Konuşmaya başlamak için temel İngilizce kalıplar
| İfade | Türkçesi | Ne zaman kullanılır? |
|---|---|---|
| Hello. | Merhaba. | Konuşmaya başlamanın nötr bir yolu. |
| Good morning. | Günaydın. | İş ortamı da dâhil, sabah selamlaşırken. |
| Good evening. | İyi akşamlar. | Akşamüstü veya akşam biriyle karşılaşırken; örneğin resepsiyonda. |
| Nice to meet you. | Tanıştığımıza memnun oldum. | Biriyle ilk kez tanışırken. |
| Good to see you again. | Seni yeniden görmek güzel. | Daha önce tanıştığın birini yeniden gördüğünde. |
| How are you? | Nasılsın? | Selamlaşırken sorulur. |
| I'm well, thanks. And you? | İyiyim, teşekkürler. Ya sen? | Aynı soruyu karşı tarafa yönelten kısa bir yanıt. |
| What's your name? | Adın ne? | Tanışırken sorulur; yanıt olarak kişinin adı söylenir. |
Hello hem yeni biriyle tanışırken hem de tanıdığın birine selam verirken kullanılır. Good morning ve Good evening, konuşmaya daha resmî bir tonda başlamanı sağlar. Good night ise genellikle gece vedalaşırken veya yatmadan önce söylenir; bir yere geldiğinde selam vermek için kullanılmaz.
Nice to meet you, biriyle ilk kez tanışırken söylenir. Daha önce tanıştığın birini yeniden gördüğünde Good to see you again diyebilirsin. Kısa bir selamlaşmada How are you? sorusuna tek cümleyle yanıt verip aynı soruyu karşındaki kişiye yöneltebilirsin.
Konuşmayı sürdürmek için sorular
Where are you from? şu anki adresini değil, nereli olduğunu sorar. Tanışırken What do you do? genellikle işini veya neyle uğraştığını öğrenmek için kullanılır. O anda ne yaptığını sormak için cümle değişir: What are you doing?
Yanıtına bir ayrıntı ekleyebilirsin: I'm from Estonia, but I live in Prague, "Estonyalıyım ama Prag'da yaşıyorum" demektir. Gelir veya aile durumu gibi kişisel konuları sormak için uygun bir bağlam gerekir.
Ders öncesi tanışma
İki kişi ders başlamadan önce tanışır.
- MayaHello. I'm Maya. Is this your first visit?
- Merhaba. Ben Maya. İlk gelişin mi?
- DanielYes, it is. I'm Daniel. Nice to meet you.
- Evet. Ben Daniel. Tanıştığımıza memnun oldum.
- MayaNice to meet you too. Do you live near here?
- Ben de memnun oldum. Buralarda mı oturuyorsun?
- DanielYes, about ten minutes away. What do you do?
- Evet, yaklaşık on dakika uzaklıkta. Ne iş yapıyorsun?
- MayaI work in a museum. And you?
- Bir müzede çalışıyorum. Ya sen?
- DanielI'm an engineer.
- Mühendisim.
And you? ile bağlamdan anlaşılan soruyu karşındaki kişiye yöneltirsin; sorunun tamamını tekrarlaman gerekmez.
| İfade | Türkçesi | Neyi öğrenmek için sorulur? |
|---|---|---|
| Where are you from? | Nerelisin? | Kişinin geldiği ülke, şehir veya bölge. |
| What do you do? | Ne iş yapıyorsun? | İşi veya asıl uğraşı. |
| How long are you staying? | Ne kadar kalacaksın? | Bu ziyaretin süresi. |
| Is this your first visit? | İlk gelişin mi? | Daha önce sözü edilen yere ilk gelişi olup olmadığı. |
| Do you live near here? | Buralarda mı oturuyorsun? | Tam adresini sormadan yakınlarda yaşayıp yaşamadığı. |
| What do you like doing? | Neler yapmaktan hoşlanırsın? | İlgi alanları ve boş zaman etkinlikleri. |
| How was your journey? | Yolculuğun nasıl geçti? | Kişi geldikten sonra sorulur. |
| What time is it? | Saat kaç? | Saati öğrenmek için doğrudan ve nötr bir soru. |
Teşekkür etme, özür dileme ve konuşmayı bitirme
Please bir rica ifadesine eşlik eder. Thank you sözünü yanıtlarken Please değil, You're welcome veya teşekküre uygun başka bir karşılık kullan. Excuse me dikkat çekmek ya da geçmek için izin istemek içindir; I'm sorry about that ise yol açtığın bir aksaklık veya rahatsızlık için özür dilemektir.
İngilizcede you, Türkçedeki "sen" ve "siz" karşılıklarının ikisini de kapsar; tek bir kişiye veya birden fazla kişiye hitap edebilir. Türkçede seçim, kişiler arasındaki ilişkiye bağlıdır. İngilizcede ise nezaket, cümlenin bütünü ve ses tonuyla ifade edilir.
| İfade | Türkçesi | Ne zaman kullanılır? |
|---|---|---|
| Thank you for your help. | Yardımın için teşekkür ederim. | Bir konuda yardım aldıktan sonra. |
| You're welcome. | Rica ederim. / Ne demek. | Teşekküre karşılık verirken. |
| Excuse me. | Affedersin. / Müsaade eder misin? | Tanımadığın birine soru sormadan veya geçmek için izin isterken. |
| I'm sorry about that. | Bunun için özür dilerim. | Bir hata yaptıktan veya rahatsızlığa yol açtıktan sonra. |
| That's all right. | Sorun değil. | Küçük bir aksaklık için dilenen özre karşılık verirken. |
| It was nice talking to you. | Seninle konuşmak güzeldi. | Konuşmayı nazikçe bitirirken. |
| Have a good day. | İyi günler. | Vedalaşırken; mağazada sana yardımcı olan görevliye de söylenebilir. |
| See you tomorrow. | Yarın görüşürüz. | Ertesi gün yeniden görüşmeniz planlanıyorsa. |
Yardım isteme ve anlaşılmayan yanıtı açıklığa kavuşturma
Could you + fiil, bir başkasından bir şey yapmasını istemek için kullanılır. Could I + fiil ise bir şey alıp alamayacağını veya yapıp yapamayacağını sorar. Bu tür ricalarda could geçmiş zamanı anlatmaz; Türkçedeki "yapabilir misin?" gibi ifadelerde olduğu gibi isteği daha nazik hâle getirir.
Anlamanı neyin zorlaştırdığını belirle: konuşma hızı mı, bir kelime mi, yoksa genel anlam mı? Özellikle adres, soyadı ve istasyon adlarında, karşındaki kişiden yazmasını istemek işe yarar.
| İfade | Türkçesi | Kullanım notu |
|---|---|---|
| Could you help me, please? | Bana yardım edebilir misin, lütfen? | Ardından ne konuda yardıma ihtiyacın olduğunu açıkla. |
| Could I have a glass of water, please? | Bir bardak su alabilir miyim, lütfen? | Bir şey almak için kullanılan rica. |
| May I sit here? | Buraya oturabilir miyim? | İzin istemek için nazik bir soru. |
| Could you speak more slowly, please? | Biraz daha yavaş konuşabilir misin, lütfen? | Konuşma hızı anlamayı zorlaştırdığında. |
| Sorry, I didn't catch that. | Pardon, ne dediğini anlayamadım. | Repeat kelimesini kullanmadan söyleneni tekrarlatmak için. |
| What does 'platform' mean? | 'Platform' ne demek? | Platform yerine anlamadığın kelimeyi koy. |
| Could you write it down? | Bunu yazabilir misin? | Bir numara, adres veya isim için. |
| Have I understood correctly? | Doğru mu anladım? | Ardından ne anladığını söyle. |
- Have I understood correctly? The office opens at ten?
- Doğru mu anladım? Ofis saat onda mı açılıyor?Önemli bir ayrıntıyı tekrarlamak, her şeyi yeniden söylemelerini istemek yerine anladığını doğrulamanı sağlar.
Kısa yanıtlar ve kişisel ihtiyaçlar
Yes, please su veya yardım gibi bir teklifi kabul eder. No, thank you ise teklifi geri çevirir. Yanıtı bilmiyorsan, emin olmadan onaylamak yerine I'm not sure demek durumu daha doğru yansıtır.
I need bir ihtiyacı doğrudan ifade eder. Sana hizmet veren birinden bir şey isterken I'd like veya Could I have genellikle daha nazik duyulur. Acil bir durumda doğrudan konuşmak uygundur: I need help, "Yardıma ihtiyacım var" demektir.
| İfade | Türkçesi | Ne zaman kullanılır? |
|---|---|---|
| Yes, please. | Evet, lütfen. | Sunulan yardımı, yiyeceği veya içeceği kabul ederken. |
| No, thank you. | Hayır, teşekkür ederim. | Bir teklifi nazikçe reddederken. |
| I'm not sure. | Emin değilim. | Yanıtından emin olmadığında. |
| Let me check. | Bir kontrol edeyim. | Yanıt vermeden önce bilgiyi doğrulaman gerektiğinde. |
| I need a few minutes. | Birkaç dakikaya ihtiyacım var. | Zaman isterken. |
| I'd like to book a table. | Masa ayırtmak istiyorum. | Bir restoranla konuşmaya başlarken. |
| I'm looking for this address. | Bu adresi arıyorum. | Adresi ekranda gösterebilirsin. |
| I don't have the number with me. | Numara yanımda değil. | Örneğin rezervasyon veya telefon numarası. |
Yol bulma, ulaşım ve otel
Does this bus go to the centre? sorusunda the centre yerine gitmek istediğin yerin adını koyabilirsin. Ulaşım bileti alırken gideceğin yeri ve gerekiyorsa bilet türünü belirt: one-way tek yön; Britanya İngilizcesinde return ise gidiş-dönüş demektir.
Burada seyahatteki temel ihtiyaçlar için kısa cümleler bulabilirsin. Uçuşa kayıt, otele giriş ve sorun çözme gibi durumlar başka ifadeler de gerektirir; bunlar seyahat İngilizcesi rehberinde ayrıntılı olarak ele alınır.
| İfade | Türkçesi | Durum |
|---|---|---|
| Where is the nearest bus stop? | En yakın otobüs durağı nerede? | Ulaşım aracı bulmak için. |
| Does this bus go to the centre? | Bu otobüs merkeze gidiyor mu? | Binmeden önce güzergâhı doğrulamak için. |
| Which platform do I need? | Hangi perona gitmem gerekiyor? | İstasyonda, treni veya gideceğin yeri belirttikten sonra. |
| A one-way ticket to Oxford, please. | Oxford'a tek yön bilet alabilir miyim, lütfen? | Gişede. |
| How far is it from here? | Buradan ne kadar uzakta? | Hangi yeri sorduğunu belirttikten sonra. |
| Could you show me the way? | Bana yolu gösterebilir misin? | Gitmek istediğin yeri belirtmen gerekir. |
| I have a reservation under the name Ivanov. | Ivanov adına rezervasyonum var. | Otele veya restorana geldiğinde. |
| What time is check-out? | Otelden çıkış saati kaç? | Otelde. |
Kafe, sipariş ve alışveriş
Bir şey sipariş ederken ürünün adını söyleyip please ekleyebilirsin; I'd like ise isteği tam bir cümleye dönüştürür. Sipariş vermeden önce malzemeleri veya ödeme yöntemini netleştirmek iyi olur.
Hesap için Britanya İngilizcesinde genellikle the bill, Amerikan İngilizcesinde ise sıklıkla the check kullanılır. Can I try this on? sorusundaki this, daha önce seçtiğin giysiyi belirtir.
| İfade | Türkçesi | Durum |
|---|---|---|
| Could I see the menu, please? | Menüyü görebilir miyim, lütfen? | Kafede veya restoranda. |
| I'd like the vegetable soup, please. | Sebze çorbası alabilir miyim, lütfen? | Belirli bir yemek sipariş ederken. |
| Does this contain nuts? | Bunun içinde kuruyemiş var mı? | Malzemeleri sorar; eser miktarda alerjen bulunmadığını garanti etmez. |
| Could we have the bill, please? | Hesabı alabilir miyiz, lütfen? | Restoranda yemeği bitirdikten sonra. |
| How much is this? | Bu ne kadar? | Ürünü göstererek sorarken. |
| Do you have this in a smaller size? | Bunun bir küçük bedeni var mı? | Giysiler veya beden seçeneği olan diğer ürünler için. |
| Can I try this on? | Bunu deneyebilir miyim? | Giyim mağazasında. |
| Can I pay by card? | Kartla ödeyebilir miyim? | Alışverişin veya siparişin ödemesini yapmadan önce. |
İş, mesajlaşma ve toplantılar
İşle ilgili bir ricada belgeyi, yapılacak işi ve son zamanı belirtmek yararlıdır. Could you send me the file? dosyayı nazikçe ister; by Friday, "en geç cuma günü" anlamıyla son zamanı belirtir. On Friday ise işin cuma günü yapılacağını söyler.
Toplantı ayarlarken günü ve saati tekrarla. I'll send you the details gelecekte yapılacak bir işi ifade eder; e-postayı zaten gönderdiğin anlamına gelmez.
Dosyanın ne zaman gönderileceğini netleştirme
İki iş arkadaşı, bir belgenin gönderilmesini ve onu ne zaman konuşacaklarını kararlaştırır.
- AnnaCould you send me the file?
- Dosyayı bana gönderebilir misin?
- BenOf course. When do you need it?
- Tabii. Ne zamana lazım?
- AnnaBefore lunch, if possible. Could we discuss it tomorrow?
- Mümkünse öğle yemeğinden önce. Yarın üzerinde konuşabilir miyiz?
- BenYes. I'm available after two.
- Evet. İkiden sonra uygunum.
- AnnaTomorrow at three, then. I'll send you an invitation.
- O zaman yarın üçte. Sana bir davet göndereceğim.
Son cümle günü ve saati doğrular; available kişinin uygun olduğunu anlatır.
| İfade | Türkçesi | İfadenin işlevi |
|---|---|---|
| Could you send me the file? | Dosyayı bana gönderebilir misin? | Belirli bir belgeyi isteme. |
| When do you need it? | Ne zamana lazım? | Son zamanı netleştirme. |
| I'm available after two. | İkiden sonra uygunum. | Uygun bir saat önerme. |
| Does Tuesday work for you? | Salı senin için uygun mu? | Günü kararlaştırma. |
| I'll send you the details. | Ayrıntıları sana göndereceğim. | Bilgi göndereceğini belirtme. |
| Could we discuss this tomorrow? | Bunu yarın konuşabilir miyiz? | Konuşmayı ertelemeyi önerme. |
| Let me know if anything changes. | Bir değişiklik olursa bana haber ver. | Değişikliklerin bildirilmesini isteme. |
| Thank you for your time. | Zaman ayırdığın için teşekkür ederim. | Toplantıyı veya işle ilgili bir konuşmayı bitirme. |
İngilizce cümle rehberinden alıştırmaya geçiş
Bir amaç için birkaç cümle seç: birine seslenmek, soru sormak, yanıtı netleştirmek ve teşekkür etmek. Çeviriyi kapatıp anlamı hatırlamaya çalış; ardından gün, yer, yemek veya belge gibi bir ayrıntıyı değiştir. Böylece hem cümlenin anlamını hem de kendi durumunda kullanıp kullanamayacağını kontrol edersin.
Luveng'de cümleler, sıralı bir çalışma programının parçasıdır. Cümleleri dinleyebilir, yanıt seçebilir, kelimeleri sıralayarak cümle kurabilir ve mikrofonla seslendirebilirsin. Kataloğu açıp bir çalışma seviyesi seç.
Cümle alıştırmalarını tanıtan sayfa, etkinliğin aşamalarını ve erişim koşullarını açıklar. Karşılıklı konuşma çalışmak için Türkçe çevirili diyaloglara bak: bunlar bir soruyu ve ona verilen doğal bir yanıtı gösterir.