Yazı ve gerekçeler: plansız buluşmalar için bir yer
Keep a Room for the Unplanned
B2: yazarın tutumu, itiraz ve önerinin koşullarıKurgusal bir mahalle projesi hakkında özgün öğretici yazı.
When our neighbourhood group proposed renting an empty shop as a shared room, the first questions were about activities. Would there be classes, exhibitions or meetings? These were reasonable questions, but they assumed that every hour needed a purpose agreed in advance. I would argue that the room should also have regular periods when people can enter without booking or buying anything.
A programme of events gives people a reason to come. It does not necessarily give them a reason to stay afterwards. Someone may want to read a notice, wait for a neighbour or ask a small question that does not justify arranging a meeting. If the room is available only to organised groups, these ordinary uses disappear from the plan, although they are precisely what makes the proposal different from hiring another meeting hall.
The strongest objection is cost. An open door still requires someone to take responsibility for the building, and volunteers cannot be expected to be available indefinitely. This is a practical limit, not a reason to abandon the idea. We could begin with two supervised afternoons a week and publish a clear rota. The rent would still have to be covered by agreed contributions and income from booked events.
I am not suggesting that an empty shop will solve loneliness or replace public services. My claim is narrower: before filling the timetable, we should protect some time that belongs to no particular activity. If that proves unmanageable, we can revise it. But a shared room that is never available for an unplanned visit would miss an important part of its purpose.
Türkçe çeviri
Mahalle grubumuz boş bir dükkânı mahalle sakinlerinin kullanacağı ortak bir alan olarak kiralamayı önerdiğinde ilk sorular etkinliklerle ilgiliydi. Dersler, sergiler veya toplantılar olacak mıydı? Bunlar makul sorulardı ama her saatin önceden kararlaştırılmış bir amacı olması gerektiğini varsayıyorlardı. Bence insanların randevusuz ve bir şey satın almak zorunda kalmadan gelebileceği düzenli saatler de ayırmalıyız.
Bir etkinlik programı insanlara gelmek için neden verir. Ama etkinlik bittiğinde kalmak için mutlaka bir neden vermez. Birisi bir duyuruyu okumak, komşusunu beklemek veya sırf bunun için toplantı ayarlamaya değmeyecek basit bir soru sormak isteyebilir. Alan yalnızca organize gruplara açıksa bu günlük kullanımlar planlamadan silinir; oysa önerimizi sıradan bir toplantı salonu daha kiralamaktan ayıran tam da bunlardır.
En güçlü itiraz maliyet. Kapının açık tutulması için yine birinin binanın sorumluluğunu üstlenmesi gerekir; gönüllülerin sınırsız süreyle hazır bulunmasını bekleyemeyiz. Bu, uygulamayla ilgili bir kısıt; fikirden vazgeçme nedeni değil. Haftada iki öğleden sonra için sorumlu görevlendirerek başlayabilir ve açık bir görev çizelgesi yayımlayabiliriz. Kiranın yine kararlaştırılan katkı paylarıyla ve programlı etkinliklerden gelen gelirle karşılanması gerekir.
Boş bir dükkânın yalnızlığı çözeceğini veya kamu hizmetlerinin yerini alacağını söylemiyorum. Savunduğum şey daha sınırlı: programı doldurmadan önce belirli bir etkinliğe ayrılmamış zamanları korumalıyız. Bunu yönetmek çok zorlaşırsa karar yeniden değerlendirilebilir. Ama önceden plan yapmadan hiçbir zaman girilemeyen bir ortak alan, amacının önemli bir bölümünü yitirir.
Kelimeler ve ifadeler
- agreed in advance
- önceden kararlaştırılmış
- does not justify arranging a meeting
- sırf bunun için toplantı ayarlamaya değmez
- the strongest objection
- en güçlü itiraz
- supervised afternoons
- bir sorumlunun görev yaptığı öğleden sonra saatleri
- rota
- sorumluların görev çizelgesi
- my claim is narrower
- savunduğum şey daha sınırlı
- unmanageable
- düzenlenmesi veya yönetilmesi çok zor
Okuduğunu anlama
-
Yazar hangi öneriyi savunuyor?
Cevap ve açıklaması
Ortak alana randevusuz ve bir şey satın almak zorunda olmadan girilebilecek düzenli saatler ayırmayı.
Öneri ilk paragrafta veriliyor, son paragrafta yeniden ele alınıyor. Yazar bütün programlı etkinlikleri iptal etmeyi önermiyor.
-
Yazar maliyet itirazını göz ardı ediyor mu?
Cevap ve açıklaması
Hayır. Maliyetleri kabul ediyor; sorumluları ve kirayı karşılayacak kaynakları belli, sınırlı saatler öneriyor.
Üçüncü paragraf maliyeti en güçlü itiraz olarak tanımlayıp uygulanabilir bir karşılık sunuyor. Bir kısıtı kabul etmek, öneriden vazgeçmek demek değil.
-
Yazarın yalnızlığı çözme sözü verdiği neden söylenemez?
Cevap ve açıklaması
Bu iddiayı açıkça dışarıda bırakıyor ve sonucunu plansız ziyaretlere zaman ayırmakla sınırlıyor.
Son paragraf I am not suggesting ile başlıyor; ardından My claim is narrower diyerek savunulan görüşün sınırını çiziyor.
-
Yazar neden bir duyuruyu okumaktan ve komşuyu beklemekten söz ediyor?
Cevap ve açıklaması
Bunlar özel bir etkinlik düzenlemeyi gerektirmeyen günlük ziyaret örnekleri.
İkinci paragraftaki örnekler, herkese açık bir ortak alanla yalnızca önceden ayarlanmış buluşmalara ayrılan salon arasındaki farkı destekliyor.
Eleştiri ve değerlendirme: farklı görüşlere yer veren bir harita
A Map You Can Disagree With
B2: olumlu değerlendirme ve bir çekince içeren eleştiriSergi ve ziyaret kurgusaldır. Eleştiri, bağımsız bir öğretici metin olarak yazılmıştır.
At the entrance to a small exhibition about our district, visitors are given an ordinary street map. A second version hangs beside it, covered with residents' handwritten comments. A narrow lane is described as a shortcut by one person and as a place to avoid after dark by another. The exhibition's strength is that it does not erase either comment to create a single, reassuring picture.
The display moves between official maps, personal memories and photographs of places that have changed. A row of shops appears in three different decades, but the captions are more interesting than the buildings. One resident remembers cheap lunches; another remembers being unable to get a wheelchair through the doors. Presented together, these accounts make nostalgia less comfortable and considerably more useful.
I was less convinced by the final wall, where visitors can add their own notes. The invitation seems open, yet the table is cluttered and the written instructions are small. During my visit, two people left without contributing because they could not find a pen. This does not prove that the whole project excludes people, but it exposes a gap between inviting participation and making it straightforward. A lower writing surface and a clearly visible supply of materials would be sensible improvements.
Despite that weakness, I would recommend the exhibition. It treats disagreement as part of knowing a place rather than as a problem to be removed. Visitors looking for a complete history may be frustrated; the selection is deliberately partial. Those willing to compare perspectives will leave with better questions about streets they thought they already understood.
Türkçe çeviri
Semtimizle ilgili küçük bir serginin girişinde ziyaretçilere sıradan bir sokak haritası veriliyor. Hemen yanında, mahalle sakinlerinin el yazısıyla yazdığı yorumlarla kaplı ikinci bir harita asılı. Dar bir sokağı bir kişi kestirme yol, bir başkasıysa hava karardıktan sonra uzak durulması gereken bir yer olarak tanımlamış. Serginin güçlü yanı, tek ve iç rahatlatıcı bir tablo yaratmak için bu yorumlardan hiçbirini silmemesi.
Sergi resmî haritalar, kişisel anılar ve değişmiş yerlerin fotoğrafları arasında gidip geliyor. Bir sıra dükkân üç farklı on yılda gösteriliyor ama fotoğraf altı yazıları binalardan daha ilginç. Bir sakin ucuz öğle yemeklerini hatırlıyor; bir başkasıysa tekerlekli sandalyeyi kapılardan geçiremediğini. Bu anlatılar birlikte sunulduğunda nostalji daha az rahatlatıcı ama çok daha yararlı hâle geliyor.
Ziyaretçilerin kendi notlarını ekleyebildiği son duvarı daha az başarılı buldum. Davet herkese açık görünüyor ama masa dağınık, yazılı yönergelerin harfleri de küçük. Ziyaretim sırasında iki kişi kalem bulamadığı için katkıda bulunmadan ayrıldı. Bu, projenin tamamının insanları dışladığını kanıtlamaz ama insanları katılmaya davet etmekle katılmalarını kolaylaştırmak arasındaki farkı ortaya koyar. Daha alçak bir yazı yüzeyi ve kolayca görülebilen malzemeler yerinde iyileştirmeler olurdu.
Bu eksikliğe rağmen sergiyi öneririm. Görüş ayrılıklarını ortadan kaldırılması gereken bir sorun değil, bir yeri tanımanın parçası olarak ele alıyor. Eksiksiz bir tarih anlatımı bekleyen ziyaretçiler hayal kırıklığına uğrayabilir; seçki bilinçli olarak bütünü kapsamıyor. Farklı bakış açılarını karşılaştırmaya açık olanlarsa zaten bildiklerini düşündükleri sokaklar hakkında daha isabetli sorularla ayrılacak.
Kelimeler ve ifadeler
- a shortcut
- kestirme yol
- a reassuring picture
- iç rahatlatıcı bir tablo
- accounts
- anlatılar; kişisel aktarımlarAccounts burada kişisel anlatılar demek; mali hesaplar ya da kullanıcı hesapları değil.
- cluttered
- eşya dolu; dağınık
- exposes a gap
- aradaki farkı ortaya koyar
- straightforward
- yapması kolay; zahmetsiz
- deliberately partial
- bilinçli olarak bütünü kapsamayanBu bağlamda partial, seçkinin her şeyi kapsamadığını belirtiyor; düzenleyenlerin bir görüşü kayırdığını söylemiyor.
Okuduğunu anlama
-
Sergiyle ilgili son değerlendirme ne?
Cevap ve açıklaması
Yazar farklı bakış açılarını karşılaştırdığı için sergiyi öneriyor ama ziyaretçi katılımının pratikte iyi düzenlenmemesini eleştiriyor.
Son paragraf despite that weakness ile olumlu değerlendirmeyi sürdürüyor. Eksiklik üçüncü paragrafta; güçlü yanlarsa ilk iki paragrafta ve sonuçta veriliyor.
-
Öğle yemekleriyle geçilemeyen kapılara ilişkin anlatılar neden birlikte sunuluyor?
Cevap ve açıklaması
Bir yerle ilgili güzel bir anının bütün ziyaretçilerin deneyimini yansıtmadığını göstermek için.
Anlatılar doğrudan karşılaştırılıyor. Yazara göre birlikte sunulmaları nostaljiyi daha az rahatlatıcı ama daha yararlı hâle getiriyor.
-
Kalem bulamayan iki ziyaretçiyle ilgili olay neyi gösteriyor?
Cevap ve açıklaması
Katılmanın önündeki somut bir güçlüğü gösteriyor ama projenin tamamının insanları dışladığını kanıtlamıyor.
Yazar This does not prove diyerek sonucun sınırını kendisi çiziyor ve davetle katılım koşulları arasındaki farkı belirtiyor.
-
Semtin eksiksiz tarihini öğrenmek isteyen biri neden hayal kırıklığına uğrayabilir?
Cevap ve açıklaması
Sergi kapsamlı bir tarih sunmak yerine, belirli içerikleri ve bakış açılarını bilinçli olarak seçiyor.
Son paragrafta complete history ile deliberately partial selection karşılaştırılıyor. Bu, eleştiri yazısında unutulmuş bir ayrıntı değil, serginin yaklaşımının bir özelliği.
Rapor: pilot uygulama neyi gösterdi, neyi göstermedi?
What Our Booking Trial Did Not Show
B2: gözlemler, verilerin sınırları ve öneriKurgusal bir tiyatro hakkında öğretici rapor; proje ve sonuçları alıştırma için oluşturulmuştur.
For four weeks, our amateur theatre sold tickets only through an online form. The aim was to reduce the time volunteers spent handling telephone bookings. At the end of the trial, the booking team reported fewer calls, and most people who completed the feedback form described the new process as convenient. It would be tempting to conclude that telephone booking was no longer needed.
That conclusion would go beyond the evidence. The feedback form was sent to people who had successfully booked online. It could tell us about their experience, but not about people who gave up before buying a ticket. Nor did we record every request made at the theatre entrance. Several volunteers remembered helping visitors there, but their memories cannot provide a reliable total or explain why others stayed away.
The trial did reveal a benefit worth keeping: online orders were easier for the team to organise before a performance. Restoring the previous system unchanged would throw away that improvement. However, making the online form the only route would treat missing information as evidence of missing demand. Those are not the same thing. A service may appear unnecessary when the people who need it are absent from the feedback.
I recommend keeping online booking while offering a limited telephone session each week. During a further trial, we should record unsuccessful attempts and requests for help as well as completed sales. This would not remove every uncertainty, but it would give us a fairer basis for a decision. The current evidence supports improving the system, not declaring that one route suits everyone.
Türkçe çeviri
Amatör tiyatromuz dört hafta boyunca biletleri yalnızca çevrim içi bir form üzerinden sattı. Amaç, gönüllülerin telefonla rezervasyon işlemlerine ayırdığı süreyi azaltmaktı. Denemenin sonunda rezervasyon ekibi aramaların azaldığını bildirdi; geri bildirim formunu dolduranların çoğu da yeni süreci kullanışlı buldu. Buradan telefonla rezervasyona artık gerek kalmadığı sonucuna varmak cazip gelebilir.
Bu sonuç, eldeki kanıtların ötesine geçerdi. Geri bildirim formu, çevrim içi rezervasyonu başarıyla tamamlayan kişilere gönderildi. Onların deneyimi hakkında bilgi verebilirdi ama bilet almadan önce vazgeçenleri anlatamazdı. Tiyatronun girişinde yapılan her yardım talebini de kaydetmedik. Birkaç gönüllü orada ziyaretçilere yardım ettiğini hatırlıyordu ama bu anılar güvenilir bir toplam veremez veya başkalarının neden gelmediğini açıklayamaz.
Yine de deneme, korunmaya değer bir yarar ortaya çıkardı: ekibin çevrim içi siparişleri gösteriden önce düzenlemesi daha kolaydı. Eski sisteme hiç değiştirmeden dönmek bu iyileşmeyi kaybetmek olurdu. Ancak çevrim içi formu tek yol yapmak, bilgi eksikliğini talep yokluğunun kanıtı saymak anlamına gelirdi. Bunlar aynı şey değil. Bir hizmete ihtiyaç duyanlar geri bildirimde yer almadığında o hizmet gereksiz görünebilir.
Çevrim içi rezervasyonu sürdürürken her hafta telefonla rezervasyon için sınırlı bir zaman ayırmayı öneriyorum. Yeni bir denemede tamamlanan satışların yanı sıra başarısız girişimleri ve yardım taleplerini de kaydetmeliyiz. Bu, bütün belirsizlikleri ortadan kaldırmaz ama karar vermek için daha adil bir dayanak sağlar. Mevcut kanıtlar, tek bir yolun herkese uygun olduğunu ilan etmeyi değil, sistemi iyileştirmeyi destekliyor.
Kelimeler ve ifadeler
- handling telephone bookings
- telefonla rezervasyon işlemlerini yürütme
- go beyond the evidence
- kanıtların desteklediğinin ötesine geçmek
- gave up
- vazgeçtiler
- a reliable total
- güvenilir bir toplam
- missing demand
- talep yokluğu
- as well as
- yanı sıra; ek olarak
- a fairer basis
- daha adil, farklı durumları da gözeten bir dayanak
Okuduğunu anlama
-
Raporun yazarı sonraki adım olarak ne öneriyor?
Cevap ve açıklaması
Çevrim içi rezervasyonu sürdürmeyi, telefon için sınırlı saatler eklemeyi ve hizmetle ilgili daha fazla bilgi kaydetmeyi.
Öneri son paragrafta. Yazar ne eski sisteme tamamen dönülmesini ne de telefondan kesin olarak vazgeçilmesini istiyor.
-
Olumlu değerlendirmeler neden sistemin herkes için kullanışlı olduğunu kanıtlamıyor?
Cevap ve açıklaması
Yalnızca çevrim içi bilet almayı başaranlar dinlendi; satın almayı tamamlayamayanların deneyimi temsil edilmiyor.
İkinci paragraf formun kime gönderildiğini açıklıyor. Sınırlılık, cevapların sahte olduğu iddiasında değil, grubun kimlerden oluştuğunda.
-
Yazar yeni sistemin hangi yararını kabul ediyor?
Cevap ve açıklaması
Ekibin gösteriden önce rezervasyonları düzenlemesi daha kolaydı.
Üçüncü paragraf bunu a benefit worth keeping olarak tanımlıyor. Tek bir satın alma yolunu eleştirmek, bu yararı ortadan kaldırmıyor.
-
Missing information ile missing demand arasındaki karşıtlık ne anlama geliyor?
Cevap ve açıklaması
Bir ihtiyaç hakkında bilgi olmaması, o ihtiyacın olmadığını kanıtlamakla aynı şey değil.
Başka bir satın alma yoluna ihtiyaç duyanlar değerlendirmenin dışında kalmış olabilir. Yazar bunu yeni kayıtlar tutma ihtiyacıyla ilişkilendiriyor.
Hikâye: aile geçmişine yeni bir bakış
The Names Behind the Speech
B2: bir anının ve olayların yeniden değerlendirildiği hikâyeÖzgün öğretici hikâye.
Mara had written the farewell speech before she entered the old pottery studio. It described her father as the man who had kept the place alive for thirty years. She liked the sentence. It sounded generous and suitably final. All she needed now was a photograph to display beside the text at the closing party.
In a desk drawer, beneath a packet of unused labels, she found a notebook. Expecting sketches, she opened it at random. Instead, there were lists: who had opened the door on winter mornings, who had cleaned the shelves, who had brought extra clay when a class grew unexpectedly large. Her father's name appeared often, but never alone. Some names belonged to people Mara remembered only as quiet figures at the edge of childhood afternoons.
She remembered one of those afternoons more clearly now. Her father was standing in the centre of the room, showing the group how to shape a bowl, while a woman in a blue coat quietly put a bucket under a leaking pipe. As a child, Mara had watched the bowl. Reading the notebook, she finally noticed the bucket. The woman had not been outside the story; Mara had simply given her no part in it.
At the party, Mara still spoke about her father, but she did not read the polished paragraph from her draft. She placed the notebook on the table and asked people to help identify the names. Soon the table was crowded with memories that interrupted and corrected one another. Her father listened, occasionally adding a detail. The studio's story became less tidy and much harder to fit on a single page. For the first time that evening, Mara thought the farewell was doing the place justice.
Türkçe çeviri
Mara eski seramik atölyesine girmeden önce veda konuşmasını yazmıştı. Konuşmada babasını, burayı otuz yıl boyunca ayakta tutan adam olarak anlatıyordu. Cümleyi beğenmişti. Babasını cömertçe övüyor, bu kapanışa da uygun düşüyordu. Şimdi tek ihtiyacı, kapanış buluşmasında metnin yanında sergileyeceği bir fotoğraftı.
Bir çalışma masasının çekmecesinde, kullanılmamış bir paket etiketin altında bir defter buldu. Taslak çizimler göreceğini düşünerek rastgele bir sayfasını açtı. Oysa içinde listeler vardı: kış sabahları kapıyı kim açmış, rafları kim temizlemiş, derse beklenmedik ölçüde çok kişi katıldığında fazladan kili kim getirmiş. Babasının adı sık sık geçiyordu ama hiçbir zaman tek başına değildi. Bazı adlar, Mara'nın çocukken geçirdiği öğleden sonralarda dikkatini pek çekmeyen, sessiz kişiler olarak hatırladığı insanlara aitti.
O öğleden sonralardan birini şimdi daha net hatırlıyordu. Babası odanın ortasında durmuş, gruba bir kâsenin nasıl şekillendirileceğini gösteriyordu. Mavi paltolu bir kadınsa sessizce sızdıran borunun altına bir kova koyuyordu. Mara çocukken kâseyi izlemişti. Defteri okuyunca sonunda kovayı fark etti. Kadın o hikâyenin dışında değildi; ona hikâyede bir rol vermeyen Mara'ydı.
Kapanış buluşmasında Mara yine babasından söz etti ama taslağındaki özenle işlenmiş paragrafı okumadı. Defteri masaya koydu ve adların kimlere ait olduğunu bulmak için insanlardan yardım istedi. Kısa sürede masanın etrafı birbirinin sözünü kesen ve birbirini düzelten anılarla doldu. Babası dinliyor, ara sıra bir ayrıntı ekliyordu. Atölyenin hikâyesi daha az düzenli ve tek bir sayfaya sığdırılması çok daha zor bir hâl aldı. Mara o akşam ilk kez, bu vedanın atölyenin hakkını verdiğini düşündü.
Kelimeler ve ifadeler
- farewell speech
- veda konuşması
- at random
- rastgele
- at the edge of
- kıyısında; arka plandaMara'nın anılarında bu kişiler dikkatinin odağında değildi.
- a leaking pipe
- sızdıran bir boru
- a polished paragraph
- özenle işlenmiş paragraf
- draft
- taslak
- doing the place justice
- o yerin hakkını vermek
Okuduğunu anlama
-
Mara'nın atölyenin geçmişine bakışı nasıl değişiyor?
Cevap ve açıklaması
Tek bir kişiye odaklanan bir hikâyeden, birçok kişinin ortak emeğini anlatan bir hikâyeye geçiyor.
Başlangıçtaki konuşma yalnızca babayı öne çıkarıyor. Defter başkalarının katkılarını kaydediyor; sonda Mara adların kimlere ait olduğunu bulmak için yardım istiyor ve konuklar anılarını paylaşıyor.
-
Kâseyle kovanın yer aldığı anının işlevi ne?
Cevap ve açıklaması
Babasının görünür işiyle gerekli olduğu hâlde göze çarpmayan ve Mara'nın önceden dikkate almadığı yardım arasındaki farkı gösteriyor.
Hikâye, çocuğun kâseye yönelen dikkatiyle sonradan kovaya yönelen dikkati karşılaştırıyor. Kadın olayların her zaman içindeydi ama Mara'nın anlattığı hikâyede yer almıyordu.
-
Mara bu keşiften sonra babasının katkısını inkâr ediyor mu?
Cevap ve açıklaması
Hayır. Ondan söz etmeye devam ediyor ama hikâyeye başka insanları da katıyor.
Son paragraf Mara still spoke about her father ile başlıyor. Yeniden değerlendirme, babasının emeğini reddetmiyor; yalnızca ona tek başına verilen rolü değiştiriyor.
-
Mara daha az düzenli olan vedayı neden daha uygun buluyor?
Cevap ve açıklaması
Başlangıçtaki kusursuz anlatıya sığmayan insanların anılarını ve katkılarını içerdiği için.
Birbirini tamamlayan ve birbiriyle çelişen anılar hikâyeyi daha karmaşık hâle getiriyor; Mara bunun ardından atölyenin hak ettiği gibi uğurlandığını hissediyor.
Yazarın tutumu: temel görüş, itiraz ve sonucun sınırı
Ortak alan yazısında yazar, program ve maliyetlerle ilgili soruları makul buluyor. Buna rağmen önerisi, randevusuz ziyaretler için saat ayırmak. Tutumunu belirlemek için önerisini, ele aldığı itirazdan ayır.
Eleştiri yazısında despite that weakness, çekinceden sonra olumlu değerlendirmeye dönüyor. Raporda This would not remove every uncertainty, önerinin gücünü sınırlıyor. Bu ifadeler sonucu geçersiz kılmıyor; ne ölçüde geçerli olduğunu gösteriyor.
Hikâyede Mara'nın bakış açısı seçilen ayrıntılarda ortaya çıkıyor. Çocukken dikkati kâsedeydi, kovaysa gözünden kaçmıştı. Daha sonra aynı olayı yeniden değerlendiriyor. Burada bakış açısını anlamak, tırnak içinde tek bir görüş bulmayı değil, başlangıcı, anıyı ve sonu karşılaştırmayı gerektiriyor.
- Temel görüşü abartmadan ifade et Ortak alanın yalnızlığı çözeceği fikri yerine gerçekten önerileni yaz: randevusuz ziyaretler için düzenli saatler ayırmak.
- Dayanağı ve sınırı belirle Raporda rezervasyonları düzenlemenin kolaylaşmasına ve tamamlanamayan satın alma işlemleriyle ilgili veri eksikliğine bak. Öneriyi anlamak için ikisi de gerekli.
- Bakış açısının gelişimini incele Hikâyenin başında Mara'nın hazır konuşmasıyla kapanıştaki davranışlarını karşılaştır. Değişimle ilgili cevap, bu farkı açıklamalı.
- The strongest objection is cost.
- En güçlü itiraz maliyet.Yazar kendi önerisine karşı güçlü bir gerekçe sunuyor, sonra buna cevap veriyor. Bu, onun vardığı son sonuç değil.
- That conclusion would go beyond the evidence.
- Bu sonuç, eldeki kanıtların ötesine geçerdi.Raporda bu cümle, çevrim içi rezervasyonun yararını değil, telefonla rezervasyonun gereksiz olduğu sonucunu değerlendiriyor.
- Despite that weakness, I would recommend the exhibition.
- Bu eksikliğe rağmen sergiyi öneririm.Öneri, eleştiri dikkate alınarak sürdürülüyor; koşulsuz bir övgüye dönüşmüyor.
Sonraki okumalar: B2 hikâyeleri ve kitapları
Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni'nde (İngilizce kısaltmasıyla CEFR) B2 okuma, yazarın bir tutum ortaya koyduğu makaleleri ve çağdaş edebî düzyazıyı anlamayı kapsar. British Council da makaleler, raporlar, eleştiriler ve hikâyeler önerir. Bu seçkide seviye yalnızca az rastlanan kelimelerden değil; gerekçelendirmeden, değerlendirmelerin inceliklerinden ve karakterin bakış açısının değişiminden kaynaklanıyor.
Sana daha ilginç gelen hedefi seç: yazılardaki gerekçeleri karşılaştırmak veya bir anlatıcıyı ve değişen bakış açısını takip etmek. Hikâye seçkisi anlatılarla çalışmayı sürdürmeni; B2 kitap rehberi daha uzun okumalara geçmeni sağlar. B1 ise ana fikri ve açıkça belirtilen nedenleri pekiştirmek için yararlı.
Seçtiğin kitabın dilini bu seçkideki metinlerle karşılaştır. Önce kataloğa göz atabilirsin; kitapları okumak için kayıt ve aktif Premium üyeliği gerekiyor. Seviyeler zorluk seçimine yardımcı olurken çeviri ve açıklamalar zor bölümleri anlamanı ve devam etmeni sağlar.