Run ile kurulan phrasal verb yapıları

Run out bir kaynağın tükendiğini; run out of bir kişinin veya kuruluşun elindeki hangi kaynağın bittiğini; run into ise tesadüfi bir karşılaşmayı, güçlüğü veya çarpışmayı anlatır. Aşağıda run ile kurulan on yapıyı ve başlıca birleşimlerin farklı anlamlarını bulabilirsin. Fiilin biçimleri run — ran — run şeklindedir; have ifadesinden sonra ran değil, run kullan.

Tüm çalışmaları gör

Run out: kaynağın tükenmesi veya zamanın dolması

The printer ink ran out during the last page.
Yazıcının mürekkebi son sayfada bitti.
Time is running out, so let us choose a route now.
Zamanımız azalıyor, bu yüzden güzergâhı şimdi seçelim.
My parking permit runs out next month.
Park iznimin süresi gelecek ay doluyor.

Özne kaynağın kendisiyse run out doğrudan nesne almaz: the milk ran out. Time ile genellikle zamanın azalmakta olduğunu veya dolduğunu anlatır. Bir belgenin veya anlaşmanın geçerlilik süresi de run out ile ifade edilebilir: süresi dolmak. Her durumda kaynağa sahip kişiyi değil, neyin bittiğini belirt.

Run out of: birinin elindeki bir şeyin bitmesi

Somebody runs out of something yapısında özne bir kişi veya kuruluştur; tükenen kaynak of ifadesinden sonra gelir: we ran out of ink. Zamirle de sıra değişmez: run out of it / them. Kaynak daha önce belirtilmişse of ve tamamlayıcısı söylenmeyebilir: We have run out. "Elimizde kalmadı" demektir. Bilinen bir tamamlayıcı atlanır; yeri değiştirilmez.

We ran out of clean towels before the last guests arrived.
Son misafirler gelmeden temiz havlumuz kalmadı.
We have run out of them, but more are arriving this afternoon.
Onlardan elimizde kalmadı ama bu öğleden sonra yenileri gelecek.Them, daha önce sözü edilen nesneleri temsil eder ve of ifadesinden sonra gelir.
I am running out of ideas for the title.
Başlık için fikirlerim tükeniyor.

Run into: tesadüfi karşılaşmalar, güçlükler ve çarpışmalar

Run into somebody, biriyle beklenmedik şekilde karşılaşmak demektir. Run into difficulties / trouble, güçlüklerle karşılaşmaktır. Trafikte run into a wall / another car, duvara veya başka bir arabaya çarpmak anlamına gelir. Bu yapılarda tamamlayıcı into ifadesinden sonra gelir: run into her, run into it. Run a car into a wall yapısında araba, sürülen nesne olarak into ifadesinden önce yer alır; ancak bu, tesadüfen karşılaşmak anlamındaki yapıyı ayrılabilir hâle getirmez.

I ran into my old manager outside the library.
Kütüphanenin önünde eski patronumla tesadüfen karşılaştım.
The team ran into problems with the new software.
Ekip yeni yazılımla ilgili sorunlarla karşılaştı.
The car slid on the ice and ran into a fence.
Araba buzda kayıp çite çarptı.
Tüm çalışmaları gör

Run away: kaçmak veya koşarak uzaklaşmak

Run away doğrudan nesne almaz. Nereden veya kimden kaçıldığını belirtmek için from ekle: run away from the crowd. Hoş olmayan bir durumdan kaçınmak anlamına da gelebilir: run away from a problem. From ifadesinden sonraki kişi veya sorun, run ile away arasına yerleştirilmez.

The child ran away from the sudden noise.
Çocuk ani sesten korkup koşarak uzaklaştı.
We need to discuss the problem, not run away from it.
Sorundan kaçmak yerine onu konuşmamız gerekiyor.

Run over: araçla üzerinden geçmek, süreyi aşmak ve gözden geçirmek

Bir araç birinin veya bir şeyin üzerinden geçtiğinde run somebody / something over ayrılabilir: run over a bag / run a bag over; zamirle run it over olur. Run into çarpışmayı, run over ise kişinin veya nesnenin üzerinden geçmeyi vurgular.

Planlanan süresini aşan bir toplantı için runs over denir. Bu yapıda doğrudan nesne yoktur; bağlama göre time veya budget eklenebilir. Bir içeriği hızlıca gözden geçirmek veya tekrarlamak için run over something kullan: run over the notes, run over them. Bunu run them over şeklinde değiştirme; o yapı öncelikle araçla üzerinden geçmek olarak anlaşılır.

The suitcase fell onto the road, and a car ran it over.
Bavul yola düştü ve bir araba üzerinden geçti.
The interview ran over by fifteen minutes.
Görüşme planlanandan on beş dakika uzun sürdü.
Let us run over the main points before we present them.
Sunumdan önce ana noktaları hızlıca gözden geçirelim.

Run through: hızlıca gözden geçirmek veya prova etmek

Run through something, bir içeriği hızlıca incelemek, konuşmak veya tekrarlamak demektir. Provada bir sahneyi, sunumu veya sıralı adımları baştan sona denemeyi anlatır. Bu anlamlarda through, tamamlayıcıdan önce gelir: run through the steps, run through them. Zamir, run ile through arasına yerleştirilmez.

Can you run through the booking steps with me?
Rezervasyon sürecini benimle kısaca gözden geçirebilir misin?
We ran through the final scene twice.
Son sahnenin provasını iki kez yaptık.

Run after: yetişmek için peşinden koşmak

Run after somebody / something, birinin veya bir şeyin peşinden koşmayı anlatır: bir kişiye, hayvana veya hareket eden taşıta yetişmek için arkasından koşmak. After, peşinden koşulanı belirtir ve tamamlayıcısı run ile after arasına gelmez: run after him, run after it. Tesadüfen karşılaşmak anlamındaki run into somebody ile aynı değildir.

I ran after the bus, but it had already left the stop.
Otobüsün peşinden koştum ama duraktan çoktan ayrılmıştı.
She dropped her gloves, so I ran after her.
Eldivenlerini düşürdü, ben de peşinden koştum.

Run up: yüksek bir hesap veya borç biriktirmek

Run up a bill / a debt, harcamaların veya borçların birikip yüksek bir tutara ulaşması demektir. Yalnızca hesap ödemek anlamına gelmez; birikmeyi vurgular. Ayrılabilir: run the bill up, run it up. Tutar, para birimi ve harcamanın nedeni, ek sıfatlara gerek kalmadan büyüklüğü gösterebilir.

He ran up a large phone bill while travelling.
Yolculuk sırasında telefon faturasını epey kabarttı.
They ran up debts while the café was closed.
Kafe kapalıyken borç biriktirdiler.

Run up against: bir engelle karşılaşmak

Run up against something, harekete geçmeyi engelleyen bir güçlük, kısıtlama veya dirençle karşılaşmayı anlatır. Up bir parçacık, against ise bir edattır. Tamamlayıcı against ifadesinden sonra gelir: run up against it. Run into difficulties ifadesine yakın olabilir ama tanıdık biriyle tesadüfen karşılaşmanın yerine kullanılmaz.

We ran up against a limit on the number of visitors.
Ziyaretçi sayısına getirilen bir sınırlamayla karşılaştık.
The proposal has run up against strong opposition.
Öneri güçlü bir dirençle karşılaştı.

Run on: sürmek veya bir enerji kaynağıyla çalışmak

Run on doğrudan nesne almadan kullanıldığında, çoğu zaman gerekenden uzun sürmek demektir. Farklı bir yapı olan run on something ise enerji veya yakıt kaynağını belirtir: a device runs on batteries. On, kaynağı belirtir ve zamir on ifadesinden sonra gelir. İki anlamı da yalnızca koşmaya devam etmek diye açıklama.

The discussion ran on long after the guests had left.
Misafirler gittikten sonra da sohbet uzun süre devam etti.
This portable lamp runs on batteries.
Bu taşınabilir lamba pille çalışıyor.

Run, ran, run ve özne seçimi

Kendi başına çalışırken the paper ran out / we ran out of paper çiftiyle başla; sonra kaynağı ve fiilin zamanını değiştir. Luveng'in genel çalışmalar bölümünden İngilizce çalışmaya devam et.

Toplantı öncesinde malzemenin bitmesi

İş arkadaşları dağıtılacak kâğıtları hazırlar.

AlexWe have run out of paper. Are there any spare packs?
Kâğıdımız kalmadı. Başka paket var mı?
NinaThere is one in the cupboard. Has the ink run out too?
Dolapta bir tane var. Mürekkep de mi bitti?
AlexNo, the printer is fine. Can we run through the agenda now?
Hayır, yazıcı sorunsuz çalışıyor. Şimdi gündemi gözden geçirebilir miyiz?
NinaYes. We have ten minutes before the others arrive.
Evet. Diğerleri gelmeden önce on dakikamız var.

We have run out of paper ile the ink has run out, özneleri ve of kullanımı bakımından farklıdır.

Kaynağın bitmesini farklı yapılarla anlatmak
Cümle Türkçesi Dikkat edilecek nokta
The coffee ran out.Kahve bitti.Coffee öznedir; ran geçmiş zaman biçimidir.
We ran out of coffee.Kahvemiz bitti.We öznedir; coffee, of ifadesinden sonra gelir.
We have run out of coffee.Kahvemiz kalmadı.Have ifadesinden sonra fiilin üçüncü biçimi olan run kullan.
We are running out of coffee.Kahvemiz bitmek üzere.Running, devam eden bir süreci gösterir.