Put ile kurulan phrasal verb yapıları

Put on giymek, takmak veya yerleştirmek; put away yerine kaldırmak; put off ise ertelemek veya hevesini kaçırmak demektir. Bu rehberde put ile kurulan on birleşim açıklanıyor; put off ifadesinin farklı anlamları ve ayrılmayan put up with de bunlara dâhil. Fiille birlikte kullanılan nesneler, kişiler ve durumlar hangi anlamın kastedildiğini gösterir. Fiilin biçimleri put — put — put; -ing biçimi putting şeklindedir.

Tüm çalışmaları gör

Put on: giymek, açmak ve sahnelemek

It is windy outside. Put your hat on.
Dışarıda rüzgâr var. Şapkanı tak.Şapkayı başına takma eylemi.
Could you put some quiet music on?
Biraz sakin müzik açabilir misin?
The local theatre is putting on a new comedy.
Yerel tiyatro yeni bir komedi sahneliyor.

Put on clothes, giysiyi üzerine geçirme eylemini anlatır. Wear ise giysinin üzerinde olması durumunu belirtir. Birleşim ayrılabilir: put on a helmet / put a helmet on; zamirle put it on olur. Put on, müzik veya bir cihazla birlikte açmak anlamında da kullanılır; play ya da concert ile bir oyunu sahnelemek veya etkinlik düzenlemek demektir.

Put off: ertelemek, hevesini kaçırmak ve dikkatini dağıtmak

Put off an event bir etkinliği, put off doing something ise bir eylemi ertelemek demektir. Until yeni tarihi, for ise ertelemenin süresini belirtir. Birleşim ayrılabilir: put the inspection off, put it off. Kesin olarak iptal etmek anlamına gelmez.

Put somebody off something / doing something, bir kişiyi bir şeyden soğutmak veya hevesini kaçırmak demektir. Kişi genellikle put ile off arasına gelir: put me off buying. Buradaki -ing, düzenleyenlerin ertelediği bir etkinliği değil, kişinin artık yapmak istemediği eylemi gösterir.

Put somebody off, birinin dikkatini veya konsantrasyonunu dağıtmak anlamına da gelebilir. Devamındaki ifadeler anlamı ayırt etmene yardımcı olur: date veya until genellikle ertelemeye; dislike ve seçim yapma bağlamı ilginin azalmasına; concentration ise çalışırken dikkatin dağılmasına işaret eder.

We have put the inspection off until Tuesday.
Denetimi salı gününe erteledik.Etkinlik hâlâ planlanıyor, ancak daha sonra gerçekleşecek.
I keep putting off sorting these receipts.
Bu fişleri düzenlemeyi sürekli erteliyorum.Put off + sorting kullanılır, put off to sort kullanılmaz.
The long contract put me off joining the gym.
Uzun süreli sözleşme, spor salonuna yazılma hevesimi kaçırdı.Put me off joining: kayıt olmanın ertelenmesi değil, kayıt olma isteğinin kaybolmasına yol açan neden.
Please stop tapping the desk. It is putting me off.
Lütfen masaya vurmayı bırak. Dikkatimi dağıtıyor.Konsantrasyonu bozan bir durum.

Put away: yerine kaldırmak

Put something away, bir şeyi normalde durduğu yere kaldırmak demektir. Mutlaka atmak veya gizlemek anlamına gelmez: fincanlar dolaba, belgeler bir dosyaya kaldırılır. Put away the tools ve put the tools away kullanılabilir; them ile put them away olur.

Let the plates dry before you put them away.
Tabakları yerlerine kaldırmadan önce kurumalarını bekle.
I put the passport away in its usual drawer.
Pasaportu her zamanki çekmecesine kaldırdım.
Tüm çalışmaları gör

Put out: söndürmek veya zahmet vermek

Put out a fire / a candle, ateşi veya mumu söndürmek demektir. Doğrudan nesne bir kişiyse put somebody out, ona zahmet vermek veya ek iş çıkarmak anlamına gelir. İkisi de ayrılabilir ama anlamları farklıdır: ateş için put it out, kişi için put you out kullanılır. Be put out ise rahatsız olmayı veya canı sıkılmayı anlatabilir.

She put the candle out before opening the window.
Pencereyi açmadan önce mumu söndürdü.
I can collect the parcel myself. I do not want to put you out.
Paketi kendim alabilirim. Sana zahmet vermek istemiyorum.

Put up: kurmak, asmak ve misafir etmek

Put up a tent / a shelf / a notice; çadır kurmak, raf monte etmek veya duyuru asmak demektir. Put somebody up ise birine geçici olarak kalacak yer sağlamak, onu misafir etmektir. Bu anlamlarda doğrudan nesne up ifadesinden önce gelebilir: put it up, put them up. Misafir etmek, with gerektiren katlanmak anlamıyla aynı değildir.

We put the tent up before sunset.
Güneş batmadan önce çadırı kurduk.
Could you put this notice up near the entrance?
Bu duyuruyu girişin yakınına asabilir misin?
Our friends put us up while the flat was being repaired.
Daire tadilattayken arkadaşlarımız bizi evlerinde misafir etti.

Put up with: hoş olmayan bir şeye katlanmak

Put up with somebody / something, bir kişiye, davranışa veya hoş olmayan bir koşula katlanmak demektir. Up bir parçacık, with ise bir edattır. Nesne with ifadesinden sonra gelir: put up with him, put up with it. Rahatsız edici bir eylem için -ing biçimi de kullanılabilir. Bu ifade bir rahatsızlık olduğunu varsayar; bir öneriye nötr biçimde katıldığını söylemek için agree daha uygundur.

We can put up with the small kitchen for a few weeks.
Birkaç hafta küçük mutfakla idare edebiliriz.
I cannot put up with being interrupted every minute.
Her dakika sözümün kesilmesine katlanamıyorum.

Put down: bırakmak, not almak ve küçümsemek

Put something down, elde tutulan bir nesneyi bir yüzeye bırakmak demektir. Bilgiyle kullanıldığında not almak, kişiyle kullanıldığında ise put somebody down birini aşağılamak veya yetersizmiş gibi göstermek anlamına gelebilir. Bu yapılar ayrılabilir: put it down, put them down. Bir kişiden söz eden kullanımı, masaya bırakılan bir nesneymiş gibi çevirme.

Put the tray down here; it looks heavy.
Tepsiyi buraya bırak; ağır görünüyor.
I put the appointment time down in my notebook.
Randevu saatini defterime not aldım.
He puts his colleagues down whenever they suggest an idea.
İş arkadaşları her fikir önerdiğinde onları küçümsüyor.

Put back: yerine geri koymak veya ertelemek

Put something back, bir şeyi önceden bulunduğu yere geri koymak demektir. Bir programda put a meeting back, toplantıyı daha sonraki bir saate almak anlamına gelir ve put off ifadesine yakındır. Tarih ve saatleri karşılaştır: değişimin yönünü back kelimesinin sözlükteki "geriye" anlamından çıkarmaya çalışma. Bu anlamlarda ayrılabilir: put it back.

I checked the label and put the jar back on the shelf.
Etikete baktım ve kavanozu rafa geri koydum.
The call was put back from ten to eleven.
Görüşme saat ondan on bire ertelendi.Yeni saat, önceki saatten daha geçtir.

Put through: telefon görüşmesini aktarmak

Put somebody through to somebody, arayan kişiyi başka bir kişiye veya bölüme bağlamak demektir. Arayan kişi through ifadesinden önce, bağlanacağı yer ise to ifadesinden sonra gelir: put me through to reception. Başka bir yapı olan put somebody through something, birini zor bir deneyimden geçirmek demektir. Telefon aktarmayı anlatmaz ve devamında farklı bir tamamlayıcı gelir.

Could you put me through to the bookings team?
Beni rezervasyon bölümüne bağlayabilir misiniz?
The repeated cancellations put the passengers through a lot of stress.
Sürekli iptaller, yolculara çok stres yaşattı.Yolcular through ifadesinden önce, yaşadıkları deneyim ise through ifadesinden sonra gelir.

Put aside: bir amaç için ayırmak veya anlaşmazlıkları bir kenara bırakmak

Put aside money / time, bir amaç için para biriktirmek veya zaman ayırmak demektir. Put aside differences ise birlikte hareket etmek için anlaşmazlıkları geçici olarak bir kenara bırakmaktır. Put aside something ve put something aside kullanılabilir; zamir araya gelir: put it aside. Put off ifadesinden farklı olarak mutlaka bir görevi ertelemek anlamı taşımaz.

We put a little money aside for repairs each month.
Tamiratlar için her ay biraz para biriktiriyoruz.
They put their differences aside and finished the work together.
Anlaşmazlıklarını bir kenara bırakıp işi birlikte bitirdiler.

Benzer birleşimler nasıl ayırt edilir?

Kendi cümleni kurmak için önce nesne veya tamamlayıcının ne olduğunu belirle: bir eşya, etkinlik veya kişi mi? Ardından anlama uygun kelime sırasını seç. Luveng'de "Tüm çalışmaları gör" düğmesinden dil alıştırmalarına devam et.

Tadilat işini ertelemek

Aynı evi paylaşan kişiler, gürültülü bir işin ne zaman yapılacağını konuşur.

AnnaCan we put the drilling off until Friday?
Matkap işini cuma gününe erteleyebilir miyiz?
BenYes. Is the noise putting you off your work?
Evet. Gürültü dikkatini mi dağıtıyor?
AnnaIt is. I can put up with it after my online meeting.
Evet. Çevrim içi toplantımdan sonra buna katlanabilirim.
BenAll right. I will put the tools away for now.
Tamam. Aletleri şimdilik yerlerine kaldırayım.

Put the drilling off işi ertelemek, put you off birinin dikkatini dağıtmak, put up with it ise gürültüye katlanmak demektir.

Nesne, etkinlik veya kişi
Anlatmak istediğin Birleşim Zamirli yapı
Bir nesneyi yerine kaldırmakput awayPut it away. "Onu yerine kaldır" demektir.
Bir şeyi alındığı yere geri koymakput backPut it back. "Onu yerine geri koy" demektir.
Bir görevi ertelemekput offPut it off. "Onu ertele" demektir.
Birini misafir etmekput somebody upWe can put you up. "Seni misafir edebiliriz" demektir.
Bir rahatsızlığa katlanmakput up withWe can put up with it. "Buna katlanabiliriz" demektir.