Türkçe anlamları ve okunuşlarıyla A2 İngilizce kelimeler

A2 listesinde Türkçe anlamları, fonetik gösterimleri ve telaffuzlarıyla 1.000 kelime. Aile, iş, alışveriş ve seyahat konularında daha ayrıntılı konuşmak için kelime dağarcığını genişlet. Her yeni kelime, söylemek istediğini daha kesin ifade etmene yardımcı olur.

İngilizce kelime çalış

Türkçe anlamlarıyla A2 kelime listesi

Luveng'in ikinci listesinde 1.000 kelime bulunur. Telaffuzu dinle ve uygun anlamı seç. "+" düğmesi kelimeyi hesabındaki çalışmalarına ekler; oturum açmadıysan giriş veya kayıt penceresini açar. Öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme vardır.

5000 kelimenin tamamında ara
  1. issue [ˈɪʃuː]
    sorun, konu, mesele
  2. income [ˈɪŋkʌm]
    gelir, kazanç
  3. object [ˈɒbdʒɪkt]
    nesne, obje, itiraz
  4. basis [ˈbeɪsɪs]
    temel, dayanak, esas
  5. generally [ˈdʒenərəlɪ]
    genel olarak, genellikle
  6. middle [ˈmɪdl]
    orta, orta kısım, orta yaş
  7. nor [nɔːr]
    ne de
  8. standard [ˈstændəd]
    standart, ölçün, norm
  9. addition [əˈdɪʃən]
    ekleme, ilave, katma
  10. particularly [pəˈtɪkjələlɪ]
    özellikle, bilhassa
  11. live [lɪv]
    yaşamak, canlı
  12. price [praɪs]
    fiyat, ücret, bedel
  13. security [sɪˈkjʊərətɪ]
    güvenlik, emniyet
  14. run [rʌn]
    koşmak, çalıştırmak, işletmek
  15. military [ˈmɪlɪtrɪ]
    askeri, ordu
  16. big [bɪɡ]
    büyük, iri
  17. voice [vɔɪs]
    ses, oy
  18. behavior [bɪˈheɪ·vjər]
    davranış, tutum
  19. potential [pəˈtenʃəl]
    potansiyel, olasılık
  20. son [sʌn]
    oğul, evlat
  21. cell [sel]
    hücre, göz, cep telefonu
  22. page [peɪdʒ]
    sayfa, yaprak, çağrı
  23. disease [dɪˈziːz]
    hastalık, maraz, illet
  24. simple [ˈsɪmpl]
    basit, sade, yalın
  25. below [bɪˈləʊ]
    aşağıda, altındaki, aşağı
  26. poor [pɔːr]
    fakir, yoksul, zayıf
  27. basic [ˈbeɪsɪk]
    temel, esas, ana
  28. yes [jes]
    evet, olur, pekala
  29. environment [ɪnˈvaɪərənmənt]
    çevre, ortam, muhit
  30. capital [ˈkæpɪtəl]
    başkent, sermaye, büyük harf
  31. red [red]
    kırmızı, kızıl
  32. financial [faɪˈnænʃəl]
    finansal, mali
  33. east [iːst]
    doğu
  34. department [dɪˈpɑːtmənt]
    departman, bölüm
  35. product [ˈprɒdʌkt]
    ürün, mamul
  36. influence [ˈɪnflʊəns]
    etki, nüfuz, tesir
  37. tax [tæks]
    vergi, resim
  38. ground [ɡraʊnd]
    yer, zemin, toprak
  39. list [lɪst]
    liste, dizin
  40. image [ˈɪmɪdʒ]
    görüntü, resim, imaj
  41. series [ˈsɪəriːz]
    dizi, seri
  42. French [frentʃ]
    fransız
  43. beyond [bɪˈjɒnd]
    ötesinde, dışında
  44. application [ˌæplɪˈkeɪʃən]
    uygulama, başvuru
  45. training [ˈtreɪnɪŋ]
    eğitim, antrenman
  46. access [ˈækses]
    erişim, giriş
  47. move [muːv]
    taşımak, hareket etmek
  48. whom [huːm]
    kimi, kime
  49. European [ˌjʊərəˈpiːən]
    avrupalı, avrupa
  50. pressure [ˈpreʃər]
    baskı, basınç
  51. lost [lɒst]
    kayıp, yitik, kaybolmuş
  52. religious [rɪˈlɪdʒəs]
    dini, dindar, dinî
  53. technology [tekˈnɒlədʒɪ]
    teknoloji, teknik, teknobilim
  54. everything [ˈevrɪθɪŋ]
    her şey, her şeyin, bütün her şey
  55. music [ˈmjuːzɪk]
    müzik, musiki, ezgi
  56. lord [lɔːd]
    efendi, rab, bey
  57. union [ˈjuːnjən]
    birlik, sendika, birleşme
  58. site [saɪt]
    site, yer, mevki
  59. answer [ˈɑːnsər]
    cevap, yanıt, karşılık
  60. medical [ˈmedɪkəl]
    tıbbi, medikal, hekimlik
  61. loss [lɒs]
    kayıp, zarar
  62. leave [liːv]
    ayrılmak, izin
  63. direct [dɪˈrekt]
    doğrudan, yönlendirmek
  64. step [step]
    adım, basamak
  65. consider [kənˈsɪdər]
    düşünmek, değerlendirmek
  66. letter [ˈletər]
    mektup, harf
  67. industry [ˈɪndəstrɪ]
    endüstri, sanayi
  68. alone [əˈləʊn]
    yalnız, tek başına
  69. complete [kəmˈpliːt]
    tamamlamak, eksiksiz
  70. create [krɪˈeɪt]
    yaratmak, oluşturmak
  71. difference [ˈdɪfərəns]
    fark, ayrım, farklılık
  72. ask [ɑːsk]
    sormak, istemek, rica etmek
  73. purpose [ˈpɜːpəs]
    amaç, gaye, maksat
  74. wife [waɪf]
    eş, karı, zevce
  75. legal [ˈliːɡəl]
    yasal, hukuki, kanuni
  76. street [striːt]
    sokak, cadde
  77. meaning [ˈmiːnɪŋ]
    anlam, mana
  78. stage [steɪdʒ]
    sahne, evre, aşama
  79. computer [kəmˈpjuːtər]
    bilgisayar
  80. earth [ɜːθ]
    dünya, yeryüzü, toprak
  81. effective [ɪˈfektɪv]
    etkili, verimli, tesirli
  82. rest [rest]
    dinlenmek, mola, istirahat
  83. actually [ˈækʧʊəlɪ]
    aslında, gerçekte, hakikaten
  84. start [stɑːt]
    başlamak, başlangıç, başlatmak
  85. region [ˈriːdʒən]
    bölge, yöre, mıntıka
  86. complex [ˈkɒmpleks]
    karmaşık, kompleks, bileşik
  87. town [taʊn]
    kasaba, kent, şehir
  88. original [əˈrɪdʒənəl]
    orijinal, özgün, asıl
  89. someone [ˈsʌmwʌn]
    biri, birisi, herhangi biri
  90. western [ˈwestən]
    batılı, batı, garbi
  91. lead [liːd]
    öncülük etmek, yönetmek, kurşun
  92. pay [peɪ]
    ödemek, ödeme
  93. river [ˈrɪvər]
    nehir
  94. normal [ˈnɔːməl]
    normal, olağan
  95. bank [bæŋk]
    banka, kıyı
  96. federal [ˈfedərəl]
    federal
  97. box [bɒks]
    kutu, sandık
  98. status [ˈsteɪtəs]
    durum, statü
  99. truth [truːθ]
    gerçek, doğruluk
  100. else [els]
    başka, aksi halde
  101. association [əˌsəʊsɪˈeɪʃən]
    dernek, birlik, ilişki
  102. average [ˈævərɪdʒ]
    ortalama, vasat
  103. respect [rɪˈspekt]
    saygı, hürmet
  104. try [traɪ]
    denemek, çalışmak, girişmek
  105. final [ˈfaɪnəl]
    son, nihai
  106. character [ˈkærəktər]
    karakter, kişilik, nitelik
  107. college [ˈkɒlɪdʒ]
    kolej, fakülte, yüksekokul
  108. context [ˈkɒntekst]
    bağlam, ortam
  109. discussion [dɪˈskʌʃən]
    tartışma, görüşme
  110. file [faɪl]
    dosya, belge
  111. clearly [ˈklɪəlɪ]
    açıkça, net bir şekilde, belirgin biçimde
  112. morning [ˈmɔːnɪŋ]
    sabah, sabah vakti, günün ilk saatleri
  113. appropriate [əˈprəʊprɪət]
    uygun, yerinde, münasip
  114. network [ˈnetwɜːk]
    ağ, şebeke, network
  115. historical [hɪˈstɒrɪkəl]
    tarihsel, tarihi, geçmişe ait
  116. seem [siːm]
    görünmek, gibi gelmek, sanılmak
  117. talk [tɔːk]
    konuşmak, sohbet etmek, konuşma
  118. fire [faɪər]
    ateş, yangın, ateş etmek
  119. distribution [ˌdɪstrɪˈbjuːʃən]
    dağıtım, dağılım, dağıtma
  120. primary [ˈpraɪmərɪ]
    birincil, temel, asli
  121. sound [saʊnd]
    ses, ses çıkarmak, sağlam
  122. road [rəʊd]
    yol, cadde, karayolu
  123. positive [ˈpɒzətɪv]
    olumlu, pozitif, artı
  124. Europe [ˈjʊə.rəp]
    avrupa
  125. bring [brɪŋ]
    getirmek, götürmek, taşımak
  126. critical [ˈkrɪtɪkəl]
    kritik, eleştirel, hayati
  127. date [deɪt]
    tarih, randevu, hurma
  128. authority [ɔːˈθɒrətɪ]
    otorite, yetki, merci
  129. species [ˈspiːʃiːz]
    tür, türler, cins
  130. recent [ˈriːsənt]
    son, yakın, güncel
  131. sea [siː]
    deniz
  132. member [ˈmembər]
    üye, üyesi, aza
  133. presence [ˈprezəns]
    varlık, bulunma, mevcudiyet
  134. ten [ten]
    on
  135. million [ˈmɪljən]
    milyon
  136. board [bɔːd]
    tahta, kurul, pano
  137. appear [əˈpɪər]
    görünmek, belirmek, ortaya çıkmak
  138. code [kəʊd]
    kod, şifre
  139. throughout [θruːˈaʊ]
    boyunca, her yerinde, süresince
  140. post [pəʊst]
    posta, direk, gönderi
  141. die [daɪ]
    ölmek, can vermek, vefat etmek
  142. lot [lɒt]
    çok, yığın, parti
  143. labor [ˈleɪbər]
    emek, işçilik, çalışma
  144. volume [ˈvɒljuːm]
    hacim, cilt, ses düzeyi
  145. flow [fləʊ]
    akış, akım, akma
  146. follow [ˈfɒləʊ]
    takip etmek, izlemek, ardından gelmek
  147. German [ˈdʒɜː.mən]
    alman, almanca
  148. literature [ˈlɪtrətʃər]
    edebiyat, literatür
  149. traditional [trəˈdɪʃənəl]
    geleneksel, örfsel, ananevi
  150. ability [əˈbɪlətɪ]
    yetenek, beceri, kabiliyet
  151. inside [ˌɪnˈsaɪd]
    içinde, içeride, iç tarafında
  152. spirit [ˈspɪrɪt]
    ruh, tin, manevi güç
  153. degree [dɪˈɡriː]
    derece, rütbe, diploma
  154. friend [frend]
    arkadaş, dost, ahbap
  155. coming [ˈkʌmɪŋ]
    gelen, yaklaşan, geliş
  156. hold [həʊld]
    tutmak, kavramak, saklamak
  157. cross [krɒs]
    geçmek, çaprazlamak, haç
  158. cut [kʌt]
    kesmek, kesik, kesinti
  159. directly [dɪˈrektlɪ]
    doğrudan, direkt, hemen
  160. towards [təˈwɔːdz]
    -e doğru, yönüne, -e karşı
  161. write [raɪt]
    yazmak, yazı yazmak, kaleme almak
  162. twenty [ˈtwentɪ]
    yirmi
  163. army [ˈɑːmɪ]
    ordu
  164. England [ˈɪŋ.ɡlənd]
    ingiltere
  165. expression [ɪkˈspreʃən]
    ifade, anlatım, anlatım biçimi
  166. pain [peɪn]
    acı, ağrı, sızı
  167. march [mɑːtʃ]
    mart, yürüyüş, ilerlemek
  168. meeting [ˈmiːtɪŋ]
    toplantı, görüşme
  169. choice [tʃɔɪs]
    seçim, tercih, seçenek
  170. mass [mæs]
    kitle, kütle, ayin
  171. condition [kənˈdɪʃən]
    koşul, durum, şart
  172. share [ʃeər]
    paylaşmak, hisse, pay
  173. remember [rɪˈmembər]
    hatırlamak, anımsamak
  174. solution [səˈluːʃən]
    çözüm, çözümleme
  175. politics [ˈpɒlətɪks]
    siyaset, politika
  176. concept [ˈkɒnsept]
    kavram, konsept
  177. hope [həʊp]
    umut, ümit
  178. focus [ˈfəʊkəs]
    odaklanmak, odak, yoğunlaşmak
  179. deep [diːp]
    derin, yoğun, dip
  180. committee [kəˈmɪtɪ]
    komite, kurul, heyet
  181. deal [diːl]
    anlaşma, pazarlık, muamele
  182. car [kɑːr]
    araba, otomobil, araç
  183. India [ˈɪn.dɪ.ə]
    hindistan
  184. Indian [ˈɪndɪən]
    hintli, hindistanlı
  185. economy [ɪˈkɒnəmɪ]
    ekonomi, iktisat
  186. memory [ˈmemərɪ]
    hafıza, bellek, anı
  187. importance [ɪmˈpɔːtəns]
    önem, önemlilik, ehemmiyet
  188. civil [ˈsɪvəl]
    sivil, medeni
  189. Christian [ˈkrɪstʃən]
    hristiyan
  190. success [səkˈses]
    başarı, muvaffakiyet
  191. student [ˈstjuːdənt]
    öğrenci, talebe
  192. communication [kəˌmjuːnɪˈkeɪʃən]
    iletişim, haberleşme
  193. bad [bæd]
    kötü, fena
  194. except [ɪkˈsept]
    hariç, dışında
  195. fall [fɔːl]
    düşmek, sonbahar
  196. scale [skeɪl]
    ölçek, ölçeklemek
  197. impact [ˈɪmpækt]
    etki, tesir
  198. wide [waɪd]
    geniş, yaygın
  199. applied [əˈplaɪd]
    uygulanmış, uygulamalı
  200. author [ˈɔːθər]
    yazar, müellif
  201. China [ˈtʃaɪnə]
    çin
  202. reference [ˈrefərəns]
    referans, atıf, kaynak
  203. allow [əˈlaʊ]
    izin vermek, olanak tanımak, müsaade etmek
  204. June [dʒuːn]
    haziran
  205. base [beɪs]
    temel, baz, üs
  206. temperature [ˈtemprətʃər]
    sıcaklık, ısı, hararet
  207. meet [miːt]
    buluşmak, tanışmak, karşılamak
  208. content [ˈkɒntent]
    içerik, memnun, tatmin
  209. herself [həˈself]
    kendi (dişil)
  210. council [ˈkaʊn.səl]
    konsey, meclis, kurul
  211. length [leŋθ]
    uzunluk, boy, mesafe
  212. statement [ˈsteɪtmənt]
    açıklama, beyan, ifade
  213. task [tɑːsk]
    görev, iş, vazife
  214. wall [wɔːl]
    duvar, sur
  215. additional [əˈdɪʃənəl]
    ek, ilave, ek olarak
  216. week [wiːk]
    hafta
  217. moral [ˈmɒrəl]
    ahlaki, manevi, ders
  218. active [ˈæktɪv]
    aktif, etkin, faal
  219. dead [ded]
    ölü, cansız
  220. environmental [ɪnˌvaɪərənˈmentəl]
    çevresel, ekolojik
  221. former [ˈfɔːmər]
    eski, önceki, geçmiş
  222. produce [prəˈdjuːs]
    üretmek, üretim, ürün
  223. unit [ˈjuːnɪt]
    birim, ünite
  224. direction [dɪˈrekʃən]
    yön, yönlendirme, doğrultu
  225. phase [feɪz]
    evre, aşama, faz
  226. learn [lɜːn]
    öğrenmek, öğrenim
  227. justice [ˈdʒʌstɪs]
    adalet, hakkaniyet
  228. record [ˈrekɔːd]
    kayıt, kaydetmek, sicil
  229. myself [maɪˈself]
    kendim
  230. address [əˈdres]
    adres, hitap etmek, ele almak
  231. entire [ɪnˈtaɪər]
    tüm, bütün, tamamı
  232. staff [stɑːf]
    personel, kadro, çalışanlar
  233. independent [ˌɪndɪˈpendənt]
    bağımsız, müstakil, kendi başına
  234. factor [ˈfæktər]
    faktör, etken, unsur
  235. style [staɪl]
    stil, tarz, üslup
  236. news [njuːz]
    haber, haberler, haber bülteni
  237. article [ˈɑːtɪkl]
    makale, yazı, madde
  238. exchange [ɪksˈtʃeɪndʒ]
    değiş tokuş, takas, borsa
  239. green [ɡriːn]
    yeşil
  240. equal [ˈiːkwəl]
    eşit, denk
  241. nation [ˈneɪʃən]
    ulus, millet
  242. popular [ˈpɒpjələr]
    popüler, halkçı
  243. agreement [əˈɡriːmənt]
    anlaşma, sözleşme, mutabakat
  244. distance [ˈdɪstəns]
    mesafe, uzaklık
  245. lack [læk]
    eksiklik, yoksunluk, kıtlık
  246. African [ˈæfrɪkən]
    afrikalı
  247. easy [ˈiːzi]
    kolay, zahmetsiz
  248. dark [dɑːk]
    karanlık, koyu
  249. oil [ɔɪl]
    petrol, yağ
  250. police [pəˈliːs]
    polis
  251. introduction [ˌɪntrəˈdʌkʃən]
    giriş, tanıtım
  252. hear [hɪər]
    duymak, işitmek
  253. media [ˈmiː.di.ə]
    medya, iletişim araçları
  254. event [ɪˈvent]
    etkinlik, olay
  255. film [fɪlm]
    film, sinema filmi
  256. despite [dɪˈspaɪt]
    -e rağmen, karşın
  257. team [tiːm]
    takım, ekip
  258. develop [dɪˈveləp]
    geliştirmek
  259. candle [ˈkændl]
    mum
  260. add [æd]
    eklemek, ilave etmek, katmak
  261. feeling [ˈfiːlɪŋ]
    duygu, his
  262. library [ˈlaɪbrərɪ]
    kütüphane
  263. female [ˈfiːmeɪl]
    dişi, kadın
  264. peace [piːs]
    barış, huzur
  265. negative [ˈneɡətɪv]
    olumsuz, negatif
  266. contact [ˈkɒntækt]
    temas, iletişim
  267. fear [fɪər]
    korku
  268. freedom [ˈfriːdəm]
    özgürlük, serbestlik
  269. administration [ədˌmɪnɪˈstreɪʃən]
    yönetim, idare
  270. quickly [ˈkwɪklɪ]
    hızlıca, çabucak
  271. male [meɪl]
    erkek, erkek cinsiyetli, erkek kişi
  272. identity [aɪˈdentətɪ]
    kimlik, özdeşlik, kişilik
  273. stop [stɒp]
    durmak, durdurmak, mola
  274. extent [ɪkˈstent]
    ölçü, derece, kapsam
  275. internal [ɪnˈtɜːnəl]
    iç, dahili, içsel
  276. professional [prəˈfeʃənəl]
    profesyonel, mesleki, uzman
  277. reality [rɪˈælətɪ]
    gerçeklik, gerçek, realite
  278. born [bɔːn]
    doğmuş, doğumlu, dünyaya gelmiş
  279. previous [ˈpriːviəs]
    önceki, evvelki, geçmiş
  280. July [dʒʊˈlaɪ]
    temmuz
  281. certainly [ˈsɜːtənlɪ]
    kesinlikle, elbette
  282. useful [ˈjuːsfəl]
    yararlı, faydalı, kullanışlı
  283. cold [kəʊld]
    soğuk, üşümüş
  284. offer [ˈɒfər]
    teklif etmek, öneri, teklif
  285. determine [dɪˈtɜːmɪn]
    belirlemek, saptamak, kararlaştırmak
  286. failure [ˈfeɪljər]
    başarısızlık, başarısız olma, iflas
  287. immediately [ɪˈmiːdiətli]
    hemen, derhal
  288. instance [ˈɪnstəns]
    örnek, durum, örnek olay
  289. religion [rɪˈlɪdʒən]
    din, inanç
  290. weight [weɪt]
    ağırlık, kilo
  291. highly [ˈhaɪlɪ]
    son derece, fazlasıyla, yüksek derecede
  292. sample [ˈsɑːmpl]
    örnek, numune, örneklem
  293. France [frɑːns]
    fransa
  294. continue [kənˈtɪnjuː]
    devam etmek, sürdürmek
  295. faith [feɪθ]
    inanç, iman, sadakat
  296. protection [prəˈtek.ʃən]
    koruma, muhafaza, himaye
  297. fine [faɪn]
    ince, güzel, para cezası
  298. occur [əˈkɜːr]
    meydana gelmek, gerçekleşmek, vuku bulmak
  299. sun [sʌn]
    güneş
  300. exercise [ˈeksəsaɪz]
    egzersiz, alıştırma, idman
  301. everyone [ˈevrɪwʌn]
    herkes, herkesler
  302. bed [bed]
    yatak
  303. pattern [ˈpætən]
    desen, örüntü, kalıp
  304. window [ˈwɪndəʊ]
    pencere
  305. April [ˈeɪprəl]
    nisan
  306. forward [ˈfɔːwəd]
    ileri, öne, ileride
  307. operation [ˌɒpərˈeɪʃən]
    operasyon, işlem, ameliyat
  308. demand [dɪˈmɑːnd]
    talep, istek, istem
  309. speak [spiːk]
    konuşmak, söylemek
  310. web [web]
    ağ, web, örümcek ağı
  311. search [sɜːtʃ]
    arama, araştırma, aramak
  312. claim [kleɪm]
    iddia, talep, iddia etmek
  313. begin [bɪˈɡɪn]
    başlamak, başlatmak, başlama
  314. girl [ɡɜːl]
    kız, genç kız
  315. investment [ɪnˈvestmənt]
    yatırım, yatırım yapmak
  316. color [ˈkʌlər]
    renk
  317. manner [ˈmænər]
    tavır, tarz, biçim
  318. plant [plɑːnt]
    bitki, tesis, dikmek
  319. stock [stɒk]
    stok, hisse, mal stoku
  320. neither [ˈnaɪðər]
    ne biri ne diğeri
  321. easily [ˈiːzɪli]
    kolayca, rahatça, zahmetsizce
  322. seven [ˈsevən]
    yedi
  323. construction [kənˈstrʌkʃən]
    inşaat, yapım, yapı
  324. Christ [kraɪst]
    mesih, isa mesih
  325. command [kəˈmɑːnd]
    komut, emir, talimat
  326. Chinese [tʃaɪˈniːz]
    çinli, çince
  327. initial [ɪˈnɪʃəl]
    ilk, başlangıçtaki, baş harf
  328. global [ˈɡləʊbəl]
    küresel, global, dünya çapında
  329. principle [ˈprɪnsəpl]
    ilke, prensip, prensipler bütünü
  330. hundred [ˈhʌndrəd]
    yüz
  331. commission [kəˈmɪʃən]
    komisyon, görevlendirme, komisyon ücreti
  332. relative [ˈrelətɪv]
    akraba, göreli, nispi
  333. noted [ˈnəʊtɪd]
    tanınmış, ünlü, dikkat çekici
  334. relation [rɪˈleɪʃən]
    ilişki, bağ, akrabalık
  335. strength [streŋθ]
    güç, kuvvet, dayanıklılık
  336. variety [vəˈraɪətɪ]
    çeşitlilik, çeşit, tür
  337. hour [aʊər]
    saat, zaman
  338. industrial [ɪnˈdʌstrɪəl]
    endüstriyel, sanayi
  339. picture [ˈpɪktʃər]
    resim, fotoğraf, görüntü
  340. toy [tɔɪ]
    oyuncak
  341. wrong [rɒŋ]
    yanlış, hatalı
  342. strategy [ˈstrætədʒɪ]
    strateji, taktik
  343. daily [ˈdeɪlɪ]
    günlük, her gün
  344. congress [ˈkɒŋɡres]
    kongre, kurultay
  345. hair [heər]
    saç, kıl
  346. latter [ˈlætər]
    sonraki, ikinci
  347. husband [ˈhʌzbənd]
    koca, eş
  348. eye [aɪ]
    göz
  349. supply [səˈplaɪ]
    tedarik, arz, ikmal
  350. sir [sɜːr]
    beyefendi, efendim
  351. attempt [əˈtempt]
    girişim, deneme, teşebbüs
  352. arms [ɑːmz]
    kollar, silahlar, kucak
  353. blue [bluː]
    mavi, hüzünlü
  354. measure [ˈmeʒər]
    ölçmek, ölçü, önlem
  355. serious [ˈsɪərɪəs]
    ciddi, ağırbaşlı, önemli
  356. separate [ˈsepərət]
    ayırmak, ayrı, farklı
  357. speech [spiːtʃ]
    konuşma, nutuk, söylev
  358. existence [ɪɡˈzɪstəns]
    varlık, mevcudiyet, yaşam
  359. actual [ˈækʧʊəl]
    gerçek, fiili, asıl
  360. effort [ˈefət]
    çaba, gayret, emek
  361. require [rɪˈkwaɪər]
    gerektirmek, istemek, zorunlu kılmak
  362. teacher [ˈtiːtʃər]
    öğretmen, hoca
  363. nearly [ˈnɪəlɪ]
    neredeyse, hemen hemen, aşağı yukarı
  364. marriage [ˈmærɪdʒ]
    evlilik, nikah
  365. boy [bɔɪ]
    erkek çocuk, oğlan
  366. drug [drʌɡ]
    ilaç, uyuşturucu, madde
  367. game [ɡeɪm]
    oyun, maç
  368. ready [ˈredɪ]
    hazır, hazır olmak
  369. successful [səkˈsesfəl]
    başarılı, muvaffak
  370. relatively [ˈrelətɪvlɪ]
    nispeten, göreceli olarak
  371. whatever [wɒtˈevər]
    her ne olursa olsun, her neyse
  372. conflict [ˈkɒnflɪkt]
    çatışma, anlaşmazlık, ihtilaf
  373. contrast [ˈkɒntrɑːst]
    zıtlık, karşıtlık, kontrast
  374. collection [kəˈlekʃən]
    koleksiyon, koleksiyonculuk, birikim
  375. saying [ˈseɪɪŋ]
    deyiş, atasözü, söz
  376. brown [braʊn]
    kahverengi, esmer
  377. stand [stænd]
    ayakta durmak, durmak, dayanmak
  378. remain [rɪˈmeɪn]
    kalmak, sürmek, geriye kalmak
  379. floor [flɔːr]
    zemin, kat, döşeme
  380. message [ˈmesɪdʒ]
    mesaj, ileti, haber
  381. opportunity [ˌɒpəˈtjuːnətɪ]
    fırsat, olanak, imkân
  382. remains [rɪˈmeɪnz]
    kalır, sürer, geriye kalır
  383. chief [tʃiːf]
    şef, baş, başkan
  384. stress [stres]
    stres, baskı, gerilim
  385. firm [fɜːm]
    firma, şirket, sağlam
  386. September [sepˈtembər]
    eylül
  387. explain [ɪkˈspleɪn]
    açıklamak, izah etmek, anlatmak
  388. rise [raɪz]
    yükselmek, artmak, yükseliş
  389. assessment [əˈses.mənt]
    değerlendirme, inceleme, tespit
  390. January [ˈʤænjʊərɪ]
    ocak
  391. trust [trʌst]
    güven, itimat, güvenmek
  392. October [ɒkˈtəʊbər]
    ekim
  393. bit [bɪt]
    parça, bit, azıcık
  394. stay [steɪ]
    kalmak, konaklamak, durmak
  395. Africa [ˈæf.rɪ.kə]
    afrika
  396. desire [dɪˈzaɪər]
    arzu, istek, dilemek
  397. heat [hiːt]
    ısı, sıcaklık, ısıtmak
  398. scientific [ˌsaɪənˈtɪfɪk]
    bilimsel
  399. description [dɪˈskrɪpʃən]
    tanım, betimleme, açıklama
  400. user [ˈjuːzər]
    kullanıcı
  401. definition [ˌdefɪˈnɪʃən]
    tanım, tarif
  402. clinical [ˈklɪnɪkəl]
    klinik, kliniksel
  403. employment [ɪmˈplɔɪmənt]
    istihdam, işe alım, çalışma
  404. multiple [ˈmʌltɪpl]
    çoklu, birden fazla
  405. mental [ˈmentəl]
    zihinsel, mental, akli
  406. Japanese [ˌdʒæp.ənˈiːz]
    japon, japonca
  407. argument [ˈɑːɡjəmənt]
    tartışma, argüman, sav
  408. ago [əˈɡəʊ]
    önce, evvel, geçmişte
  409. essential [ɪˈsenʃəl]
    gerekli, zorunlu, elzem
  410. cent [sent]
    sent, kuruş
  411. goods [ɡʊdz]
    mal, eşya, ürün
  412. December [dɪˈsembər]
    aralık
  413. tree [triː]
    ağaç
  414. opinion [əˈpɪnjən]
    görüş, fikir, kanaat
  415. capacity [kəˈpæsətɪ]
    kapasite, hacim, yetenek
  416. sort [sɔːt]
    tür, çeşit, ayıklamak
  417. eight [eɪt]
    sekiz
  418. round [raʊnd]
    yuvarlak, tur, yuvarlamak
  419. brother [ˈbrʌðər]
    erkek kardeş, kardeş, birader
  420. procedure [prəʊˈsiːdʒər]
    prosedür, işlem, yöntem
  421. mark [mɑːk]
    işaret, iz, damga
  422. output [ˈaʊtpʊt]
    çıktı, ürün, üretim
  423. avoid [əˈvɔɪd]
    kaçınmak, sakınmak, önlemek
  424. August [ˈɔːɡəst]
    ağustos
  425. constant [ˈkɒnstənt]
    sabit, değişmez, sürekli
  426. upper [ˈʌpər]
    üst, yukarı, yüksek
  427. balance [ˈbæləns]
    denge, bakiye, dengelemek
  428. none [nʌn]
    hiçbiri, yok, hiçbir
  429. prior [praɪər]
    önceki, öncel, önce
  430. Germany [ˈdʒɜː.mə.nɪ]
    almanya
  431. maybe [ˈmeɪbɪ]
    belki, olabilir
  432. brain [breɪn]
    beyin, dimağ
  433. otherwise [ˈʌðəwaɪz]
    aksi takdirde, yoksa
  434. Cambridge [ˈkeɪm.brɪdʒ]
    cambridge
  435. check [tʃek]
    kontrol etmek, denetlemek
  436. cover [ˈkʌvər]
    kaplamak, örtmek, kapak
  437. summer [ˈsʌmər]
    yaz
  438. anyone [ˈenɪwʌn]
    herhangi biri, kimse
  439. fully [ˈfʊlɪ]
    tamamen, tümüyle
  440. island [ˈaɪlənd]
    ada
  441. race [reɪs]
    yarış, ırk
  442. master [ˈmɑːstər]
    usta, efendi, üstat
  443. unless [ənˈles]
    -medikçe, -madıkça, olmadığı sürece
  444. contract [ˈkɒntrækt]
    sözleşme, kontrat
  445. title [ˈtaɪtl]
    başlık, unvan, kitap adı
  446. client [klaɪənt]
    müşteri, danışan
  447. choose [tʃuːz]
    seçmek, tercih etmek
  448. southern [ˈsʌð.ən]
    güneyli, güneydeki
  449. division [dɪˈvɪʒən]
    bölüm, birim, bölge
  450. alternative [ɔːlˈtɜːnətɪv]
    alternatif, seçenek, seçenekli
  451. bill [bɪl]
    fatura, senet, banknot
  452. majority [məˈdʒɒrətɪ]
    çoğunluk, ekseriyet
  453. tradition [trəˈdɪʃən]
    gelenek, örf
  454. skin [skɪn]
    deri, cilt
  455. urban [ˈɜːbən]
    kentsel, şehirsel
  456. philosophy [fɪˈlɒsəfɪ]
    felsefe
  457. transfer [trænsˈfɜːr]
    aktarım, transfer, devretme
  458. completely [kəmˈpliːtli]
    tamamen, bütünüyle
  459. perspective [pəˈspektɪv]
    bakış açısı, perspektif
  460. external [ɪkˈstɜːnəl]
    dış, harici
  461. hall [hɔːl]
    salon, hol
  462. standing [ˈstændɪŋ]
    ayakta, dik, duran
  463. month [mʌnθ]
    ay
  464. Jewish [ˈdʒuːɪʃ]
    yahudi, yahudiye ait
  465. responsibility [rɪˌspɒnsəˈbɪlətɪ]
    sorumluluk, yükümlülük
  466. charge [tʃɑːdʒ]
    ücret, suçlama, yük
  467. serve [sɜːv]
    hizmet etmek, servis yapmak, sunmak
  468. equipment [ɪˈkwɪpmənt]
    ekipman, donanım
  469. yourself [jɔːˈself]
    kendin, kendiniz
  470. domestic [dəˈmestɪk]
    evcil, yerli, ev içi
  471. hospital [ˈhɒspɪtəl]
    hastane
  472. concern [kənˈsɜːn]
    endişe, kaygı, ilgi
  473. district [ˈdɪstrɪkt]
    ilçe, bölge, semt
  474. progress [ˈprəʊɡres]
    ilerleme, gelişme, ilerleyiş
  475. gas [ɡæs]
    gaz
  476. institute [ˈɪnstɪtjuːt]
    enstitü, kurum
  477. November [nəʊˈvembər]
    kasım
  478. frequently [ˈfriːkwəntli]
    sık sık, sıkça, sıklıkla
  479. therapy [ˈθerəpɪ]
    terapi, tedavi
  480. element [ˈelɪmənt]
    öge, element, unsur
  481. connection [kəˈnekʃən]
    bağlantı, ilişki, bağlantı hattı
  482. software [ˈsɒftweər]
    yazılım, program, yazılım sistemi
  483. labour [ˈleɪbər]
    emek, işgücü, çalışma
  484. apply [əˈplaɪ]
    uygulamak, başvurmak, sürmek
  485. sign [saɪn]
    işaret, imzalamak, belirti
  486. benefit [ˈbenɪfɪt]
    fayda, yarar, menfaat
  487. annual [ˈænjʊəl]
    yıllık, senelik
  488. notice [ˈnəʊtɪs]
    duyuru, bildirim, ilan
  489. enter [ˈentər]
    girmek, katılmak, girmek üzere yazmak
  490. path [pɑːθ]
    yol, patika, güzergah
  491. location [ləʊˈkeɪʃən]
    konum, yer, mevki
  492. index [ˈɪndeks]
    indeks, dizin, endeks
  493. reach [riːtʃ]
    ulaşmak, erişmek, varmak
  494. responsible [rɪˈspɒnsəbl]
    sorumlu, mesul
  495. village [ˈvɪlɪdʒ]
    köy
  496. park [pɑːk]
    park
  497. technical [ˈteknɪkəl]
    teknik
  498. drive [draɪv]
    sürmek, sürüş, sürücü
  499. conference [ˈkɒnfərəns]
    konferans, toplantı, kongre
  500. powerful [ˈpaʊəfəl]
    güçlü, kuvvetli, etkili
  501. county [ˈkaʊntɪ]
    ilçe, kontluk
  502. doubt [daʊt]
    şüphe, kuşku
  503. wish [wɪʃ]
    dilek, istek
  504. daughter [ˈdɔːtər]
    kız evlat, kız
  505. resistance [rɪˈzɪstəns]
    direniş, karşı koyma
  506. credit [ˈkredɪt]
    kredi, itibar
  507. suggest [səˈdʒest]
    önermek, tavsiye etmek
  508. version [ˈvɜːʃən]
    sürüm, versiyon
  509. shape [ʃeɪp]
    şekil, biçim
  510. formation [fɔːˈmeɪʃən]
    oluşum, formasyon
  511. heavy [ˈhevɪ]
    ağır, yoğun
  512. receive [rɪˈsiːv]
    almak, teslim almak, kabul etmek
  513. commercial [kəˈmɜːʃəl]
    ticari, komersiyel, ticaretle ilgili
  514. soviet [ˈsəʊ.vɪ.ət]
    sovyet
  515. lay [leɪ]
    koymak, sermek, yatırmak
  516. pass [pɑːs]
    geçmek, geçirmek, başarmak
  517. double [ˈdʌbl]
    çift, iki kat, ikiye katlamak
  518. evaluation [ɪvæljʊˈeɪʃn]
    değerlendirme, inceleme, tahlil
  519. visit [ˈvɪzɪt]
    ziyaret, gezmek, uğramak
  520. Oxford [ˈɒks.fəd]
    oxford
  521. soil [sɔɪl]
    toprak, arazi, zemin
  522. frequency [ˈfriːkwənsi]
    frekans, sıklık, sıklık oranı
  523. soul [səʊl]
    ruh, can
  524. ancient [ˈeɪnʃənt]
    antik, kadim, eski
  525. violence [ˈvaɪələns]
    şiddet, zorbalık, vahşet
  526. chance [tʃɑːns]
    şans, olasılık, fırsat
  527. sector [ˈsektər]
    sektör, bölüm, kesim
  528. educational [edjuːˈkeɪʃənl]
    eğitimsel, eğitsel, öğretimle ilgili
  529. van [væn]
    panelvan, minibüs, kamyonet
  530. regional [ˈriːdʒənəl]
    bölgesel, yöresel
  531. proper [ˈprɒpər]
    uygun, doğru, münasip
  532. married [ˈmærɪd]
    evli, nikahlı
  533. rich [rɪtʃ]
    zengin, varlıklı
  534. trial [traɪəl]
    duruşma, yargılama, deneme
  535. gender [ˈdʒendər]
    cinsiyet, toplumsal cinsiyet
  536. reaction [rɪˈækʃən]
    tepki, reaksiyon
  537. goal [ɡəʊl]
    hedef, amaç, gaye
  538. variable [ˈveərɪəbl]
    değişken, değişebilir, oynak
  539. hot [hɒt]
    sıcak, hararetli, acı
  540. merely [ˈmɪəlɪ]
    sadece, yalnızca, salt
  541. interpretation [ɪnˌtɜːprɪˈteɪʃən]
    yorum, yorumlama, tefsir
  542. gold [ɡəʊld]
    altın
  543. attack [əˈtæk]
    saldırı, hücum, taarruz
  544. correct [kəˈrekt]
    doğru, düzeltmek, uygun
  545. cancer [ˈkænsər]
    kanser
  546. glass [ɡlɑːs]
    cam, bardak
  547. interesting [ˈɪntrəstɪŋ]
    ilginç, enteresan
  548. mouth [maʊθ]
    ağız
  549. hence [hens]
    bu yüzden, dolayısıyla, bundan dolayı
  550. vision [ˈvɪʒən]
    görüş, görme, vizyon
  551. regard [rɪˈɡɑːd]
    saygı, ilgi, dikkate almak
  552. beautiful [ˈbjuːtɪfəl]
    güzel, hoş, zarif
  553. speed [spiːd]
    hız, sürat
  554. piece [piːs]
    parça, bölüm, eser
  555. animal [ˈænɪməl]
    hayvan
  556. practical [ˈpræktɪkəl]
    pratik, kullanışlı, uygulanabilir
  557. error [ˈerər]
    hata, yanılgı
  558. generation [ˌdʒenəˈreɪʃən]
    nesil, kuşak, üretim
  559. identify [aɪˈdentɪfaɪ]
    tanımlamak, teşhis etmek, belirlemek
  560. exist [ɪɡˈzɪst]
    var olmak, mevcut olmak
  561. survey [ˈsɜːveɪ]
    anket, araştırma, inceleme
  562. overall [ˈəʊvərɔːl]
    genel, bütünüyle, toplamda
  563. motion [ˈməʊʃən]
    hareket, devinim, önerge
  564. agency [ˈeɪdʒənsɪ]
    ajans, acente, kurum
  565. minister [ˈmɪnɪstər]
    bakan, din görevlisi
  566. relevant [ˈreləvənt]
    ilgili, alakalı, geçerli
  567. birth [bɜːθ]
    doğum, doğuş
  568. document [ˈdɒkjəmənt]
    belge, doküman, evrak
  569. official [əˈfɪʃəl]
    resmi, yetkili
  570. selection [sɪˈlekʃən]
    seçim, seçme, seçki
  571. describe [dɪˈskraɪb]
    tanımlamak, betimlemek, tarif etmek
  572. Canada [ˈkæn.ə.də]
    kanada
  573. safety [ˈseɪftɪ]
    güvenlik, emniyet
  574. fish [fɪʃ]
    balık
  575. recently [ˈriːsəntli]
    son zamanlarda, yakın zamanda
  576. joint [dʒɔɪnt]
    eklem, ortak, birleşik
  577. acid [ˈæsɪd]
    asit
  578. possibility [ˌpɒsəˈbɪlətɪ]
    olasılık, ihtimal, imkan
  579. spiritual [ˈspɪrɪtjʊəl]
    ruhsal, manevi
  580. reduce [rɪˈdjuːs]
    azaltmak, düşürmek, eksiltmek
  581. February [ˈfebrʊərɪ]
    şubat
  582. stone [stəʊn]
    taş
  583. prevent [prɪˈvent]
    önlemek, engellemek
  584. hill [hɪl]
    tepe
  585. northern [ˈnɔː.ðən]
    kuzeyli, kuzeydeki
  586. worth [wɜːθ]
    değer, değerli
  587. revolution [ˌrevəlˈuːʃən]
    devrim
  588. happy [ˈhæpɪ]
    mutlu, mesut
  589. director [dɪˈrektər]
    yönetmen, müdür, direktör
  590. select [sɪˈlekt]
    seçmek, seçme
  591. whereas [weəˈræz]
    oysa, halbuki, buna karşın
  592. aware [əˈweər]
    farkında, haberdar, bilinçli
  593. scene [siːn]
    sahne, olay yeri, manzara
  594. gain [ɡeɪn]
    kazanmak, kazanç, elde etmek
  595. evening [ˈiːvnɪŋ]
    akşam, akşam vakti, geceleyin
  596. sleep [sliːp]
    uyku, uyumak, uyutmak
  597. advantage [ədˈvɑːntɪdʒ]
    avantaj, üstünlük, yarar
  598. suddenly [ˈsʌdənlɪ]
    aniden, birdenbire, ansızın
  599. accept [əkˈsept]
    kabul etmek, kabul, benimsemek
  600. equation [ɪˈkweɪʒən]
    denklem, eşitlik
  601. rose [rəʊz]
    gül
  602. spring [sprɪŋ]
    ilkbahar, bahar, kaynak
  603. native [ˈneɪtɪv]
    yerli, yerel, doğal
  604. thousand [ˈθaʊzənd]
    bin
  605. guide [ɡaɪd]
    rehber, kılavuz, yol göstermek
  606. exactly [ɪɡˈzæktlɪ]
    tam olarak, aynen, kesinlikle
  607. background [ˈbækɡraʊnd]
    arka plan, geçmiş, zemin
  608. carry [ˈkærɪ]
    taşımak, götürmek, taşımakla yükümlü olmak
  609. leadership [ˈliːdəʃɪp]
    liderlik, önderlik, yönetim
  610. represent [ˌreprɪˈzent]
    temsil etmek, simgelemek, betimlemek
  611. bottom [ˈbɒtəm]
    alt, dip, taban
  612. agreed [əˈɡriːd]
    kabul edildi, anlaşıldı, uzlaşıldı
  613. lady [ˈleɪdɪ]
    hanımefendi, bayan, leydi
  614. machine [məˈʃiːn]
    makine, makina
  615. formal [ˈfɔːməl]
    resmi, biçimsel, formal
  616. reform [rɪˈfɔːm]
    reform, ıslahat, yenilik
  617. break [breɪk]
    kırmak, mola, ara
  618. fast [fɑːst]
    hızlı, çabuk, oruç
  619. contemporary [kənˈtempərərɪ]
    çağdaş, güncel, modern
  620. walk [wɔːk]
    yürümek, yürüyüş, gezinti
  621. insurance [ɪnˈʃʊərəns]
    sigorta, sigortalama
  622. maintain [meɪnˈteɪn]
    sürdürmek, korumak, bakımını yapmak
  623. agent [ˈeɪdʒənt]
    ajan, acente, temsilci
  624. creation [krɪˈeɪʃən]
    yaratım, yaratılış, oluşum
  625. protein [ˈprəʊtiːn]
    protein
  626. career [kəˈrɪər]
    kariyer, meslek
  627. moreover [mɔːrˈəʊvər]
    üstelik, ayrıca, dahası
  628. eventually [ɪˈvenʧəlɪ]
    sonunda, nihayet, eninde sonunda
  629. speaking [ˈspiː.kɪŋ]
    konuşma, konuşarak, konuşma açısından
  630. Britain [ˈbrɪt.ən]
    britanya, ingiltere
  631. sufficient [səˈfɪʃənt]
    yeterli, kafi
  632. square [skweər]
    kare, meydan
  633. phone [fəʊn]
    telefon, ahize
  634. forest [ˈfɒrɪst]
    orman
  635. target [ˈtɑːɡɪt]
    hedef, amaç
  636. baby [ˈbeɪbɪ]
    bebek, yavru
  637. net [net]
    ağ, file
  638. foot [fʊt]
    ayak, futbol
  639. maximum [ˈmæksɪməm]
    azami, maksimum
  640. battle [ˈbætl]
    savaş, muharebe
  641. judge [dʒʌdʒ]
    yargıç, hakim, yargılamak
  642. fair [feər]
    adil, fuar, açık renkli
  643. signal [ˈsɪɡnəl]
    sinyal, işaret, sinyal vermek
  644. aid [eɪd]
    yardım, destek, yardımcı olmak
  645. ratio [ˈreɪʃɪəʊ]
    oran, nispet
  646. bar [bɑːr]
    bar, çubuk, engel
  647. comparison [kəmˈpærɪsən]
    karşılaştırma, kıyaslama
  648. chemical [ˈkemɪkəl]
    kimyasal
  649. eastern [ˈiː.stən]
    doğu, doğulu, doğu yönündeki
  650. arm [ɑːm]
    kol, silah, kucak
  651. impossible [ɪmˈpɒsəbl]
    imkansız, olanaksız
  652. academic [ˌækəˈdemɪk]
    akademik, üniversiteyle ilgili
  653. edge [edʒ]
    kenar, uç, sınır
  654. wind [wɪnd]
    rüzgar, sarmak
  655. regarding [rɪˈɡɑːdɪŋ]
    hakkında, ilişkin
  656. duty [ˈdjuːtɪ]
    görev, yükümlülük, vergi
  657. mode [məʊd]
    kip, mod, tarz
  658. input [ˈɪnpʊt]
    girdi, giriş
  659. concentration [ˌkɒnsənˈtreɪʃən]
    konsantrasyon, yoğunlaşma, derişim
  660. miss [mɪs]
    özlemek, kaçırmak, ıskalamak
  661. interaction [ˌɪntərˈækʃən]
    etkileşim, etkileşme
  662. conclusion [kənˈkluːʒən]
    sonuç, netice
  663. television [ˈtelɪvɪʒən]
    televizyon
  664. doctor [ˈdɒktər]
    doktor, hekim
  665. save [seɪv]
    kaydetmek, kurtarmak, tasarruf etmek
  666. click [klɪk]
    tıklamak, tık
  667. rural [ˈrʊərəl]
    kırsal, taşra
  668. please [pliːz]
    lütfen, memnun etmek
  669. build [bɪld]
    inşa etmek, kurmak, yapmak
  670. officer [ˈɒfɪsər]
    memur, subay
  671. typical [ˈtɪpɪkəl]
    tipik, olağan, sıradan
  672. rock [rɒk]
    kaya, taş, rock
  673. regular [ˈreɡjələr]
    düzenli, olağan, muntazam
  674. corporation [ˌkɔːpərˈeɪʃən]
    şirket, kurum, anonim şirket
  675. crime [kraɪm]
    suç, cürüm
  676. perfect [ˈpɜːfɪkt]
    mükemmel, kusursuz, eksiksiz
  677. layer [leɪər]
    katman, tabaka
  678. leader [ˈliːdər]
    lider, önder, başkan
  679. spread [spred]
    yaymak, yayılmak, dağıtmak
  680. thirty [ˈθɜːtɪ]
    otuz
  681. onto [ˈɒntuː]
    üzerine, üstüne
  682. component [kəmˈpəʊnənt]
    bileşen, parça, unsur
  683. democratic [ˌdeməˈkrætɪk]
    demokratik
  684. affect [əˈfekt]
    etkilemek, etki etmek
  685. medium [ˈmiːdiəm]
    orta, ortam, vasat
  686. belief [bɪˈliːf]
    inanç, kanaat
  687. fit [fɪt]
    uymak, uygun, sığmak
  688. defense [dɪˈfens]
    savunma, müdafaa
  689. wood [wʊd]
    odun, tahta, ahşap
  690. technique [tekˈniːk]
    teknik, yöntem
  691. novel [ˈnɒvəl]
    roman, yeni
  692. foundation [faʊnˈdeɪʃən]
    temel, vakıf, kuruluş
  693. sequence [ˈsiːkwəns]
    dizi, sıra, sekans
  694. medicine [ˈmedɪsən]
    ilaç, tıp
  695. conduct [ˈkɒndʌkt]
    davranış, yürütmek, yönetmek
  696. dependent [dɪˈpendənt]
    bağımlı, muhtaç
  697. principal [ˈprɪnsəpəl]
    müdür, asıl, başlıca
  698. slowly [ˈsləʊlɪ]
    yavaşça, ağır ağır
  699. centre [ˈsentər]
    merkez, orta
  700. crisis [ˈkraɪsɪs]
    kriz, bunalım
  701. holy [ˈhəʊlɪ]
    kutsal, mukaddes
  702. block [blɒk]
    blok, engel, kapatmak
  703. competition [ˌkɒmpəˈtɪʃən]
    rekabet, yarışma
  704. mail [meɪl]
    posta, mektup
  705. secondary [ˈsekəndərɪ]
    ikincil, tali, ortaöğretim
  706. cash [kæʃ]
    nakit, peşin para
  707. indicate [ˈɪndɪkeɪt]
    belirtmek, göstermek, işaret etmek
  708. concerning [kənˈsɜːnɪŋ]
    hakkında, ile ilgili
  709. couple [ˈkʌpl]
    çift, ikili, birkaç
  710. obtain [əbˈteɪn]
    elde etmek, edinmek, sağlamak
  711. send [send]
    göndermek, yollamak, iletmek
  712. sister [ˈsɪstər]
    kız kardeş, abla
  713. psychology [saɪˈkɒlədʒɪ]
    psikoloji, ruh bilimi
  714. expect [ɪkˈspekt]
    beklemek, ummak, tahmin etmek
  715. station [ˈsteɪʃən]
    istasyon, durak
  716. store [stɔːr]
    mağaza, dükkân, depo
  717. lake [leɪk]
    göl
  718. visual [ˈvɪzjʊəl]
    görsel, görsel olan, görmeye dayalı
  719. absence [ˈæbsəns]
    yokluk, devamsızlık, eksiklik
  720. ensure [ɪnˈʃɔːr]
    sağlamak, garanti etmek, temin etmek
  721. literary [ˈlɪtərərɪ]
    edebi, yazınsal
  722. secretary [ˈsekrətərɪ]
    sekreter, katip
  723. challenge [ˈtʃælɪndʒ]
    meydan okuma, zorluk, mücadele
  724. constitution [ˌkɒnstɪˈtjuːʃən]
    anayasa
  725. considerable [kənˈsɪdərəbl]
    kayda değer, önemli, hatırı sayılır
  726. royal [ˈrɔɪəl]
    kraliyet, krala ait, asil
  727. feature [ˈfiːtʃər]
    özellik, nitelik, yüz hatları
  728. fundamental [ˌfʌndəˈmentəl]
    temel, esas, köklü
  729. appearance [əˈpɪərəns]
    görünüm, dış görünüş, belirme
  730. audience [ˈɔːdɪəns]
    seyirci, izleyici, dinleyici
  731. nevertheless [ˌnevəðəˈles]
    yine de, bununla birlikte, her şeye rağmen
  732. somewhat [ˈsʌmwɒt]
    biraz, bir nebze, kısmen
  733. buy [baɪ]
    satın almak, almak, satın al
  734. winter [ˈwɪntər]
    kış
  735. representation [ˌreprɪzenˈteɪʃən]
    temsil, betimleme, temsilcilik
  736. psychological [ˌsaɪkəˈlɒdʒɪkəl]
    psikolojik, ruhsal
  737. affected [əˈfektɪd]
    etkilendi, etkilenmiş, tesir altında kalmış
  738. dry [draɪ]
    kuru, kurak
  739. damage [ˈdæmɪdʒ]
    hasar, zarar
  740. interview [ˈɪntəvjuː]
    mülakat, görüşme, röportaj
  741. achieve [əˈtʃiːv]
    başarmak, elde etmek, gerçekleştirmek
  742. detail [ˈdiːteɪl]
    detay, ayrıntı, ince nokta
  743. obvious [ˈɒbvɪəs]
    açık, bariz, belli
  744. watch [wɒtʃ]
    izlemek, seyretmek, saat
  745. display [dɪˈspleɪ]
    göstermek, sergilemek, ekran
  746. objective [əbˈdʒektɪv]
    amaç, hedef, nesnel
  747. manager [ˈmænɪdʒər]
    yönetici, müdür, menajer
  748. unique [juːˈniːk]
    benzersiz, eşsiz, tek
  749. establish [ɪˈstæblɪʃ]
    kurmak, tesis etmek, oluşturmak
  750. professor [prəˈfesər]
    profesör, hoca, öğretim üyesi
  751. reduction [rɪˈdʌkʃən]
    azaltma, indirgeme, düşürme
  752. adult [ˈædʌlt]
    yetişkin, erişkin
  753. entirely [ɪnˈtaɪəlɪ]
    tamamen, bütünüyle, tümüyle
  754. assume [əˈsjuːm]
    varsaymak, üstlenmek, sanmak
  755. straight [streɪt]
    düz, doğruca, dolaysız
  756. iron [aɪən]
    demir, ütü
  757. Roman [ˈrəʊmən]
    romalı, roma
  758. reader [ˈriːdər]
    okuyucu, okur
  759. ship [ʃɪp]
    gemi, vapur
  760. largely [ˈlɑːdʒlɪ]
    büyük ölçüde, çoğunlukla, genellikle
  761. travel [ˈtrævəl]
    seyahat, yolculuk, gezmek
  762. mission [ˈmɪʃən]
    görev, misyon, vazife
  763. previously [ˈpriː.vi.əs.li]
    önceden, daha önce, evvelce
  764. cycle [ˈsaɪkl]
    döngü, çevrim, bisiklet
  765. Mexico [ˈmek.sɪ.kəʊ]
    meksika
  766. Israel [ˈɪz.reɪl]
    israil
  767. fourth [fɔːθ]
    dördüncü
  768. combination [ˌkɒmbɪˈneɪʃən]
    kombinasyon, birleşim, kombin
  769. radio [ˈreɪdɪəʊ]
    radyo
  770. improve [ɪmˈpruːv]
    iyileştirmek, geliştirmek, düzelmek
  771. Russian [ˈrʌʃ.ən]
    rus, rusça
  772. museum [mjuːˈziːəm]
    müze
  773. origin [ˈɒrɪdʒɪn]
    köken, menşe, kaynak
  774. framework [ˈfreɪmwɜːk]
    çerçeve, iskelet, çatı
  775. advanced [ədˈvɑːnst]
    gelişmiş, ileri
  776. emotional [ɪˈməʊʃənəl]
    duygusal
  777. judgment [ˈdʒʌdʒmənt]
    yargı, hüküm, değerlendirme
  778. release [rɪˈliːs]
    serbest bırakma, salıverme, yayımlama
  779. corporate [ˈkɔːpərət]
    kurumsal, şirket
  780. assistance [əˈsɪstəns]
    yardım, destek, asistans
  781. consciousness [ˈkɒnʃəsnəs]
    bilinç, şuur, farkındalık
  782. wait [weɪt]
    beklemek, bekleyiş, duraklamak
  783. minimum [ˈmɪnɪməm]
    asgari, minimum, en az
  784. broad [brɔːd]
    geniş, kapsamlı, yaygın
  785. discuss [dɪˈskʌs]
    tartışmak, görüşmek, ele almak
  786. perform [pəˈfɔːm]
    yerine getirmek, gerçekleştirmek, icra etmek
  787. contain [kənˈteɪn]
    içermek, kapsamak, barındırmak
  788. horse [hɔːs]
    at
  789. option [ˈɒpʃən]
    seçenek, opsiyon, tercih
  790. core [kɔːr]
    çekirdek, öz, ana
  791. sitting [ˈsɪtɪŋ]
    oturma, oturan, oturma hali
  792. recognition [ˌrekəɡˈnɪʃən]
    tanıma, takdir, kabul
  793. safe [seɪf]
    güvenli, emniyetli, zarar görmeyen
  794. primarily [praɪˈmerəlɪ]
    esas olarak, öncelikle, başlıca
  795. youth [juːθ]
    gençlik, gençler, delikanlılık
  796. resource [rɪˈzɔːs]
    kaynak, kaynaklar, imkan
  797. bear [beər]
    ayı, katlanmak, taşımak
  798. seek [siːk]
    aramak, peşinde olmak, bulmaya çalışmak
  799. typically [ˈtɪpɪkəlɪ]
    tipik olarak, genellikle, çoğunlukla
  800. protect [prəˈtekt]
    korumak, muhafaza etmek, savunmak
  801. brief [briːf]
    kısa, öz
  802. resolution [ˌrezəlˈuːʃən]
    çözünürlük, karar
  803. eat [iːt]
    yemek, yemek yemek
  804. summary [ˈsʌmərɪ]
    özet, hulasa
  805. fight [faɪt]
    dövüşmek, savaşmak, kavga etmek
  806. numerous [ˈnjuːmərəs]
    çok sayıda, sayısız, pek çok
  807. entry [ˈentrɪ]
    giriş, kayıt
  808. forth [fɔːθ]
    ileri, dışarı
  809. participation [pɑːˌtɪs.ɪˈpeɪ.ʃən]
    katılım, iştirak
  810. slightly [ˈslaɪtlɪ]
    hafifçe, biraz, azıcık
  811. limit [ˈlɪmɪt]
    sınır, limit, kısıtlama
  812. tend [tend]
    eğilim göstermek, meyilli olmak, bakmak
  813. soft [sɒft]
    yumuşak, hafif, nazik
  814. false [fɔːls]
    yanlış, sahte, gerçek dışı
  815. secret [ˈsiːkrət]
    gizli, sır, gizem
  816. severe [sɪˈvɪər]
    şiddetli, ağır, sert
  817. emphasis [ˈemfəsɪs]
    vurgu, önem, ağırlık
  818. examination [ɪɡˌzæmɪˈneɪʃən]
    muayene, inceleme, sınav
  819. nuclear [ˈnjuːklɪər]
    nükleer, çekirdekli
  820. frame [freɪm]
    çerçeve, iskelet, çatı
  821. passage [ˈpæsɪdʒ]
    geçit, pasaj, bölüm
  822. intelligence [ɪnˈtelɪdʒəns]
    zekâ, istihbarat, akıl
  823. intellectual [ɪntɪˈlektjʊəl]
    entelektüel, aydın, düşünsel
  824. via [vaɪə]
    aracılığıyla, üzerinden, yoluyla
  825. happen [ˈhæpən]
    olmak, meydana gelmek, gerçekleşmek
  826. server [ˈsɜːvər]
    sunucu, garson
  827. nine [naɪn]
    dokuz
  828. bound [baʊnd]
    bağlı, ciltli, sınırlı
  829. wave [weɪv]
    dalga
  830. map [mæp]
    harita, eşlemek
  831. transport [ˈtrænspɔːt]
    taşımacılık, ulaşım, nakliye
  832. garden [ˈɡɑːdən]
    bahçe
  833. edition [ɪˈdɪʃən]
    baskı, edisyon, yayım
  834. familiar [fəˈmɪlɪər]
    tanıdık, aşina
  835. campaign [kæmˈpeɪn]
    kampanya, seferberlik
  836. apart [əˈpɑːt]
    ayrı, birbirinden ayrı
  837. shift [ʃɪft]
    vardiya, değişim, kayma
  838. agricultural [ˌæɡ.rɪˈkʌl.tʃər.əl]
    tarımsal, zirai
  839. shot [ʃɒt]
    atış, kurşun, çekim
  840. notion [ˈnəʊʃən]
    kavram, fikir, düşünce
  841. express [ɪkˈspres]
    ifade etmek, anlatmak, hızlı tren
  842. increasingly [ɪnˈkriːsɪŋli]
    giderek, gittikçe, artan şekilde
  843. struggle [ˈstrʌɡl]
    mücadele etmek, çabalamak, boğuşmak
  844. copy [ˈkɒpɪ]
    kopya, kopyalamak, nüsha
  845. opposite [ˈɒpəzɪt]
    zıt, karşıt, ters
  846. metal [ˈmetəl]
    metal, maden, madeni
  847. Greek [ɡriːk]
    yunan, yunanca, yunanlı
  848. draw [drɔː]
    çizmek, çekmek, draw etmek
  849. criminal [ˈkrɪmɪnəl]
    suçlu, kriminal, cani
  850. welfare [ˈwelfeər]
    refah, sosyal yardım, esenlik
  851. Spanish [ˈspæn.ɪʃ]
    ispanyol, ispanyolca
  852. wild [waɪld]
    vahşi, yabanıl
  853. immediate [ɪˈmiːdiət]
    acil, anında, derhal
  854. column [ˈkɒləm]
    sütun, kolon
  855. bone [bəʊn]
    kemik
  856. experimental [ɪkˌsperɪˈmentəl]
    deneysel
  857. suppose [səˈpəʊz]
    varsaymak, sanmak, farz etmek
  858. solid [ˈsɒlɪd]
    katı, sağlam
  859. link [lɪŋk]
    bağlantı, bağ, ilişki
  860. trouble [ˈtrʌbl]
    sorun, dert, sıkıntı
  861. significance [sɪɡˈnɪfɪkəns]
    önem, anlam, ehemmiyet
  862. apparently [əˈpærəntlɪ]
    görünüşe göre, anlaşılan, belli ki
  863. fresh [freʃ]
    taze, yeni, serin
  864. slow [sləʊ]
    yavaş, ağır, yavaşça
  865. enemy [ˈenəmɪ]
    düşman, hasım, muhalif
  866. tissue [ˈtɪʃuː]
    doku, mendil, kumaş
  867. evil [ˈiːvəl]
    kötü, şeytani, fenalık
  868. approximately [əˈprɒksɪmətlɪ]
    yaklaşık olarak, aşağı yukarı, takriben
  869. drawing [ˈdrɔːɪŋ]
    çizim, resim, çizme
  870. inner [ˈɪnər]
    iç, içsel, dahili
  871. transition [trænˈzɪʃən]
    geçiş, dönüşüm, intikal
  872. dog [dɒɡ]
    köpek
  873. evolution [ˌiːvəˈluːʃən]
    evrim, gelişim
  874. closely [ˈkləʊslɪ]
    yakından, dikkatle, sıkı sıkıya
  875. narrative [ˈnærətɪv]
    anlatı, hikaye, öyküleme
  876. screen [skriːn]
    ekran, perde, paravan
  877. subsequent [ˈsʌbsɪkwənt]
    sonraki, müteakip
  878. request [rɪˈkwest]
    istek, talep, rica
  879. extremely [ɪkˈstriːmli]
    son derece, aşırı, fevkalade
  880. attitude [ˈætɪtjuːd]
    tutum, tavır, yaklaşım
  881. ethnic [ˈeθnɪk]
    etnik, ırksal
  882. divine [dɪˈvaɪn]
    ilahi, tanrısal
  883. reasonable [ˈriːzənəbl]
    makul, mantıklı
  884. camp [kæmp]
    kamp, ordugah
  885. knowing [ˈnəʊɪŋ]
    bilgili, haberdar
  886. marked [mɑːkt]
    işaretli, belirgin
  887. kingdom [ˈkɪŋdəm]
    krallık, ülke
  888. grow [ɡrəʊ]
    büyümek, yetişmek, gelişmek
  889. customer [ˈkʌstəmər]
    müşteri, alıcı
  890. significantly [sɪɡˈnɪf.ɪ.kənt.lɪ]
    önemli ölçüde, belirgin şekilde
  891. pretty [ˈprɪtɪ]
    güzel, hoş, şirin
  892. ideal [aɪˈdɪəl]
    ideal, mükemmel, en uygun
  893. density [ˈdensɪtɪ]
    yoğunluk, yoğunluk oranı, sıklık
  894. sit [sɪt]
    oturmak, oturur durumda olmak, oturmak üzere yerleşmek
  895. executive [ɪɡˈzekjətɪv]
    yönetici, icra yöneticisi, üst düzey yönetici
  896. touch [tʌtʃ]
    dokunmak, temas etmek, değmek
  897. democracy [dɪˈmɒkrəsɪ]
    demokrasi, halk egemenliği, demokratik yönetim
  898. structural [ˈstrʌktʃərəl]
    yapısal, strüktürel, inşai
  899. similarly [ˈsɪmɪləlɪ]
    benzer şekilde, aynı şekilde, buna benzer biçimde
  900. database [ˈdeɪtəbeɪs]
    veritabanı, veri tabanı, veri bankası
  901. aspect [ˈæspekt]
    yön, bakış açısı, özellik
  902. tool [tuːl]
    alet, araç, gereç
  903. employee [ɪmˈplɔɪiː]
    çalışan, personel, işçi
  904. dream [driːm]
    rüya, düş
  905. parent [ˈpeərənt]
    ebeveyn, anne baba
  906. equally [ˈiːkwəli]
    eşit şekilde, aynı derecede
  907. estate [ɪˈsteɪt]
    emlak, mülk, arazi
  908. hotel [həʊˈtel]
    otel
  909. hit [hɪt]
    vurmak, çarpmak, isabet etmek
  910. captain [ˈkæptɪn]
    kaptan
  911. pointed [ˈpɔɪntɪd]
    sivri, uçlu, işaretli
  912. ill [ɪl]
    hasta, rahatsız, kötü
  913. explanation [ˌekspləˈneɪʃən]
    açıklama, izah, gerekçe
  914. mountain [ˈmaʊntɪn]
    dağ, tepe
  915. engineering [ˌendʒɪˈnɪərɪŋ]
    mühendislik
  916. usual [ˈjuːʒuəl]
    alışılmış, olağan, her zamanki
  917. sight [saɪt]
    görüş, manzara, görüş alanı
  918. marketing [ˈmɑːkɪtɪŋ]
    pazarlama
  919. hearing [ˈhɪərɪŋ]
    işitme, duyma
  920. Asia [ˈeɪ.ʒə]
    asya
  921. consideration [kənˌsɪdərˈeɪʃən]
    değerlendirme, düşünce, dikkate alma
  922. supreme [suːˈpriːm]
    en yüksek, üstün, yüce
  923. universal [ˌjuːnɪˈvɜːsəl]
    evrensel, küresel, genel
  924. Latin [ˈlætɪn]
    latince, latin
  925. writer [ˈraɪtər]
    yazar, yazman, yazıcı
  926. election [ɪˈlekʃən]
    seçim, seçme
  927. publication [ˌpʌblɪˈkeɪʃən]
    yayın, yayımlanma, neşir
  928. necessarily [nesəˈserəlɪ]
    zorunlu olarak, kaçınılmaz biçimde, elbette
  929. pure [pjʊər]
    saf, katıksız, temiz
  930. famous [ˈfeɪməs]
    ünlü, meşhur, tanınmış
  931. ordinary [ˈɔːdənərɪ]
    sıradan, olağan, normal
  932. independence [ˌɪndɪˈpendəns]
    bağımsızlık, istiklal
  933. regulation [ˌreɡjəˈleɪʃən]
    düzenleme, yönetmelik, kural
  934. chair [tʃeər]
    sandalye, koltuk, başkanlık
  935. parallel [ˈpærəlel]
    paralel, koşut
  936. thank [θæŋk]
    teşekkür etmek, teşekkür etmek istemek, minnettar olmak
  937. minute [ˈmɪnɪt]
    dakika, an, ayrıntı
  938. difficulty [ˈdɪfɪkəltɪ]
    zorluk, güçlük, sıkıntı
  939. category [ˈkætəɡərɪ]
    kategori, sınıf, tür
  940. consistent [kənˈsɪstənt]
    tutarlı, istikrarlı, uyumlu
  941. hardly [ˈhɑːdlɪ]
    zar zor, neredeyse hiç, güçlükle
  942. sentence [ˈsentəns]
    cümle
  943. implementation [ˌɪmplɪmenˈteɪʃən]
    uygulama, hayata geçirme, gerçekleştirme
  944. permission [pəˈmɪʃən]
    izin, müsaade, ruhsat
  945. conversation [ˌkɒnvəˈseɪʃən]
    konuşma, sohbet, görüşme
  946. confidence [ˈkɒnfɪdəns]
    özgüven, güven, itimat
  947. Catholic [ˈkæθəlɪk]
    katolik
  948. domain [dəʊˈmeɪn]
    alan, etki alanı, etki sahası
  949. specifically [spəˈsɪfɪkəlɪ]
    özellikle, spesifik olarak, bilhassa
  950. plus [plʌs]
    artı, artı işareti, ayrıca
  951. band [bænd]
    bant, grup, bando
  952. theoretical [θɪəˈretɪkəl]
    teorik, kuramsal
  953. valley [ˈvælɪ]
    vadi
  954. abuse [əˈbjuːs]
    kötüye kullanma, istismar, suistimal
  955. mainly [ˈmeɪnlɪ]
    çoğunlukla, ağırlıklı olarak, esasen
  956. device [dɪˈvaɪs]
    cihaz, aygıt, düzenek
  957. personality [ˌpɜːsənˈælətɪ]
    kişilik, şahsiyet
  958. grand [ɡrænd]
    görkemli, büyük, muhteşem
  959. behaviour [bɪˈheɪvjər]
    davranış, tutum
  960. ourselves [ˌaʊəˈselvz]
    kendimiz
  961. republic [rɪˈpʌblɪk]
    cumhuriyet
  962. possibly [ˈpɒsəblɪ]
    muhtemelen, olasılıkla
  963. widely [ˈwaɪdlɪ]
    yaygın olarak, geniş ölçüde
  964. electronic [ɪˌlekˈtrɒnɪk]
    elektronik
  965. farm [fɑːm]
    çiftlik, tarla
  966. grant [ɡrɑːnt]
    hibe, bağış, vermek
  967. ice [aɪs]
    buz
  968. agree [əˈɡriː]
    kabul etmek, aynı fikirde olmak, anlaşmak
  969. poverty [ˈpɒvətɪ]
    yoksulluk, fakirlik
  970. respectively [rɪˈspektɪvlɪ]
    sırasıyla
  971. warm [wɔːm]
    ılık, sıcak, sıcacık
  972. define [dɪˈfaɪn]
    tanımlamak, tarif etmek, belirlemek
  973. poetry [ˈpəʊɪtrɪ]
    şiir, şiir sanatı, nazım
  974. debate [dɪˈbeɪt]
    tartışma, münazara, münakaşa
  975. appeal [əˈpiːl]
    çekicilik, itiraz, başvuru
  976. debt [det]
    borç, yükümlülük, alacak
  977. composition [ˌkɒmpəˈzɪʃən]
    kompozisyon, bileşim, eser
  978. muscle [ˈmʌsl]
    kas, adale
  979. plane [pleɪn]
    uçak, düzlem, planya
  980. channel [ˈtʃænəl]
    kanal, kanalizasyon, televizyon kanalı
  981. mechanism [ˈmekənɪzəm]
    mekanizma, düzenek, işleyiş
  982. cognitive [ˈkɒɡnətɪv]
    bilişsel, kognitif
  983. discourse [ˈdɪs.kɔːs]
    söylem, söyleşi, nutuk
  984. gene [dʒiːn]
    gen
  985. corner [ˈkɔːnər]
    köşe, köşebent
  986. star [stɑːr]
    yıldız, star
  987. opposition [ˌɒpəˈzɪʃən]
    muhalefet, karşıtlık, opposition
  988. willing [ˈwɪlɪŋ]
    istekli, gönüllü, razı
  989. strange [streɪndʒ]
    garip, tuhaf, acayip
  990. fund [fʌnd]
    fon, sermaye, kaynak
  991. song [sɒŋ]
    şarkı, türkü, ezgi
  992. recognize [ˈrekəɡnaɪz]
    tanımak, fark etmek, kabul etmek
  993. jack [dʒæk]
    kriko, vale, erkek eşek
  994. convention [kənˈvenʃən]
    kongre, gelenek, teamül
  995. club [klʌb]
    kulüp, dernek, sopa
  996. apparent [əˈpærənt]
    belirgin, görünür, apaçık
  997. portion [ˈpɔːʃən]
    porsiyon, pay, kısım
  998. relief [rɪˈliːf]
    rahatlama, kabartma, yardım
  999. profit [ˈprɒfɪt]
    kâr, kazanç, getiri
  1000. mine [maɪn]
    benimki

Günlük iletişim için A2 kelimeler

A2'de bildiğin kelimeler daha ayrıntılı mesajlar kurmana yardımcı olur: bir nesnenin adını söylemenin yanı sıra fiyatını sorabilir, birini betimleyebilir veya ne yapman gerektiğini açıklayabilirsin. İş, şehir, alışveriş ve planlarla ilgili kelimeler günlük hayatındaki durumlarda işine yarar.

British Council'ın A2 tanımı, basit günlük işleri, bilinen konularda bilgi alışverişini ve kişinin çevresi veya geçmişi hakkında anlatımını öne çıkarır. Bunları çalışmak için bildiğin kelimeleri daha geniş ifadelerde kullan: my son, "oğlum" ifadesinin yanında My son goes to school, "Oğlum okula gidiyor" cümlesini kur.

Yeni listede karşılaştığın tanıdık kelimeleri yeniden öğrenmen gerekmez. Bilmediğin kelimeleri veya henüz rahatça hatırlayamadığın anlamları seç. Böylece her ders bildiklerine yenilerini ekler.

A2 listesindeki kelimelerle cümleler

price: fiyat sormak veya karşılaştırmak

The price is too high.

Fiyat çok yüksek.

son: aileden söz etmek

My son goes to school.

Oğlum okula gidiyor.

voice: bir sesi betimlemek

She has a beautiful voice.

Onun güzel bir sesi var.

behavior: bir davranışı yorumlamak

His behavior surprised me.

Davranışı beni şaşırttı.

Kelimeler ifadelerle birlikte nasıl öğrenilir?

Kısa bir kelime grubu, kelimenin nasıl kullanıldığını gösterir: a high price, "yüksek bir fiyat"; a quiet voice, "alçak bir ses" demektir. Bir ismi uygun bir sıfatla, bir fiili de tamamlayıcısıyla öğren. Bu, yalnızca tek tek anlamları tanımanı değil, cümle kurmanı da kolaylaştırır.

Açık bir örnekle başla ve söylemek istediğine uyarla: The price is too high, "Fiyat çok yüksek"; The price is good, "Fiyat iyi" demektir. Yapı tanıdık kalır, ama yeni cümle başka bir düşünceyi ifade eder.

Örneklerdeki edatlara ve fiil biçimlerine dikkat et. My son goes to school cümlesinde -s eki, he, she veya it ile kullanılan fiile aittir. Kısa bir cümleyi bütünüyle öğrenmek, kelimeleri çalışırken bu ayrıntıları fark etmene yardımcı olur.

İngilizce kelime nasıl öğrenilir: örnekler ve tekrar

Anlam nasıl seçilir, telaffuz nasıl kontrol edilir?

Bir kelimenin birden fazla anlamı olabilir. I live here cümlesindeki live, "yaşıyorum" anlamındadır; a live concert ifadesinde ise müzisyenlerin o anda çaldığı "canlı" bir performansı belirtir. Anlam, ifadenin tamamına bağlıdır: listedeki ilk karşılığı her cümleye uygulama.

Rehberde kelimenin tek başına okunduğu bir ses kaydı bulunur. Bazı kelimelerde anlam veya sözcük türü değiştiğinde telaffuz da değişir: "yaşamak" anlamındaki live fiili [lɪv], a live concert ifadesindeki live ise [laɪv] olarak okunur. Böyle durumlarda hem anlamı hem de cümlene uygun telaffuzu kontrol et.

Listeden derslere nasıl geçilir?

  1. İşine yarayan kelimeleri işaretle "+" düğmesi bir kelimeyi çalışmalarına ekler. Kelime çalışmasında hangi kelimeleri bildiğini, hangilerini öğrenmek istediğini belirterek de başlayabilirsin.
  2. Kısa bir dersi tamamla Sistem, seçtiğin kelimeler ve tekrar edilmesi gerekenlerle ders oluşturur. Alıştırmalar anlamı, sesi dinleyerek tanımayı ve yazımı kontrol eder. Sonuçlar hesabına kaydedilir.
  3. Kelimeleri kendi cümlende kullan Dersten sonra alışveriş, iş veya planların hakkında kısa bir mesaj oluştur. Tek bir cümle bile öğrendiğin kelimeleri gerçek bir işle ilişkilendirir.
İngilizce kelime öğrenmeye başla

A1, A2 ve B1 listeleri nasıl ilişkilidir?

A2, Luveng kataloğunun ikinci bölümüdür: A1'deki ilk 500 kelimeden sonra gelen 1.000 kelimeyi içerir. İki listenin toplamı değil, ayrı bir listedir. A1–B2 ayrımı Luveng'in çalışma sırasını düzenler; CEFR ise tek bir resmî kelime listesi vermeden düzeyleri becerilere göre tanımlar.

Kısa günlük cümlelerde hâlâ bilmediğin kelimelerle karşılaşıyorsan A1'e de bak. A2'nin çoğunu biliyorsan B1 listesi daha ayrıntılı anlatımlar ve açıklamalar için kelimeler sunar. Yapmak istediklerine ve şimdiye kadar oluşturduğun kelime dağarcığına göre seç.

B1 İngilizce kelimeler

Sık sorulan sorular

A2 listesini çalışmadan önce A1'i bitirmem gerekir mi?

İyi bildiğin kelimeleri yeniden çalışman gerekmez. A2'den yararlı kelimeleri seç, ihtiyaç duyduğunda A1'deki belirli kelimelere dön. Daha önce öğrendiklerin yeni ifadeleri anlamana yardımcı olur.

Okurken tanıdığım bir kelimeyi konuşurken hatırlayamıyorsam ne yapmalıyım?

Türkçe karşılığından yola çıkarak İngilizce kelimeyi hatırlamaya çalış ve ipucu olmadan kısa bir cümle kur. Sonra yanıtı kontrol et ve çalışmayı başka bir gün tekrarla. Böylece zaten tanıdığın bir kelimeyi konuşurken kullanman kolaylaşır.

A1 kelimeleri bu 1.000 kelimeye dahil mi?

Hayır. Listeler ayrıdır: A1'de 500, A2'de sonraki 1.000 kelime bulunur. Bunlar Luveng'in çalışma listelerinin büyüklükleridir; CEFR'nin sayısal koşulları değildir.

Listeyi abonelik olmadan kullanabilir miyim?

Listeye, anlamlara ve mevcut ses kayıtlarına bakmak ücretsizdir; kayıt gerekmez. Kelimeleri çalışmalarına eklemek ve ilerlemeni kaydetmek için hesap gerekir. Kayıt sonrasında öğrenme etkinlikleri Premium gerektirir; her iki planda da kullanıcı başına yalnızca bir kez yararlanılabilen üç günlük deneme sunulur. Süresiz olarak her gün ücretsiz bir ders verilmez.