel
  925. tape [teɪp]
    bant, şerit, kaset
  926. physics [ˈfɪzɪks]
    fizik
  927. lateral [ˈlæt.ər.əl]
    yanal, lateral
  928. clay [kleɪ]
    kil, çamur
  929. abandoned [əˈbæn·dənd]
    terk edilmiş, bırakılmış, sahipsiz
  930. paint [peɪnt]
    boya, boyamak, resim yapmak
  931. Islam [ˈɪzlɑːm]
    islam
  932. draft [drɑːft]
    taslak, askerlik yoklaması, seçme
  933. accordance [əˈkɔːdəns]
    uygunluk, mutabakat, gereğince
  934. favorite [ˈfeɪ.vər.ɪt]
    favori, en sevilen, gözde
  935. pollution [pəˈluːʃən]
    kirlilik, çevre kirliliği, kirlenme
  936. filter [ˈfɪltər]
    filtre, süzgeç, süzmek
  937. forever [fəˈrevər]
    sonsuzca, daima, ebediyen
  938. precise [prɪˈsaɪs]
    kesin, hassas, net
  939. rough [rʌf]
    kaba, pürüzlü, sert
  940. mathematics [mæθəmˈætɪks]
    matematik
  941. max [mæks]
    maksimum, en fazla, azami
  942. interval [ˈɪntəvəl]
    aralık, süre, interval
  943. encounter [ɪnˈkaʊntər]
    karşılaşmak, rastlamak, karşılaşma
  944. virtual [ˈvɜːtjʊəl]
    sanal, sanal ortam, varsayımsal
  945. regularly [ˈreɡjələlɪ]
    düzenli olarak, sıklıkla, rutin olarak
  946. admit [ədˈmɪt]
    kabul etmek, itiraf etmek, kabul etmek zorunda kalmak
  947. award [əˈwɔːd]
    ödül, ödüllendirmek, mükafat
  948. monetary [ˈmʌnɪtərɪ]
    parasal, mali, nakdi
  949. fax [fæks]
    faks, faks çekmek, faks göndermek
  950. tour [tʊər]
    tur, gezi, seyahat
  951. roll [rəʊl]
    yuvarlanmak, rulo, dürmek
  952. particle [ˈpɑːtɪkl]
    parçacık, tanecik
  953. overview [ˈəʊvəvjuː]
    genel bakış, özet
  954. uncertainty [ʌnˈsɜːtəntɪ]
    belirsizlik, kesin olmama
  955. mathematical [ˌmæθəmˈætɪkəl]
    matematiksel
  956. verbal [ˈvɜːbəl]
    sözel, sözlü
  957. operator [ˈɒpəreɪtər]
    operatör, işletmeci
  958. obligation [ˌɒblɪˈɡeɪʃən]
    yükümlülük, zorunluluk
  959. sacrifice [ˈsækrɪfaɪs]
    fedakarlık, kurban
  960. storm [stɔːm]
    fırtına, kasırga
  961. vessel [ˈvesəl]
    gemi, kap, damar
  962. palace [ˈpælɪs]
    saray
  963. prefer [prɪˈfɜːr]
    tercih etmek, yeğlemek
  964. segment [ˈseɡmənt]
    bölüm, parça, kesit
  965. pocket [ˈpɒkɪt]
    cep
  966. monthly [ˈmʌnθlɪ]
    aylık
  967. widespread [ˈwaɪdspred]
    yaygın, geniş çaplı
  968. alliance [əˈlaɪəns]
    ittifak
  969. graduate [ˈgrædjʊət]
    mezun olmak, mezun
  970. systematic [ˌsɪstəˈmætɪk]
    sistematik, dizgesel
  971. indigenous [ɪnˈdɪdʒɪnəs]
    yerli, yerel, otokton
  972. agenda [əˈdʒendə]
    gündem, ajanda
  973. regulatory [ˈreɡjələtərɪ]
    düzenleyici, düzenlemeye ilişkin
  974. behalf [bɪˈhɑːf]
    adına, namına
  975. throw [θrəʊ]
    atmak, fırlatmak, savurmak
  976. abroad [əˈbrɔːd]
    yurt dışına, yurt dışında
  977. Atlantic [ətˈlæn.tɪk]
    atlantik
  978. hero [ˈhɪərəʊ]
    kahraman, yiğit
  979. mortality [mɔːˈtælətɪ]
    ölümlülük, ölüm oranı
  980. shortly [ˈʃɔːtlɪ]
    kısa süre sonra, az sonra
  981. glory [ˈɡlɔːrɪ]
    şan, ihtişam, yücelik
  982. loose [luːs]
    gevşek, serbest, bol
  983. meal [miːl]
    yemek, öğün
  984. innovation [ˌɪnəʊˈveɪʃən]
    yenilik, inovasyon
  985. guilty [ˈɡɪltɪ]
    suçlu, kabahatli
  986. laser [ˈleɪzər]
    lazer
  987. thermal [ˈθɜːməl]
    termal, ısıl
  988. stick [stɪk]
    sopa, çubuk, yapıştırmak
  989. inflation [ɪnˈfleɪʃən]
    enflasyon, şişme
  990. stomach [ˈstʌmək]
    mide, karın
  991. finish [ˈfɪnɪʃ]
    bitirmek, bitiş, sona erdirmek
  992. theater [ˈθɪə.tər]
    tiyatro, sahne
  993. myth [mɪθ]
    mit, efsane
  994. switch [swɪtʃ]
    anahtar, değiştirmek, şalter
  995. chairman [ˈmən]
    başkan, yönetim kurulu başkanı
  996. friendship [ˈfrendʃɪp]
    dostluk, arkadaşlık
  997. avenue [ˈævənjuː]
    cadde, bulvar
  998. statute [ˈstætʃuːt]
    kanun, tüzük, yasa
  999. repair [rɪˈpeər]
    onarım, tamir, onarmak
  1000. brand [brænd]
    marka, ticari marka, etiket
  1001. cable [ˈkeɪbl]
    kablo, tel
  1002. differential [ˌdɪfəˈrenʃəl]
    diferansiyel, fark
  1003. customs [ˈkʌstəmz]
    gümrük, adet
  1004. mount [maʊnt]
    dağ, monte etmek, takmak
  1005. verse [vɜːs]
    dize, ayet
  1006. relate [rɪˈleɪt]
    ilişkilendirmek, anlatmak, ilişki kurmak
  1007. terminal [ˈtɜːmɪnəl]
    terminal, uç, son
  1008. introduce [ˌɪntrəˈdjuːs]
    tanıtmak, sunmak, başlatmak
  1009. wooden [ˈwʊdən]
    tahta, ahşap
  1010. optimal [ˈɒp.tɪ.məl]
    en uygun, optimal
  1011. profession [prəˈfeʃən]
    meslek, profesyon
  1012. ease [iːz]
    kolaylık, rahatlık, hafifletmek
  1013. motivation [ˌməʊtɪˈveɪʃən]
    motivasyon, güdü, teşvik
  1014. label [ˈleɪbəl]
    etiket, etiketlemek, adlandırmak
  1015. shore [ʃɔːr]
    kıyı, sahil
  1016. unlikely [ʌnˈlaɪklɪ]
    olası olmayan, muhtemel olmayan
  1017. breakfast [ˈbrekfəst]
    kahvaltı
  1018. extraordinary [ɪkˈstrɔːdənərɪ]
    olağanüstü, fevkalade
  1019. socialist [ˈsəʊʃəlɪst]
    sosyalist
  1020. ending [ˈendɪŋ]
    son, bitiş, sonlandırma
  1021. likewise [ˈlaɪkwaɪz]
    aynı şekilde, ben de
  1022. dispute [ˈdɪspjuːt]
    anlaşmazlık, ihtilaf, tartışma
  1023. anywhere [ˈenɪweər]
    her yerde, herhangi bir yerde
  1024. mouse [maʊs]
    fare
  1025. discharge [dɪsˈtʃɑːdʒ]
    taburcu etmek, boşaltmak, akıntı
  1026. varied [ˈveərɪd]
    çeşitli, farklı, değişken
  1027. conceptual [kənˈseptjʊəl]
    kavramsal
  1028. noble [ˈnəʊbl]
    soylu, yüce, asil
  1029. grave [ɡreɪv]
    mezar, ciddi, kabir
  1030. crew [kruː]
    mürettebat, ekip
  1031. autonomy [ɔːˈtɒnəmɪ]
    özerklik, özerk yönetim
  1032. intent [ɪnˈtent]
    niyet, kasıt, amaç
  1033. artificial [ˌɑːtɪˈfɪʃəl]
    yapay, suni
  1034. divorce [dɪˈvɔːs]
    boşanma, ayrılma
  1035. copper [ˈkɒpər]
    bakır
  1036. neutral [ˈnjuːtrəl]
    tarafsız, nötr, yansız
  1037. integrity [ɪnˈteɡrətɪ]
    dürüstlük, bütünlük, doğruluk
  1038. pleased [pliːzd]
    memnun, hoşnut
  1039. informal [ɪnˈfɔːməl]
    resmi olmayan, gayriresmi, samimi
  1040. reliable [rɪˈlaɪəbl]
    güvenilir, sağlam
  1041. testament [ˈtestəmənt]
    vasiyetname, ahit
  1042. aged [eɪdʒd]
    yaşlı, yaşlanmış, ihtiyar
  1043. courage [ˈkʌrɪdʒ]
    cesaret, yüreklilik
  1044. static [ˈstætɪk]
    durağan, statik, sabit
  1045. excessive [ɪkˈsesɪv]
    aşırı, ölçüsüz
  1046. plaintiff [ˈpleɪntɪf]
    davacı
  1047. par [pɑːr]
    eşit, parite
  1048. cattle [ˈkætl]
    sığır, büyükbaş hayvan
  1049. width [wɪtθ]
    genişlik, en
  1050. asset [ˈæset]
    varlık, aktif, değer
  1051. pan [pæn]
    tava, kızartma tavası
  1052. orange [ˈɒrɪndʒ]
    portakal, turuncu
  1053. passive [ˈpæsɪv]
    pasif, edilgen
  1054. throat [θrəʊt]
    boğaz, gırtlak
  1055. tight [taɪt]
    sıkı, dar, gergin
  1056. emotion [ɪˈməʊʃən]
    duygu, his
  1057. citizen [ˈsɪtɪzən]
    vatandaş, yurttaş
  1058. marginal [ˈmɑːdʒɪnəl]
    marjinal, kenar
  1059. covering [ˈkʌvərɪŋ]
    örtü, kaplama
  1060. crystal [ˈkrɪstəl]
    kristal, billur
  1061. communicate [kəˈmjuːnɪkeɪt]
    iletişim kurmak, haberleşmek, bildirmek
  1062. rent [rent]
    kiralamak, kira
  1063. residence [ˈrezɪdəns]
    ikamet, konut, oturma yeri
  1064. import [ɪmˈpɔːt]
    ithalat, ithal etmek
  1065. circulation [ˌsɜːkjəˈleɪʃən]
    dolaşım, sirkülasyon, tiraj
  1066. elite [ɪˈliːt]
    elit, seçkinler, seçkin
  1067. laugh [lɑːf]
    gülmek, kahkaha
  1068. afford [əˈfɔːd]
    karşılayabilmek, gücü yetmek, satın alabilmek
  1069. aunt [ɑːnt]
    teyze, hala
  1070. destroy [dɪˈstrɔɪ]
    yok etmek, tahrip etmek, imha etmek
  1071. saving [ˈseɪvɪŋ]
    tasarruf, birikim
  1072. neighborhood [ˈneɪ·bərˌhʊd]
    mahalle, semt, civar
  1073. proceed [prəʊˈsiːd]
    devam etmek, ilerlemek, sürdürmek
  1074. Moscow [ˈmɒs.kəʊ]
    moskova
  1075. proud [praʊd]
    gururlu, onurlu
  1076. insight [ˈɪnsaɪt]
    içgörü, kavrayış
  1077. receptor [rɪˈsep.tər]
    reseptör, alıcı
  1078. critique [krɪˈtiːk]
    eleştiri, tenkit
  1079. eternal [ɪˈtɜːnəl]
    ebedi, sonsuz
  1080. surgical [ˈsɜːdʒɪkəl]
    cerrahi, ameliyatla ilgili
  1081. yeah [jeə]
    evet, he, tamam
  1082. meanwhile [ˈmiːnˌwaɪl]
    bu arada, o sırada, bu sırada
  1083. Santa [ˈsæntə]
    noel baba
  1084. magnitude [ˈmæɡnɪtjuːd]
    büyüklük, şiddet, çap
  1085. coat [kəʊt]
    palto, ceket, kaplama
  1086. suicide [ˈsuːɪsaɪd]
    intihar
  1087. adoption [əˈdɒp.ʃən]
    evlat edinme, benimseme
  1088. Pope [pəʊp]
    papa
  1089. productive [prəˈdʌktɪv]
    üretken, verimli
  1090. praise [preɪz]
    övmek, övgü, takdir
  1091. mining [ˈmaɪnɪŋ]
    madencilik, maden çıkarma
  1092. wound [wuːnd]
    yara, yaralamak
  1093. sad [sæd]
    üzgün, kederli
  1094. ford [fɔːd]
    sığ geçit, ford
  1095. correspondence [ˌkɒrɪˈspɒndəns]
    yazışma, muhaberat
  1096. flexible [ˈfleksɪbl]
    esnek, bükülebilir
  1097. compound [ˈkɒmpaʊnd]
    bileşik, karışım
  1098. tale [teɪl]
    masal, hikaye
  1099. assignment [əˈsaɪnmənt]
    görev, atama, ödev
  1100. coefficient [ˌkəʊ.ɪˈfɪʃ.ənt]
    katsayı, koefisyan
  1101. intermediate [ˌɪntəˈmiːdiət]
    orta, orta düzey, ara
  1102. absorption [əbˈzɔːp.ʃən]
    emilim, absorpsiyon
  1103. breathing [ˈbriːðɪŋ]
    nefes alma, solunum
  1104. marry [ˈmærɪ]
    evlenmek
  1105. altogether [ˌɔːltəˈɡeðər]
    tamamen, bütünüyle, tümüyle
  1106. retirement [rɪˈtaɪəmənt]
    emeklilik
  1107. civilization [ˌsɪvəlaɪˈzeɪʃən]
    uygarlık, medeniyet
  1108. tower [taʊər]
    kule
  1109. weekly [ˈwiːkli]
    haftalık
  1110. soldier [ˈsəʊldʒər]
    asker
  1111. tumor [ˈtjuːmər]
    tümör, ur
  1112. gaze [ɡeɪz]
    bakış, göz süzme
  1113. bias [ˈbaɪəs]
    önyargı, yanlılık
  1114. counsel [ˈkaʊnsəl]
    danışmanlık, öğüt
  1115. romantic [rəʊˈmæntɪk]
    romantik, duygusal
  1116. illustrate [ˈɪləstreɪt]
    örneklendirmek, açıklamak
  1117. enhance [ɪnˈhɑːns]
    geliştirmek, artırmak
  1118. fortune [ˈfɔːtʃuːn]
    talih, servet
  1119. slight [slaɪt]
    hafif, önemsiz
  1120. calm [kɑːm]
    sakin, dingin
  1121. implement [ˈɪmplɪment]
    uygulamak, hayata geçirmek, uygulama
  1122. mystery [ˈmɪstərɪ]
    gizem, esrar, sır
  1123. wedding [ˈwedɪŋ]
    düğün, nikah, evlilik
  1124. consensus [kənˈsensəs]
    uzlaşma, fikir birliği, mutabakat
  1125. appointment [əˈpɔɪntmənt]
    randevu, atama, görev ataması
  1126. ideological [ˌaɪdɪəˈlɒdʒɪkəl]
    ideolojik, düşünsel, doktrinel
  1127. crop [krɒp]
    ekin, mahsul, ürün
  1128. hide [haɪd]
    saklamak, gizlemek, saklanmak
  1129. heritage [ˈherɪtɪdʒ]
    miras, kültürel miras, kalıt
  1130. incidence [ˈɪnsɪdəns]
    görülme sıklığı, insidans, olgu sıklığı
  1131. graph [ɡrɑːf]
    grafik, çizge, grafik çizmek
  1132. corps [kɔːr]
    kolordu, birlik
  1133. adopt [əˈdɒpt]
    evlat edinmek, benimsemek, kabul etmek
  1134. specify [ˈspesɪfaɪ]
    belirtmek, şart koşmak, detaylandırmak
  1135. folk [fəʊk]
    halk, yöresel, geleneksel
  1136. den [den]
    in, sığınak
  1137. possess [pəˈzes]
    sahip olmak, elinde bulundurmak
  1138. hierarchy [ˈhaɪərɑːkɪ]
    hiyerarşi, düzen
  1139. conclude [kənˈkluːd]
    sonuçlandırmak, sonuca varmak, bitirmek
  1140. genuine [ˈʤenjʊɪn]
    gerçek, hakiki, samimi
  1141. platform [ˈplætfɔːm]
    platform, peron, sahne
  1142. creek [kriːk]
    dere, çay
  1143. attribute [ˈætrɪbjuːt]
    nitelik, özellik, atfetme
  1144. fiber [ˈfaɪ.bər]
    lif, elyaf
  1145. mill [mɪl]
    değirmen, fabrika, öğütme tesisi
  1146. infrastructure [ˈɪnfrəˌstrʌktʃər]
    altyapı
  1147. immigration [ˌɪmɪˈɡreɪʃən]
    göç, göçmenlik, muhaceret
  1148. arrive [əˈraɪv]
    varmak, ulaşmak, gelmek
  1149. compliance [kəmˈplaɪəns]
    uyum, uygunluk, mevzuata uygunluk
  1150. preference [ˈprefərəns]
    tercih, yeğleme
  1151. initiative [ɪˈnɪʃətɪv]
    girişim, inisiyatif
  1152. castle [ˈkɑːsl]
    kale, şato
  1153. hunting [ˈhʌntɪŋ]
    avcılık, avlanma
  1154. quietly [ˈkwaɪətlɪ]
    sessizce, usulca
  1155. honest [ˈɒnɪst]
    dürüst, namuslu
  1156. patent [ˈpeɪtənt]
    patent
  1157. preserve [prɪˈzɜːv]
    korumak, muhafaza etmek, saklamak
  1158. sport [spɔːt]
    spor, spor dalı
  1159. publisher [ˈpʌblɪʃər]
    yayımcı, yayıncı
  1160. biblical [ˈbɪblɪkəl]
    kutsal kitaba ait, incil ile ilgili
  1161. plenty [ˈplentɪ]
    bol, çok
  1162. biology [baɪˈɒlədʒɪ]
    biyoloji
  1163. sustained [səˈsteɪnd]
    sürdürülen, sürekli, devamlı
  1164. pulse [pʌls]
    nabız, atım, darbe
  1165. ongoing [ˈɒnˌɡəʊɪŋ]
    devam eden, süregelen, devamlı
  1166. exclusive [ɪksˈkluːsɪv]
    özel, ayrıcalıklı, münhasır
  1167. desirable [dɪˈzaɪərəbl]
    arzu edilen, istenen, cazip
  1168. hate [heɪt]
    nefret etmek, nefret
  1169. hardware [ˈhɑːdweər]
    donanım, bilgisayar donanımı
  1170. wheel [wiːl]
    tekerlek, çark
  1171. rear [rɪər]
    arka, geri, art
  1172. expenditure [ɪkˈspendɪtʃər]
    harcama, gider
  1173. fraction [ˈfrækʃən]
    kesir, kısım, parça
  1174. manuscript [ˈmænjəskrɪpt]
    el yazması, yazma
  1175. pray [preɪ]
    dua etmek, yalvarmak, ibadet etmek
  1176. nonetheless [ˌnʌnðəˈles]
    yine de, buna rağmen
  1177. preliminary [prɪˈlɪmɪnərɪ]
    ön, ilk, hazırlık
  1178. cabinet [ˈkæbɪnət]
    dolap, kabine, bakanlar kurulu
  1179. isolation [ˌaɪsəlˈeɪʃən]
    izolasyon, yalıtım, tecrit
  1180. voluntary [ˈvɒləntərɪ]
    gönüllü, isteğe bağlı
  1181. pilot [ˈpaɪlət]
    pilot, kaptan, deneme
  1182. literally [ˈlɪtərəlɪ]
    kelimesi kelimesine, harfi harfine, gerçekten
  1183. instant [ˈɪnstənt]
    anında, anlık, derhal
  1184. reconstruction [ˌriːkənˈstrʌkʃən]
    yeniden inşa, yeniden yapılandırma, rekonstrüksiyon
  1185. realm [relm]
    alem, alan, diyar
  1186. dozen [ˈdʌzən]
    düzine, on iki
  1187. blow [bləʊ]
    üflemek, darbe, vurmak
  1188. absent [ˈæbsənt]
    yok, hazır olmayan, bulunmayan
  1189. pale [peɪl]
    solgun, benzi atmış, açık renk
  1190. somebody [ˈsʌmbədɪ]
    birisi, biri, herhangi biri
  1191. legitimate [lɪˈdʒɪtəmət]
    meşru, yasal, geçerli
  1192. fiscal [ˈfɪskəl]
    mali, finansal, bütçesel
  1193. courtesy [ˈkɜːtəsɪ]
    nezaket, kibarlık, görgü
  1194. indirect [ˌɪndɪˈrekt]
    dolaylı, endirekt
  1195. inherent [ɪnˈherənt]
    içkin, özsel, doğuştan
  1196. wake [weɪk]
    uyanmak, uyanış, uyandırmak
  1197. deny [dɪˈnaɪ]
    inkar etmek, reddetmek
  1198. pleasant [ˈplezənt]
    hoş, keyifli, güzel
  1199. odd [ɒd]
    tuhaf, garip, tek
  1200. profound [prəˈfaʊnd]
    derin, köklü, kapsamlı
  1201. barely [ˈbeəlɪ]
    zar zor, güçlükle, neredeyse
  1202. replacement [rɪˈpleɪsmənt]
    yerine koyma, değiştirme, ikame
  1203. diagnostic [ˌdaɪəɡˈnɒstɪk]
    teşhisle ilgili, tanısal, tanılayıcı
  1204. capitalism [ˈkæpɪtəlɪzəm]
    kapitalizm
  1205. loud [laʊd]
    yüksek sesli, gür, bağıran
  1206. Georgia [ˈdʒɔː.dʒə]
    gürcistan
  1207. Iraq [ɪˈrɑːk]
    irak
  1208. flower [flaʊər]
    çiçek
  1209. strict [strɪkt]
    katı, sıkı, sert
  1210. happening [ˈhæpənɪŋ]
    olay, gerçekleşen, olan biten
  1211. leaf [liːf]
    yaprak
  1212. bottle [ˈbɒtl]
    şişe, biberon
  1213. satisfy [ˈsætɪsfaɪ]
    tatmin etmek, memnun etmek, karşılamak
  1214. deliver [dɪˈlɪvər]
    teslim etmek, ulaştırmak, doğurmak
  1215. shirt [ʃɜːt]
    gömlek
  1216. presidential [ˌprezɪˈdenʃəl]
    başkanlık, cumhurbaşkanlığı
  1217. threshold [ˈθreʃhəʊld]
    eşik, sınır
  1218. quarterly [ˈkwɔːtəlɪ]
    üç aylık, çeyrek dönemlik
  1219. slope [sləʊp]
    yamaç, eğim
  1220. historic [hɪˈstɒrɪk]
    tarihi, tarihî
  1221. calcium [ˈkælsɪəm]
    kalsiyum
  1222. artistic [ɑːˈtɪstɪk]
    sanatsal, artistik
  1223. clock [klɒk]
    saat
  1224. stem [stem]
    sap, gövde, kök
  1225. morality [məˈrælətɪ]
    ahlak, etik
  1226. aesthetic [esˈθetɪk]
    estetik
  1227. thickness [ˈθɪknəs]
    kalınlık
  1228. corn [kɔːn]
    mısır, darı
  1229. pace [peɪs]
    tempo, adım, hız
  1230. therapeutic [ˌθerəˈpjuːtɪk]
    terapötik, tedavi edici
  1231. latest [ˈleɪtɪst]
    en yeni, son, en son
  1232. purely [pjʊəlɪ]
    safça, yalnızca, sadece
  1233. usage [ˈjuːsɪdʒ]
    kullanım, kullanma
  1234. pour [pɔːr]
    dökmek, boşaltmak
  1235. defeat [dɪˈfiːt]
    yenilgi, mağlubiyet, bozguna uğratmak
  1236. illegal [ɪˈliːɡəl]
    yasadışı, kanunsuz
  1237. emergence [ɪˈmɜː.dʒəns]
    ortaya çıkış, belirme
  1238. foster [ˈfɒstər]
    teşvik etmek, geliştirmek, bakmak
  1239. diffusion [dɪˈfjuːʒən]
    yayılma, difüzyon
  1240. truck [trʌk]
    kamyon, tır
  1241. automatic [ˌɔːtəˈmætɪk]
    otomatik, kendiliğinden, otomatikman
  1242. darling [ˈdɑːlɪŋ]
    sevgili, canım, aşkım
  1243. cream [kriːm]
    krema, kaymak, krem
  1244. adjacent [əˈdʒeɪsənt]
    bitişik, komşu, bitişiğindeki
  1245. tail [teɪl]
    kuyruk, artçı, son
  1246. partially [ˈpɑːʃəlɪ]
    kısmen, kısmi olarak, bir ölçüde
  1247. sixth [sɪksθ]
    altıncı
  1248. primitive [ˈprɪmɪtɪv]
    ilkel, primitif, basit
  1249. solar [ˈsəʊlər]
    güneş, güneşsel, güneşe ait
  1250. outline [ˈaʊtlaɪn]
    ana hat, taslak, dış hat
  1251. Saturday [ˈsætədeɪ]
    cumartesi
  1252. con [kɒn]
    dolandırıcılık, düzenbazlık
  1253. aggressive [əˈɡresɪv]
    agresif, saldırgan, hırçın
  1254. afterwards [ˈɑːftəwədz]
    sonradan, daha sonra
  1255. script [skrɪpt]
    senaryo, yazı, betik
  1256. Scotland [ˈskɒt.lənd]
    iskoçya
  1257. smell [smel]
    koku, koklamak, koku almak
  1258. beer [bɪər]
    bira
  1259. personally [ˈpɜːsənəlɪ]
    kişisel olarak, şahsen
  1260. cap [kæp]
    şapka, kapak
  1261. invasion [ɪnˈveɪʒən]
    istila, işgal, saldırı
  1262. minimal [ˈmɪnɪməl]
    asgari, minimal, en az
  1263. chemistry [ˈkemɪstrɪ]
    kimya
  1264. banking [ˈbæŋkɪŋ]
    bankacılık
  1265. calculate [ˈkælkjəleɪt]
    hesaplamak, hesap etmek
  1266. registration [ˌredʒɪˈstreɪʃən]
    kayıt, tescil, kayıt işlemi
  1267. stroke [strəʊk]
    inme, felç, vuruş
  1268. resolve [rɪˈzɒlv]
    çözmek, çözümlemek, gidermek
  1269. protest [ˈprəʊtest]
    protesto, itiraz, tepki
  1270. painful [ˈpeɪnfəl]
    acı verici, ağrılı, ıstıraplı
  1271. guarantee [ˌɡærənˈtiː]
    garanti, güvence, teminat
  1272. immune [ɪˈmjuːn]
    bağışık, dokunulmaz
  1273. anterior [ænˈtɪə.rɪ.ər]
    ön, anterior
  1274. lung [lʌŋ]
    akciğer
  1275. quantitative [ˈkwɒntɪtətɪv]
    nicel, sayısal
  1276. sixty [ˈsɪkstɪ]
    altmış
  1277. gulf [ɡʌlf]
    körfez
  1278. hydrogen [ˈhaɪdrədʒən]
    hidrojen
  1279. suggestion [səˈdʒestʃən]
    öneri, tavsiye, önerme
  1280. classified [ˈklæsɪfaɪd]
    sınıflandırılmış, gizli, tasnifli
  1281. verb [vɜːb]
    fiil, eylem
  1282. exclusively [ɪksˈkluːsɪvlɪ]
    yalnızca, münhasıran, sırf
  1283. Pakistan [ˌpɑː.kɪˈstɑːn]
    pakistan
  1284. naval [ˈneɪvəl]
    deniz, deniz kuvvetlerine ait, donanma
  1285. anxious [ˈæŋkʃəs]
    endişeli, kaygılı, tedirgin
  1286. habit [ˈhæbɪt]
    alışkanlık, huy, adet
  1287. facilitate [fəˈsɪlɪteɪt]
    kolaylaştırmak, yardımcı olmak, sağlamak
  1288. bulk [bʌlk]
    kütle, yığın, toptan
  1289. lieutenant [lefˈtenənt]
    teğmen
  1290. innocent [ˈɪnəsənt]
    masum, suçsuz, saf
  1291. physically [ˈfɪzɪkəlɪ]
    fiziksel olarak, bedensel olarak
  1292. giant [ˈdʒaɪənt]
    dev, kocaman, iri
  1293. fever [ˈfiːvər]
    ateş, humma
  1294. operational [ˌɒpərˈeɪʃənəl]
    operasyonel, faal, işler
  1295. organ [ˈɔːɡən]
    organ, uzuv
  1296. favour [ˈfeɪvər]
    iyilik, lütuf, destek
  1297. renal [ˈriː.nəl]
    böbrek, renal
  1298. photograph [ˈfəʊtəɡrɑːf]
    fotoğraf, resim, görüntü
  1299. ruling [ˈruːlɪŋ]
    yönetici, hüküm süren, egemen
  1300. gallery [ˈɡælərɪ]
    galeri, sanat galerisi, sergi salonu
  1301. pursue [pəˈsjuː]
    peşinden gitmek, takip etmek, sürdürmek
  1302. privacy [ˈprɪvəsɪ]
    mahremiyet, gizlilik, özel hayat
  1303. collect [kəˈlekt]
    toplamak, biriktirmek, tahsil etmek
  1304. thoroughly [ˈθʌrəlɪ]
    tamamen, etraflıca, iyice
  1305. weakness [ˈwiːknəs]
    zayıflık, güçsüzlük, zaaf
  1306. infinite [ˈɪnfɪnət]
    sonsuz, sınırsız, nihayetsiz
  1307. calculation [ˌkælkjəˈleɪʃən]
    hesaplama, hesap, matematiksel işlem
  1308. conviction [kənˈvɪkʃən]
    kanaat, mahkumiyet, inanç
  1309. cluster [ˈklʌstər]
    küme, yığın, grup
  1310. chicken [ˈtʃɪkɪn]
    tavuk, piliç
  1311. respective [rɪˈspektɪv]
    ilgili, kendi, münferit
  1312. ward [wɔːd]
    koğuş, mahalle, koruma altındaki kişi
  1313. guilt [ɡɪlt]
    suçluluk, suç
  1314. rhetoric [ˈretərɪk]
    retorik, hitabet
  1315. mike [maɪk]
    mikrofon, mike
  1316. sing [sɪŋ]
    şarkı söylemek, söylemek, ötmek
  1317. studio [ˈstjuːdɪəʊ]
    stüdyo, atölye
  1318. flexibility [ˌflek·səˈbɪl·ɪ·t̬ɪ]
    esneklik, elastikiyet
  1319. cloth [klɒθ]
    kumaş, bez, örtü
  1320. Korean [kəˈrɪən]
    koreli, korece
  1321. cardiac [ˈkɑːdɪæk]
    kardiyak, kalple ilgili
  1322. comparable [ˈkɒmpərəbl]
    karşılaştırılabilir, benzer
  1323. theological [ˌθiː.əˈlɒdʒ.ɪ.kəl]
    teolojik, ilahiyata dair
  1324. appreciate [əˈpriːʃieɪt]
    takdir etmek, değerini bilmek, minnettar olmak
  1325. meaningful [ˈmiːnɪŋfəl]
    anlamlı, manalı
  1326. ecological [ˌiːkəˈlɒdʒɪkəl]
    ekolojik, ekolojiyle ilgili
  1327. literacy [ˈlɪtərəsɪ]
    okuryazarlık, okuma yazma bilme
  1328. servant [ˈsɜːvənt]
    hizmetkar, uşak
  1329. artery [ˈɑːtərɪ]
    atardamar, arter
  1330. sociology [ˌsəʊʃɪˈɒlədʒɪ]
    sosyoloji, toplum bilimi
  1331. yours [jɔːz]
    seninki, sizinki
  1332. defend [dɪˈfend]
    savunmak, korumak, müdafaa etmek
  1333. attachment [əˈtætʃmənt]
    ek, ek dosya, iliştirme
  1334. divide [dɪˈvaɪd]
    bölmek, ayırmak, paylaşmak
  1335. highway [ˈhaɪweɪ]
    otoyol, karayolu
  1336. trauma [ˈtrɔːmə]
    travma, sarsıntı
  1337. eliminate [ɪˈlɪmɪneɪt]
    ortadan kaldırmak, yok etmek, elemek
  1338. turkey [ˈtɜːkɪ]
    hindi, türkiye
  1339. bedroom [ˈbedruːm]
    yatak odası
  1340. strictly [ˈstrɪktlɪ]
    kesinlikle, sıkı sıkıya, katı bir şekilde
  1341. combat [ˈkɒmbæt]
    muharebe, çatışma, savaş
  1342. lifetime [ˈlaɪftaɪm]
    ömür, yaşam süresi, hayat boyu
  1343. railroad [ˈreɪl.rəʊd]
    demiryolu, tren yolu
  1344. furniture [ˈfɜːnɪtʃər]
    mobilya, eşya
  1345. curious [ˈkjʊərɪəs]
    meraklı, tuhaf, ilginç
  1346. admission [ədˈmɪʃən]
    kabul, giriş, itiraf
  1347. suspect [ˈsʌspekt]
    şüpheli, şüphelenmek, zanlı
  1348. tourism [ˈtʊərɪzəm]
    turizm
  1349. sole [səʊl]
    taban, tek, yegane
  1350. cooperative [kəʊˈɒpərətɪv]
    kooperatif, işbirlikçi, ortaklaşa
  1351. liberation [ˌlɪb.ərˈeɪ.ʃən]
    kurtuluş, özgürleşme, serbest bırakma
  1352. shopping [ˈʃɒpɪŋ]
    alışveriş
  1353. polish [ˈpɒlɪʃ]
    cilalamak, parlatmak
  1354. bent [bent]
    eğik, bükülmüş
  1355. canal [kəˈnæl]
    kanal, su yolu
  1356. departure [dɪˈpɑːtʃər]
    kalkış, ayrılış
  1357. variance [ˈveərɪəns]
    varyans, değişkenlik
  1358. margin [ˈmɑːdʒɪn]
    marj, kenar, fark
  1359. checked [tʃekt]
    kontrol edilmiş, işaretli
  1360. coastal [ˈkəʊstəl]
    kıyısal, sahil
  1361. Netherlands [ˈneð.ə.ləndz]
    hollanda, nederland
  1362. venture [ˈventʃər]
    girişim, riskli iş, teşebbüs
  1363. expand [ɪkˈspænd]
    genişlemek, yayılmak, büyümek
  1364. completion [kəmˈpliːʃən]
    tamamlama, bitirme, tamamlanma
  1365. adverse [ˈædvɜːs]
    olumsuz, ters, zararlı
  1366. headquarters [ˈhedˌkwɔːtəz]
    genel merkez, merkez
  1367. disability [ˌdɪsəˈbɪlətɪ]
    engellilik, sakatlık, özürlülük
  1368. tonight [təˈnaɪt]
    bu gece
  1369. revelation [ˌrevəlˈeɪʃən]
    vahiy, ifşa, açığa çıkarma
  1370. associate [əˈsəʊsɪeɪt]
    ortak, iş arkadaşı, ilişkilendirmek
  1371. posterior [pɒsˈtɪə.rɪ.ər]
    arka, art, arka taraf
  1372. yard [jɑːd]
    avlu, bahçe, yarda
  1373. arrest [əˈrest]
    tutuklamak, gözaltına almak, yakalamak
  1374. acquire [əˈkwaɪər]
    edinmek, elde etmek, kazanmak
  1375. entertainment [ˌentəˈteɪnmənt]
    eğlence, gösteri, eğlendirici etkinlik
  1376. actor [ˈæktər]
    aktör, oyuncu, sanatçı
  1377. blame [bleɪm]
    suçlamak, kabahat bulmak, kusur bulmak
  1378. presumably [prɪˈzjuːməblɪ]
    muhtemelen, herhalde, büyük olasılıkla
  1379. occurrence [əˈkʌrəns]
    olay, meydana gelme, oluş
  1380. alter [ˈɔːltər]
    değiştirmek, dönüştürmek, tadil etmek
  1381. worthy [ˈwɜːðɪ]
    layık, değerli
  1382. portrait [ˈpɔːtrɪt]
    portre, resim
  1383. scales [skeɪlz]
    terazi, ölçek, pullar
  1384. salvation [sælˈveɪʃən]
    kurtuluş, selamet
  1385. expertise [ˌekspɜːˈtiːz]
    uzmanlık, uzmanlık bilgisi, yetkinlik
  1386. census [ˈsensəs]
    nüfus sayımı, sayım
  1387. subjective [səbˈdʒektɪv]
    öznel
  1388. roughly [ˈrʌflɪ]
    kabaca, yaklaşık
  1389. collapse [kəˈlæps]
    çöküş, çökme
  1390. cloud [klaʊd]
    bulut
  1391. bowl [bəʊl]
    kase, çanak, tas
  1392. finite [ˈfaɪ.naɪt]
    sonlu, sınırlı
  1393. devil [ˈdevəl]
    şeytan, iblis
  1394. arc [ɑːk]
    yay, kavis, kemer
  1395. mobility [məʊˈbɪl.ə.tɪ]
    hareketlilik, mobilite
  1396. intensive [ɪnˈtensɪv]
    yoğun, yoğunlaştırılmış, yoğun bakım
  1397. provincial [prəˈvɪnʃəl]
    taşralı, taşraya özgü, vilayete ait
  1398. acknowledge [əkˈnɒlɪdʒ]
    kabul etmek, onaylamak, itiraf etmek
  1399. privilege [ˈprɪvəlɪdʒ]
    ayrıcalık, imtiyaz, ayrıcalıklı hak
  1400. Poland [ˈpəʊ.lənd]
    polonya
  1401. sheep [ʃiːp]
    koyun
  1402. grey [ɡreɪ]
    gri, kül rengi
  1403. inevitable [ɪˈnevɪtəbl]
    kaçınılmaz
  1404. elementary [ˌelɪˈmentərɪ]
    temel, ilkel, başlangıç düzeyi
  1405. sodium [ˈsəʊdɪəm]
    sodyum
  1406. egg [eɡ]
    yumurta
  1407. eleven [ɪˈlevən]
    on bir
  1408. reproduction [ˌriːprəˈdʌkʃən]
    üreme, çoğalma, yeniden üretim
  1409. substantially [səbˈstænʃəlɪ]
    önemli ölçüde, büyük ölçüde, esasen
  1410. reward [rɪˈwɔːd]
    ödül, mükafat
  1411. distinctive [dɪˈstɪŋktɪv]
    ayırt edici, özgün, belirgin
  1412. gentle [ˈdʒentl]
    nazik, yumuşak, kibar
  1413. illustration [ˌɪləˈstreɪʃən]
    örnekleme, çizim, illüstrasyon
  1414. lift [lɪft]
    kaldırmak, asansör, lift
  1415. tobacco [təˈbækəʊ]
    tütün
  1416. pipe [paɪp]
    boru, pipo
  1417. colony [ˈkɒlənɪ]
    sömürge, koloni
  1418. reasonably [ˈriːzənəbli]
    makul ölçüde, epeyce, nispeten
  1419. cooking [ˈkʊkɪŋ]
    yemek pişirme, aşçılık, pişirme
  1420. electricity [ɪˌlekˈtrɪsətɪ]
    elektrik, elektrik enerjisi
  1421. campus [ˈkæmpəs]
    kampüs, yerleşke
  1422. pulmonary [ˈpʊl.mə.nər.ɪ]
    pulmoner, akciğer
  1423. proposition [ˌprɒpəˈzɪʃən]
    önerme, öneri, teklif
  1424. Delhi [ˈdel.ɪ]
    delhi
  1425. intelligent [ɪnˈtelɪdʒənt]
    zeki, akıllı
  1426. allocation [ˌæləˈkeɪʃən]
    tahsis, tahsisat, dağıtım
  1427. worn [wɔːn]
    aşınmış, yıpranmış, giyilmiş
  1428. rejection [rɪˈdʒekʃən]
    ret, reddetme
  1429. ignore [ɪɡˈnɔːr]
    görmezden gelmek, aldırmamak, önemsememek
  1430. resist [rɪˈzɪst]
    direnmek, karşı koymak, dayanmaya çalışmak
  1431. carrier [ˈkærɪər]
    taşıyıcı, kargo şirketi, operatör
  1432. freely [ˈfriːli]
    özgürce, serbestçe
  1433. bare [beər]
    çıplak, yalın, açıkta
  1434. mad [mæd]
    deli, çılgın, kızgın
  1435. planet [ˈplænɪt]
    gezegen
  1436. unconscious [ʌnˈkɒnʃəs]
    bilinçsiz, baygın
  1437. kid [kɪd]
    çocuk, oğlak
  1438. exit [ˈeksɪt]
    çıkış
  1439. controversy [ˈkɒntrəvɜːsɪ]
    tartışma, ihtilaf
  1440. compromise [ˈkɒmprəmaɪz]
    uzlaşma, ödün
  1441. Negro [ˈniːɡrəʊ]
    siyahi, zenci
  1442. angel [ˈeɪndʒəl]
    melek
  1443. crossing [ˈkrɒsɪŋ]
    geçiş, geçit
  1444. solely [ˈsəʊllɪ]
    yalnızca, sadece
  1445. resident [ˈrezɪdənt]
    ikamet eden, yerleşik, sakin
  1446. emerge [ɪˈmɜːdʒ]
    ortaya çıkmak, belirmek
  1447. affair [əˈfeər]
    mesele, ilişki, olay
  1448. listing [ˈlɪs.tɪŋ]
    listeleme, liste
  1449. basin [ˈbeɪsən]
    havza, leğen
  1450. tank [tæŋk]
    tank, depo, sarnıç
  1451. scenario [sɪˈnɑːrɪəʊ]
    senaryo, durum, varsayım
  1452. analytical [ˌænəlˈɪtɪkəl]
    analitik, çözümleyici
  1453. opera [ˈɒpərə]
    opera
  1454. governance [ˈɡʌv.ən.əns]
    yönetişim, yönetim
  1455. combine [kəmˈbaɪn]
    birleştirmek, kombine etmek, bir araya getirmek
  1456. arch [ɑːtʃ]
    kemer, yay
  1457. accessible [əkˈsesəbl]
    erişilebilir, ulaşılabilir
  1458. respiratory [rɪˈspɪrətərɪ]
    solunumla ilgili, respiratuvar
  1459. exploration [ˌek.spləˈreɪ.ʃən]
    keşif, araştırma, inceleme
  1460. nationalism [ˈnæʃənəlɪzəm]
    milliyetçilik, ulusalcılık
  1461. atomic [əˈtɒmɪk]
    atomik, nükleer
  1462. therapist [ˈθerəpɪst]
    terapist, psikoterapist
  1463. timing [ˈtaɪmɪŋ]
    zamanlama, zaman
  1464. methodology [ˌmeθəˈdɒlədʒɪ]
    metodoloji, yöntem bilimi
  1465. integral [ˈɪntɪɡrəl]
    bütünsel, ayrılmaz, integral
  1466. inspection [ɪnˈspekʃən]
    denetim, inceleme, muayene
  1467. inadequate [ɪˈnædɪkwət]
    yetersiz, kifayetsiz
  1468. disaster [dɪˈzɑːstər]
    felaket, afet
  1469. occasional [əˈkeɪʒənəl]
    ara sıra, nadiren, arada bir
  1470. subtle [ˈsʌtl]
    ince, belli belirsiz, nüanslı
  1471. indication [ˌɪndɪˈkeɪʃən]
    belirti, gösterge, işaret
  1472. wheat [wiːt]
    buğday
  1473. harmony [ˈhɑːmənɪ]
    uyum, ahenk, harmoni
  1474. pursuit [pəˈsjuːt]
    takip, kovalamaca, arayış
  1475. connect [kəˈnekt]
    bağlamak, bağlanmak, ilişkilendirmek
  1476. sword [sɔːd]
    kılıç
  1477. cape [keɪp]
    pelerin, kap
  1478. onset [ˈɒnset]
    başlangıç, ortaya çıkış, nöbet başlangıcı
  1479. succeed [səkˈsiːd]
    başarmak, başarılı olmak, izlemek
  1480. numerical [njuːˈmerɪkl]
    sayısal, numerik
  1481. walker [ˈwɔːkər]
    yürüyen, gezgin, yürüteç
  1482. Hebrew [ˈhiːbruː]
    ibranice, ibrani
  1483. hi [haɪ]
    merhaba, selam
  1484. steam [stiːm]
    buhar, buharlaşmak
  1485. peripheral [pəˈrɪfərəl]
    çevresel, periferik
  1486. terror [ˈterər]
    terör, dehşet
  1487. fox [fɒks]
    tilki
  1488. aging [ˈeɪdʒɪŋ]
    yaşlanma, yaşlanma süreci
  1489. machinery [məˈʃiːnəri]
    makine, makineler
  1490. knife [naɪf]
    bıçak
  1491. pregnant [ˈpreɡnənt]
    hamile, gebe
  1492. handbook [ˈhændbʊk]
    el kitabı, kılavuz
  1493. circular [ˈsɜːkjələr]
    dairesel, genelge
  1494. justify [ˈdʒʌstɪfaɪ]
    haklı çıkarmak, gerekçelendirmek
  1495. lane [leɪn]
    şerit, dar yol
  1496. dictionary [ˈdɪkʃənərɪ]
    sözlük
  1497. flag [flæɡ]
    bayrak
  1498. glance [ɡlɑːns]
    göz atmak, bakış
  1499. criterion [kraɪˈtɪərɪən]
    ölçüt, kriter
  1500. barrier [ˈbærɪər]
    engel, bariyer

B1 kelimeler ne işe yarar?

B1'de kelimeler, tek tek yanıtların ötesine geçip düşüncelerini birleştirmene yardımcı olur: bir seyahati anlatabilir, bir seçimini açıklayabilir, tavsiye verebilir veya planlarından söz edebilirsin. Daha kesin fiiller, sıfatlar ve ifadelerle nedenleri, karşılaştırmaları ve önemli ayrıntıları ekleyebilirsin.

British Council, B1'i bilinen durumlarda bağımsız iletişim kurma düzeyi olarak tanımlar. Açık bir konuşmanın ana fikrini anlamak, seyahatteki olağan durumlarla başa çıkmak, deneyimlerini anlatmak ve bir görüşü kısaca açıklamak bu görevler arasındadır. Yeni kelimeleri bu somut görevleri düşünerek seç.

Örneğin good yerine useful advice, "yararlı bir tavsiye" veya a clear explanation, "açık bir açıklama" diyerek anlamı netleştirebilirsin. Bu, öğrendiklerinin tümünü değiştirmek demek değildir: basit kelimelere hâlâ ihtiyacın vardır; yenileri düşünceni daha kesin ifade etmene yardımcı olur.

Cümle içinde B1 kelimeler

advice: bir tavsiye için teşekkür etmek

Thank you for your advice. It helped me make a decision.

Tavsiyen için teşekkürler. Karar vermeme yardımcı oldu.

ahead: hazırlıktan söz etmek

We need to plan ahead to avoid problems.

Sorunlardan kaçınmak için önceden plan yapmamız gerekiyor.

coast: bir seyahati anlatmak

We spent a week on the coast.

Kıyıda bir hafta geçirdik.

unlike: alışkanlıkları karşılaştırmak

Unlike my brother, I prefer to travel by train.

Erkek kardeşimin aksine trenle seyahat etmeyi tercih ederim.

Yalnızca anlamlar değil, kelime grupları nasıl öğrenilir?

Advice ile birlikte give advice, "tavsiye vermek" ve ask for advice, "tavsiye istemek" ifadelerini öğren. Bu anlamıyla advice sayılamayan bir isimdir: "bir tavsiye" için an advice değil, a piece of advice denir. Türkçede "bir tavsiye" diyebiliriz; İngilizcede ise bu yapıda advice doğrudan belirsiz tanımlık almaz. Örnek, anlamı ve doğru kullanımı aynı anda gösterir.

Ahead de kelime gruplarıyla daha kolay öğrenilir: plan ahead, "önceden plan yapmak"; go ahead, "devam etmek" veya "buyur"; the road ahead, "önümüzdeki yol" demektir. Hepsini bir kerede ezberlemen gerekmez. Metninde geçen veya konuşmada ihtiyaç duyduğun kullanımla başla.

İngilizce kelime nasıl öğrenilir ve akılda tutulur?

Okurken kelime dağarcığı nasıl genişletilir?

Önce kısa bir bölüm oku ve ana fikri belirle. Sonra önemli ayrıntıları anlamak için gereken kelimeleri veya kendi yanıtında kullanabileceğin ifadeleri seç. Bildiğin kelimeler, bağlamı anlamana ve yeni kelimelerin doğru anlamını seçmene yardımcı olur.

Örneğin bir seyahat metnindeki on the coast ifadesi, coast kelimesinin bir yerle ilgili olduğunu gösterir. Anlamını kontrol ettikten sonra hem "kıyı" karşılığını hem de kelime grubunun tamamını kaydet. Böylece benzer cümleleri anlamak ve kurmak kolaylaşır.

Listede İngilizce kelimeye veya Türkçe karşılığına göre arama yapabilirsin. Aradığını B1'de bulamazsan seviyeleri tek tek açmak yerine tüm kataloğun arama alanını kullan.

Türkçe anlamları ve fonetik gösterimleriyle İngilizce kelimeler: katalogda arama

Bildiğin kelimeleri nasıl daha etkin kullanırsın?

  1. İfade etmek istediğin düşünceye göre kelime seç Kısa bir anlatım, tavsiye veya karşılaştırma için kelimeler seç. Kolayca hatırladıklarını geç; tanıdığın ama henüz kullanmadığın kelimelere ayrıca dön.
  2. Anlamı ve telaffuzu çalış Kelimeleri çalışmalarına ekle. Luveng'in kelime çalışmasında bildiklerini ve bilmediklerini seçersin; sistem çeviri, dinleyerek anlama ve yazma içeren kısa bir ders oluşturur. İlerlemen hesabına kaydedilir.
  3. Düşüncelerini bir yanıtta birleştir Birkaç cümle yaz veya söyle: ne oldu, neden bu kararı verdin ve planların neler? Yeni kelimeleri gerektiği yerde kullan; bütün listeyi tek bir yanıta sığdırmaya çalışma.
İngilizce kelime çalış

B1 ile B2 arasında nasıl seçim yapılır?

Luveng'de B1, A1 ve A2 listelerinden sonra gelen 1.500 kelimeyi içerir. Bu, bir düzeyin tüm kelimeleri değil, kataloğun üçüncü bölümüdür. A1–B2 adları uygulama içi öğrenme gruplarını belirtir; CEFR becerileri değerlendirir ve her düzey için tek bir resmî kelime listesi belirlemez.

B1'de hâlâ işine yarayacak, bilmediğin birçok kelime varsa burada devam et. Çoğunu biliyorsan B2'yi aç: orada daha kesin ifadeler, tartışmalar ve karmaşık metinler için kelimeler vardır. Önceki listelerden belirli kelimeleri ihtiyaç duydukça tekrar edebilirsin.

B2 İngilizce kelimeler

Sık sorulan sorular

1.500 kelime, B1'in bütün kelime dağarcığı mı?

Bu, Luveng'in üçüncü listesindeki kelime sayısıdır. İlk 500 kelime A1'de, sonraki 1.000 kelime A2'dedir. CEFR dili kullanma becerilerini tanımlar; dolayısıyla bir listenin büyüklüğü bütün bilgini ölçen bir değerlendirme değildir.

Bir kelimenin aktif kelime dağarcığımda olduğunu nasıl anlarım?

Kelimeyi İngilizce bir ipucu olmadan hatırlamaya ve kendi cümlende kullanmaya çalış. Anlatmak istediğini ifade edebiliyorsan bu kelime iletişimde zaten işine yarıyordur. Farklı cümlelerde tekrar etmek, daha rahat kullanmanı sağlar.

B1 kelimelerini konu listeleriyle birlikte çalışabilir miyim?

Evet. Aşamalara göre listeler kelime dağarcığını adım adım genişletmene; konu listeleri ise seyahat veya işle ilgili bir konuşma gibi belirli bir işe hazırlanmana yardımcı olur. İkisinden de yeni kelimeler seç ve bildiklerini temel olarak kullan.

Listeyi abonelik olmadan kullanabilir miyim?

Listeye, anlamlara ve mevcut ses kayıtlarına bakmak ücretsizdir; kayıt gerekmez. Kelimeleri çalışmalarına eklemek ve ilerlemeni kaydetmek için hesap gerekir. Kayıt sonrasında öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme sunulur. Süresiz olarak her gün ücretsiz bir ders verilmez.