Türkçe anlamları ve okunuşlarıyla B2 İngilizce kelimeler

B2 listesinde Türkçe anlamları, fonetik gösterimleri ve telaffuzlarıyla 2.000 kelime. Tartışırken, çalışırken ve karmaşık metinleri okurken daha kesin ifadeler kullanmak için kelime dağarcığını geliştir. Yeni anlamlar ve kelime grupları, bildiklerine yenilerini ekler ve düşüncelerini daha rahat ifade etmene yardımcı olur.

İngilizce kelime çalış

Türkçe anlamlarıyla B2 kelime listesi

Luveng'in dördüncü listesinde 2.000 kelime bulunur. Anlamları kontrol et ve telaffuzu dinle. "+" düğmesi kelimeyi hesabındaki çalışmalarına ekler; oturum açmadıysan giriş veya kayıt penceresini açar. Öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme vardır.

5000 kelimenin tamamında ara
  1. tie [taɪ]
    kravat, bağlamak, beraberlik
  2. smart [smɑːt]
    akıllı, zeki, şık
  3. kiss [kɪs]
    öpücük, öpmek
  4. commentary [ˈkɒməntərɪ]
    yorum, açıklama, yorumculuk
  5. query [ˈkwɪərɪ]
    sorgu, soru, talep
  6. deck [dek]
    güverte, deste, teras
  7. vulnerable [ˈvʌlnərəbl]
    savunmasız, hassas, kırılgan
  8. actively [ˈæktɪvlɪ]
    aktif olarak, etkin biçimde
  9. specification [ˌspesɪfɪˈkeɪʃən]
    teknik şartname, spesifikasyon, özellikler
  10. yesterday [ˈjestədeɪ]
    dün
  11. stuck [stʌk]
    sıkışmış, takılı kalmış, mahsur
  12. inferior [ɪnˈfɪərɪər]
    aşağı, alt düzey, düşük
  13. insert [ɪnˈsɜːt]
    eklemek, yerleştirmek, sokmak
  14. settle [ˈsetl]
    yerleşmek, anlaşmak, çözmek
  15. tract [trækt]
    yol, bölge, risale
  16. peer [pɪər]
    akran, meslektaş, denk
  17. diabetes [ˌdaɪəˈbiːtiːz]
    diyabet, şeker hastalığı
  18. retain [rɪˈteɪn]
    tutmak, korumak, elinde tutmak
  19. tolerance [ˈtɒlərəns]
    tolerans, hoşgörü, dayanıklılık
  20. hunt [hʌnt]
    avlamak, av, avlanmak
  21. stairs [steəz]
    merdiven, basamak
  22. pink [pɪŋk]
    pembe
  23. void [vɔɪd]
    boşluk, yokluk
  24. corruption [kəˈrʌpʃən]
    yozlaşma, yolsuzluk, çürüme
  25. mature [məˈtjʊər]
    olgun, yetişkin
  26. knee [niː]
    diz
  27. riding [ˈraɪdɪŋ]
    binme, sürme, biniş
  28. likelihood [ˈlaɪklɪhʊd]
    olasılık, ihtimal
  29. bibliography [ˌbɪblɪˈɒɡrəfɪ]
    kaynakça, bibliyografya
  30. interference [ˌɪntəˈfɪərəns]
    müdahale, girişim, parazit
  31. continuity [ˌkɒntɪˈnjuːətɪ]
    süreklilik, devamlılık
  32. mild [maɪld]
    hafif, ılımlı, yumuşak
  33. luck [lʌk]
    şans, talih
  34. quantum [ˈkwɒn.təm]
    kuantum
  35. forum [ˈfɔːrəm]
    forum
  36. frontier [frʌnˈtɪər]
    sınır, sınır bölgesi, hudut
  37. Greece [ɡriːs]
    yunanistan
  38. bull [bʊl]
    boğa
  39. apple [ˈæpl]
    elma
  40. excitement [ɪkˈsaɪtmənt]
    heyecan, coşku
  41. influential [ɪnflʊˈenʃəl]
    etkili, nüfuzlu, etkileyici
  42. palm [pɑːm]
    palmiye, avuç içi, palmiye ağacı
  43. enthusiasm [ɪnˈθjuːzɪæzəm]
    coşku, heves, heyecan
  44. refuse [rɪˈfjuːz]
    reddetmek, geri çevirmek, çöp
  45. municipal [mjuːˈnɪsɪpəl]
    belediye, belediyeye ait, kentsel
  46. exclusion [ɪksˈkluːʒən]
    dışlama, hariç tutma, dışlanma
  47. destination [ˌdestɪˈneɪʃən]
    varış yeri, hedef, destinasyon
  48. jersey [ˈdʒɜːzɪ]
    forma, jarse, örme kumaş
  49. occupational [ˌɒkjəˈpeɪʃənəl]
    mesleki, işle ilgili, iş
  50. secular [ˈsekjələr]
    laik, seküler, din dışı
  51. heading [ˈhedɪŋ]
    başlık, istikamet, yön
  52. gentleman [ˈdʒentlmən]
    beyefendi, efendi, centilmen
  53. interpret [ɪnˈtɜːprɪt]
    yorumlamak, tercüme etmek, açıklamak
  54. protective [prəˈtektɪv]
    koruyucu, himayeci
  55. guest [ɡest]
    misafir, konuk
  56. transform [trænsˈfɔːm]
    dönüştürmek, değiştirmek, çevirmek
  57. nitrogen [ˈnaɪtrədʒən]
    azot
  58. renaissance [rəˈneɪsəns]
    rönesans, yeniden doğuş
  59. companion [kəmˈpænjən]
    arkadaş, yoldaş, refakatçi
  60. pen [pen]
    kalem
  61. dawn [dɔːn]
    şafak, tan vakti, gün doğumu
  62. violation [ˌvaɪ.əˈleɪ.ʃən]
    ihlal, çiğneme, aykırılık
  63. folder [ˈfəʊldər]
    klasör, dosya, dosyalık
  64. dual [ˈdjuːəl]
    ikili, çift, iki yönlü
  65. realistic [ˌrɪəˈlɪstɪk]
    gerçekçi, gerçeklere uygun, realist
  66. spouse [spaʊs]
    eş, karı, koca
  67. aggregate [ˈæɡrɪɡət]
    toplam, biriktirmek, kümelemek
  68. rotation [rəʊˈteɪ.ʃən]
    dönme, rotasyon, dönüş
  69. railway [ˈreɪlweɪ]
    demiryolu, tren yolu, demiryolları
  70. selective [sɪˈlektɪv]
    seçici, seçmeli, ayırt edici
  71. enzyme [ˈenzaɪm]
    enzim
  72. festival [ˈfestɪvəl]
    festival, şenlik
  73. shame [ʃeɪm]
    utanç, ayıp
  74. farmer [ˈfɑːmər]
    çiftçi, köylü
  75. intimate [ˈɪntɪmət]
    samimi, mahrem
  76. peculiar [pɪˈkjuːlɪər]
    tuhaf, acayip, garip
  77. documentation [ˌdɒkjəmenˈteɪʃən]
    belgelendirme, dokümantasyon
  78. repeatedly [rɪˈpiː.tɪd.li]
    tekrarlayarak, tekrar tekrar
  79. conscience [ˈkɒnʃəns]
    vicdan
  80. license [ˈlaɪsəns]
    lisans, ruhsat, izin
  81. alleged [əˈledʒd]
    iddia edilen, sözde, ileri sürülen
  82. predict [prɪˈdɪkt]
    tahmin etmek, öngörmek, kestirmek
  83. collaboration [kəˌlæbəˈreɪʃən]
    işbirliği, ortak çalışma, işbirliği yapma
  84. grateful [ˈɡreɪtfəl]
    minnettar, müteşekkir, şükran duyan
  85. airport [ˈeəpɔːt]
    havaalanı, havalimanı
  86. bulletin [ˈbʊlətɪn]
    bülten, duyuru, bildiri
  87. adaptation [ˌædæpˈteɪʃən]
    uyarlama, adaptasyon
  88. blank [blæŋk]
    boş, beyaz, saf
  89. bath [bɑːθ]
    banyo, hamam
  90. prophet [ˈprɒfɪt]
    peygamber
  91. sensory [ˈsen.sər.ɪ]
    duyusal, duyumla ilgili
  92. burst [bɜːst]
    patlama, ani artış, fışkırma
  93. vitamin [ˈvɪtəmɪn]
    vitamin
  94. metaphor [ˈmetəfər]
    mecaz, metafor
  95. justification [ˌdʒʌstɪfɪˈkeɪʃən]
    gerekçe, haklı çıkarma, meşrulaştırma
  96. loyalty [ˈlɔɪəltɪ]
    sadakat, bağlılık
  97. outstanding [ˌaʊtˈstændɪŋ]
    olağanüstü, dikkat çekici, ödenmemiş
  98. sustainable [səˈsteɪnəbl]
    sürdürülebilir, kalıcı
  99. bitter [ˈbɪtər]
    acı, buruk, sert
  100. tender [ˈtendər]
    hassas, yumuşak, şefkatli
  101. lesser [ˈlesər]
    daha az, küçük, önemsiz
  102. ceremony [ˈserɪmənɪ]
    tören, merasim
  103. tough [tʌf]
    sert, zorlu, dayanıklı
  104. citizenship [ˈsɪtɪzənʃɪp]
    vatandaşlık, yurttaşlık
  105. cord [kɔːd]
    kordon, ip, sicim
  106. restoration [ˌres.tərˈeɪ.ʃən]
    restorasyon, yenileme, onarım
  107. coordination [kəʊˌɔːdɪˈneɪʃən]
    koordinasyon, eşgüdüm
  108. filling [ˈfɪlɪŋ]
    dolgu, doldurma, iç malzemesi
  109. lecture [ˈlektʃər]
    ders, konferans, nutuk
  110. grammar [ˈɡræmər]
    dilbilgisi, gramer
  111. precious [ˈpreʃəs]
    değerli, kıymetli, paha biçilmez
  112. uncertain [ʌnˈsɜːtən]
    belirsiz, şüpheli, kararsız
  113. prospect [ˈprɒspekt]
    olasılık, görünüm, beklenti
  114. wholly [ˈhəʊllɪ]
    tamamen, bütünüyle, tümüyle
  115. appreciation [əˌpriːʃiˈeɪʃən]
    takdir, minnettarlık, değerlenme
  116. jump [dʒʌmp]
    atlamak, sıçramak, zıplamak
  117. investigate [ɪnˈvestɪɡeɪt]
    araştırmak, incelemek, soruşturmak
  118. rat [ræt]
    sıçan, fare
  119. scholarship [ˈskɒləʃɪp]
    burs, akademik başarı bursu
  120. lover [ˈlʌvər]
    sevgili, âşık, sevgililer
  121. nutrition [njuːˈtrɪʃən]
    beslenme, nutrizyon
  122. dignity [ˈdɪɡnətɪ]
    onur, haysiyet
  123. charter [ˈtʃɑːtər]
    tüzük, şartname, ferman
  124. Protestant [ˈprɒtɪstənt]
    protestan
  125. fabric [ˈfæbrɪk]
    kumaş, dokuma
  126. football [ˈfʊtbɔːl]
    futbol
  127. seventh [ˈsevənθ]
    yedinci
  128. alike [əˈlaɪk]
    benzer, aynı
  129. faithful [ˈfeɪθfəl]
    sadık, vefalı
  130. engagement [ɪnˈɡeɪdʒmənt]
    nişanlanma, angajman, katılım
  131. injection [ɪnˈdʒekʃən]
    enjeksiyon, iğne, aşı
  132. grid [ɡrɪd]
    ızgara, şebeke, grid
  133. powder [ˈpaʊdər]
    toz
  134. portfolio [ˌpɔːtˈfəʊlɪəʊ]
    portföy, dosya
  135. competence [ˈkɒm.pɪ.təns]
    yeterlilik, yetkinlik, liyakat
  136. complaint [kəmˈpleɪnt]
    şikayet, yakınma
  137. distress [dɪˈstres]
    sıkıntı, keder, ıstırap
  138. blessed [ˈblesɪd]
    kutsanmış, mübarek, kutsal
  139. placement [ˈpleɪsmənt]
    yerleştirme, konumlandırma, atama
  140. prize [praɪz]
    ödül, armağan, ikramiye
  141. pack [pæk]
    paket, paketlemek, ambalajlamak
  142. Friday [ˈfraɪdeɪ]
    cuma
  143. serum [ˈsɪərəm]
    serum
  144. wash [wɒʃ]
    yıkamak, yıkama
  145. fur [fɜːr]
    kürk, tüy
  146. crazy [ˈkreɪzɪ]
    deli, çılgın
  147. practically [ˈpræktɪkəlɪ]
    pratikte, neredeyse
  148. capability [ˌkeɪpəˈbɪlətɪ]
    yetenek, kapasite
  149. rush [rʌʃ]
    acele, telaş
  150. modest [ˈmɒdɪst]
    mütevazı, alçakgönüllü
  151. seldom [ˈseldəm]
    nadiren, seyrek
  152. buyer [ˈbaɪər]
    alıcı, müşteri
  153. lovely [ˈlʌvlɪ]
    sevimli, hoş
  154. pot [pɒt]
    tencere, kap
  155. fleet [fliːt]
    filo, donanma
  156. honour [ˈɒnər]
    onur, şeref
  157. employ [ɪmˈplɔɪ]
    işe almak, çalıştırmak
  158. engineer [ˌendʒɪˈnɪər]
    mühendis
  159. elaborate [ɪˈlæbərət]
    ayrıntılı, detaylandırmak
  160. brilliant [ˈbrɪlɪənt]
    parlak, dahice, mükemmel
  161. slip [slɪp]
    kaymak, kaydırmak, sürçmek
  162. formulation [ˌfɔr·mjəˈleɪ·ʃən]
    formülasyon, ifade ediliş, formüle etme
  163. diary [ˈdaɪərɪ]
    günlük, hatıra defteri
  164. badly [ˈbædlɪ]
    kötü bir şekilde, fena halde
  165. mask [mɑːsk]
    maske, maskelemek
  166. salary [ˈsælərɪ]
    maaş, ücret
  167. gather [ˈɡæðər]
    toplamak, bir araya getirmek
  168. pop [pɒp]
    patlamak, pop müzik, pat
  169. definite [ˈdefɪnət]
    kesin, belirli, net
  170. deficiency [dɪˈfɪʃənsɪ]
    eksiklik, yetersizlik, noksanlık
  171. gravity [ˈɡrævətɪ]
    yer çekimi, gravite
  172. definitely [ˈdefɪnətlɪ]
    kesinlikle, mutlaka
  173. invisible [ɪnˈvɪzəbl]
    görünmez
  174. supervision [ˌsuːpəˈvɪʒən]
    denetim, gözetim
  175. substitute [ˈsʌbstɪtjuːt]
    ikame, yerine geçen
  176. mercy [ˈmɜːsɪ]
    merhamet, acıma
  177. grief [ɡriːf]
    keder, yas
  178. capitalist [ˈkæpɪtəlɪst]
    kapitalist
  179. workshop [ˈwɜːkʃɒp]
    atölye, çalıştay
  180. mineral [ˈmɪnərəl]
    mineral, maden
  181. preservation [ˌprezəˈveɪʃən]
    koruma, muhafaza
  182. wherever [weəˈrevər]
    nerede olursa, nereye giderse
  183. arrow [ˈærəʊ]
    ok, ok işareti
  184. paradigm [ˈpærədaɪm]
    paradigma, örnek
  185. coalition [kəʊəˈlɪʃən]
    koalisyon, ittifak
  186. formerly [ˈfɔːməlɪ]
    önceden, eskiden
  187. certificate [səˈtɪfɪkət]
    sertifika, belge
  188. lock [lɒk]
    kilit, kilitlemek
  189. Singapore [ˌsɪŋ.əˈpɔːr]
    singapur
  190. pound [paʊnd]
    pound, libre
  191. slide [slaɪd]
    kaydırmak, kaymak, slayt
  192. emphasize [ˈemfəsaɪz]
    vurgulamak, altını çizmek, önemini belirtmek
  193. psychiatric [ˌsaɪ.kɪˈæt.rɪk]
    psikiyatrik
  194. basically [ˈbeɪsɪkəlɪ]
    temelde, esasen, aslında
  195. modification [ˌmɒdɪfɪˈkeɪʃən]
    değişiklik, modifikasyon, tadilat
  196. hunter [ˈhʌn.tər]
    avcı
  197. implicit [ɪmˈplɪsɪt]
    örtük, dolaylı, zımni
  198. shoot [ʃuːt]
    ateş etmek, vurmak, çekim yapmak
  199. belt [belt]
    kemer, kuşak, kayış
  200. eve [iːv]
    arife, havva
  201. Egyptian [ɪˈdʒɪp.ʃən]
    mısırlı, mısır'a ait
  202. neural [ˈnjʊərəl]
    sinirsel, nöral
  203. flood [flʌd]
    sel, taşkın
  204. qualitative [ˈkwɒlɪtətɪv]
    niteliksel
  205. pension [ˈpenʃən]
    emekli maaşı, emeklilik
  206. flash [flæʃ]
    flaş, parıltı, şimşek
  207. baker [ˈbeɪkər]
    fırıncı
  208. inevitably [ɪˈnev.ɪ.tə.blɪ]
    kaçınılmaz olarak
  209. spinal [ˈspaɪnəl]
    omurilikle ilgili, spinal
  210. resort [rɪˈzɔːt]
    tatil yeri, başvurmak, çare
  211. lens [lenz]
    mercek, lens
  212. creature [ˈkriːtʃər]
    yaratık, canlı, mahluk
  213. cellular [ˈseljələr]
    hücresel, selüler, cep telefonu ile ilgili
  214. rigid [ˈrɪdʒɪd]
    katı, sert, rijit
  215. tropical [ˈtrɒpɪkəl]
    tropikal
  216. beneficial [ˌbenɪˈfɪʃəl]
    yararlı, faydalı
  217. farther [ˈfɑːðər]
    daha uzak, daha ileride
  218. farming [ˈfɑːmɪŋ]
    tarım, çiftçilik, ziraat
  219. separately [ˈsep.ər.ət.lɪ]
    ayrı ayrı, ayrı olarak
  220. pump [pʌmp]
    pompa, pompalamak
  221. worldwide [ˌwɜːldˈwaɪd]
    dünya çapında, küresel
  222. Iran [ɪˈrɑːn]
    iran
  223. grandfather [ˈɡrændˌfɑːðər]
    büyükbaba, dede
  224. differentiation [ˌdɪf.ər.en.ʃɪˈeɪ.ʃən]
    farklılaştırma, ayrımlaştırma, farklılaşma
  225. asleep [əˈsliːp]
    uykuda, uyumuş
  226. historian [hɪˈstɔːrɪən]
    tarihçi
  227. convenient [kənˈviːniənt]
    uygun, elverişli, pratik
  228. matching [ˈmætʃɪŋ]
    eşleştirme, eşleşme, uyum
  229. unexpected [ˌʌnɪkˈspektɪd]
    beklenmedik, umulmadık
  230. laughter [ˈlɑːftər]
    kahkaha, gülme
  231. anybody [ˈenɪˌbɒdɪ]
    herhangi biri, herhangi kimse, kimse
  232. weapon [ˈwepən]
    silah, teçhizat
  233. glucose [ˈɡluːkəʊs]
    glukoz, üzüm şekeri
  234. tragedy [ˈtrædʒədɪ]
    trajedi, facia, yıkım
  235. hostile [ˈhɒstaɪl]
    düşmanca, hasmane, saldırgan
  236. scripture [ˈskrɪptʃər]
    kutsal yazı, mukaddes metin
  237. relevance [ˈreləvəns]
    ilgililik, alaka, önem
  238. pitch [pɪtʃ]
    atış, perde, zift
  239. inclusion [ɪnˈkluːʒən]
    dahil etme, kapsayıcılık, içerme
  240. federation [ˌfedərˈeɪʃən]
    federasyon, birlik
  241. stretch [stretʃ]
    esnetmek, uzatmak, gerinmek
  242. assault [əˈsɔːlt]
    saldırı, hücum, taarruz
  243. abnormal [æbˈnɔːməl]
    anormal, olağan dışı, normal olmayan
  244. withdrawal [wɪðˈdrɔːəl]
    çekilme, para çekme, yoksunluk
  245. geography [dʒɪˈɒɡrəfɪ]
    coğrafya
  246. Hindu [ˈhɪnduː]
    hindu
  247. undoubtedly [ʌnˈdaʊtɪdlɪ]
    kuşkusuz, şüphesiz, hiç şüphesiz
  248. accomplish [əˈkʌmplɪʃ]
    başarmak, gerçekleştirmek, yerine getirmek
  249. observer [əbˈzɜːvər]
    gözlemci, izleyici, gözlemleyen
  250. legislature [ˈledʒ.ɪ.slə.tʃʊər]
    yasama organı, meclis, yasama
  251. continental [ˌkɒntɪˈnentəl]
    kıtasal, kıta ile ilgili
  252. crack [kræk]
    çatlak, çatlamak, kırık
  253. lucky [ˈlʌkɪ]
    şanslı, bahtlı
  254. hang [hæŋ]
    asmak, takılmak, asılı kalmak
  255. bow [baʊ]
    yay, eğilmek, papyon
  256. drag [dræɡ]
    sürüklemek, sürüklenmek
  257. craft [krɑːft]
    zanaat, el işi, ustalık
  258. sympathy [ˈsɪmpəθɪ]
    sempati, acıma, başsağlığı
  259. coach [kəʊtʃ]
    antrenör, otobüs, koçluk
  260. Taiwan [taɪˈwɑːn]
    tayvan
  261. restore [rɪˈstɔːr]
    eski haline getirmek, geri yüklemek, onarmak
  262. editorial [ˌedɪˈtɔːrɪəl]
    editoryal, başyazı, yayın kurulu
  263. buffer [ˈbʌfər]
    tampon, arabellek, yastıklamak
  264. accumulation [əˌkjuː.mjəˈleɪ.ʃən]
    birikim, birikme, yığılma
  265. talent [ˈtælənt]
    yetenek, kabiliyet, beceri
  266. leather [ˈleðər]
    deri, kösele, meşin
  267. naked [ˈneɪkɪd]
    çıplak, soyunuk, nü
  268. proceeds [ˈprəʊsiːdz]
    gelir, hasılat, kazanç
  269. grandmother [ˈɡrændˌmʌðər]
    büyükanne, nine
  270. deposit [dɪˈpɒzɪt]
    depozito, teminat, para yatırmak
  271. cheese [tʃiːz]
    peynir
  272. update [ʌpˈdeɪt]
    güncelleme, güncellemek, güncelle
  273. excuse [ɪkˈskjuːz]
    özür, bahane, mazeret
  274. horizon [həˈraɪzən]
    ufuk
  275. probable [ˈprɒbəbl]
    muhtemel, olası
  276. detect [dɪˈtekt]
    tespit etmek, algılamak, fark etmek
  277. earl [ɜːl]
    kont
  278. reception [rɪˈsepʃən]
    resepsiyon, karşılama, kabul
  279. fold [fəʊld]
    katlamak, kıvırmak, kat
  280. satellite [ˈsætəlaɪt]
    uydu
  281. compression [kəmˈpreʃ.ən]
    sıkıştırma, sıkışma, kompresyon
  282. concentrate [ˈkɒnsəntreɪt]
    yoğunlaştırmak, konsantre olmak, odaklanmak
  283. butter [ˈbʌtər]
    tereyağı, yağ
  284. rubber [ˈrʌbər]
    kauçuk, lastik
  285. reign [reɪn]
    saltanat, hüküm sürmek
  286. stranger [ˈstreɪndʒər]
    yabancı, tanımadık kişi
  287. Sweden [ˈswiː.dən]
    isveç
  288. sovereignty [ˈsɒv.rɪn.tɪ]
    egemenlik, bağımsızlık
  289. arbitrary [ˈɑːbɪtrərɪ]
    keyfi, rastgele
  290. vocabulary [vəʊˈkæbjələrɪ]
    kelime dağarcığı, söz varlığı, vokabüler
  291. deviation [ˌdiːviˈeɪʃən]
    sapma, ayrılma, deviasyon
  292. succession [səkˈseʃən]
    ardışıklık, silsile, halefiyet
  293. ego [ˈiːɡəʊ]
    benlik, ego
  294. ridge [rɪdʒ]
    sırt, tepe, mahya
  295. boss [bɒs]
    patron, amir, şef
  296. analyze [ˈænəlaɪz]
    analiz etmek, incelemek, çözümlemek
  297. recover [rɪˈkʌvər]
    iyileşmek, toparlanmak, geri kazanmak
  298. ceiling [ˈsiːlɪŋ]
    tavan
  299. anthropology [ˌænθrəˈpɒlədʒɪ]
    antropoloji
  300. alien [ˈeɪlɪən]
    yabancı, uzaylı, yad
  301. candy [ˈkændɪ]
    şeker, şekerleme, bonbon
  302. disclosure [dɪsˈkləʊʒər]
    ifşa, açıklama, bilgilendirme
  303. landing [ˈlændɪŋ]
    iniş, karaya çıkma, landing
  304. fix [fɪks]
    düzeltmek, onarmak, sabitlemek
  305. installation [ˌɪn.stəˈleɪ.ʃən]
    kurulum, montaj, tesisat
  306. brush [brʌʃ]
    fırça, saç fırçası, fırçalamak
  307. prediction [prɪˈdɪkʃən]
    tahmin, öngörü, kestirim
  308. submit [səbˈmɪt]
    göndermek, teslim etmek, sunmak
  309. piano [pɪˈænəʊ]
    piyano
  310. cure [kjʊər]
    tedavi, çare, iyileştirmek
  311. deficit [ˈdefɪsɪt]
    açık, bütçe açığı, eksiklik
  312. treasury [ˈtreʒərɪ]
    hazine, maliye
  313. residential [ˌrezɪˈdenʃəl]
    konut, yerleşim
  314. overseas [ˌəʊvəˈsiːz]
    denizaşırı, yurtdışı
  315. encouraging [ɪnˈkʌrɪdʒɪŋ]
    cesaret verici, umut verici, teşvik edici
  316. burn [bɜːn]
    yakmak, yanmak, yanık
  317. cousin [ˈkʌzən]
    kuzen
  318. seemingly [ˈsiːmɪŋli]
    görünüşte, sözde, görünürde
  319. upward [ˈʌpwəd]
    yukarı doğru, yükselen
  320. dean [diːn]
    dekan
  321. confirm [kənˈfɜːm]
    onaylamak, doğrulamak, teyit etmek
  322. valve [vælv]
    valf, vana
  323. tribal [ˈtraɪ.bəl]
    kabilesel, kabileye ait
  324. maternal [məˈtɜːnəl]
    anneye ait, anasal
  325. Norman [ˈnɔː.mən]
    norman
  326. publicly [ˈpʌblɪklɪ]
    alenen, kamuoyu önünde, herkese açıkça
  327. exhibition [ˌeksɪˈbɪʃən]
    sergi, gösteri, fuar
  328. sage [seɪdʒ]
    bilge, adaçayı
  329. upset [ʌpˈset]
    üzmek, altüst etmek, rahatsız etmek
  330. strip [strɪp]
    şerit, soymak, sıyırmak
  331. mayor [meər]
    belediye başkanı
  332. celebrated [ˈseləbreɪtɪd]
    ünlü, kutlanmış, saygın
  333. rating [ˈreɪtɪŋ]
    derecelendirme, puanlama, not
  334. commissioner [kəˈmɪʃənər]
    komiser, komisyon üyesi
  335. fog [fɒɡ]
    sis, pus
  336. Jordan [ˈdʒɔː.dən]
    ürdün
  337. fracture [ˈfræktʃər]
    kırık, çatlak, kırılma
  338. statutory [ˈstætjətərɪ]
    yasal, kanuni, mevzuata dayalı
  339. medication [ˌmedɪˈkeɪʃən]
    ilaç, tedavi edici ilaç
  340. producer [prəˈdjuːsər]
    üretici, yapımcı, prodüktör
  341. grasp [ɡrɑːsp]
    kavramak, yakalamak, tutmak
  342. eager [ˈiːɡər]
    hevesli, istekli, meraklı
  343. shelter [ˈʃeltər]
    barınak, sığınak, barınma
  344. ignorance [ˈɪɡnərəns]
    cahillik, bilgisizlik, bilgisizce davranış
  345. spin [spɪn]
    döndürmek, eğirmek, dönmek
  346. virgin [ˈvɜːdʒɪn]
    bakire, el değmemiş
  347. perceive [pəˈsiːv]
    algılamak, fark etmek, sezmek
  348. wolf [wʊlf]
    kurt
  349. retail [ˈriːteɪl]
    perakende, perakende satış
  350. episode [ˈepɪsəʊd]
    bölüm, olay
  351. junior [ˈdʒuːnɪər]
    genç, kıdemsiz, junior
  352. physiological [ˌfɪzɪəˈlɒdʒɪkəl]
    fizyolojik
  353. merchant [ˈmɜːtʃənt]
    tüccar, esnaf, satıcı
  354. genius [ˈdʒiːniəs]
    dahi, deha
  355. thread [θred]
    iplik, lif, konu
  356. invention [ɪnˈvenʃən]
    icat, buluş
  357. chapel [ˈtʃæpəl]
    şapel, küçük kilise
  358. confident [ˈkɒnfɪdənt]
    kendine güvenen, emin
  359. imply [ɪmˈplaɪ]
    ima etmek, belirtmek, kastetmek
  360. dirty [ˈdɜːtɪ]
    kirli, pis
  361. inability [ˌɪnəˈbɪlətɪ]
    yetersizlik, acizlik, yapamama
  362. persistent [pəˈsɪstənt]
    kalıcı, ısrarlı, sürekli
  363. nucleus [ˈnjuːklɪəs]
    çekirdek, öz, nüve
  364. penalty [ˈpenəltɪ]
    ceza, yaptırım, penaltı
  365. Caribbean [ˌkær.ɪˈbiː.ən]
    karayip
  366. cheap [tʃiːp]
    ucuz, hesaplı, düşük fiyatlı
  367. rhythm [ˈrɪðəm]
    ritim, tempo
  368. demonstration [ˌdemənˈstreɪʃən]
    gösteri, gösterim, demonstrasyon
  369. baseball [ˈbeɪsbɔːl]
    beyzbol
  370. displacement [dɪˈspleɪs.mənt]
    yer değiştirme, yerinden edilme, kaydırma
  371. estimation [ˌestɪˈmeɪʃən]
    tahmin, değerlendirme, hesaplama
  372. stimulus [ˈstɪmjələs]
    uyarıcı, dürtü, teşvik
  373. reject [rɪˈdʒekt]
    reddetmek, geri çevirmek, kabul etmemek
  374. Monday [ˈmʌndeɪ]
    pazartesi
  375. tribe [traɪb]
    kabile, aşiret
  376. hormone [ˈhɔːməʊn]
    hormon
  377. inspiration [ˌɪnspərˈeɪʃən]
    ilham, esin
  378. intake [ˈɪnteɪk]
    alım, tüketim, giriş
  379. harbor [ˈhɑr·bər]
    liman, barınak, sığınak
  380. ecology [iːˈkɒlədʒi]
    ekoloji
  381. eighteen [ˌeɪˈtiːn]
    on sekiz
  382. deputy [ˈdepjətɪ]
    vekil, yardımcısı, muavin
  383. edit [ˈedɪt]
    düzenlemek, düzenleme yapmak, redakte etmek
  384. silk [sɪlk]
    ipek
  385. inequality [ˌɪnɪˈkwɒlətɪ]
    eşitsizlik
  386. petition [pəˈtɪʃən]
    dilekçe, başvuru
  387. emission [ɪˈmɪʃən]
    emisyon, salım
  388. hungry [ˈhʌŋɡrɪ]
    aç
  389. exceed [ɪkˈsiːd]
    aşmak, geçmek
  390. adjust [əˈdʒʌst]
    ayarlamak, uyarlamak, düzeltmek
  391. parking [ˈpɑːkɪŋ]
    otopark, park yeri, park etme
  392. adolescent [ˌædəlˈesənt]
    ergen, genç, adölesan
  393. continent [ˈkɒntɪnənt]
    kıta
  394. modify [ˈmɒdɪfaɪ]
    değiştirmek, tadil etmek, düzenlemek
  395. generous [ˈdʒenərəs]
    cömert, eli açık
  396. cave [keɪv]
    mağara, in
  397. peaceful [ˈpiːsfəl]
    huzurlu, barışçıl, sakin
  398. backward [ˈbækwəd]
    geri, geriye dönük, geri kafalı
  399. generic [dʒəˈnerɪk]
    jenerik, genel, türsel
  400. organize [ˈɔːɡənaɪz]
    düzenlemek, organize etmek, örgütlemek
  401. vascular [ˈvæs.kjə.lər]
    damarsal, damarlarla ilgili
  402. funeral [ˈfjuːnərəl]
    cenaze, defin
  403. efficacy [ˈef.ɪ.kə.sɪ]
    etkinlik, etkililik
  404. overhead [ˌəʊvəˈhed]
    genel gider, üst gider
  405. midst [mɪdst]
    ortası, arası
  406. attract [əˈtrækt]
    cezbetmek, çekmek
  407. commit [kəˈmɪt]
    işlemek, taahhüt etmek
  408. lease [liːs]
    kiralamak, kira sözleşmesi
  409. allied [ˈælaɪd]
    müttefik, birleşik
  410. recommend [ˌrekəˈmend]
    tavsiye etmek, önermek
  411. expedition [ˌekspɪˈdɪʃən]
    sefer, keşif gezisi, ekspedisyon
  412. memorial [məˈmɔːrɪəl]
    anıt, hatıra, anma
  413. pine [paɪn]
    çam, çam ağacı
  414. toxic [ˈtɒksɪk]
    zehirli, toksik
  415. creativity [ˌkrɪ·eɪˈtɪv·ɪ·t̬ɪ]
    yaratıcılık, üretkenlik
  416. inform [ɪnˈfɔːm]
    bilgilendirmek, haber vermek
  417. Israeli [ɪzˈreɪ.lɪ]
    israilli
  418. liable [ˈlaɪəbl]
    sorumlu, yükümlü, mesul
  419. esteem [ɪˈstiːm]
    itibar, saygı, değer
  420. thrust [θrʌst]
    itme, dürtme, hamle
  421. binary [ˈbaɪnərɪ]
    ikili, ikili sistem, ikili sayı
  422. psychiatry [saɪˈkaɪətrɪ]
    psikiyatri, ruh hekimliği
  423. thereafter [ˌðeəˈrɑːftər]
    ondan sonra, sonrasında, müteakiben
  424. funny [ˈfʌnɪ]
    komik, eğlenceli, tuhaf
  425. wealthy [ˈwelθɪ]
    zengin, varlıklı, hali vakti yerinde
  426. pole [pəʊl]
    direk, kutup, sırık
  427. module [ˈmɒdjuːl]
    modül, birim, ünite
  428. seller [ˈselər]
    satıcı, satıcı kişi, bayi
  429. autumn [ˈɔːtəm]
    sonbahar, güz
  430. notably [ˈnəʊtəblɪ]
    özellikle, dikkat çekici biçimde, bilhassa
  431. convert [kənˈvɜːt]
    dönüştürmek, çevirmek, convert etmek
  432. scarcely [ˈskeəslɪ]
    nadiren, güçlükle, ancak
  433. molecule [ˈmɒlɪkjuːl]
    molekül
  434. limitation [ˌlɪmɪˈteɪʃən]
    sınırlama, kısıtlama, kısıt
  435. exciting [ɪkˈsaɪtɪŋ]
    heyecan verici, ilgi çekici, coşkulu
  436. causal [ˈkɔː.zəl]
    nedensel, sebep sonuç ilişkili
  437. seal [siːl]
    mühür, fok, sızdırmazlık
  438. feminine [ˈfemɪnɪn]
    kadınsı, dişil
  439. workplace [ˈwɜːkpleɪs]
    işyeri, çalışma yeri
  440. legacy [ˈleɡəsɪ]
    miras, kalıt, geçmişten kalan
  441. mankind [mænˈkaɪnd]
    insanlık, insan cinsi, insan türü
  442. evidently [ˈevɪdəntlɪ]
    belli ki, apaçık, besbelli
  443. earn [ɜːn]
    kazanmak, hak etmek, edinmek
  444. horror [ˈhɒrər]
    dehşet, korku, vahşet
  445. weary [ˈwɪərɪ]
    yorgun, bitkin, usanmış
  446. suite [swiːt]
    süit, takım, dizi
  447. graphics [ˈɡræfɪks]
    grafikler, grafikler sistemi, grafik tasarım
  448. senator [ˈsenətər]
    senatör, senato üyesi, devlet senatörü
  449. semantic [sɪˈmæntɪk]
    anlamsal, semantik, anlam bilimiyle ilgili
  450. rescue [ˈreskjuː]
    kurtarma, kurtarmak, imdat
  451. geometry [dʒɪˈɒmɪtrɪ]
    geometri
  452. systemic [sɪˈstem.ɪk]
    sistemik, sistemsel
  453. composite [ˈkɒmpəzɪt]
    bileşik, karma
  454. genre [ˈʒɒnrə]
    tür, janr
  455. fourteen [ˌfɔːˈtiːn]
    on dört
  456. impressive [ɪmˈpresɪv]
    etkileyici, izlenim bırakan
  457. warfare [ˈwɔːfeər]
    savaş, harp
  458. preface [ˈprefɪs]
    önsöz, ön yazı
  459. audio [ˈɔːdɪəʊ]
    ses, işitsel
  460. quest [kwest]
    arayış, görev
  461. extract [ɪkˈstrækt]
    özüt, çıkarmak, alıntı
  462. realization [ˌrɪəlaɪˈzeɪʃən]
    farkına varma, gerçekleştirme, idrak
  463. bold [bəʊld]
    cesur, kalın, gözü pek
  464. electoral [ɪˈlektərəl]
    seçimle ilgili, seçmenlere ilişkin
  465. disposal [dɪˈspəʊzəl]
    bertaraf, atma, imha
  466. broadcast [ˈbrɔːdkɑːst]
    yayın, yaymak, radyo yayını
  467. remainder [rɪˈmeɪndər]
    kalan, artık, geri kalan
  468. orthodox [ˈɔːθədɒks]
    ortodoks, geleneksel
  469. Scottish [ˈskɒtɪʃ]
    iskoç, iskoçya'ya ait
  470. residual [rɪˈzɪdjʊəl]
    artık, kalıntı, kalan
  471. metropolitan [ˌmetrəˈpɒlɪtən]
    metropoliten, metropol, büyükşehirli
  472. impose [ɪmˈpəʊz]
    dayatmak, uygulamak, yüklemek
  473. nowhere [ˈnəʊweər]
    hiçbir yer, hiçbir yerde
  474. manufacturer [ˌmænjəˈfæktʃərər]
    üretici, imalatçı
  475. racism [ˈreɪsɪzəm]
    ırkçılık
  476. spontaneous [spɒnˈteɪnɪəs]
    kendiliğinden, spontane, içgüdüsel
  477. holiday [ˈhɒlədeɪ]
    tatil, bayram
  478. constraint [kənˈstreɪnt]
    kısıtlama, kısıt, zorunluluk
  479. biography [baɪˈɒɡrəfɪ]
    biyografi, yaşamöyküsü
  480. exploitation [ˌek.splɔɪˈteɪ.ʃən]
    sömürü, istismar, yararlanma
  481. satisfactory [ˌsætɪsˈfæktərɪ]
    tatmin edici, yeterli, memnuniyet verici
  482. flux [flʌks]
    akı, akış, flüks
  483. taxation [tækˈseɪʃən]
    vergilendirme, vergi sistemi, vergi koyma
  484. seventy [ˈsevəntɪ]
    yetmiş
  485. substrate [ˈsʌb.streɪt]
    alt tabaka, substrat, temel katman
  486. merit [ˈmerɪt]
    liyakat, erdem, değer
  487. audit [ˈɔːdɪt]
    denetim, mali denetim, tetkik
  488. invest [ɪnˈvest]
    yatırım yapmak, yatırım etmek
  489. delight [dɪˈlaɪt]
    zevk, mutluluk, haz
  490. render [ˈrendər]
    sunmak, sağlamak, kılmak
  491. fatigue [fəˈtiːɡ]
    yorgunluk, bitkinlik, halsizlik
  492. underground [ˈʌndəɡraʊnd]
    yeraltı, yeraltındaki, metro
  493. fantasy [ˈfæntəsɪ]
    fantezi, hayal gücü, düşsel
  494. sixteen [ˌsɪkˈstiːn]
    on altı
  495. precision [prɪˈsɪʒən]
    hassasiyet, kesinlik, doğruluk
  496. inheritance [ɪnˈherɪtəns]
    miras, kalıtım, mirasçılık
  497. manifest [ˈmænɪfest]
    bildiri, manifesto, açıkça göstermek
  498. romance [rəʊˈmæns]
    romantizm, aşk, romantik
  499. glasses [ˈɡlɑːsɪz]
    gözlük, bardaklar
  500. mainstream [ˈmeɪnstriːm]
    ana akım, genel akım
  501. alongside [əˌlɒŋˈsaɪd]
    yanında, beraberinde, ile birlikte
  502. expectation [ˌekspekˈteɪʃən]
    beklenti, umma, bekleyiş
  503. signature [ˈsɪɡnətʃər]
    imza, imzalama, belirgin özellik
  504. denial [dɪˈnaɪəl]
    inkar, reddetme, yadsıma
  505. deliberately [dɪˈlɪbərətlɪ]
    kasten, bilerek, taammüden
  506. humor [ˈhjuːmər]
    mizah, espri, nükte
  507. neglect [nɪˈɡlekt]
    ihmal, savsaklama, boşlama
  508. apparatus [ˌæpərˈeɪtəs]
    cihaz, aygıt, düzenek
  509. metabolism [məˈtæbəlɪzəm]
    metabolizma, özümleme
  510. severely [sɪˈvɪə.lɪ]
    şiddetle, ağır şekilde, ciddi biçimde
  511. sovereign [ˈsɒvərɪn]
    egemen, hükümdar, bağımsız
  512. radius [ˈreɪdɪəs]
    yarıçap, radius
  513. intrinsic [ɪnˈtrɪnsɪk]
    içkin, doğal, özsel
  514. hers [hɜːz]
    onunki (dişil)
  515. retreat [rɪˈtriːt]
    geri çekilme, inziva, geri çekilmek
  516. consistency [kənˈsɪstənsɪ]
    tutarlılık, kıvam, süreklilik
  517. sympathetic [ˌsɪmpəˈθetɪk]
    sempatik, anlayışlı, acıma duyan
  518. Indonesia [ˌɪn.dəˈniː.ʒə]
    endonezya
  519. juice [dʒuːs]
    meyve suyu, özsu, suyu
  520. similarity [ˌsɪmɪˈlærətɪ]
    benzerlik, yakınlık, benzeşme
  521. parliamentary [ˌpɑː.lɪˈmen.tər.ɪ]
    parlamenter, meclisle ilgili
  522. fool [fuːl]
    aptal, budala, ahmak
  523. charity [ˈtʃærɪtɪ]
    hayırseverlik, yardımseverlik, hayır kurumu
  524. lab [læb]
    laboratuvar, lab
  525. calendar [ˈkæləndər]
    takvim, ajanda
  526. surplus [ˈsɜːpləs]
    fazlalık, artan, fazla
  527. correction [kəˈrekʃən]
    düzeltme, tashih
  528. throne [θrəʊn]
    taht, hükümdarlık tahtı
  529. affection [əˈfekʃən]
    sevgi, şefkat, muhabbet
  530. favorable [ˈfeɪ.vər.ə.bəl]
    elverişli, olumlu, lehte
  531. prospective [prəˈspektɪv]
    muhtemel, ilerideki, aday
  532. receiver [rɪˈsiːvər]
    alıcı, teslim alan, alım yapan
  533. aggression [əˈɡreʃən]
    saldırganlık, agresyon, saldırı
  534. honey [ˈhʌnɪ]
    bal
  535. sensation [senˈseɪʃən]
    his, duyum, duygu
  536. competent [ˈkɒmpɪtənt]
    yeterli, yetkin, ehil
  537. leisure [ˈleʒər]
    boş zaman, serbest zaman, eğlence
  538. cabin [ˈkæbɪn]
    kabin, kulübe, kamara
  539. rebellion [rɪˈbelɪən]
    isyan, ayaklanma, başkaldırı
  540. locate [ləʊˈkeɪt]
    bulmak, yerini tespit etmek, yerleştirmek
  541. lighting [ˈlaɪtɪŋ]
    aydınlatma, ışıklandırma
  542. battery [ˈbætərɪ]
    pil, batarya
  543. tremendous [trɪˈmendəs]
    muazzam, olağanüstü, çok büyük
  544. degradation [ˌdeɡ.rəˈdeɪ.ʃən]
    bozulma, yıpranma, degradasyon
  545. Cuba [ˈkjuː.bə]
    küba
  546. delicate [ˈdelɪkət]
    hassas, nazik, kırılgan
  547. mud [mʌd]
    çamur, balçık
  548. stupid [ˈstjuːpɪd]
    aptal, salak, ahmak
  549. gesture [ˈdʒestʃər]
    jest, el hareketi, mimik
  550. congressional [kənˈɡreʃənəl]
    kongreye ait, kongresel
  551. needle [ˈniːdl]
    iğne
  552. shallow [ˈʃæləʊ]
    sığ, yüzeysel
  553. premises [ˈpremɪsɪz]
    bina, iş yeri
  554. relaxation [ˌriː.lækˈseɪ.ʃən]
    rahatlama, gevşeme
  555. problematic [ˌprɒbləˈmætɪk]
    sorunlu, problemli
  556. panic [ˈpænɪk]
    panik, dehşet
  557. legend [ˈledʒənd]
    efsane, söylence
  558. poorly [ˈpɔːlɪ]
    kötü, yetersiz
  559. Amsterdam [ˌæm.stəˈdæm]
    amsterdam
  560. printer [ˈprɪntər]
    yazıcı, baskı makinesi
  561. bore [bɔːr]
    sıkmak, canını sıkmak, delmek
  562. Turkish [ˈtɜː.kɪʃ]
    türkçe, türk
  563. parish [ˈpærɪʃ]
    kilise cemaati, bucak, parish
  564. territorial [ˌterɪˈtɔːrɪəl]
    toprakla ilgili, bölgesel, ülkesel
  565. cinema [ˈsɪnəmə]
    sinema
  566. prisoner [ˈprɪzənər]
    mahkum, tutuklu, esir
  567. ghost [ɡəʊst]
    hayalet, hortlak
  568. span [spæn]
    açıklık, süre, aralık
  569. mechanics [mɪˈkænɪks]
    mekanik, mekanik bilimi, mekanik sistemi
  570. civilian [sɪˈvɪlɪən]
    sivil, sivil kişi
  571. defect [ˈdiːfekt]
    kusur, ayıp, bozukluk
  572. breach [briːtʃ]
    ihlal, gedik, yarma
  573. socialism [ˈsəʊʃəlɪzəm]
    sosyalizm
  574. layout [ˈleɪaʊt]
    yerleşim düzeni, mizanpaj, düzen
  575. terrorism [ˈterərɪzəm]
    terörizm
  576. conjunction [kənˈdʒʌŋkʃən]
    bağlaç
  577. beloved [bɪˈlʌvɪd]
    sevgili, canım, çok sevilen
  578. interact [ˌɪntərˈækt]
    etkileşime girmek, etkileşmek
  579. designer [dɪˈzaɪnər]
    tasarımcı, dizayner
  580. remedy [ˈremədɪ]
    çare, tedavi, çözüm
  581. patience [ˈpeɪʃəns]
    sabır, tahammül
  582. clerk [klɑːk]
    memur, katip
  583. anymore [ˌen.ɪˈmɔːr]
    artık, daha fazla
  584. tab [tæb]
    sekme, fiş
  585. peasant [ˈpezənt]
    köylü, çiftçi
  586. impulse [ˈɪmpʌls]
    dürtü, itki
  587. prejudice [ˈpredʒədɪs]
    önyargı, peşin hüküm
  588. controversial [ˌkɒntrəˈvɜːʃəl]
    tartışmalı, ihtilaflı
  589. birthday [ˈbɜːθdeɪ]
    doğum günü
  590. embrace [ɪmˈbreɪs]
    kucaklamak, sarılmak
  591. commodity [kəˈmɒdətɪ]
    emtia, ticari mal
  592. interactive [ˌɪntərˈæktɪv]
    etkileşimli
  593. diamond [ˈdaɪəmənd]
    elmas, pırlanta
  594. participant [pɑːˈtɪsɪpənt]
    katılımcı
  595. Austria [ˈɒs.trɪ.ə]
    avusturya
  596. minimize [ˈmɪnɪmaɪz]
    en aza indirmek, minimize etmek
  597. failing [ˈfeɪlɪŋ]
    başarısız olan, başarısızlık
  598. autonomous [ɔːˈtɒnəməs]
    özerk, otonom
  599. median [ˈmiːdiən]
    medyan, orta değer
  600. cerebral [ˈserəbrəl]
    beyinsel, serebral
  601. hip [hɪp]
    kalça, havalı, modaya uygun
  602. caution [ˈkɔːʃən]
    dikkat, ihtiyat, tedbir
  603. desperate [ˈdespərət]
    umutsuz, çaresiz, ümitsiz
  604. vein [veɪn]
    damar, toplardamar
  605. haven [ˈheɪvən]
    sığınak, liman, güvenli yer
  606. container [kənˈteɪnər]
    konteyner, kap, taşıyıcı kap
  607. bid [bɪd]
    teklif vermek, teklif, ihale teklifi
  608. insulin [ˈɪnsjəlɪn]
    insülin
  609. shear [ʃɪər]
    kırpmak, kesmek, makaslamak
  610. unnecessary [ʌnˈnesəsərɪ]
    gereksiz, lüzumsuz
  611. handsome [ˈhændsəm]
    yakışıklı, alımlı
  612. warren [ˈwɒrən]
    tavşan yuvası
  613. termination [ˌtɜː.mɪˈneɪ.ʃən]
    sonlandırma, fesih, bitiş
  614. scholar [ˈskɒlər]
    bilgin, akademisyen, alim
  615. cope [kəʊp]
    başa çıkmak, üstesinden gelmek
  616. civic [ˈsɪvɪk]
    sivil, yurttaşlık
  617. suspicion [səˈspɪʃən]
    şüphe, kuşku
  618. manufacture [ˌmænjəˈfæktʃər]
    üretmek, imal etmek
  619. super [ˈsuːpər]
    süper, üstün
  620. spine [spaɪn]
    omurga, sırt kemiği
  621. wilderness [ˈwɪldənəs]
    vahşi doğa, ıssız bölge, yabanlık
  622. whereby [weəˈbaɪ]
    böylece, bununla, sayesinde
  623. chaos [ˈkeɪɒs]
    kaos, kargaşa, düzensizlik
  624. graphic [ˈɡræfɪk]
    grafik, görsel, çizgesel
  625. decay [dɪˈkeɪ]
    çürüme, bozulma, yozlaşma
  626. eighth [eɪtθ]
    sekizinci
  627. enlightenment [ɪnˈlaɪ.tən.mənt]
    aydınlanma, aydınlanış, aydınlatma
  628. administrator [ədˈmɪnɪstreɪtər]
    yönetici, idareci, yönetim görevlisi
  629. disabled [dɪˈseɪbld]
    engelli, devre dışı, özürlü
  630. discrete [dɪˈskriːt]
    ayrı, kesikli, ayrıksı
  631. philosopher [fɪˈlɒsəfər]
    filozof
  632. poetic [pəʊˈetɪk]
    şiirsel, poetik
  633. reproductive [ˌriːprəˈdʌktɪv]
    üreme ile ilgili, reprodüktif
  634. urine [ˈjʊərɪn]
    idrar
  635. unpublished [ʌnˈpʌb.lɪʃt]
    yayımlanmamış, yayınlanmamış
  636. Buddhist [ˈbʊdɪst]
    budist
  637. provider [prəˈvaɪ.dər]
    sağlayıcı, tedarikçi
  638. bomb [bɒm]
    bomba
  639. mortgage [ˈmɔːɡɪdʒ]
    ipotek
  640. mysterious [mɪˈstɪərɪəs]
    gizemli, esrarengiz
  641. princess [prɪnˈses]
    prenses
  642. formally [ˈfɔːməlɪ]
    resmen, biçimsel olarak
  643. harvest [ˈhɑːvɪst]
    hasat, ürün toplama
  644. momentum [məʊˈmentəm]
    itki, momentum
  645. ruler [ˈruːlər]
    hükümdar, cetvel
  646. induction [ɪnˈdʌkʃən]
    indüksiyon, tümevarım
  647. pet [pet]
    evcil hayvan, okşamak
  648. coordinate [kəʊˈɔːdɪneɪt]
    koordinat, koordine etmek
  649. fan [fæn]
    vantilatör, hayran, yelpaze
  650. deposition [ˌdep.əˈzɪʃ.ən]
    biriktirme, çökelme, görevden alma
  651. adventure [ədˈventʃər]
    macera, serüven
  652. compete [kəmˈpiːt]
    yarışmak, rekabet etmek
  653. disposition [ˌdɪspəˈzɪʃən]
    mizaç, eğilim, düzenleme
  654. specialist [ˈspeʃəlɪst]
    uzman, ihtisas sahibi
  655. brick [brɪk]
    tuğla, briket
  656. offensive [əˈfensɪv]
    saldırgan, ofensif, rahatsız edici
  657. maturity [məˈtjʊərətɪ]
    olgunluk, yetişkinlik
  658. timber [ˈtɪmbər]
    kereste, tomruk, odun
  659. alert [əˈlɜːt]
    alarm, uyarı, tetikte
  660. singular [ˈsɪŋɡjələr]
    tekil, olağandışı, eşsiz
  661. Philippines [ˈfɪl.ɪ.piːnz]
    filipinler
  662. weekend [ˌwiːkˈend]
    hafta sonu, hafta tatili
  663. certainty [ˈsɜːtəntɪ]
    kesinlik, katiyet
  664. supplement [ˈsʌplɪmənt]
    takviye, ek, ek gıda
  665. northwest [ˌnɔːθˈwest]
    kuzeybatı
  666. shade [ʃeɪd]
    gölge, ton, gölgelik
  667. majesty [ˈmædʒəstɪ]
    haşmet, yücelik, majesteleri
  668. nationalist [ˈnæʃənəlɪst]
    milliyetçi, ulusalcı
  669. reporter [rɪˈpɔːtər]
    muhabir, gazeteci
  670. covenant [ˈkʌvənənt]
    antlaşma, ahit, sözleşme
  671. vacuum [ˈvækjuːm]
    vakum, elektrikli süpürge
  672. Nazi [ˈnɑːtsɪ]
    nazi
  673. fame [feɪm]
    ün, şöhret
  674. regards [rɪˈɡɑːdz]
    saygılar, selamlar
  675. vegetation [ˌvedʒɪˈteɪʃən]
    bitki örtüsü, bitki örtüsü varlığı
  676. correspond [ˌkɒrɪˈspɒnd]
    yazışmak, karşılık gelmek, uygun olmak
  677. rid [rɪd]
    kurtulmak, arındırmak
  678. sustain [səˈsteɪn]
    sürdürmek, desteklemek, ayakta tutmak
  679. polymer [ˈpɒl.ɪ.mər]
    polimer
  680. periodic [ˌpɪərɪˈɒdɪk]
    periyodik, dönemsel
  681. fancy [ˈfænsɪ]
    süslü, gösterişli, fantezi
  682. despair [dɪˈspeər]
    umutsuzluk, ümitsizlik
  683. victor [ˈvɪktər]
    galip, kazanan, fatih
  684. wildlife [ˈwaɪldlaɪf]
    yaban hayatı, vahşi yaşam
  685. lasting [ˈlɑːstɪŋ]
    kalıcı, uzun ömürlü, sürekli
  686. jail [dʒeɪl]
    hapishane, cezaevi
  687. propose [prəˈpəʊz]
    önermek, teklif etmek, evlenme teklif etmek
  688. shed [ʃed]
    kulübe, baraka, dökmek
  689. outlook [ˈaʊtlʊk]
    bakış açısı, görünüm, beklenti
  690. pause [pɔːz]
    duraklama, ara, mola
  691. elder [ˈeldər]
    yaşlı, ihtiyar, büyük
  692. dense [dens]
    yoğun, sık, gür
  693. restriction [rɪˈstrɪkʃən]
    kısıtlama, sınırlama, yasaklama
  694. consultation [ˌkɒnsəlˈteɪʃən]
    danışma, konsültasyon, istişare
  695. chin [tʃɪn]
    çene, çene ucu
  696. fertility [fəˈtɪl.ə.tɪ]
    doğurganlık, verimlilik
  697. habitat [ˈhæbɪtæt]
    yaşam alanı, habitat
  698. indicator [ˈɪndɪkeɪtər]
    gösterge, belirteç, işaretçi
  699. bet [bet]
    bahis, iddiaya girmek
  700. knight [naɪt]
    şövalye, atlı
  701. launch [lɔːnʃ]
    başlatmak, fırlatmak, piyasaya sürmek
  702. prosperity [prɒsˈperətɪ]
    refah, bolluk, zenginlik
  703. abundance [əˈbʌndəns]
    bolluk, bereket, çokluk
  704. intact [ɪnˈtækt]
    sağlam, bozulmamış, dokunulmamış
  705. organism [ˈɔːɡənɪzəm]
    organizma, canlı
  706. trap [træp]
    tuzak, kapan, tuzağa düşürmek
  707. derive [dɪˈraɪv]
    türetmek, çıkarmak, elde etmek
  708. surrender [sərˈendər]
    teslim olmak, vazgeçmek, teslim etmek
  709. triumph [ˈtraɪəmf]
    zafer, galibiyet, üstün gelmek
  710. oak [əʊk]
    meşe
  711. narrator [nəˈreɪtər]
    anlatıcı, hikaye anlatıcısı
  712. pepper [ˈpepər]
    biber, karabiber
  713. golf [ɡɒlf]
    golf
  714. scan [skæn]
    tarama, taramak, tarayıcıdan geçirmek
  715. notable [ˈnəʊtəbl]
    kayda değer, önemli, dikkat çekici
  716. analogy [əˈnælədʒɪ]
    benzetme, analoji
  717. projection [prəʊˈdʒekʃən]
    yansıtma, projeksiyon, izdüşüm
  718. resistant [rɪˈzɪstənt]
    dirençli, dayanıklı
  719. jacket [ˈdʒækɪt]
    ceket, mont
  720. successive [səkˈsesɪv]
    ardışık, peş peşe, birbirini izleyen
  721. thirteen [θɜːˈtiːn]
    on üç
  722. dare [deər]
    cesaret etmek, meydan okumak
  723. elevation [ˌelɪˈveɪʃən]
    yükselti, rakım
  724. hunger [ˈhʌŋɡər]
    açlık
  725. rail [reɪl]
    ray, korkuluk
  726. softly [ˈsɒftlɪ]
    yumuşakça, hafifçe
  727. endless [ˈendləs]
    sonsuz, bitmek bilmeyen
  728. packet [ˈpækɪt]
    paket, ambalaj
  729. missionary [ˈmɪʃənərɪ]
    misyoner
  730. pin [pɪn]
    iğne, raptiye
  731. innovative [ˈɪnəvətɪv]
    yenilikçi, inovatif, yaratıcı
  732. commonwealth [ˈkɒm.ən.welθ]
    milletler topluluğu, birlik, federasyon
  733. destiny [ˈdestɪnɪ]
    kader, yazgı, alın yazısı
  734. rod [rɒd]
    çubuk, sopa, kamış
  735. atom [ˈætəm]
    atom
  736. rope [rəʊp]
    halat, ip, urgan
  737. tide [taɪd]
    gelgit, medcezir, gelme
  738. diplomatic [ˌdɪpləˈmætɪk]
    diplomatik
  739. accommodate [əˈkɒmədeɪt]
    barındırmak, ağırlamak, uyum sağlamak
  740. negotiation [nɪˌɡəʊʃɪˈeɪʃən]
    müzakere, görüşme, pazarlık
  741. norm [nɔːm]
    norm, kural, standart
  742. fraud [frɔːd]
    dolandırıcılık, sahtekarlık, hile
  743. proportional [prəˈpɔːʃənəl]
    orantılı, ölçülü, oranlı
  744. imagery [ˈɪmɪdʒərɪ]
    görüntü, tasvir, imgelem
  745. infantry [ˈɪnfəntrɪ]
    piyade, yaya asker
  746. marital [ˈmærɪtəl]
    evlilikle ilgili, evli
  747. bloody [ˈblʌdɪ]
    kanlı, çok kanlı, kanlı canlı
  748. alarm [əˈlɑːm]
    alarm, uyarı, ikaz
  749. fatal [ˈfeɪtəl]
    ölümcül, fatal, öldürücü
  750. promising [ˈprɒmɪsɪŋ]
    umut vadeden, gelecek vadeden, ümit verici
  751. Nigeria [naɪˈdʒɪə.rɪ.ə]
    nijerya
  752. discretion [dɪˈskreʃən]
    takdir yetkisi, sağduyu, ihtiyat
  753. neighbor [ˈneɪ·bər]
    komşu
  754. popularity [ˌpɒpjəˈlærətɪ]
    popülerlik, yaygınlık
  755. dilemma [dɪˈlemə]
    ikilem, açmaz
  756. twin [twɪn]
    ikiz
  757. tourist [ˈtʊərɪst]
    turist, gezgin
  758. flowing [ˈfləʊɪŋ]
    akan, akıcı
  759. processor [ˈprəʊsesər]
    işlemci, işlem birimi
  760. assurance [əˈʃʊərəns]
    güvence, teminat, garanti
  761. lion [laɪən]
    aslan
  762. dirt [dɜːt]
    kir, toprak
  763. flame [fleɪm]
    alev, alev dili
  764. probe [prəʊb]
    sonda, yoklama, prob
  765. juvenile [ˈdʒuːvənaɪl]
    ergen, genç, çocuk
  766. drunk [drʌŋk]
    sarhoş, alkollü
  767. globe [ɡləʊb]
    küre, dünya, glop
  768. assertion [əˈsɜːʃən]
    iddia, ileri sürme, sav
  769. lifestyle [ˈlaɪfstaɪl]
    yaşam tarzı
  770. deer [dɪər]
    geyik
  771. convince [kənˈvɪns]
    ikna etmek, inandırmak
  772. compatible [kəmˈpætɪbl]
    uyumlu, bağdaşır
  773. gradient [ˈɡreɪdɪənt]
    gradyan, eğim
  774. characterization [ˌkærəktəraɪˈzeɪʃən]
    nitelendirme, karakterizasyon
  775. retention [rɪˈtenʃən]
    alıkoyma, tutma, elde tutma
  776. incomplete [ˌɪnkəmˈpliːt]
    eksik, tamamlanmamış
  777. Holland [ˈhɒl.ənd]
    hollanda
  778. nominal [ˈnɒmɪnəl]
    nominal, adıl
  779. math [mæθ]
    matematik
  780. climb [klaɪm]
    tırmanmak, tırmanış
  781. refusal [rɪˈfjuːzəl]
    reddetme, ret, geri çevirme
  782. exhausted [ɪɡˈzɔːstɪd]
    bitkin, tükenmiş, yorgun
  783. nerves [nɜːvz]
    sinirler, sinir sistemi
  784. revision [rɪˈvɪʒən]
    gözden geçirme, düzeltme, revizyon
  785. trigger [ˈtrɪɡər]
    tetik, tetiklemek, harekete geçirmek
  786. regiment [ˈredʒɪmənt]
    alay, askeri birlik
  787. fortunately [ˈfɔːtʃənətlɪ]
    neyse ki, şans eseri
  788. communal [ˈkɒmjʊnəl]
    ortak, komünal, toplu
  789. shake [ʃeɪk]
    sallamak, sarsmak, titremek
  790. remark [rɪˈmɑːk]
    yorum, açıklama, söz
  791. moisture [ˈmɔɪstʃər]
    nem, rutubet, nemlilik
  792. trunk [trʌŋk]
    gövde, bagaj, hortum
  793. severity [sɪˈverətɪ]
    şiddet, ciddiyet, ağırlık
  794. globalization [ˌɡləʊbəlaɪˈzeɪʃən]
    küreselleşme
  795. Buddha [ˈbʊdə]
    buda
  796. incentive [ɪnˈsentɪv]
    teşvik, özendirici, motivasyon
  797. advocate [ˈædvəkeɪt]
    savunmak, desteklemek, avukat
  798. presently [ˈprezəntlɪ]
    şu anda, yakında, şu sıralar
  799. dominance [ˈdɒmɪnəns]
    egemenlik, hakimiyet, üstünlük
  800. conquest [ˈkɒŋkwest]
    fetih, ele geçirme, istila
  801. dressing [ˈdresɪŋ]
    pansuman, salata sosu, giyinme
  802. destructive [dɪˈstrʌk.tɪv]
    yıkıcı, tahrip edici
  803. descent [dɪˈsent]
    iniş, alçalma, soy
  804. horn [hɔːn]
    boynuz, korna
  805. attraction [əˈtrækʃən]
    çekim, cazibe, ilgi
  806. fitting [ˈfɪtɪŋ]
    uygun, prova, montaj
  807. litigation [ˌlɪt.ɪˈɡeɪ.ʃən]
    dava, yargılama
  808. specimen [ˈspesəmɪn]
    örnek, numune
  809. thereof [ˌðeəˈrɒv]
    bunun
  810. thorough [ˈθʌrə]
    kapsamlı, titiz, eksiksiz
  811. vague [veɪɡ]
    belirsiz, muğlak, net olmayan
  812. remind [rɪˈmaɪnd]
    hatırlatmak, anımsatmak
  813. invitation [ˌɪnvɪˈteɪʃən]
    davet, davetiye
  814. adaptive [əˈdæp.tɪv]
    uyarlanabilir, adaptif, uyum sağlayan
  815. openly [ˈəʊpənlɪ]
    açıkça, alenen
  816. singer [ˈsɪŋər]
    şarkıcı, solist
  817. anonymous [əˈnɒnɪməs]
    anonim, isimsiz, kimliği belirsiz
  818. erosion [ɪˈrəʊ.ʒən]
    erozyon, aşınma
  819. mighty [ˈmaɪtɪ]
    güçlü, kudretli, heybetli
  820. sink [sɪŋk]
    batmak, lavaboya, evye
  821. inn [ɪn]
    han, küçük otel, konukevi
  822. cheek [tʃiːk]
    yanak
  823. lesbian [ˈlezbɪən]
    lezbiyen
  824. accommodation [əˌkɒməˈdeɪʃən]
    konaklama, barınma, yerleştirme
  825. insufficient [ˌɪnsəˈfɪʃənt]
    yetersiz, kifayetsiz
  826. website [ˈwebsaɪt]
    web sitesi, internet sitesi
  827. convey [kənˈveɪ]
    iletmek, aktarmak, nakletmek
  828. immigrant [ˈɪmɪɡrənt]
    göçmen, muhacir
  829. brave [breɪv]
    cesur, yürekli, gözü pek
  830. meditation [ˌmed.ɪˈteɪ.ʃən]
    meditasyon, tefekkür
  831. facial [ˈfeɪʃəl]
    yüzle ilgili, yüzsel, yüz
  832. critic [ˈkrɪtɪk]
    eleştirmen, eleştirici, tenkitçi
  833. rage [reɪdʒ]
    öfke, hiddet, gazap
  834. declare [dɪˈkleər]
    ilan etmek, beyan etmek, açıklamak
  835. discount [ˈdɪskaʊnt]
    indirim, iskonto, indirim yapmak
  836. monopoly [məˈnɒpəlɪ]
    tekel, monopol
  837. celebration [ˌseləˈbreɪʃən]
    kutlama, şölen, tören
  838. hire [haɪər]
    işe almak, kiralamak, tutulmak
  839. extraction [ɪkˈstrækʃən]
    çıkarma, ekstraksiyon, özütleme
  840. spare [speər]
    yedek, fazla, esirgemek
  841. defensive [dɪˈfensɪv]
    savunmacı, savunmaya yönelik, defansif
  842. oxide [ˈɒk.saɪd]
    oksit
  843. bride [braɪd]
    gelin
  844. bathroom [ˈbɑːθruːm]
    banyo, tuvalet, lavabo
  845. relaxed [rɪˈlækst]
    rahat, gevşemiş, sakin
  846. butler [ˈbʌtlər]
    uşak
  847. propaganda [ˌprɒpəˈɡændə]
    propaganda
  848. simplicity [sɪmˈplɪsətɪ]
    sadelik, basitlik, yalınlık
  849. fitness [ˈfɪtnəs]
    kondisyon, form, zindelik
  850. gradual [ˈgrædjʊəl]
    kademeli, aşamalı, tedrici
  851. harsh [hɑːʃ]
    sert, acımasız, çetin
  852. swing [swɪŋ]
    sallanmak, salıncak, sallanış
  853. goodness [ˈɡʊdnəs]
    iyilik, iyi niyet, erdem
  854. instrumental [ˌɪnstrəˈmentəl]
    araçsal, enstrümantal, etkili
  855. descriptive [dɪˈskrɪptɪv]
    betimleyici, tasvir edici
  856. breakdown [ˈbreɪkdaʊn]
    arıza, çöküş, ayrıntılı inceleme
  857. stake [steɪk]
    kazık, pay, risk
  858. exile [ˈeksaɪl]
    sürgün, sürgüne göndermek
  859. mama [məˈmɑː]
    anne, mama
  860. strengthen [ˈstreŋθən]
    güçlendirmek, pekiştirmek
  861. bench [benʃ]
    bank, oturak
  862. Edinburgh [ˈed.ɪn.bər.ə]
    edinburgh
  863. authentic [ɔːˈθentɪk]
    otantik, sahici, özgün
  864. prose [prəʊz]
    düzyazı, nesir
  865. sketch [sketʃ]
    taslak, eskiz, kroki
  866. arrange [əˈreɪndʒ]
    düzenlemek, ayarlamak, tertiplemek
  867. offset [ˌɒfˈset]
    dengelemek, telafi etmek, ofset
  868. fusion [ˈfjuːʒən]
    füzyon, kaynaşma, birleşim
  869. visitor [ˈvɪzɪtər]
    ziyaretçi, konuk
  870. purple [ˈpɜːpl]
    mor, eflatun
  871. auto [ˈɔːtəʊ]
    otomobil, araba, oto
  872. react [rɪˈækt]
    tepki vermek, reaksiyon göstermek
  873. pat [pæt]
    okşamak, hafifçe vurmak
  874. nick [nɪk]
    çentik, ufak kesik, takma ad
  875. gang [ɡæŋ]
    çete, güruh
  876. amplitude [ˈæm.plɪ.tʃuːd]
    genlik
  877. forehead [ˈfɔːhed]
    alın
  878. immense [ɪˈmens]
    muazzam, uçsuz bucaksız, engin
  879. realism [ˈrɪəlɪzəm]
    gerçekçilik
  880. reliance [rɪˈlaɪəns]
    güven, dayanma, bağımlılık
  881. chap [tʃæp]
    delikanlı, adam, oğlan
  882. lodge [lɒdʒ]
    kulübe, pansiyon, konaklama yeri
  883. behave [bɪˈheɪv]
    davranmak, uslu durmak, hareket etmek
  884. Switzerland [ˈswɪt.sə.lənd]
    isviçre
  885. fragment [ˈfræɡmənt]
    parça, kırıntı, fragman
  886. perfection [pəˈfekʃən]
    mükemmellik, kusursuzluk
  887. encouragement [ɪnˈkʌr.ɪdʒ.mənt]
    cesaretlendirme, teşvik, destek
  888. quit [kwɪt]
    bırakmak, vazgeçmek, istifa etmek
  889. curiosity [ˌkjʊərɪˈɒsətɪ]
    merak, meraklılık
  890. frustration [frʌsˈtreɪʃən]
    hayal kırıklığı, hüsran, engellenmişlik
  891. pile [paɪl]
    yığın, küme, kazık
  892. cigarette [ˌsɪɡərˈet]
    sigara
  893. theorem [ˈθɪə.rəm]
    teorem, önerme
  894. odds [ɒdz]
    olasılık, ihtimal, şans
  895. southwest [ˌsaʊθˈwest]
    güneybatı
  896. architect [ˈɑːkɪtekt]
    mimar
  897. illusion [ɪˈluːʒən]
    illüzyon, yanılsama
  898. lamp [læmp]
    lamba, kandil
  899. rival [ˈraɪvəl]
    rakip, hasım
  900. motive [ˈməʊtɪv]
    güdü, saik, motif
  901. cult [kʌlt]
    tarikat, kült, mezhep
  902. coronary [ˈkɒrənərɪ]
    koroner
  903. contest [ˈkɒntest]
    yarışma, müsabaka, çekişme
  904. stance [stæns]
    duruş, tavır, tutum
  905. lightly [ˈlaɪtlɪ]
    hafifçe, nazikçe, yüzeysel olarak
  906. arbitration [ˌɑːbɪˈtreɪʃən]
    tahkim, arabuluculuk
  907. tunnel [ˈtʌnəl]
    tünel
  908. gear [ɡɪər]
    dişli, vites, donanım
  909. crowded [ˈkraʊdɪd]
    kalabalık, tıklım tıklım
  910. advisory [ədˈvaɪzərɪ]
    danışma, danışma kurulu, tavsiye niteliğinde
  911. tag [tæɡ]
    etiket, işaret, damga
  912. goddess [ˈɡɒdes]
    tanrıça
  913. disappear [ˌdɪsəˈpɪər]
    kaybolmak, yok olmak, gözden kaybolmak
  914. kidney [ˈkɪdnɪ]
    böbrek
  915. scientist [ˈsaɪəntɪst]
    bilim insanı, bilimci, araştırmacı
  916. chase [tʃeɪs]
    kovalamak, takip etmek, peşine düşmek
  917. donor [ˈdəʊnər]
    bağışçı, donör, verici
  918. sauce [sɔːs]
    sos
  919. normative [ˈnɔː.mə.tɪv]
    kuralcı, normatif
  920. straightforward [ˌstreɪtˈfɔːwəd]
    açık, dolambaçsız, anlaşılır
  921. metabolic [met.əˈbɒl.ɪk]
    metabolik
  922. abundant [əˈbʌndənt]
    bol, çok, bereketli
  923. founder [ˈfaʊndər]
    kurucu, kurucusu, kurucu üye
  924. scattering [ˈskætərɪŋ]
    saçılma, serpme, dağılma
  925. genesis [ˈdʒen.ə.sɪs]
    oluşum, başlangıç, köken
  926. Portuguese [ˌpɔː.tʃəˈɡiːz]
    portekizce, portekizli
  927. forgive [fəˈɡɪv]
    affetmek, bağışlamak
  928. midnight [ˈmɪdnaɪt]
    gece yarısı
  929. cavity [ˈkævətɪ]
    oyuk, boşluk, kavite
  930. feminism [ˈfemɪnɪzəm]
    feminizm
  931. elimination [ɪˌlɪmɪˈneɪʃən]
    eleme, eliminasyon, ortadan kaldırma
  932. induce [ɪnˈdjuːs]
    neden olmak, yol açmak, uyarım yapmak
  933. lip [lɪp]
    dudak
  934. serial [ˈsɪərɪəl]
    seri, dizi
  935. operative [ˈɒpərətɪv]
    ameliyata ait, aktif, görevli
  936. fence [fens]
    çit, parmaklık
  937. objection [əbˈdʒekʃən]
    itiraz, karşı çıkma
  938. syntax [ˈsɪntæks]
    sözdizimi, sentaks
  939. resonance [ˈrez.ən.əns]
    rezonans, yankı, titreşim
  940. concert [ˈkɒnsət]
    konser
  941. dental [ˈdentəl]
    diş, dişle ilgili, diş hekimliği
  942. modernity [mɒdˈɜː.nə.tɪ]
    modernlik, çağdaşlık
  943. alpha [ˈæl.fə]
    alfa
  944. caste [kɑːst]
    kast, sınıf
  945. cruel [ˈkruːəl]
    zalim, acımasız
  946. stack [stæk]
    yığın, istif, yığmak
  947. tense [tens]
    gergin, zaman, gerginlik
  948. lean [liːn]
    yalın, zayıf, eğilmek
  949. icon [ˈaɪkɒn]
    ikon, simge, sembol
  950. stern [stɜːn]
    sert, katı, ciddi
  951. tear [teər]
    gözyaşı, yırtık, yırtmak
  952. Hungary [ˈhʌŋ.ɡər.ɪ]
    macaristan
  953. summit [ˈsʌmɪt]
    zirve, doruk, tepe
  954. indirectly [ˌɪn·dəˈrek·tlɪ]
    dolaylı olarak
  955. bronze [brɒnz]
    bronz, tunç
  956. synthetic [sɪnˈθetɪk]
    sentetik, yapay
  957. triangle [ˈtraɪæŋɡl]
    üçgen
  958. widow [ˈwɪdəʊ]
    dul kadın
  959. jazz [dʒæz]
    caz
  960. Victorian [vɪkˈtɔːrɪən]
    viktorya dönemi, viktoryen
  961. bankruptcy [ˈbæŋkrəptsɪ]
    iflas, batış, iflas hali
  962. automobile [ˈɔːtəməʊbiːl]
    otomobil, araba, motorlu araç
  963. texture [ˈtekstʃər]
    doku, tekstür, yüzey dokusu
  964. painter [ˈpeɪntər]
    ressam, boyacı
  965. repetition [ˌrepɪˈtɪʃən]
    tekrar, yinelenme, tekrarlama
  966. oneself [wʌnˈself]
    kendi, kendisi
  967. tin [tɪn]
    kalay, teneke
  968. warrant [ˈwɒrənt]
    emir, yetki belgesi, tutuklama emri
  969. bass [beɪs]
    bas, levrek
  970. echo [ˈekəʊ]
    yankı, eko
  971. artillery [ɑːˈtɪlərɪ]
    topçu, topçu birliği, topçuluk
  972. weights [weɪts]
    ağırlıklar, tartılar, yükler
  973. clinic [ˈklɪnɪk]
    klinik, poliklinik, muayenehane
  974. quote [kwəʊt]
    alıntı, tırnak, teklif
  975. vain [veɪn]
    kibirli, boşuna, beyhude
  976. sergeant [ˈsɑːdʒənt]
    çavuş
  977. delta [ˈdeltə]
    delta, değişim, fark
  978. cake [keɪk]
    pasta, kek
  979. pathway [ˈpɑːθ.weɪ]
    patika, yol, geçit
  980. approximation [əˌprɒk.sɪˈmeɪ.ʃən]
    yaklaşım, yaklaşık değer, tahmin
  981. creator [krɪˈeɪtər]
    yaratıcı, kurucu, yaratıcı kişi
  982. arena [əˈriːnə]
    arena, meydan, saha
  983. bodily [ˈbɒdɪlɪ]
    bedensel, vücuda ait, fiziksel
  984. reluctant [rɪˈlʌktənt]
    isteksiz, gönülsüz, çekingen
  985. longitudinal [ˌlɒŋ.ɡɪˈtʃuː.dɪ.nəl]
    boylamsal, uzunlamasına
  986. incorporate [ɪnˈkɔːpəreɪt]
    dahil etmek, içermek, birleştirmek
  987. closure [ˈkləʊʒər]
    kapanış, kapanma, kapatma
  988. instability [ˌɪnstəˈbɪlətɪ]
    istikrarsızlık, kararsızlık
  989. inappropriate [ˌɪnəˈprəʊprɪət]
    uygunsuz, yersiz, münasip olmayan
  990. instantly [ˈɪnstəntlɪ]
    anında, derhal, hemen
  991. coherent [kəʊˈhɪərənt]
    tutarlı, uyumlu
  992. anatomy [əˈnætəmɪ]
    anatomi
  993. surgeon [ˈsɜːdʒən]
    cerrah, ameliyatçı
  994. collar [ˈkɒlər]
    yaka, boyunluk
  995. assure [əˈʃɔːr]
    garanti etmek, temin etmek, güvence vermek
  996. solidarity [ˌsɒlɪˈdærətɪ]
    dayanışma
  997. lonely [ˈləʊnlɪ]
    yalnız, ıssız
  998. amazing [əˈmeɪzɪŋ]
    şaşırtıcı, inanılmaz, harika
  999. decisive [dɪˈsaɪsɪv]
    kararlı, kesin, belirleyici
  1000. tent [tent]
    çadır
  1001. congregation [ˌkɒŋɡrɪˈɡeɪʃən]
    cemaat, topluluk, kongregasyon
  1002. pity [ˈpɪtɪ]
    acıma, merhamet, yazık
  1003. Palestine [ˈpæl.ə.staɪn]
    filistin
  1004. hybrid [ˈhaɪbrɪd]
    melez, hibrit, karışık
  1005. bilateral [baɪˈlætərəl]
    iki taraflı, ikili, bilateral
  1006. initiation [ɪˌnɪʃ.ɪˈeɪ.ʃən]
    başlatma, inisiyasyon, giriş töreni
  1007. drainage [ˈdreɪnɪdʒ]
    drenaj, su tahliyesi, kanalizasyon
  1008. ours [aʊəz]
    bizimki
  1009. hatred [ˈheɪtrɪd]
    nefret, kin, düşmanlık
  1010. abandon [əˈbændən]
    terk etmek, bırakmak, vazgeçmek
  1011. beta [ˈbiː.tə]
    beta, deneme sürümü
  1012. miracle [ˈmɪrəkl]
    mucize, harika
  1013. prompt [prɒmpt]
    istem, komut, çabuk
  1014. dissertation [ˌdɪsəˈteɪʃən]
    tez, doktora tezi, bitirme tezi
  1015. rationale [ˌræʃəˈnɑːl]
    gerekçe, mantık, dayanak
  1016. directive [dɪˈrektɪv]
    yönerge, direktif, talimat
  1017. broadly [ˈbrɔːdlɪ]
    genel olarak, geniş çapta
  1018. domination [ˌdɒmɪˈneɪʃən]
    egemenlik, hâkimiyet, baskınlık
  1019. devotion [dɪˈvəʊʃən]
    bağlılık, adanmışlık, sadakat
  1020. interfere [ˌɪntəˈfɪər]
    müdahale etmek, engellemek, karışmak
  1021. Athens [ˈæθ.ənz]
    atina
  1022. noun [naʊn]
    isim, ad
  1023. economically [ˌiː.kəˈnɒm.ɪ.kəl.i]
    ekonomik olarak, iktisadi olarak
  1024. envelope [ˈenvələʊp]
    zarf
  1025. voyage [ˈvɔɪɪdʒ]
    yolculuk, sefer
  1026. spell [spel]
    büyü, hecelemek
  1027. pit [pɪt]
    çukur, maden ocağı
  1028. blade [bleɪd]
    bıçak ağzı, yaprak, pala
  1029. carriage [ˈkærɪdʒ]
    vagon, araba
  1030. guardian [ˈɡɑːdɪən]
    vasi, koruyucu
  1031. antibody [ˈæntɪˌbɒdɪ]
    antikor
  1032. cathedral [kəˈθiːdrəl]
    katedral
  1033. shelf [ʃelf]
    raf
  1034. annually [ˈænjʊəlɪ]
    yıllık olarak, her yıl
  1035. prosecution [ˌprɒsɪˈkjuːʃən]
    kovuşturma, dava açma
  1036. chocolate [ˈtʃɒkələt]
    çikolata
  1037. passenger [ˈpæsəndʒər]
    yolcu
  1038. sue [suː]
    dava açmak, mahkemeye vermek
  1039. oppression [əˈpreʃən]
    baskı, zulüm
  1040. stir [stɜːr]
    karıştırmak, karıştırıp durmak, kımıldatmak
  1041. contractor [kənˈtræktər]
    yüklenici, müteahhit
  1042. sandy [ˈsændɪ]
    kumlu, kumlu topraklı
  1043. notwithstanding [ˌnɒtwɪθˈstændɪŋ]
    rağmen, -e rağmen
  1044. junction [ˈdʒʌŋkʃən]
    kavşak, bağlantı noktası
  1045. occupy [ˈɒkjəpaɪ]
    işgal etmek, yer kaplamak, oturmak
  1046. regulate [ˈreɡjəleɪt]
    düzenlemek, regüle etmek, denetlemek
  1047. assign [əˈsaɪn]
    atamak, görevlendirmek, tahsis etmek
  1048. volunteer [ˌvɒlənˈtɪər]
    gönüllü, gönüllü olmak
  1049. ambassador [æmˈbæsədər]
    büyükelçi, elçi
  1050. substitution [ˌsʌb.stɪˈtʃuː.ʃən]
    ikame, yerine koyma
  1051. evolve [ɪˈvɒlv]
    evrimleşmek, gelişmek, tekamül etmek
  1052. paradise [ˈpærədaɪs]
    cennet, firdevs
  1053. elastic [ɪˈlæstɪk]
    esnek, elastik
  1054. Persian [ˈpɜː.ʒən]
    fars, iranlı
  1055. pose [pəʊz]
    poz vermek, duruş, poz
  1056. Madame [məˈdæm]
    hanımefendi, madam
  1057. outward [ˈaʊtwəd]
    dışa dönük, dışsal, dışa doğru
  1058. maker [ˈmeɪkər]
    üretici, yapımcı, imalatçı
  1059. inflammatory [ɪnˈflæmətərɪ]
    iltihaplı, inflamatuar
  1060. snake [sneɪk]
    yılan
  1061. ticket [ˈtɪkɪt]
    bilet, fiş
  1062. undertake [ˌʌndəˈteɪk]
    üstlenmek, girişmek, taahhüt etmek
  1063. complement [ˈkɒmplɪmənt]
    tamamlayıcı, tamamlayıcı unsur
  1064. thumb [θʌm]
    başparmak
  1065. attendance [əˈtendəns]
    katılım, devam
  1066. photography [fəˈtɒɡrəfɪ]
    fotoğrafçılık
  1067. proportions [prəˈpɔːʃənz]
    oranlar, ölçüler
  1068. tragic [ˈtrædʒɪk]
    trajik, acıklı
  1069. bind [baɪnd]
    bağlamak, ciltlemek, sarmak
  1070. jet [dʒet]
    jet, jet uçağı
  1071. Thailand [ˈtaɪ.lænd]
    tayland
  1072. supportive [səˈpɔːtɪv]
    destekleyici, anlayışlı, yardımcı
  1073. Arabic [ˈærəbɪk]
    arapça, arap
  1074. hypertension [ˌhaɪ.pəˈten.ʃən]
    hipertansiyon, yüksek tansiyon
  1075. exceptional [ɪkˈsepʃənəl]
    olağanüstü, istisnai, sıra dışı
  1076. clergy [ˈklɜːdʒɪ]
    din adamları, ruhban sınıfı
  1077. predominantly [prɪˈdɒmɪnəntlɪ]
    ağırlıklı olarak, çoğunlukla, baskın olarak
  1078. swim [swɪm]
    yüzmek, yüzüş
  1079. Jew [dʒuː]
    yahudi
  1080. costly [ˈkɒstlɪ]
    pahalı, maliyetli
  1081. tech [tek]
    teknoloji, teknik
  1082. eligible [ˈelɪdʒəbl]
    uygun, hak sahibi
  1083. troubled [ˈtrʌbəld]
    sorunlu, sıkıntılı
  1084. countryside [ˈkʌntrɪsaɪd]
    kırsal bölge, taşra
  1085. eighty [ˈeɪtɪ]
    seksen
  1086. mercury [ˈmɜːkjərɪ]
    cıva
  1087. prey [preɪ]
    av, avlamak
  1088. template [ˈtempleɪt]
    şablon, taslak
  1089. soup [suːp]
    çorba
  1090. Swedish [ˈswiː.dɪʃ]
    isveççe, isveçli
  1091. uncomfortable [ʌnˈkʌmftəbl]
    rahatsız, huzursuz
  1092. warmth [wɔːmθ]
    sıcaklık, ısı
  1093. chip [tʃɪp]
    çip, yonga
  1094. mentally [ˈmen.təl.ɪ]
    zihinsel olarak, aklen
  1095. flour [flaʊər]
    un
  1096. controller [kənˈtrəʊlər]
    denetleyici, kontrol cihazı, kontrolör
  1097. cholesterol [kəˈlestərɒl]
    kolesterol
  1098. daddy [ˈdædɪ]
    baba, babacık
  1099. compact [kəmˈpækt]
    kompakt, sıkışık
  1100. recommendation [ˌrekəmenˈdeɪʃən]
    tavsiye, öneri, öneri mektubu
  1101. consult [kənˈsʌlt]
    danışmak, danışmanlık yapmak, görüşmek
  1102. suspension [səˈspenʃən]
    askıya alma, süspansiyon, erteleme
  1103. hint [hɪnt]
    ipucu, ima, sezdirme
  1104. insist [ɪnˈsɪst]
    ısrar etmek, diretmek, üstelemek
  1105. purity [ˈpjʊərətɪ]
    saflık, arılık, temizlik
  1106. hierarchical [ˌhɑɪ·əˌrɑr·kɪ·kəl]
    hiyerarşik, aşamalı, basamaklı
  1107. awful [ˈɔːfəl]
    korkunç, berbat, dehşet verici
  1108. focal [ˈfəʊ.kəl]
    odak, odaksal, merkezi
  1109. terminology [ˌtɜːmɪˈnɒlədʒɪ]
    terim bilgisi, terminoloji, terimler
  1110. keen [kiːn]
    hevesli, istekli, keskin
  1111. premium [ˈpriːmiəm]
    birinci sınıf, üstün, premium
  1112. cow [kaʊ]
    inek
  1113. porter [ˈpɔːtər]
    hamal, kapıcı, porter
  1114. cease [siːs]
    durdurmak, sona erdirmek, son vermek
  1115. recipient [rɪˈsɪpɪənt]
    alıcı, teslim alan, muhatap
  1116. crude [kruːd]
    ham, kaba, işlenmemiş
  1117. secondly [ˈsekəndlɪ]
    ikinci olarak, ikinci olarak da
  1118. matt [mæt]
    mat, donuk
  1119. Judaism [ˈdʒuːdeɪɪzəm]
    yahudilik
  1120. elegant [ˈelɪɡənt]
    zarif, şık, asil
  1121. wavelength [ˈweɪvleŋθ]
    dalga boyu
  1122. steep [stiːp]
    dik, sarp, keskin
  1123. deliberate [dɪˈlɪbərət]
    kasıtlı, bilinçli, ağırbaşlı
  1124. altar [ˈɔːltər]
    sunak, mihrap
  1125. irregular [ɪˈreɡjələr]
    düzensiz, olağandışı, gayrimuntazam
  1126. burial [ˈberɪəl]
    defin, gömü
  1127. navigation [ˌnæv.ɪˈɡeɪ.ʃən]
    navigasyon, seyir, yön bulma
  1128. archaeology [ˌɑːkɪˈɒlədʒɪ]
    arkeoloji
  1129. install [ɪnˈstɔːl]
    kurmak, yüklemek, monte etmek
  1130. sorrow [ˈsɒrəʊ]
    keder, üzüntü, elem
  1131. clarity [ˈklærətɪ]
    açıklık, berraklık, netlik
  1132. dull [dʌl]
    donuk, sıkıcı, körelmiş
  1133. olive [ˈɒlɪv]
    zeytin, zeytin rengi
  1134. transparent [trænˈspærənt]
    şeffaf, saydam, açık
  1135. charlotte [ˈʃɑː.lət]
    charlotte, şarlot
  1136. officially [əˈfɪʃ.əl.ɪ]
    resmen, resmi olarak
  1137. cement [sɪˈment]
    çimento, sement
  1138. execute [ˈeksɪkjuːt]
    uygulamak, idam etmek, yürütmek
  1139. sweat [swet]
    ter, terlemek, alın teri
  1140. accord [əˈkɔːd]
    uyuşma, anlaşma, mutabakat
  1141. comprehension [ˌkɒmprɪˈhenʃən]
    anlama, kavrayış, idrak
  1142. cylinder [ˈsɪlɪndər]
    silindir
  1143. compassion [kəmˈpæʃən]
    şefkat, merhamet, acıma
  1144. individually [ɪndɪˈvɪʤʊəlɪ]
    bireysel olarak, tek tek
  1145. contingent [kənˈtɪndʒənt]
    koşullu, olası, ihtimale bağlı
  1146. downward [ˈdaʊn.wəd]
    aşağı doğru, aşağıya yönelik
  1147. patch [pætʃ]
    yama, yama yapmak, yama parçası
  1148. atmospheric [ˌætməsˈferɪk]
    atmosferik, havaya ilişkin
  1149. unhappy [ʌnˈhæpɪ]
    mutsuz, memnuniyetsiz
  1150. approximate [əˈprɒksɪmət]
    yaklaşık, tahmini, yaklaşık olmak
  1151. vegetable [ˈvedʒtəbl]
    sebze
  1152. alternatively [ɔːlˈtɜːnətɪvlɪ]
    alternatif olarak, başka türlü, bunun yerine
  1153. compelling [kəmˈpelɪŋ]
    ikna edici, zorlayıcı, etkileyici
  1154. sensor [ˈsensər]
    sensör, algılayıcı
  1155. useless [ˈjuːsləs]
    işe yaramaz, faydasız
  1156. disc [dɪsk]
    disk, plak
  1157. customary [ˈkʌstəmərɪ]
    alışılmış, geleneksel, adet olan
  1158. buffalo [ˈbʌfələʊ]
    manda, bizon
  1159. grip [ɡrɪp]
    kavrama, tutuş, kavrayış
  1160. imaginary [ɪˈmædʒɪnərɪ]
    hayali, düşsel, imgesel
  1161. sensible [ˈsensɪbl]
    mantıklı, sağduyulu, makul
  1162. conditional [kənˈdɪʃənəl]
    koşullu, şartlı
  1163. supper [ˈsʌpər]
    akşam yemeği, gece yemeği
  1164. mess [mes]
    dağınıklık, karmaşa, pislik
  1165. complementary [ˌkɒmplɪˈmentərɪ]
    tamamlayıcı, tamamlayıcı nitelikte
  1166. dietary [ˈdaɪ.ə.tər.ɪ]
    beslenmeyle ilgili, diyetle ilgili
  1167. publish [ˈpʌblɪʃ]
    yayınlamak, yayımlamak, basmak
  1168. tune [tjuːn]
    ayar yapmak, akort etmek, melodi
  1169. viable [ˈvaɪəbl]
    uygulanabilir, yaşanabilir, elverişli
  1170. exclude [ɪksˈkluːd]
    hariç tutmak, dışlamak
  1171. incorrect [ˌɪnkərˈekt]
    yanlış, hatalı, düzeltilmemiş
  1172. joke [dʒəʊk]
    şaka, espri
  1173. loyal [lɔɪəl]
    sadık, vefalı
  1174. sentiment [ˈsentɪmənt]
    duygu, hissiyat
  1175. dish [dɪʃ]
    tabak, yemek, çanak
  1176. subsection [ˈsʌbˌsek.ʃən]
    alt bölüm, alt kısım, alt kesim
  1177. drain [dreɪn]
    gider, tahliye etmek, boşaltmak
  1178. urge [ɜːdʒ]
    dürtmek, teşvik etmek, ısrar etmek
  1179. marker [ˈmɑːkər]
    işaretleyici, belirteç, kalem
  1180. adapt [əˈdæpt]
    uyarlamak, adapte etmek, uydurmak
  1181. shield [ʃiːld]
    kalkan, siper
  1182. simultaneous [ˌsɪməlˈteɪnɪəs]
    eşzamanlı, aynı anda
  1183. bend [bend]
    bükmek, eğmek
  1184. questionnaire [ˌkwestʃəˈneər]
    anket, soru formu
  1185. wireless [ˈwaɪələs]
    kablosuz, telsiz
  1186. awake [əˈweɪk]
    uyanık, uyanmak
  1187. revival [rɪˈvaɪvəl]
    canlanma, diriliş, yeniden doğuş
  1188. Hispanic [hɪˈspænɪk]
    ispanyol kökenli, hispanik
  1189. tenth [tenθ]
    onuncu
  1190. convergence [kənˈvɜː.dʒəns]
    yakınsama, birleşme
  1191. utterly [ˈʌtəlɪ]
    tamamen, bütünüyle, büsbütün
  1192. inhibition [ˌɪnhɪˈbɪʃən]
    engelleme, ketleme, inhibisyon
  1193. assert [əˈsɜːt]
    iddia etmek, ileri sürmek, belirtmek
  1194. inference [ˈɪnfərəns]
    çıkarım, çıkarma, sonuç çıkarma
  1195. cavalry [ˈkæv.əl.rɪ]
    süvari, atlı birlik
  1196. enforce [ɪnˈfɔːs]
    uygulamak, yürürlüğe koymak, zorla kabul ettirmek
  1197. pastor [ˈpɑːstər]
    pastör, papaz, vaiz
  1198. cognition [kɒɡˈnɪʃ.ən]
    biliş, bilişsel süreç, kavrama
  1199. friction [ˈfrɪkʃən]
    sürtünme, anlaşmazlık, sürtüşme
  1200. hollow [ˈhɒləʊ]
    oyuk, içi boş, çukur
  1201. supervisor [ˈsuː.pə.vaɪ.zər]
    amir, gözetmen, denetçi
  1202. successor [səkˈsesər]
    halef, ardıl, varis
  1203. noon [nuːn]
    öğle, öğle vakti
  1204. excellence [ˈek.səl.əns]
    mükemmellik, üstünlük, kusursuzluk
  1205. unfortunate [ʌnˈfɔːtʃənət]
    talihsiz, şanssız, bahtsız
  1206. partition [pɑːˈtɪʃən]
    bölme, bölüşüm, taksim
  1207. scholarly [ˈskɒləlɪ]
    akademik, bilimsel, ilmi
  1208. marble [ˈmɑːbl]
    mermer
  1209. comedy [ˈkɒmədɪ]
    komedi, güldürü
  1210. dioxide [daɪˈɒk.saɪd]
    dioksit
  1211. progression [prəʊˈɡreʃən]
    ilerleme, gelişim, ilerleyiş
  1212. integer [ˈɪn.tɪ.dʒər]
    tam sayı, tamsayı
  1213. communism [ˈkɒm.jə.nɪ.zəm]
    komünizm
  1214. ninth [naɪnθ]
    dokuzuncu
  1215. magnificent [mæɡˈnɪfɪsənt]
    muhteşem, görkemli, şahane
  1216. carcinoma [kɑː.sɪˈnəʊ.mə]
    karsinom
  1217. obedience [əʊˈbiːdiəns]
    itaat, boyun eğme
  1218. depreciation [dɪˌpriː.ʃiˈeɪ.ʃən]
    değer kaybı, amortisman, düşüş
  1219. ram [ræm]
    koç, tosbağa, çarpma başlığı
  1220. hazardous [ˈhæzədəs]
    tehlikeli, riskli
  1221. implication [ˌɪmplɪˈkeɪʃən]
    ima, çıkarım, anlam
  1222. masculine [ˈmæskjəlɪn]
    eril, erkeksi
  1223. cumulative [ˈkjuːmjələtɪv]
    kümülatif, birikimli
  1224. highlight [ˈhaɪlaɪt]
    vurgulamak, öne çıkarmak, belirtmek
  1225. alternate [ɔːlˈtɜːnət]
    alternatif, değişimli, dönüşümlü
  1226. borrow [ˈbɒrəʊ]
    ödünç almak, borç almak
  1227. publicity [pʌbˈlɪsətɪ]
    tanıtım, reklam, kamuoyu ilgisi
  1228. custody [ˈkʌstədɪ]
    velayet, gözaltı, muhafaza
  1229. reed [riːd]
    kamış, saz
  1230. casual [ˈkæʒjʊəl]
    gündelik, rahat, kayıtsız
  1231. subordinate [səˈbɔːdənət]
    ast, ikincil, emrindeki
  1232. delete [dɪˈliːt]
    silmek, kaldırmak, yok etmek
  1233. faint [feɪnt]
    bayılmak, solgun, güçsüz
  1234. explosion [ɪkˈspləʊʒən]
    patlama, infilak
  1235. swift [swɪft]
    hızlı, çevik, seri
  1236. refuge [ˈrefjuːdʒ]
    sığınak, sığınma, barınak
  1237. decree [dɪˈkriː]
    kararname, ferman, hüküm
  1238. oxidation [ˌɑk·sɪˈdeɪ·ʃən]
    oksidasyon, yükseltgenme
  1239. alignment [əˈlaɪn.mənt]
    hizalama, uyum, doğrultma
  1240. feasible [ˈfiːzəbl]
    uygulanabilir, mümkün, yapılabilir
  1241. bacon [ˈbeɪkən]
    domuz pastırması, bacon
  1242. rocky [ˈrɒkɪ]
    kayalık, engebeli
  1243. surveillance [sɜːˈveɪləns]
    gözetim, izleme, denetim
  1244. basket [ˈbɑːskɪt]
    sepet, basket
  1245. applicant [ˈæplɪkənt]
    başvuran, aday, müracaatçı
  1246. hurry [ˈhʌrɪ]
    acele, telaş, çabukluk
  1247. consultant [kənˈsʌltənt]
    danışman, müşavir, konsültan
  1248. unstable [ʌnˈsteɪbl]
    dengesiz, kararsız, istikrarsız
  1249. petroleum [pəˈtrəʊlɪəm]
    petrol, ham petrol
  1250. accustomed [əˈkʌstəmd]
    alışkın, alışmış, itiyatlı
  1251. hostility [hɒsˈtɪlətɪ]
    düşmanlık, husumet, hasmane tutum
  1252. comply [kəmˈplaɪ]
    uymak, riayet etmek, yerine getirmek
  1253. statue [ˈstætʃuː]
    heykel, yontu
  1254. Buddhism [ˈbʊdɪzəm]
    budizm
  1255. seasonal [ˈsiːzənəl]
    mevsimlik, mevsimsel
  1256. bladder [ˈblædər]
    mesane, idrar kesesi
  1257. savage [ˈsævɪdʒ]
    vahşi, barbar, yabanıl
  1258. penguin [ˈpeŋɡwɪn]
    penguen
  1259. invite [ɪnˈvaɪt]
    davet etmek, çağırmak
  1260. presidency [ˈprezɪdənsɪ]
    cumhurbaşkanlığı, başkanlık
  1261. carol [ˈkærəl]
    noel şarkısı, ilahi
  1262. sheer [ʃɪər]
    büsbütün, saf, incecik
  1263. intend [ɪnˈtend]
    niyet etmek, amaçlamak
  1264. treasure [ˈtreʒər]
    hazine, değer vermek
  1265. downtown [ˌdaʊnˈtaʊn]
    şehir merkezi, merkez
  1266. tomb [tuːm]
    mezar, kabir
  1267. deserve [dɪˈzɜːv]
    hak etmek, layık olmak
  1268. dependency [dɪˈpen.dən.sɪ]
    bağımlılık, bağımlı olma
  1269. regret [rɪˈɡret]
    pişmanlık, pişman olmak
  1270. detective [dɪˈtektɪv]
    dedektif, polis memuru
  1271. canvas [ˈkænvəs]
    tuval, branda
  1272. glorious [ˈɡlɔːrɪəs]
    şanlı, görkemli, muhteşem
  1273. pearl [pɜːl]
    inci
  1274. spectral [ˈspek.trəl]
    hayaletimsi, spektral
  1275. contradiction [ˌkɒntrəˈdɪkʃən]
    çelişki, tutarsızlık
  1276. setup [ˈset̬ˌʌp]
    kurulum, ayarlama, düzenek
  1277. taxpayer [ˈtæksˌpeɪər]
    vergi mükellefi
  1278. proliferation [prəʊˌlɪfərˈeɪʃən]
    çoğalma, yayılma, artış
  1279. anchor [ˈæŋkər]
    çapa, demir
  1280. computation [ˌkɑm·pjəˈteɪ·ʃən]
    hesaplama
  1281. beef [biːf]
    sığır eti, dana eti
  1282. dam [dæm]
    baraj, set
  1283. hook [hʊk]
    kanca, çengel
  1284. gratitude [ˈɡrætɪtjuːd]
    minnettarlık, şükran
  1285. confirmation [ˌkɒnfəˈmeɪʃən]
    onay, doğrulama
  1286. manners [ˈmænəz]
    görgü kuralları, nezaket
  1287. nest [nest]
    yuva
  1288. symmetry [ˈsɪmətrɪ]
    simetri
  1289. attain [əˈteɪn]
    ulaşmak, elde etmek, erişmek
  1290. disturbance [dɪˈstɜːbəns]
    rahatsızlık, bozukluk, huzursuzluk
  1291. symposium [sɪmˈpəʊ.zɪ.əm]
    sempozyum, bilimsel toplantı
  1292. urgent [ˈɜːdʒənt]
    acil, ivedi
  1293. dynasty [ˈdɪnəstɪ]
    hanedan, sülale
  1294. crash [kræʃ]
    çarpışma, kaza, çöküş
  1295. mutually [ˈmjuːtʃuəlɪ]
    karşılıklı
  1296. cardinal [ˈkɑːdɪnəl]
    kardinal, temel, başlıca
  1297. ugly [ˈʌɡlɪ]
    çirkin
  1298. mate [meɪt]
    eş, arkadaş, çiftleşmek
  1299. dim [dɪm]
    loş, sönük, belirsiz
  1300. resurrection [ˌrezərˈekʃən]
    diriliş, yeniden canlanma
  1301. impairment [ɪmˈpeə.mənt]
    bozukluk, engellilik, zayıflama
  1302. feast [fiːst]
    ziyafet, şölen, bayram
  1303. negotiate [nɪˈɡəʊʃɪeɪt]
    müzakere etmek, pazarlık etmek, görüşmek
  1304. catalogue [ˈkætəlɒɡ]
    katalog, fihrist
  1305. substantive [ˈsʌbstəntɪv]
    esaslı, özlü, maddi
  1306. relax [rɪˈlæks]
    rahatlamak, dinlenmek, gevşemek
  1307. renewal [rɪˈnjuːəl]
    yenileme, yenilenme
  1308. deduction [dɪˈdʌkʃən]
    kesinti, indirim, çıkarım
  1309. silicon [ˈsɪlɪkən]
    silisyum
  1310. drift [drɪft]
    sürüklenme, kayma, sapma
  1311. baseline [ˈbeɪs.laɪn]
    başlangıç seviyesi, taban çizgisi, temel seviye
  1312. sunlight [ˈsʌnlaɪt]
    güneş ışığı
  1313. overlap [ˌəʊvəˈlæp]
    örtüşme, çakışma
  1314. luxury [ˈlʌkʃərɪ]
    lüks, gösteriş
  1315. aboriginal [ˌæbəˈrɪdʒənəl]
    yerli, aborijin
  1316. vocal [ˈvəʊkəl]
    sesli, vokal
  1317. reservation [ˌrezəˈveɪʃən]
    rezervasyon, çekince, ayırtma
  1318. waist [weɪst]
    bel, bel çevresi
  1319. ambiguous [æmˈbɪgjʊəs]
    belirsiz, muğlak, çift anlamlı
  1320. postwar [ˈpəʊstwɔːr]
    savaş sonrası
  1321. superficial [ˌsuːpəˈfɪʃəl]
    yüzeysel, sığ
  1322. stimulate [ˈstɪmjəleɪt]
    uyarmak, teşvik etmek, harekete geçirmek
  1323. shower [ʃaʊər]
    duş, sağanak, yağmur yağmak
  1324. terrorist [ˈterərɪst]
    terörist
  1325. imperative [ɪmˈperətɪv]
    zorunlu, şart, buyruk
  1326. admiral [ˈædmərəl]
    amiral
  1327. obscure [əbˈskjʊər]
    belirsiz, muğlak, gizlemek
  1328. Alaska [əˈlæs.kə]
    alaska
  1329. lamb [læm]
    kuzu, kuzu eti
  1330. ban [bæn]
    yasaklamak, yasak, men etmek
  1331. managerial [ˌmænəˈdʒɪərɪəl]
    yönetsel, idari, yöneticiye ait
  1332. profitable [ˈprɒfɪtəbl]
    kârlı, kazançlı, kâr getiren
  1333. soap [səʊp]
    sabun
  1334. rhetorical [rɪˈtɒr.ɪ.kəl]
    retorik, belagatli, etkileyici
  1335. shaft [ʃɑːft]
    mil, şaft, kuyu
  1336. aluminum [əˈljʊmɪnəm]
    alüminyum
  1337. skull [skʌl]
    kafatası
  1338. demolition [ˌdeməˈlɪʃən]
    yıkım, demolasyon, tahrip
  1339. taxable [ˈtæksəbl]
    vergilendirilebilir, vergiye tabi
  1340. polar [ˈpəʊlər]
    kutupsal, kutup
  1341. tribunal [traɪˈbjuːnəl]
    mahkeme, yargı kurulu, tribunal
  1342. irrelevant [ɪˈreləvənt]
    ilgisiz, alakasız, önemsiz
  1343. Belgium [ˈbel.dʒəm]
    belçika
  1344. albeit [ɔːlˈbiːɪt]
    gerçi, her ne kadar, fakat
  1345. peninsula [pəˈnɪnsjələ]
    yarımada
  1346. confrontation [ˌkɒnfrʌnˈteɪʃən]
    yüzleşme, çatışma, karşılaşma
  1347. recreation [ˌrekrɪˈeɪʃən]
    dinlenme, eğlence, rekreasyon
  1348. Denmark [ˈden.mɑːk]
    danimarka
  1349. intellect [ˈɪntəlekt]
    zekâ, entelekt, akıl
  1350. invariably [ɪnˈveərɪəblɪ]
    daima, her zaman, değişmez biçimde
  1351. porch [pɔːtʃ]
    veranda, sundurma
  1352. sail [seɪl]
    yelken, yelken açmak
  1353. transient [ˈtrænzɪənt]
    geçici, gelip geçici
  1354. persuade [pəˈsweɪd]
    ikna etmek, razı etmek
  1355. deed [diːd]
    eylem, senet, tapu
  1356. confession [kənˈfeʃən]
    itiraf, günah çıkarma
  1357. whoever [huːˈevər]
    kim olursa olsun, her kim
  1358. mason [ˈmeɪ.sən]
    duvarcı, taşçı
  1359. prohibition [ˌprəʊ.ɪˈbɪʃ.ən]
    yasak, yasaklama
  1360. payable [ˈpeɪəbl]
    ödenecek, ödenebilir
  1361. optional [ˈɒpʃənəl]
    isteğe bağlı, opsiyonel
  1362. recurrent [rɪˈkʌr.ənt]
    tekrarlayan, yinelenen
  1363. dysfunction [dɪsˈfʌŋk.ʃən]
    işlev bozukluğu, disfonksiyon
  1364. instructor [ɪnˈstrʌktər]
    eğitmen, öğretmen, talimatçı
  1365. robin [ˈrɒbɪn]
    kızılgerdan
  1366. comic [ˈkɒmɪk]
    komik, çizgi roman, komedyen
  1367. offspring [ˈɒfsprɪŋ]
    yavru, evlat, döl
  1368. Baptist [ˈbæptɪst]
    baptist, baptist mezhebine mensup
  1369. tooth [tuːθ]
    diş
  1370. trick [trɪk]
    hile, numara, kandırmaca
  1371. compute [kəmˈpjuːt]
    hesaplamak, hesap etmek, bilgisayarda işlem yapmak
  1372. fatty [ˈfætɪ]
    yağlı, yağlı etli
  1373. salmon [ˈsæmən]
    somon
  1374. ambitious [æmˈbɪʃəs]
    hırslı, iddialı
  1375. brigade [brɪˈɡeɪd]
    tugay, ekip
  1376. heroic [hɪˈrəʊɪk]
    kahramanca, yiğitçe
  1377. analogous [əˈnæləɡəs]
    benzer, analojik, kıyaslanabilir
  1378. Argentina [ˌɑː.dʒənˈtiː.nə]
    arjantin
  1379. pupil [ˈpjuːpəl]
    öğrenci, gözbebeği
  1380. hazard [ˈhæzəd]
    tehlike, risk, zarar
  1381. convenience [kənˈviːniəns]
    kolaylık, elverişlilik, uygunluk
  1382. rifle [ˈraɪfl]
    tüfek
  1383. sculpture [ˈskʌlptʃər]
    heykel, yontu
  1384. cottage [ˈkɒtɪdʒ]
    kulübe, kır evi
  1385. electronics [ˌɪlekˈtrɒnɪks]
    elektronik
  1386. boom [buːm]
    patlama, patırtı, hızlı büyüme
  1387. meter [ˈmiːtər]
    metre, sayaç, ölçer
  1388. eagle [ˈiːɡl]
    kartal
  1389. Norway [ˈnɔː.weɪ]
    norveç
  1390. lesion [ˈliː.ʒən]
    lezyon, doku hasarı
  1391. Palestinian [ˌpæl.əˈstɪn.ɪ.ən]
    filistinli
  1392. obey [əʊˈbeɪ]
    itaat etmek, uymak, söz dinlemek
  1393. bite [baɪt]
    ısırmak, ısırık
  1394. distal [ˈdɪs.təl]
    distal, uç
  1395. credibility [ˌkredəˈbɪlətɪ]
    güvenilirlik, inandırıcılık
  1396. revenge [rɪˈvendʒ]
    intikam, öç
  1397. pencil [ˈpensəl]
    kurşun kalem, kalem
  1398. Guinea [ˈɡɪn.ɪ]
    gine
  1399. hello [helˈəʊ]
    merhaba, selam
  1400. fundamentally [ˌfʌn.dəˈmen.təl.ɪ]
    temelden, esasen
  1401. accompany [əˈkʌmpənɪ]
    eşlik etmek, beraber gitmek, yanında olmak
  1402. inconsistent [ˌɪnkənˈsɪstənt]
    tutarsız, çelişkili, uyumsuz
  1403. vacation [vəˈkeɪʃən]
    tatil, izin
  1404. homogeneous [ˌhɒməˈdʒiːniəs]
    homojen, türdeş
  1405. cemetery [ˈsemətrɪ]
    mezarlık, kabristan
  1406. canon [ˈkænən]
    kanon, kural
  1407. proximity [prɒkˈsɪmətɪ]
    yakınlık, civarlık
  1408. heavenly [ˈhevənlɪ]
    göksel, cennet gibi, ilahi
  1409. wagon [ˈwæɡən]
    vagon, araba
  1410. humble [ˈhʌmbl]
    mütevazı, alçakgönüllü, mütevazi
  1411. plantation [plænˈteɪʃən]
    plantasyon, ekim alanı, çiftlik
  1412. superiority [suːˌpɪərɪˈɒrətɪ]
    üstünlük, üstün olma
  1413. torture [ˈtɔːtʃər]
    işkence, eziyet
  1414. harmful [ˈhɑːmfəl]
    zararlı
  1415. supplier [səˈplaɪər]
    tedarikçi, sağlayıcı
  1416. insertion [ɪnˈsɜː.ʃən]
    ekleme, yerleştirme, sokma
  1417. contradictory [ˌkɒntrəˈdɪktərɪ]
    çelişkili, karşıt, tutarsız
  1418. exam [ɪɡˈzæm]
    sınav, imtihan
  1419. Malaysia [məˈleɪ.zɪ.ə]
    malezya
  1420. paradox [ˈpærədɒks]
    paradoks, çelişki
  1421. leaning [ˈliːnɪŋ]
    eğilme, meyilli, eğimli
  1422. afterward [ˈæf·tər·wərd]
    sonradan, daha sonra, ardından
  1423. gel [dʒel]
    jel
  1424. advancement [ədˈvɑːnsmənt]
    ilerleme, gelişme, yükselme
  1425. chromosome [ˈkrəʊməsəʊm]
    kromozom
  1426. email [ˈiːmeɪl]
    e-posta, elektronik posta, eposta
  1427. viral [ˈvaɪrəl]
    viral, virüs kaynaklı, hızla yayılan
  1428. breathe [briːð]
    nefes almak, solumak
  1429. millennium [mɪˈlenɪəm]
    binyıl, milenyum
  1430. holder [ˈhəʊldər]
    tutucu, sahip, taşıyıcı
  1431. antigen [ˈæn.tɪ.dʒən]
    antijen
  1432. fierce [fɪəs]
    vahşi, şiddetli, sert
  1433. aloud [əˈlaʊd]
    yüksek sesle, sesli
  1434. dominate [ˈdɒmɪneɪt]
    egemen olmak, hakim olmak, hükmetmek
  1435. pig [pɪɡ]
    domuz
  1436. oven [ˈʌvən]
    fırın
  1437. reconciliation [ˌrekənˌsɪlɪˈeɪʃən]
    uzlaşma, barışma, mutabakat
  1438. withdraw [wɪðˈdrɔː]
    geri çekmek, çekilmek, geri almak
  1439. lap [læp]
    kucak, tur, diz
  1440. physiology [ˌfɪzɪˈɒlədʒɪ]
    fizyoloji
  1441. recruitment [rɪˈkruːt.mənt]
    işe alım, personel alımı, eleman alımı
  1442. browser [ˈbraʊzər]
    tarayıcı, gezgin
  1443. confederate [kənˈfed.ər.ət]
    müttefik, ortak, suç ortağı
  1444. beast [biːst]
    canavar, vahşi hayvan
  1445. warrior [ˈwɒrɪər]
    savaşçı, muharip, er
  1446. debtor [ˈdetər]
    borçlu
  1447. literal [ˈlɪtərəl]
    kelimesi kelimesine, harfi harfine, gerçek
  1448. ambition [æmˈbɪʃən]
    hırs, hedef, tutku
  1449. unclear [ʌnˈklɪər]
    belirsiz, net olmayan, anlaşılmaz
  1450. clever [ˈklevər]
    zeki, kurnaz, akıllı
  1451. cervical [səˈvaɪ.kəl]
    servikal, rahim ağzına ait, boyunla ilgili
  1452. unfair [ʌnˈfeər]
    haksız, adaletsiz, insafsız
  1453. susceptible [səˈseptəbl]
    duyarlı, hassas, etkilenebilir
  1454. chiefly [ˈtʃiːfli]
    başlıca, çoğunlukla, esas olarak
  1455. stiff [stɪf]
    sert, katı, tutulmuş
  1456. johnny [ˈdʒɒn.ɪ]
    tuvalet, johnny, ad
  1457. ink [ɪŋk]
    mürekkep
  1458. ignorant [ˈɪɡnərənt]
    cahil, bilgisiz
  1459. spray [spreɪ]
    sprey, püskürtmek, püskürtücü
  1460. blanket [ˈblæŋkɪt]
    battaniye, örtü
  1461. integrate [ˈɪntɪɡreɪt]
    entegre etmek, bütünleştirmek, kaynaştırmak
  1462. foolish [ˈfuːlɪʃ]
    aptalca, ahmakça, budalaca
  1463. constructive [kənˈstrʌktɪv]
    yapıcı, olumlu, inşa edici
  1464. contempt [kənˈtempt]
    aşağılama, küçümseme, hor görme
  1465. outdoor [ˌaʊtˈdɔːr]
    açık hava, dış mekan, dışarıda
  1466. opponent [əˈpəʊnənt]
    rakip, muhalif, karşı taraf
  1467. seventeen [ˌsevənˈtiːn]
    on yedi
  1468. lightning [ˈlaɪtnɪŋ]
    şimşek, yıldırım
  1469. terrain [təˈreɪn]
    arazi, topoğrafya, yeryüzü şekilleri
  1470. Swiss [swɪs]
    isviçreli
  1471. hay [heɪ]
    saman
  1472. kindness [ˈkaɪndnəs]
    nezaket, iyilik, şefkat
  1473. rental [ˈrentəl]
    kiralama, kira
  1474. immunity [ɪˈmjuːnətɪ]
    bağışıklık, muafiyet
  1475. revolt [rɪˈvəʊlt]
    isyan, ayaklanma
  1476. respondent [rɪˈspɒndənt]
    yanıtlayıcı, cevaplayıcı
  1477. kit [kɪt]
    kit, takım, set
  1478. receipt [rɪˈsiːt]
    makbuz, alındı
  1479. owe [əʊ]
    borçlu olmak, borcu olmak
  1480. offence [əˈfens]
    suç, hakaret, saldırı
  1481. deceased [dɪˈsiːst]
    merhum, ölü, vefat etmiş
  1482. coin [kɔɪn]
    madeni para, bozuk para
  1483. mandatory [ˈmændətərɪ]
    zorunlu, mecburi
  1484. upstairs [ʌpˈsteəz]
    üst kat, yukarı kat
  1485. pond [pɒnd]
    gölet, havuz
  1486. trustee [trʌsˈtiː]
    mütevelli, kayyım, emanetçi
  1487. irony [ˈaɪərənɪ]
    ironi, alay
  1488. dissolution [ˌdɪsəˈluːʃən]
    dağılma, fesih, çözülme
  1489. quotation [kwəʊˈteɪʃən]
    alıntı, aktarma, kotasyon
  1490. textual [ˈtekstjʊəl]
    metinsel, yazınsal
  1491. refined [rɪˈfaɪnd]
    rafine, zarif, inceltilmiş
  1492. limb [lɪm]
    uzuv, dal
  1493. canyon [ˈkænjən]
    kanyon, boğaz, yarık vadi
  1494. mistress [ˈmɪstrəs]
    metres, sevgili, hanım
  1495. manifestation [ˌmænɪfesˈteɪʃən]
    tezahür, belirti, gösterim
  1496. solvent [ˈsɒlvənt]
    çözücü, borcunu ödeyebilen
  1497. bureaucracy [bjʊəˈrɒkrəsɪ]
    bürokrasi, memuriyet
  1498. orbit [ˈɔːbɪt]
    yörünge, dolanım
  1499. investor [ɪnˈvestər]
    yatırımcı
  1500. prone [prəʊn]
    yatkın, yüzüstü, meyilli
  1501. submission [səbˈmɪʃən]
    teslimiyet, boyun eğme, başvuru
  1502. autobiography [ˌɔːtəʊbaɪˈɒɡrəfɪ]
    otobiyografi, özyaşamöyküsü
  1503. pointer [ˈpɔɪntər]
    işaretçi, gösterge
  1504. permanently [ˈpɜː.mə.nənt.lɪ]
    kalıcı olarak, daimi olarak, sürekli olarak
  1505. Satan [ˈseɪtən]
    şeytan
  1506. hut [hʌt]
    kulübe, baraka
  1507. bourgeois [ˈbɔːʒwɑː]
    burjuva
  1508. doorway [ˈdɔːweɪ]
    kapı eşiği, kapı girişi
  1509. sediment [ˈsedɪmənt]
    tortu, çökelti
  1510. sickness [ˈsɪknəs]
    hastalık, rahatsızlık
  1511. appraisal [əˈpreɪzəl]
    değerleme, değerlendirme, takdir
  1512. pathology [pəˈθɒlədʒɪ]
    patoloji
  1513. intimacy [ˈɪntɪməsɪ]
    samimiyet, yakınlık, mahremiyet
  1514. inflammation [ˌɪnfləˈmeɪʃən]
    iltihap, yangı
  1515. offense [əˈfens]
    hakaret, suç, kırgınlık
  1516. verify [ˈverɪfaɪ]
    doğrulamak, teyit etmek
  1517. ash [æʃ]
    kül
  1518. ambiguity [ˌæmbɪˈɡjuːətɪ]
    belirsizlik, muğlaklık
  1519. attach [əˈtætʃ]
    eklemek, iliştirmek, bağlamak
  1520. Muhammad [məˈhæmɪd]
    muhammed
  1521. wool [wʊl]
    yün
  1522. clarify [ˈklærɪfaɪ]
    açıklığa kavuşturmak, netleştirmek
  1523. prestige [presˈtiːʒ]
    prestij, saygınlık
  1524. ranch [rɑːnʃ]
    çiftlik, ranç
  1525. initiate [ɪˈnɪʃɪeɪt]
    başlatmak, başlatıcı olmak
  1526. shy [ʃaɪ]
    utangaç, çekingen
  1527. merger [ˈmɜːdʒər]
    birleşme, birleşim
  1528. affinity [əˈfɪnətɪ]
    yakınlık, eğilim
  1529. furnished [ˈfɜːnɪʃt]
    mobilyalı, döşenmiş
  1530. robust [rəʊˈbʌst]
    sağlam, dayanıklı, güçlü
  1531. bin [bɪn]
    çöp kutusu, kutu, bidon
  1532. reinforcement [ˌriː.ɪnˈfɔːs.mənt]
    pekiştirme, takviye, güçlendirme
  1533. misery [ˈmɪzərɪ]
    sefalet, perişanlık, mutsuzluk
  1534. font [fɒnt]
    yazı tipi, font
  1535. temper [ˈtempər]
    huy, mizaç, öfke
  1536. urinary [ˈjʊə.rɪ.nər.ɪ]
    idrarla ilgili, üriner
  1537. potassium [pəˈtæsɪəm]
    potasyum
  1538. transcription [trænˈskrɪp.ʃən]
    transkripsiyon, yazıya dökme
  1539. headache [ˈhedeɪk]
    baş ağrısı
  1540. deprived [dɪˈpraɪvd]
    yoksun, mahrum, yoksullaşmış
  1541. Hungarian [hʌŋˈɡeə.rɪ.ən]
    macar, macarca
  1542. exempt [ɪɡˈzempt]
    muaf
  1543. resume [rɪˈzjuːm]
    sürdürmek, devam etmek, özgeçmiş
  1544. conversely [ˈkɒnvɜːslɪ]
    tersine, aksine
  1545. tariff [ˈtærɪf]
    tarife, gümrük vergisi
  1546. viewpoint [ˈvjuːpɔɪnt]
    bakış açısı, görüş
  1547. remarkably [rɪˈmɑːkəblɪ]
    dikkate değer biçimde, kayda değer şekilde
  1548. bother [ˈbɒðər]
    rahatsız etmek, zahmet
  1549. cozy [ˈkəʊzɪ]
    rahat, sıcacık, sevimli
  1550. bunch [bʌnʃ]
    demet, grup, salkım
  1551. dwelling [ˈdwelɪŋ]
    konut, ikametgah, mesken
  1552. modem [ˈməʊdem]
    modem
  1553. celebrate [ˈseləbreɪt]
    kutlamak, bayram etmek
  1554. admiration [ˌædməˈreɪʃən]
    hayranlık, takdir, beğeni
  1555. cargo [ˈkɑːɡəʊ]
    kargo, yük
  1556. Vietnamese [ˌvjet.nəˈmiːz]
    vietnamlı, vietnamca
  1557. brass [brɑːs]
    pirinç, sarı
  1558. subsidiary [səbˈsɪdɪərɪ]
    bağlı ortaklık, iştirak, yan kuruluş
  1559. Portugal [ˈpɔː.tʃə.ɡəl]
    portekiz
  1560. deaf [def]
    sağır
  1561. ken [ken]
    bilgi alanı, görüş alanı
  1562. wicked [ˈwɪkɪd]
    kötü, şeytani, yaramaz
  1563. Thai [taɪ]
    tay, taylandlı
  1564. surroundings [səˈraʊndɪŋz]
    çevre, etraf
  1565. excel [ɪkˈsel]
    üstün olmak, öne çıkmak, mükemmel olmak
  1566. livestock [ˈlaɪvstɒk]
    çiftlik hayvanları, hayvan varlığı
  1567. handful [ˈhændfʊl]
    avuç dolusu, bir avuç, az miktar
  1568. plausible [ˈplɔːzɪbl]
    makul, inandırıcı, olası
  1569. derivative [dɪˈrɪvətɪv]
    türev, türetilmiş, türevsel
  1570. tap [tæp]
    musluk, hafifçe vurmak, tıklatmak
  1571. monument [ˈmɒnjəmənt]
    anıt, abide
  1572. ruin [ˈruːɪn]
    harabe, yıkıntı
  1573. charm [tʃɑːm]
    cazibe, çekicilik
  1574. reinforce [ˌriːɪnˈfɔːs]
    güçlendirmek, pekiştirmek
  1575. fuzzy [ˈfʌzɪ]
    bulanık, puslu
  1576. catalog [ˈkæt̬·əlˌɔɡ]
    katalog
  1577. fulfill [fʊlˈfɪl]
    yerine getirmek, gerçekleştirmek
  1578. rabbi [ˈræbaɪ]
    haham
  1579. meantime [ˈmiːnˌtaɪm]
    bu arada, bu süre zarfında
  1580. specially [ˈspeʃəlɪ]
    özellikle, özel olarak
  1581. tenure [ˈtenjər]
    görev süresi, kıdem, mülkiyet süresi
  1582. acceleration [əkˌsel.əˈreɪ.ʃən]
    ivme, hızlanma
  1583. uncommon [ʌnˈkɒmən]
    nadir, alışılmadık, olağandışı
  1584. confront [kənˈfrʌnt]
    yüzleşmek, karşı karşıya gelmek, meydan okumak
  1585. sheriff [ˈʃerɪf]
    şerif
  1586. penetration [ˌpen.ɪˈtreɪ.ʃən]
    nüfuz etme, penetrasyon, delip geçme
  1587. psychotherapy [ˌsaɪkəʊˈθerəpɪ]
    psikoterapi
  1588. undergo [ˌʌndəˈɡəʊ]
    geçirmek, maruz kalmak, deneyimlemek
  1589. blues [bluːz]
    blues, hüzün, keder
  1590. ladder [ˈlædər]
    merdiven, basamaklı merdiven
  1591. Venice [ˈven.ɪs]
    venedik
  1592. deadly [ˈdedlɪ]
    ölümcül, ölüm getiren
  1593. ref [ref]
    hakem, referans
  1594. cosmic [ˈkɒzmɪk]
    kozmik, evrensel
  1595. traumatic [trɔːˈmætɪk]
    travmatik, sarsıcı
  1596. doc [dɒk]
    doktor, belge
  1597. affirmative [əˈfɜːmətɪv]
    olumlu, tasdik edici
  1598. hood [hʊd]
    kapüşon, kaput, mahalle
  1599. phosphate [ˈfɒsfeɪt]
    fosfat
  1600. notation [nəʊˈteɪʃən]
    gösterim, notasyon
  1601. forgiveness [fəˈɡɪvnəs]
    bağışlama, affetme, af
  1602. angular [ˈæŋɡjʊlər]
    açısal, köşeli, açılı
  1603. marking [ˈmɑː.kɪŋ]
    işaretleme, işaret, işaretlenme
  1604. token [ˈtəʊkən]
    jeton, simge, belirteç
  1605. vigorous [ˈvɪɡərəs]
    dinç, güçlü, canlı
  1606. decent [ˈdiːsənt]
    düzgün, terbiyeli, iyi
  1607. keyboard [ˈkiːbɔːd]
    klavye, tuş takımı
  1608. govern [ˈɡʌvən]
    yönetmek, hükmetmek, idare etmek
  1609. restraint [rɪˈstreɪnt]
    özdenetim, kısıtlama, dizginleme
  1610. ninety [ˈnaɪntɪ]
    doksan
  1611. tennis [ˈtenɪs]
    tenis
  1612. conspiracy [kənˈspɪrəsɪ]
    komplo, kumpas, entrika
  1613. qualify [ˈkwɒlɪfaɪ]
    nitelendirmek, hak kazanmak, yeterli olmak
  1614. rev [rev]
    devir sayısını artırmak, hızlandırmak, gaz vermek
  1615. transit [ˈtrænsɪt]
    geçiş, transit, aktarma
  1616. analyst [ˈænəlɪst]
    analist, çözümleyici
  1617. practitioner [prækˈtɪʃənər]
    uygulayıcı, pratisyen, meslek erbabı
  1618. injustice [ɪnˈdʒʌstɪs]
    adaletsizlik, haksızlık
  1619. turnover [ˈtɜːnˌəʊvər]
    ciro, personel devri, devir hızı
  1620. genetics [dʒəˈnetɪks]
    genetik, kalıtım bilimi
  1621. jay [dʒeɪ]
    alakarga
  1622. promptly [ˈprɒmpt.lɪ]
    hemen, derhal, vakit kaybetmeden
  1623. posture [ˈpɒstʃər]
    duruş, pozisyon, tavır
  1624. incredible [ɪnˈkredɪbl]
    inanılmaz, akıl almaz, olağanüstü
  1625. translate [trænzˈleɪt]
    çevirmek, tercüme etmek
  1626. miserable [ˈmɪzərəbl]
    perişan, sefil, mutsuz
  1627. thunder [ˈθʌndər]
    gök gürültüsü
  1628. fortunate [ˈfɔːtʃənət]
    şanslı, bahtlı, talihli
  1629. pie [paɪ]
    turta, börek
  1630. gauge [ɡeɪdʒ]
    ölçmek, ölçü aleti, gösterge
  1631. restrict [rɪˈstrɪkt]
    kısıtlamak, sınırlamak, engellemek
  1632. overnight [ˌəʊvəˈnaɪt]
    gece boyunca, bir gecede, gecelik
  1633. aboard [əˈbɔːd]
    gemiye binmiş, uçakta, gemide
  1634. messenger [ˈmesɪndʒər]
    haberci, elçi, mesajcı
  1635. scarce [skeəs]
    kıt, az, nadir
  1636. instinct [ˈɪnstɪŋkt]
    içgüdü, sezgi
  1637. password [ˈpɑːswɜːd]
    şifre, parola
  1638. delegation [ˌdelɪˈɡeɪʃən]
    delegasyon, heyet
  1639. contraction [kənˈtrækʃən]
    büzülme, kasılma, kısaltma
  1640. disadvantage [ˌdɪsədˈvɑːntɪdʒ]
    dezavantaj, sakınca, olumsuzluk
  1641. speculation [ˌspekjəˈleɪʃən]
    spekülasyon, varsayım, tahmin
  1642. thyroid [ˈθaɪrɔɪd]
    tiroit, tiroid
  1643. enhancement [ɪnˈhɑːnsmənt]
    geliştirme, iyileştirme, artırma
  1644. memorandum [ˌmemərˈændəm]
    muhtıra, memorandum
  1645. supposedly [səˈpəʊ.zɪd.lɪ]
    sözde, güya, iddiaya göre
  1646. grove [ɡrəʊv]
    koruluk, ağaçlık
  1647. bloom [bluːm]
    çiçek açma, çiçeklenme, çiçek
  1648. reservoir [ˈrezəvwɑːr]
    rezervuar, su deposu
  1649. bureaucratic [ˌbjʊə.rəˈkræt.ɪk]
    bürokratik
  1650. elbow [ˈelbəʊ]
    dirsek
  1651. wrist [rɪst]
    bilek
  1652. poison [ˈpɔɪzən]
    zehir
  1653. belly [ˈbelɪ]
    karın, göbek
  1654. drum [drʌm]
    davul, tambur
  1655. coarse [kɔːs]
    kaba, pürüzlü, iri
  1656. tenant [ˈtenənt]
    kiracı
  1657. splendid [ˈsplendɪd]
    muhteşem, görkemli, harika
  1658. suspicious [səˈspɪʃəs]
    şüpheli, kuşkulu
  1659. insect [ˈɪnsekt]
    böcek, haşere
  1660. disappointment [ˌdɪsəˈpɔɪntmənt]
    hayal kırıklığı, düş kırıklığı
  1661. optimum [ˈɒptɪməm]
    en iyi, optimum, en uygun
  1662. mandate [ˈmændeɪt]
    yetki, görev, vekalet
  1663. oath [əʊθ]
    yemin, ant
  1664. reactive [rɪˈæk.tɪv]
    reaktif, tepkisel
  1665. Afghanistan [æfˈɡæn.ɪ.stæn]
    afganistan
  1666. detector [dɪˈtektər]
    dedektör, algılayıcı
  1667. valuation [væljʊˈeɪʃn]
    değerleme, değer biçme, değerleme işlemi
  1668. killer [ˈkɪlər]
    katil, öldürücü
  1669. straw [strɔː]
    saman, pipet
  1670. allowance [əˈlaʊəns]
    ödenek, harcırah, tahsisat
  1671. vocational [vəʊˈkeɪʃənəl]
    mesleki, iş eğitimiyle ilgili, meslekî
  1672. saddle [ˈsædl]
    eyer, sele
  1673. prescription [prɪˈskrɪpʃən]
    reçete, yazılı talimat, yönerge
  1674. vivid [ˈvɪvɪd]
    canlı, parlak, belirgin
  1675. characterize [ˈkærəktəraɪz]
    nitelendirmek, karakterize etmek, tanımlamak
  1676. wit [wɪt]
    zekâ, espritüellik, nükte
  1677. epic [ˈepɪk]
    destansı, epik, destan
  1678. rabbit [ˈræbɪt]
    tavşan
  1679. enjoyment [ɪnˈdʒɔɪmənt]
    keyif, zevk, haz
  1680. fond [fɒnd]
    düşkün, sevgi dolu, sevecen
  1681. infectious [ɪnˈfekʃəs]
    bulaşıcı, enfeksiyöz
  1682. pragmatic [præɡˈmætɪk]
    pragmatik, gerçekçi, faydacı
  1683. morphology [mɔːˈfɒl.ə.dʒɪ]
    morfoloji, yapıbilim
  1684. temptation [tempˈteɪʃən]
    ayartma, baştan çıkarma, cazibe
  1685. silly [ˈsɪlɪ]
    aptalca, salakça, budalaca
  1686. circumstance [ˈsɜː.kəm.stɑːns]
    durum, koşul, şart
  1687. sermon [ˈsɜːmən]
    vaaz, hutbe
  1688. orchestra [ˈɔːkɪstrə]
    orkestra
  1689. scrutiny [ˈskruːtɪnɪ]
    inceleme, denetim, ayrıntılı inceleme
  1690. obstruction [əbˈstrʌk.ʃən]
    engel, tıkanıklık, engelleme
  1691. barn [bɑːn]
    ahır, ambar
  1692. dealer [ˈdiːlər]
    satıcı, bayi
  1693. pottery [ˈpɒtərɪ]
    çömlekçilik, seramik
  1694. variant [ˈveərɪənt]
    varyant, tür
  1695. pants [pænts]
    pantolon, paça
  1696. horrible [ˈhɒrəbl]
    korkunç, berbat, dehşet verici
  1697. basement [ˈbeɪsmənt]
    bodrum, kiler
  1698. happily [ˈhæpɪlɪ]
    mutlu bir şekilde, sevinçle
  1699. gland [ɡlænd]
    bez, salgı bezi
  1700. Hawaii [həˈwaɪ.iː]
    hawaii
  1701. conform [kənˈfɔːm]
    uymak, uygun davranmak, uygun olmak
  1702. inspector [ɪnˈspektər]
    müfettiş, denetçi, kontrolör
  1703. holocaust [ˈhɒləkɔːst]
    soykırım, holokost
  1704. medial [ˈmiː.di.əl]
    medyal, orta, medial
  1705. journalist [ˈdʒɜːnəlɪst]
    gazeteci
  1706. knock [nɒk]
    vurmak, tıklatmak, kapıyı çalmak
  1707. chloride [ˈklɔː.raɪd]
    klorür
  1708. backup [ˈbækʌp]
    yedek, yedekleme
  1709. imposing [ɪmˈpəʊzɪŋ]
    heybetli, etkileyici, göz korkutucu
  1710. upright [ˈʌpraɪt]
    dik, dürüst, ayakta
  1711. schema [ˈskiː.mə]
    şema, taslak, plan
  1712. hemisphere [ˈhemɪsfɪər]
    yarımküre
  1713. symptom [ˈsɪmptəm]
    belirti, semptom
  1714. racing [ˈreɪsɪŋ]
    yarış, yarışma
  1715. memoirs [ˈmemwɑːz]
    anı, anılar, hatırat
  1716. exotic [ɪɡˈzɒtɪk]
    egzotik, yabancı, sıra dışı
  1717. magical [ˈmædʒɪkəl]
    büyülü, sihirli, olağanüstü
  1718. harassment [ˈhærəsmənt]
    taciz, rahatsız etme, zorbalık
  1719. arthritis [ɑːˈθraɪtɪs]
    artrit, eklem iltihabı
  1720. metaphysical [ˌmet̬·əˈfɪz·ɪ·kəl]
    metafizik, metafiziksel
  1721. Tuesday [ˈtjuːzdeɪ]
    salı
  1722. documentary [ˌdɒkjəˈmentərɪ]
    belgesel
  1723. diffuse [dɪˈfjuːz]
    yaymak, dağıtmak, dağınık
  1724. psychic [ˈsaɪkɪk]
    medyum, psişik
  1725. earthquake [ˈɜːθkweɪk]
    deprem
  1726. pretend [prɪˈtend]
    numara yapmak, rol yapmak, öyleymiş gibi yapmak
  1727. nuts [nʌts]
    kuruyemiş, fındık, ceviz
  1728. ventilation [ˌven.tɪˈleɪ.ʃən]
    havalandırma, ventilasyon
  1729. forthcoming [ˌfɔːθˈkʌmɪŋ]
    yaklaşan, gelecek
  1730. lively [ˈlaɪvlɪ]
    canlı, hareketli, neşeli
  1731. jaw [dʒɔː]
    çene
  1732. bark [bɑːk]
    ağaç kabuğu, havlama
  1733. malignant [məˈlɪɡnənt]
    kötü huylu, habis
  1734. blend [blend]
    karıştırmak, harmanlamak
  1735. locus [ˈləʊ.kəs]
    konum, yer
  1736. monk [mʌŋk]
    keşiş, rahip
  1737. maritime [ˈmærɪtaɪm]
    denizcilik, denizle ilgili
  1738. charitable [ˈtʃærɪtəbl]
    hayırsever, yardımsever
  1739. dot [dɒt]
    nokta, benek
  1740. potato [pəˈteɪtəʊ]
    patates
  1741. trait [treɪt]
    özellik, nitelik, karakteristik
  1742. complain [kəmˈpleɪn]
    şikayet etmek, yakınmak, sızlanmak
  1743. exploit [ɪkˈsplɔɪt]
    sömürmek, istismar etmek, yararlanmak
  1744. salad [ˈsæləd]
    salata
  1745. heavens [ˈhevənz]
    cennet, gökler
  1746. composer [kəmˈpəʊzər]
    besteci, kompozitör
  1747. lemon [ˈlemən]
    limon
  1748. boot [buːt]
    çizme, bot
  1749. prevalent [ˈprevələnt]
    yaygın, egemen, baskın
  1750. dispersion [dɪˈspɜː.ʃən]
    dağılma, dağılım, saçılma
  1751. adolescence [ˌædəlˈesəns]
    ergenlik, ergenlik dönemi
  1752. societal [səˈsaɪ.ə.təl]
    toplumsal, sosyal
  1753. favourite [ˈfeɪvərət]
    favori, en sevilen
  1754. lend [lend]
    ödünç vermek, borç vermek
  1755. embassy [ˈembəsɪ]
    büyükelçilik
  1756. exterior [ɪkˈstɪərɪər]
    dış, dış kısım
  1757. articulated [ɑːˈtɪkjəleɪtɪd]
    ifade edilmiş, eklemli
  1758. Mars [mɑːz]
    mars
  1759. Kenya [ˈken.jə]
    kenya
  1760. rim [rɪm]
    kenar, çerçeve, jant
  1761. muscular [ˈmʌskjələr]
    kaslı, adaleli, kaslı yapılı
  1762. methodological [ˌmeθədəlˈɒdʒɪkəl]
    yöntemsel, metodolojik, yöntembilimsel
  1763. intersection [ˌɪntəˈsekʃən]
    kesişim, kavşak, kesişme noktası
  1764. workforce [ˈwɜːkfɔːs]
    işgücü, çalışanlar, personel
  1765. geometric [ˌdʒiːəʊˈmetrɪk]
    geometrik
  1766. Syria [ˈsɪr.ɪ.ə]
    suriye
  1767. amid [əˈmɪd]
    ortasında, sırasında, esnasında
  1768. barrel [ˈbærəl]
    varil, namlu, fıçı
  1769. journalism [ˈdʒɜːnəlɪzəm]
    gazetecilik, basın
  1770. bullet [ˈbʊlɪt]
    mermi, kurşun
  1771. privately [ˈpraɪ.vət.lɪ]
    özel olarak, gizlice, mahremce
  1772. expose [ɪkˈspəʊz]
    ifşa etmek, ortaya çıkarmak, açığa vurmak
  1773. graduated [ˈgræʤʊeɪtɪd]
    mezun olmuş, derecelendirilmiş, kademeli
  1774. vapor [ˈveɪ·pər]
    buhar, uçucu madde, buğu
  1775. precipitation [prɪˌsɪpɪˈteɪʃən]
    yağış, çökelme, çöktürme
  1776. sequential [sɪˈkwen.ʃəl]
    ardışık, sıralı, birbirini izleyen
  1777. unemployed [ˌʌnɪmˈplɔɪd]
    işsiz, iş bulamayan
  1778. stationary [ˈsteɪʃənərɪ]
    sabit, durağan, hareketsiz
  1779. lengthy [ˈleŋθɪ]
    uzun, uzun süren, ayrıntılı
  1780. lattice [ˈlæt.ɪs]
    kafes, örgü, ızgara
  1781. imitation [ˌɪmɪˈteɪʃən]
    taklit, imitasyon
  1782. enthusiastic [ɪnˌθjuːzɪˈæstɪk]
    hevesli, coşkulu, istekli
  1783. passionate [ˈpæʃənət]
    tutkulu, ateşli
  1784. kindly [ˈkaɪndlɪ]
    nazikçe, kibarca, iyilikle
  1785. redemption [rɪˈdemʃən]
    kefaret, kurtuluş
  1786. innocence [ˈɪnəsəns]
    masumiyet, saflık
  1787. secretion [sɪˈkriː.ʃən]
    salgı, sekresyon
  1788. solitary [ˈsɒlɪtərɪ]
    yalnız, münzevi, tek başına
  1789. exemption [ɪɡˈzemp·ʃən]
    muafiyet, istisna
  1790. fellowship [ˈfeləʊʃɪp]
    dostluk, yoldaşlık, kardeşlik
  1791. Finland [ˈfɪn.lənd]
    finlandiya
  1792. continuation [kəntɪnjʊˈeɪʃn]
    devam, sürdürme, devamlılık
  1793. Thursday [ˈθɜːzdeɪ]
    perşembe
  1794. monster [ˈmɒnstər]
    canavar, ucube
  1795. papa [pəˈpɑː]
    baba, peder
  1796. nutrient [ˈnjuːtrɪənt]
    besin öğesi, besleyici madde, besin maddesi
  1797. treatise [ˈtriːtɪz]
    risale, inceleme, tez
  1798. mutation [mjuːˈteɪʃən]
    mutasyon, değişim
  1799. cliff [klɪf]
    uçurum, falez
  1800. persistence [pəˈsɪstəns]
    azim, sebat, süreklilik
  1801. verification [ˌver·ə·fɪˈkeɪ·ʃən]
    doğrulama, teyit
  1802. psychologist [saɪˈkɒlədʒɪst]
    psikolog
  1803. soluble [ˈsɒljəbl]
    çözünür, eriyebilir
  1804. advise [ədˈvaɪz]
    tavsiye etmek, öğüt vermek
  1805. radial [ˈreɪ.dɪ.əl]
    radyal, ışınsal
  1806. battalion [bəˈtælɪən]
    tabur
  1807. textbook [ˈtekstbʊk]
    ders kitabı
  1808. stamp [stæmp]
    pul, damga, mühür
  1809. announcement [əˈnaʊnsmənt]
    duyuru, ilan, bildiri
  1810. intuition [ɪntjuːˈɪʃn]
    sezgi, içgüdü
  1811. zinc [zɪŋk]
    çinko
  1812. Torah [ˈtɔː.rə]
    tevrat
  1813. Peru [pəˈruː]
    peru
  1814. rightly [ˈraɪtlɪ]
    haklı olarak, doğru şekilde, yerinde
  1815. spectacular [spekˈtækjələr]
    görkemli, muhteşem, çarpıcı
  1816. benign [bɪˈnaɪn]
    iyi huylu, zararsız, yumuşak
  1817. ample [ˈæmpl]
    bol, geniş, yeterli
  1818. plug [plʌɡ]
    fiş, tıpa, tıkamak
  1819. cage [keɪdʒ]
    kafes
  1820. maid [meɪd]
    hizmetçi, hizmetkâr, oda hizmetlisi
  1821. denote [dɪˈnəʊt]
    belirtmek, göstermek, ifade etmek
  1822. disposed [dɪˈspəʊzd]
    eğilimli, istekli, yatkın
  1823. responsive [rɪˈspɒnsɪv]
    duyarlı, tepkili, cevap veren
  1824. hull [hʌl]
    gövde, tekne gövdesi, dış kabuk
  1825. idle [ˈaɪdl]
    boşta, aylak, tembel
  1826. herald [ˈherəld]
    müjdeci, haberci, müjdelemek
  1827. rebel [ˈrebəl]
    isyancı, asi, isyan etmek
  1828. repression [rɪˈpreʃ.ən]
    baskı, sindirme, yıldırma
  1829. enduring [ɪnˈdjʊərɪŋ]
    kalıcı, dayanıklı, süregelen
  1830. indifference [ɪnˈdɪfərəns]
    ilgisizlik, kayıtsızlık, umursamazlık
  1831. couch [kaʊtʃ]
    kanepe, koltuk
  1832. discomfort [dɪˈskʌmfət]
    rahatsızlık, huzursuzluk
  1833. marketplace [ˈmɑːkɪtpleɪs]
    pazar yeri, piyasa
  1834. antiquity [ænˈtɪkwətɪ]
    antik çağ, eski çağ
  1835. inverse [ɪnˈvɜːs]
    ters, zıt
  1836. pioneer [ˌpaɪəˈnɪər]
    öncü, öncül
  1837. resemble [rɪˈzembl]
    benzemek, andırmak
  1838. comparatively [kəmˈpærətɪvlɪ]
    nispeten, karşılaştırmalı olarak
  1839. lobby [ˈlɒbɪ]
    lobi, fuaye
  1840. shoe [ʃuː]
    ayakkabı
  1841. album [ˈælbəm]
    albüm
  1842. tribute [ˈtrɪbjuːt]
    saygı duruşu, haraç, övgü
  1843. incapable [ɪnˈkeɪpəbl]
    yetersiz, aciz
  1844. breeze [briːz]
    esinti, meltem
  1845. appetite [ˈæpɪtaɪt]
    iştah, arzu
  1846. garlic [ˈɡɑːlɪk]
    sarımsak
  1847. venous [ˈviː.nəs]
    venöz, toplardamarsal
  1848. transverse [trænzˈvɜːs]
    enine, transvers
  1849. apt [æpt]
    uygun, yatkın, becerikli
  1850. drill [drɪl]
    matkap, talim, sondaj
  1851. absurd [əbˈzɜːd]
    saçma, absürt
  1852. appealing [əˈpiːlɪŋ]
    çekici, cazip
  1853. halt [hɒlt]
    duraklama, durdurma
  1854. reciprocal [rɪˈsɪprəkəl]
    karşılıklı, mütekabil
  1855. unwilling [ʌnˈwɪlɪŋ]
    isteksiz, gönülsüz
  1856. dragon [ˈdræɡən]
    ejderha
  1857. Czech [tʃek]
    çek
  1858. clan [klæn]
    klan, sülale
  1859. vicinity [vɪˈsɪnətɪ]
    civar, yakın çevre
  1860. hardy [ˈhɑːdɪ]
    dayanıklı, sağlam
  1861. oriental [ˌɔːrɪˈentəl]
    doğulu, şarklı
  1862. strand [strænd]
    kıyı, tutam, tel
  1863. endure [ɪnˈdjʊər]
    katlanmak, dayanmak
  1864. utter [ˈʌtər]
    söylemek, dile getirmek
  1865. corridor [ˈkɒrɪdɔːr]
    koridor, dehliz
  1866. marrow [ˈmærəʊ]
    ilik, kemik iliği
  1867. hammer [ˈhæmər]
    çekiç
  1868. kick [kɪk]
    tekme, tekmelemek
  1869. maximize [ˈmæksɪmaɪz]
    en üst düzeye çıkarmak, azamiye çıkarmak
  1870. bat [bæt]
    yarasa, sopa
  1871. asthma [ˈæsmə]
    astım
  1872. clearance [ˈklɪərəns]
    temizleme, arındırma, tasfiye
  1873. perry [ˈper.ɪ]
    armut şarabı
  1874. definitive [dɪˈfɪnətɪv]
    kesin, nihai, kati
  1875. potent [ˈpəʊtənt]
    güçlü, etkili, kudretli
  1876. relieve [rɪˈliːv]
    hafifletmek, rahatlatmak, gidermek
  1877. disagree [ˌdɪsəˈɡriː]
    katılmamak, anlaşmazlığa düşmek
  1878. corrupt [kəˈrʌpt]
    yozlaşmış, rüşvetçi, bozulmuş
  1879. constituent [kənˈstɪtjʊənt]
    bileşen, kurucu, unsur
  1880. basal [ˈbeɪ.səl]
    bazal, temel
  1881. cafe [ˈkæf.eɪ]
    kafe, kahve
  1882. paste [peɪst]
    yapıştırmak, yapıştırma, macun
  1883. mainland [ˈmeɪnlənd]
    ana kara
  1884. nasal [ˈneɪzəl]
    burunla ilgili, geniz
  1885. booth [buːð]
    kabin, kulübe, stant
  1886. auditory [ˈɔː.dɪ.tər.ɪ]
    işitsel, işitmeyle ilgili
  1887. withdrawn [wɪðˈdrɔːn]
    çekingen, içine kapanık, geri çekilmiş
  1888. oppose [əˈpəʊz]
    karşı çıkmak, muhalefet etmek
  1889. imperialism [ɪmˈpɪərɪəlɪzəm]
    emperyalizm
  1890. underneath [ˌʌndəˈniːθ]
    altında, alt tarafında
  1891. restrictive [rɪˈstrɪktɪv]
    kısıtlayıcı, sınırlayıcı
  1892. explanatory [ɪkˈsplænətərɪ]
    açıklayıcı, izahat edici
  1893. unpleasant [ʌnˈplezənt]
    hoş olmayan, tatsız, rahatsız edici
  1894. theft [θeft]
    hırsızlık, çalma
  1895. chronicle [ˈkrɒnɪkl]
    kronik, vakayiname
  1896. premise [ˈpremɪs]
    öncül, varsayım, dayanak
  1897. prototype [ˈprəʊtəʊtaɪp]
    prototip, örnek model
  1898. bowel [baʊəl]
    bağırsak, işkembe
  1899. providence [ˈprɒv.ɪ.dəns]
    ilahi takdir, kader
  1900. triple [ˈtrɪpl]
    üçlü, üç kat, üç misli
  1901. electrode [ɪˈlektrəʊd]
    elektrot
  1902. champion [ˈtʃæmpɪən]
    şampiyon, birinci
  1903. acre [ˈeɪkər]
    dönüm
  1904. beard [bɪəd]
    sakal
  1905. screw [skruː]
    vida, vidalamak
  1906. desktop [ˈdesktɒp]
    masaüstü
  1907. chorus [ˈkɔːrəs]
    koro, nakarat
  1908. leap [liːp]
    sıçrayış, atlamak
  1909. bean [biːn]
    fasulye, bakla
  1910. inland [ˈɪnlənd]
    iç kesim, iç bölge
  1911. Shanghai [ˌʃæŋˈhaɪ]
    şanghay
  1912. missile [ˈmɪsaɪl]
    füze
  1913. forecast [ˈfɔːkɑːst]
    tahmin, öngörü
  1914. unaware [ˌʌnəˈweər]
    habersiz, farkında olmayan
  1915. radar [ˈreɪdɑːr]
    radar
  1916. sigh [saɪ]
    iç çekiş, iç çekme
  1917. lately [ˈleɪtlɪ]
    son zamanlarda, son günlerde
  1918. basketball [ˈbɑːskɪtbɔːl]
    basketbol
  1919. monastery [ˈmɒnəstərɪ]
    manastır
  1920. merchandise [ˈmɜːtʃəndaɪz]
    mal, ticari eşya, ürün
  1921. affective [əˈfek.tɪv]
    duygulanımsal, duygusal
  1922. premature [ˈpremətʃər]
    erken, zamansız
  1923. marsh [mɑːʃ]
    bataklık, sazlık
  1924. communion [kəˈmjuːnɪən]
    komünyon, birlik, ortak paydaşlık
  1925. advent [ˈædvent]
    geliş, varış, advent
  1926. seminar [ˈsemɪnɑːr]
    seminer
  1927. textile [ˈtekstaɪl]
    tekstil, dokuma
  1928. abstraction [æbˈstræk.ʃən]
    soyutlama, soyutlama sanatı, soyutluk
  1929. acquaintance [əˈkweɪntəns]
    tanıdık, tanışıklık, aşinalık
  1930. fairy [ˈfeərɪ]
    peri, masal perisi
  1931. cone [kəʊn]
    koni
  1932. kinetic [kɪˈnet.ɪk]
    kinetik
  1933. frost [frɒst]
    kırağı, don
  1934. mar [mɑːr]
    mahvetmek, bozmak
  1935. unlimited [ʌnˈlɪmɪtɪd]
    sınırsız, limitsiz
  1936. schizophrenia [ˌskɪtsəʊˈfriːniə]
    şizofreni
  1937. generator [ˈdʒenəreɪtər]
    jeneratör, üreteç
  1938. desperately [ˈdes.pər.ət.lɪ]
    çaresizce
  1939. genome [ˈdʒiː.nəʊm]
    genom
  1940. tiger [ˈtaɪɡər]
    kaplan
  1941. jungle [ˈdʒʌŋɡl]
    orman, cangıl
  1942. mystical [ˈmɪstɪkəl]
    mistik, gizemli
  1943. colleague [ˈkɒliːɡ]
    meslektaş, iş arkadaşı
  1944. dairy [ˈdeərɪ]
    süt ürünleri, mandıra
  1945. Wednesday [ˈwenzdeɪ]
    çarşamba
  1946. rectangular [rekˈtæŋ.ɡjə.lər]
    dikdörtgen, dikdörtgen biçimli
  1947. expressive [ɪkˈspresɪv]
    ifade dolu, anlatımcı
  1948. curse [kɜːs]
    lanet, beddua
  1949. glow [ɡləʊ]
    parıltı, ışıldama
  1950. foremost [ˈfɔːməʊst]
    en önde gelen, başlıca
  1951. kin [kɪn]
    akraba, hısım
  1952. countless [ˈkaʊntləs]
    sayısız, hesapsız
  1953. standpoint [ˈstændpɔɪnt]
    bakış açısı, görüş noktası, perspektif
  1954. inward [ˈɪnwəd]
    içe doğru, içe dönük
  1955. anniversary [ˌænɪˈvɜːsərɪ]
    yıldönümü
  1956. viewer [ˈvjuːər]
    izleyici, seyirci
  1957. shortage [ˈʃɔːtɪdʒ]
    kıtlık, yetersizlik, eksiklik
  1958. petty [ˈpetɪ]
    önemsiz, küçük, petty
  1959. curtain [ˈkɜːtən]
    perde, perde örtüsü
  1960. fragile [ˈfrædʒaɪl]
    kırılgan, hassas, nazik
  1961. perceptual [pəˈseptjʊəl]
    algısal, algıya ilişkin, idraksal
  1962. collision [kəˈlɪʒən]
    çarpışma, çakışma, çatışma
  1963. hitherto [ˌhɪðəˈtuː]
    şimdiye kadar, bugüne kadar, bu zamana dek
  1964. outset [ˈaʊtset]
    başlangıç, ilk aşama, başlangıç noktası
  1965. winner [ˈwɪnər]
    kazanan, galip, birinci
  1966. mortal [ˈmɔːtəl]
    ölümlü, ölümcül, fanî
  1967. timely [ˈtaɪmlɪ]
    zamanında, yerinde, vaktinde
  1968. baptism [ˈbæptɪzəm]
    vaftiz, yıkanma, kutsama
  1969. linguistics [lɪŋˈɡwɪstɪks]
    dilbilim, lengüistik
  1970. neat [niːt]
    düzenli, derli toplu, titiz
  1971. congenital [kənˈdʒenɪtəl]
    doğuştan, konjenital
  1972. ton [tʌn]
    ton, tını, renk tonu
  1973. coherence [kəʊˈhɪə.rəns]
    tutarlılık, bağlaşıklık, uyum
  1974. tan [tæn]
    tan, ten rengi, bronzlaşmak
  1975. baron [ˈbærən]
    baron
  1976. slice [slaɪs]
    dilim, dilimlemek, parça
  1977. sailing [ˈseɪlɪŋ]
    yelkenli seyir, yelkencilik
  1978. distinctly [dɪˈstɪŋkt·lɪ]
    belirgin bir şekilde, açıkça
  1979. negligence [ˈneɡlɪdʒəns]
    ihmal, dikkatsizlik
  1980. reflective [rɪˈflektɪv]
    yansıtıcı, düşünceli, yansıtmalı
  1981. coup [kuː]
    darbe, hükümet darbesi
  1982. reversal [rɪˈvɜːsəl]
    tersine çevirme, geri dönüş, tersine dönüş
  1983. inclusive [ɪnˈkluːsɪv]
    kapsayıcı, dahil edici
  1984. sincere [sɪnˈsɪər]
    samimi, içten
  1985. accent [ˈæksənt]
    aksan, vurgu, şive
  1986. tangible [ˈtændʒəbl]
    somut, elle tutulur
  1987. archive [ˈɑːkaɪv]
    arşiv
  1988. lawn [lɔːn]
    çim, çimlik
  1989. compensate [ˈkɒmpənseɪt]
    tazmin etmek, telafi etmek
  1990. predictable [prɪˈdɪktəbl]
    öngörülebilir, tahmin edilebilir
  1991. breed [briːd]
    ırk, cins, yetiştirmek
  1992. theoretically [θɪəˈretɪkəlɪ]
    teorik olarak, kuramsal olarak
  1993. multimedia [ˌmʌltiˈmiːdiə]
    çoklu ortam, multimedya
  1994. wizard [ˈwɪzəd]
    büyücü, sihirbaz
  1995. uptake [ˈʌpteɪk]
    alım, benimseme, artış
  1996. encyclopedia [ɪnˌsaɪkləˈpiːdiə]
    ansiklopedi
  1997. fearful [ˈfɪəfəl]
    korkulu, ürkek, korkak
  1998. toll [təʊl]
    harç, ücret, geçiş ücreti
  1999. multitude [ˈmʌltɪtjuːd]
    kalabalık, çokluk, pek çok
  2000. vendor [ˈvendɔːr]
    satıcı, bayi, seyyar satıcı

Daha kesin ve rahat konuşmak için B2 kelimeler

İş, haberler ve karmaşık konular hakkında konuşurken nedenleri açıklamak, seçenekleri karşılaştırmak ve söylenenlerle ilgili kendi görüşünü belirtmek yararlıdır. Soyut kavramlar, daha özel kelimeler ve iş e-postalarıyla makalelerdeki resmî ifadeler burada devreye girer.

British Council, B2'yi somut ve soyut konulardaki karmaşık metinleri anlama, rahat iletişim kurma ve görüşlerini ayrıntılı açıklama becerileriyle ilişkilendirir. Kelime dağarcığını genişletmek, bu görevlerde düşünceni kesin ifade etmene ve karşındaki kişinin gerekçelerini daha iyi anlamana yardımcı olur.

Rahat konuşmak için her basit kelimeyi karmaşık bir kelimeyle değiştirmen gerekmez. Temel kelimeler iletişimin dayanağı olmaya devam eder; daha özel kelimeler anlam kattıklarında yararlıdır. Öğrenme bağlamında retain information, "bilgiyi bellekte tutmak" ifadesi, çalışılanları hatırlamaya devam etme düşüncesini daha kesin anlatır.

B2 listesindeki kelimelerin kullanım örnekleri

retain: bilgiyi akılda tutmak

Regular practice helps you retain new information.

Düzenli pratik, yeni bilgileri aklında tutmana yardımcı olur.

query: bir soruyu yazılı olarak iletmek

Please send any queries about the contract by email.

Sözleşmeyle ilgili sorularını lütfen e-postayla gönder.

vulnerable: kimin bir riske açık olduğunu açıklamak

Small businesses are vulnerable to sudden changes in demand.

Küçük işletmeler, talepteki ani değişimlere karşı savunmasızdır.

settle: bir anlaşmazlığın çözümünü bildirmek

They managed to settle the dispute without going to court.

Mahkemeye gitmeden anlaşmazlığı çözmeyi başardılar.

Anlamlar nasıl ayırt edilir ve doğru kelime nasıl seçilir?

Sözlük olası anlamları sunar; uygun olanı bağlam belirler. Settle a dispute, "bir anlaşmazlığı çözmek"; settle a bill, "bir hesabı ödemek"; settle in a new city, "yeni bir şehre yerleşmek" demektir. Aynı yazılış, ayrı ayrı öğrenmenin yararlı olduğu farklı kullanımları bir araya getirir.

Okurken anlamı gösteren kısa bir kelime grubunu not al. Settle kelimesini yalnızca "çözmek" diye kaydedersen hangi kelimelerle birlikte kullanıldığı açık olmaz. Settle a dispute sana hem anlamı hem de kendi cümlen için bir örnek yapı sunar.

Yakın anlamlı kelimeleri yalnızca Türkçe karşılıklarına göre değil, kullanıldıkları duruma göre karşılaştır. Keep birçok günlük cümlede kullanılır; retain ise retain control, "kontrolü elinde tutmak" gibi daha resmî bağlamlarda daha sık görülür. İki kelime de yararlıdır; seçim bağlama bağlıdır.

Nötr ve resmî kelimeler

Aynı düşünce, kişisel bir konuşmada ve iş e-postasında farklı duyulabilir. Question, "soru" için nötr bir kelimedir; query ise bilgi veya açıklama taleplerinde sık görülür. Bu nedenle queries about the contract bir e-postaya uygundur; I have a question ise günlük bir konuşmada doğaldır.

Bir kelimeyi öğrenirken nerede karşılaştığına dikkat et: konuşmada mı, bir yönergede mi, makalede mi, e-postada mı? Bu, üslup seçmene yardımcı olur. Resmî bir kelime her zaman basit olandan iyi değildir; ifade, duruma uyduğunda işe yarar.

B2 kelimeleri nasıl öğrenilir ve kullanılır?

  1. İşine yarayan anlamları seç Okuduklarında sık karşılaştığın veya işte ve iletişimde ihtiyaç duyduğun, bilmediğin kelimeleri ekle. Bildiğin bir kelimenin yeni bir anlamı da üzerinde çalışmaya değerdir.
  2. Telaffuzu ve kelime gruplarını kontrol et Kelimeyi tek başına dinle, vurgulu heceyi kontrol et ve kısa bir ifadeyi tekrar et. Örneğin vulnerable ile birlikte vulnerable to ifadesini, "bir şeye karşı savunmasız" veya "bir şeye yatkın" anlamlarıyla öğren.
  3. Alıştırmalarla kelimeleri pekiştir Luveng'de ne çalışacağını seçersin; sistem çeviri, dinleyerek anlama ve yazma içeren kısa dersler oluşturur. Kelimeler tekrar için derslere geri gelir, sonuçlar hesabına kaydedilir.
  4. Kelimeleri görüşünü gerekçelendirirken kullan Bildiğin bir konuda görüş belirt, nedenini açıkla ve bir örnek ver. Yeni kelimeleri anlamlarına göre seç. Yerinde kullanılan birkaç ifade bile anlatımı yapay biçimde karmaşıklaştırmadan yanıtını zenginleştirir.
İngilizce kelime öğren

Luveng'de B2 listesi nasıl düzenlenmiştir?

Bu 2.000 kelime kataloğun dördüncü bölümünü oluşturur. A1, A2 ve B1 ile birlikte toplam 5.000 kelime vardır: 500 + 1.000 + 1.500 + 2.000. Listeler birbirini tekrar etmez. Bunlar Luveng'e özgü çalışma aşamalarıdır; CEFR düzeyleri tek bir resmî kelime listesine göre değil, becerilere göre tanımlanır.

5.000 kelimelik katalog, kelime dağarcığını genişletmek için kapsamlı bir kaynak sunar. Bildiklerini geç; yeni anlamlara, kelime gruplarına ve konulara odaklan. Önceki bir listeden bir kelimeye ihtiyacın varsa bütün listeyi yeniden çalışman gerekmez: yalnızca o kelimeyi ara ve tekrar et.

Türkçe anlamları ve fonetik gösterimleriyle İngilizce kelimeler: tüm katalogda arama

Sık sorulan sorular

2.000 B2 kelime önceki aşamaları da içeriyor mu?

Hayır. Bu, diğerlerinden ayrı olan dördüncü listedir. A1, A2 ve B1'de toplam 3.000 kelime daha vardır; dört liste birlikte 5.000 kelime içerir. Sayılar, CEFR'nin zorunlu asgari koşulunu değil, Luveng kataloğunu tanımlar.

Basit kelimeleri daha karmaşık olanlarla değiştirmem gerekir mi?

Hayır. Akıcı iletişim kurarken bile basit kelimelere ihtiyaç duyarsın. Yeni kelimeler anlamı netleştirmene, üslup seçmene ve daha çok konuda konuşmana yardımcı olur. Daha özel bir kelimeyi, düşünceni gerçekten daha iyi ifade ettiğinde kullan.

Birden fazla anlamı olan bir kelimeyi nasıl çalışmalıyım?

Metinde karşılaştığın veya konuşmada ihtiyaç duyduğun anlamla başla. Bu anlamı gösteren kısa bir kelime grubunu öğren. Diğer kullanımlara daha sonra dön: kelimenin biçimini bilmek onları daha hızlı öğrenmene yardımcı olur.

Listeyi abonelik olmadan kullanabilir miyim?

Listeye, anlamlara ve mevcut ses kayıtlarına bakmak ücretsizdir; kayıt gerekmez. Kelimeleri çalışmalarına eklemek ve ilerlemeni kaydetmek için hesap gerekir. Kayıt sonrasında öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme sunulur. Süresiz olarak her gün ücretsiz bir ders verilmez.