İngilizce bağlaçlar ve geçiş ifadeleri

İngilizce bağlaçlar ve bağlayıcı ifadeler; görüş belirtmene, fikirlerini düzenlemene, örnek vermene, söylediklerini açıklamana ve özetlemene yardımcı olur. Bu seçkide Türkçe çeviriler, resmiyet düzeyine ilişkin notlar ve tam cümlelerle örnekler bulunur. Türkçede benzer çevrilen ifadelerin İngilizcede farklı tamamlayıcı yapılar veya noktalama işaretleri gerektirdiği durumlar da açıklanır.

Tüm etkinlikleri gör

Bağlayıcı ifadeler fikirleri nasıl birleştirir?

The room is small. However, it gets plenty of daylight.
Oda küçük. Ancak bol doğal ışık alıyor.İkinci cümle, daha önce belirtilen olumsuz özelliğin karşısına olumlu bir özellik koyar.
The room gets plenty of daylight. In addition, it has a large desk.
Oda bol doğal ışık alıyor. Ayrıca büyük bir çalışma masası var.İkinci cümle olumlu bir özellik daha ekler. However burada amaçlanan ilişkiyi ifade etmez.

Öğretim materyallerinde farklı İngilizce yapılar sıklıkla bağlaçlar veya bağlayıcı ifadeler başlığı altında toplanır: görüş bildiren kalıplar, cümleler arasında bağlantı kuran ifadeler ve konuşmanın akışını düzenleyen kelimeler. İşlevleri benzer olsa da dil bilgisi yapıları aynı değildir. I think sonrasında öznesi ve fiili olan bir düşünce gelir; however bağımsız yargıları bağlar; such as ise nesnelere veya olgulara örnekler ekler.

Önce fikirler arasındaki ilişkiye bak. Ek bir gerekçe için in addition, örnek için for example, karşıtlık için however, özet için to sum up kullanılır. Uygun tek bir ifade yeterlidir; aynı işlevdeki birkaç ifadeyi üst üste kullanmak çoğu zaman okumayı zorlaştırır.

Görüş belirtme ve ne kadar emin olduğunu gösterme

I think günlük görüşleri ifade etmek için kullanılır ve çoğu zaman uzun bir girişten daha doğal duyulur. In my opinion ve In my view kişisel değerlendirmeyi öne çıkarır; tartışmalarda ve yazılı gerekçelendirmede kullanılabilir. In my opinion I think gereksiz bir tekrardır: iki kalıp aynı işlevi görür.

As far as I can tell, kesinliği eldeki bilgilerle sınırlar; yalnızca "bence" ifadesinin eş anlamlısı değildir. To be honest, açık sözlü bir değerlendirme yapacağını belirtir; eleştiri öncesinde kullanılması sözün nazik olacağını garanti etmez, hatta memnuniyetsizliği vurgulayabilir.

Görüş, kişisel değerlendirme ve temkinli çıkarım
İfade Türkçesi Resmiyet düzeyi ve işlev
I think...Bence... / ... diye düşünüyorum.Günlük kullanım; ardından tam bir düşünce gelir.
In my opinion,...Bana göre,...Kişisel bir görüşü açıkça belirtme.
In my view,...Benim görüşüme göre,...Ölçülü bir tartışmada veya yazılı gerekçelendirmede.
Personally,...Şahsen,... / Kendi adıma,...Diğer olası görüşlerden ayrı olarak kişisel tercih belirtme.
As far as I can tell,...Anlayabildiğim kadarıyla,...Eldeki bilgilere dayanan çıkarım.
To be honest,...Dürüst olmak gerekirse,...Konuşmada açık sözlü bir değerlendirme.
I think the earlier train is a better choice.
Bence daha erken kalkan tren daha iyi bir seçenek.I think ile görüşün içeriği arasına virgül konmaz.
In my view, the explanation needs one more example.
Benim görüşüme göre, açıklamaya bir örnek daha gerekiyor.Girişteki değerlendirme ifadesi virgülle ayrılır. Ardından somut bir öneri gelir.
As far as I can tell, all the dates are correct.
Anlayabildiğim kadarıyla, bütün tarihler doğru.Kişi kesin garanti vermeden kontrolünün sınırlarını belirtir.
Personally, I'd choose the smaller apartment.
Şahsen daha küçük daireyi seçerdim.Kanıtlanmış bir üstünlük değil, kişisel bir seçimdir.

Fikirleri ve eylemleri sıraya koyma

First of all bir sıralamayı başlatır veya ilk önemli noktayı vurgular. Next bir sonraki aşamaya geçer. Meanwhile ise aynı anda süren bir eylemi belirtir; bu yüzden ikinci eylem yalnızca ilki bittikten sonra başlıyorsa uygun olmaz.

Finally son aşamayı veya bir bekleyişin ardından gerçekleşen olayı belirtebilir. Lastly bir listenin son maddesini daha açık biçimde vurgular. In the end ise bir durumun nasıl sonuçlandığını anlatır; genellikle son gerekçeye giriş yapmak için kullanılmaz.

Sıralama, eş zamanlılık ve son nokta
İfade Türkçesi Ne zaman kullanılır?
First of all,...Her şeyden önce,...İlk aşama veya temel başlangıç noktası.
To begin with,...Başlangıç olarak,...Bir açıklamanın veya tartışmanın ilk aşaması.
Next,...Ardından,...Önceki aşamadan sonraki adım.
Meanwhile, ...Bu sırada,... / Bu arada,...Aynı zaman diliminde gerçekleşen eylem.
Finally,...Son olarak,... / Nihayet,...Son aşama; başka bir bağlamda bekleyişin sonucu.
Lastly,...Son olarak,...Bir sıralamanın son maddesi.
First of all, check the address. Next, choose a delivery time.
Her şeyden önce adresi kontrol et. Ardından teslimat saatini seç.İki eylem sırayla gerçekleşir.
The soup is heating up. Meanwhile, I'll set the table.
Çorba ısınıyor. Bu sırada ben sofrayı kuracağım.Eylemler aynı anda gerçekleşir.
Lastly, we need to agree on a date.
Son olarak, bir tarih üzerinde anlaşmamız gerekiyor.Uzun bir bekleyişin sonucu değil, görüşmenin son maddesidir.
Tüm etkinlikleri gör

Bir gerekçe veya bilgi ekleme

In addition nötr bir biçimde bilgi ekler. Moreover daha resmîdir ve gerekçeyi güçlendirir. What's more daha az resmî bir dilde benzer bir işlev görür. Besides ise genellikle daha önce belirtilen kararı destekleyen başka bir neden ekler.

In addition, + cümle ile in addition to + isim veya -ing biçimini ayırt et. Bunlar aynı yapının birbirinin yerine kullanılabilen iki biçimi değildir; sonrasında ne geleceği to bulunup bulunmamasına bağlıdır.

Gerekçe ekleme ve güçlendirme
İfade Türkçesi Kullanım
In addition,...Ayrıca,...Yeni bir bilgiyi nötr biçimde ekleme.
Moreover,...Üstelik,... / Dahası,...Daha resmî bir dille ek gerekçe sunma.
What's more,...Üstelik,... / Bir de,...Günlük konuşma ve daha az resmî yazı dili.
Besides,...Ayrıca,... / Hem,...Başka bir neden veya dikkate alınacak nokta.
On top of that,...Bütün bunların üstüne,...Konuşmada gerekçeleri veya koşulları üst üste ekleme.
The price includes breakfast. In addition, guests can use the kitchen.
Kahvaltı fiyata dâhil. Ayrıca konuklar mutfağı kullanabiliyor.In addition sonrasında bağımsız bir cümle gelir.
In addition to breakfast, the price includes bicycle hire.
Kahvaltının yanı sıra bisiklet kiralama da fiyata dâhil.In addition to sonrasında tam bir cümle değil, breakfast ismi gelir.
Let's take the train. It's cheaper, and besides, neither of us wants to drive.
Trenle gidelim. Daha ucuz, hem ikimiz de araba kullanmak istemiyoruz.Besides, treni seçmek için bir neden daha ekler.

Örnek verme ve belirli bir durumu vurgulama

For example ve For instance, örnek içeren tam bir cümleyi başlatabilir. Such as genellikle daha önce belirtilen bir kategoriye örnekler ekler. In particular belirli bir durumu veya ayrıntıyı vurgular; To give an example ise açıklayıcı bir örnek vereceğini açıkça bildirir.

Örnek, önceki düşünceyi açıklamalıdır. Bir otelin ek hizmetlerinden söz ediyorsan "iyi bir seçenek" gibi yeni bir genel değerlendirme yerine bu hizmetleri belirt.

Örnek, liste ve ayrıntı vurgusu
İfade Türkçesi Ardından ne gelir?
For example,...Örneğin,...Bağımsız bir cümle veya somut bir örnek.
For instance,...Örneğin,... / Örnek olarak,...Örneğe giriş yapmanın başka bir nötr yolu.
Such as...... gibiBelirtilen kategoriden sonra nesneler veya olgular.
In particular,...Özellikle,...Daha genel bir ifadenin bir ayrıntısını öne çıkarır.
To give an example,...Bir örnek vermek gerekirse,...Genel düşünceden örneğe açık bir geçiş.
Some tasks need more time. For example, checking the figures can take an hour.
Bazı işler daha fazla zaman gerektirir. Örneğin rakamları kontrol etmek bir saat sürebilir.For example sonrasında tam bir cümle gelir.
We need basic tools, such as a hammer and a screwdriver.
Çekiç ve tornavida gibi temel el aletlerine ihtiyacımız var.Such as, basic tools kategorisine örnekler ekler. Tek başına tam ve bağımsız bir cümle başlatmaz.
The instructions are clear. The last diagram, in particular, is very helpful.
Talimatlar açık. Özellikle son şema çok yararlı.In particular cümle ortasında da kullanılabilir; bu konumda iki virgül arasına alınır.

Fikirleri karşılaştırma ve çekince ekleme

However, iki yargı arasında karşıtlık kurar: The route is shorter. However, it is much busier. İki kelime arasındaki but yerine doğrudan kullanılamaz: small but comfortable denir, small however comfortable denmez.

On the one hand ve On the other hand, bir konunun iki yönünü karşılaştırmana yardımcı olur. Nevertheless, belirtilen koşula rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu vurgular. That said ise yalnızca yeni bilgi eklemez; önceki değerlendirmeye bir çekince getirir.

Karşıtlık, iki bakış açısı ve beklentiye aykırı sonuç
İfade Türkçesi Anlam inceliği ve resmiyet düzeyi
However, ...Ancak,... / Bununla birlikte,...Yazıda nötr karşıtlık; sözlü açıklamada da kullanılabilir.
Nevertheless, ...Buna rağmen,... / Yine de,...Daha resmî bir anlatım: belirtilen koşul sonucu değiştirmez.
On the one hand,...Bir yandan,...Karşılaştırmanın ilk yönü.
On the other hand,...Öte yandan,...Başka bir yön veya alternatif gerekçe.
That said, ...Bununla birlikte,... / Yine de,...Az önce yapılan değerlendirmeye çekince ekleme.
Even so,...Yine de,...Önceki duruma rağmen değişmeyen sonuç.
On the one hand, the flat is close to work. On the other hand, the rent is high.
Bir yandan daire işe yakın. Öte yandan kirası yüksek.İki ifade aynı karşılaştırmayı düzenler: uygun konum ve yüksek fiyat.
The instructions are detailed. That said, a diagram would make them easier to follow.
Talimatlar ayrıntılı. Bununla birlikte, bir şema anlamayı kolaylaştırırdı.That said, olumlu değerlendirmeye yararlı bir çekince ekler.
The weather was cold. Even so, we ate outside.
Hava soğuktu. Yine de dışarıda yemek yedik.İkinci durum, ilkine rağmen gerçekleşir.

However, although ve despite: sonrasında gelen yapılar

Although sonrasında öznesi ve fiili olan bir cümle gelir. Despite ise isim, zamir veya -ing biçimi gerektirir. "Ancak" anlamındaki however, bu tür bir bağlaç değildir: iki bağımsız cümleyi ayırmak için nokta veya noktalı virgül kullan.

Nötr bir yazılı metinde, iki bağımsız cümleyi however öncesine yalnızca virgül koyarak birleştirmekten kaçın. The room was small. However, it was comfortable örneği, fikirlerin ayrılığını daha iyi gösterir. Buradaki however "ancak" demektir; however difficult, yani "ne kadar zor olursa olsun" kullanımından farklıdır.

Although the road was busy, we arrived on time.
Yolda trafik yoğun olmasına rağmen zamanında vardık.Although sonrasında the road was busy gelir: özne ve fiil bulunur. Baştaki yan cümleden sonra virgül konur.
Despite the heavy traffic, we arrived on time.
Yoğun trafiğe rağmen zamanında vardık.Despite sonrasında the heavy traffic isim grubu gelir. Despite sözcüğüne of ekleme; Türkçede "-e rağmen" derken isme ek gelse de despite sonrasında ayrıca bir edat gerekmez.
Despite leaving late, we arrived on time.
Geç çıkmamıza rağmen zamanında vardık.Burada despite sonrasında leave veya to leave değil, leaving kullanılır. Türkçede "çıkmamıza rağmen" diyerek eylemi isimleştiririz; bu İngilizce yapıda ise -ing biçimi gerekir.
The road was busy; however, we arrived on time.
Yolda trafik yoğundu; ancak zamanında vardık.However öncesinde noktalı virgül, sonrasında virgül bulunur. İfadeyi iki ayrı cümleye de bölebilirsin.

Söylediğini açıklama ve konu değiştirme

I mean, kendi ifadenin ne anlama geldiğini açıklar veya onu düzeltir. In other words aynı düşünceyi başka biçimde yeniden anlatır. By the way, yan bir bilgiye veya yeni bir konuya geçer; Anyway ise konudan sapıldıktan sonra ana konuya dönebilir veya konuşmayı bitirebilir.

As for konuyu belirtir: As for the date, Friday is best, "Tarihe gelince, en uygun gün cuma" demektir. Actually genellikle bir varsayımı düzeltir veya karşıtlık ekler: "Aslında". "Şu anda" anlamına gelmez; içinde bulunulan zamanı belirtmek için currently veya at the moment kullan.

Bir varsayımı düzeltme

Bir kişi, hangi ulaşım aracının seçildiğini yanlış anlamıştır.

LenaYou're taking the train, right?
Trenle gidiyorsunuz, değil mi?
MarkActually, we're driving.
Aslında arabayla gidiyoruz.

Actually bir varsayımı düzeltir; şimdiki zamanı belirtmez.

Konudan ayrılıp karara geri dönme

İş arkadaşları bir buluşmanın gününü konuşurken başka bir ayrıntıyı da netleştirir.

AnnaWe need to choose a day for the team lunch.
Ekip yemeği için bir gün seçmemiz gerekiyor.
BenAs for the day, Friday is easiest for me.
Güne gelince, benim için en uygunu cuma.
AnnaBy the way, is Sara back from her trip?
Bu arada, Sara seyahatten döndü mü?
BenActually, she gets back on Thursday. She isn't here yet.
Aslında perşembe dönüyor. Henüz burada değil.
AnnaAnyway, Friday would work for her too, then.
Neyse, o zaman cuma ona da uyar.
BenYes. I'll check with her before we book.
Evet. Rezervasyon yapmadan önce ona sorup netleştireceğim.

By the way yan bir soruya geçer; Actually bir beklentiyi düzeltir; Anyway ise gün seçimine geri döner. Her ifadenin işlevi farklıdır.

Açıklama, düzeltme ve konular arasında geçiş
İfade Türkçesi İşlev
I mean,...Yani,... / Demek istediğim,...Kendi sözlerini açıklama veya düzeltme.
In other words,...Başka bir deyişle,...Aynı düşünceyi yeniden ifade etme.
To put it simply,...Basitçe söylemek gerekirse,...Daha sade bir açıklama yapma.
By the way,...Bu arada,...Yan bilgi ekleme veya konu değiştirme.
As for...... konusuna gelince,Konuşmadaki belirli bir konuyu belirtme.
Anyway,...Konuya dönersek,... / Neyse,...Ana konuya dönme veya bir konuyu kapatma.
Actually,...Aslında,... / İşin doğrusu,...Bir varsayımı düzeltme veya karşıtlık ekleme.
We need a lighter bag. I mean, something we can carry all day.
Daha hafif bir çantaya ihtiyacımız var. Yani bütün gün taşıyabileceğimiz bir şeye.I mean, lighter sözcüğüyle belirtilen isteği somutlaştırır.
The fee covers both visits. In other words, you only pay once.
Ücret iki ziyareti de kapsıyor. Başka bir deyişle, yalnızca bir kez ödeme yapıyorsun.İkinci cümle aynı bilgiyi başka bir biçimde açıklar.
As for transport, we can share a taxi.
Ulaşım konusuna gelince, taksiyi paylaşabiliriz.As for sonrasında konu olan transport, ardından o konuyla ilgili bir düşünce gelir.
Anyway, we still need to choose a date.
Neyse, hâlâ bir tarih seçmemiz gerekiyor.Konudan sapıldıktan sonra ana meseleye döner.

Özetleme ve sonuca bağlama

To sum up ve In short, daha önce söylenenleri kısaltarak aktarır. Overall, farklı yönleri dikkate alan genel bir değerlendirme sunar. In conclusion genellikle hazırlanmış bir metni veya sunumu bitirir; günlük kısa bir yanıtta çoğu zaman fazla resmî kalır.

Bir düşünce akışını özetlemek, bir olayın nasıl sonuçlandığını anlatmakla aynı şey değildir. To sum up özet yapar; In the end ise durumun sonucunu belirtir: In the end, we stayed at home. In the end ifadesini her yerde "sonuç olarak" yerine kullanma.

Kısa özet ve genel değerlendirme
İfade Türkçesi Nerede kullanılır?
To sum up,...Özetlemek gerekirse,...Bir konuşmanın veya açıklamanın özeti.
In short,...Kısacası,...Ana düşünceyi kısa biçimde ifade etme.
Overall, ...Genel olarak,...Farklı koşulların genel değerlendirmesi.
All in all,...Her şeyi göz önüne alırsak,...Günlük konuşmada da kullanılabilen son değerlendirme.
In conclusion,...Sonuç olarak,...Hazırlanmış bir metnin veya sunumun son bölümü.
To sum up, we need a date, a venue and a final guest list.
Özetlemek gerekirse bir tarihe, bir mekâna ve kesinleşmiş bir davetli listesine ihtiyacımız var.Yeni bir gerekçe değil, konuşulan işlerin özeti.
Overall, the apartment meets our needs, although the kitchen is small.
Mutfak küçük olsa da genel olarak daire ihtiyaçlarımızı karşılıyor.Genel değerlendirme hem olumlu özellikleri hem de bir olumsuzluğu dikkate alır.
In the end, we chose the apartment near the park.
Sonunda parkın yakınındaki daireyi seçtik.Seçimin nasıl sonuçlandığını anlatır. Burada In the end uygundur; metni sonuca bağlayan In conclusion değil.

Konuşma ve yazı dili: resmiyet ve noktalama

I mean, By the way ve Anyway konuşmada doğal duyulur; çünkü insanlar anlamları açıklar ve konuşmanın yönünü değiştirir. Hazırlanmış bir açıklamada yapıyı First of all, In addition ve To sum up ile belirtmek yararlıdır. Bu, konuşurken resmî bağlayıcılar kullanılamayacağı anlamına gelmez: durum ve konuşmanın uzunluğu önemlidir.

Cümle başında bağımsız giriş ifadesi olarak kullanılan birçok kalıptan sonra virgül gelir: In my view, For example, However. Ancak bu bütün yapılara uygulanmaz: I think we should wait cümlesinde think sonrasında virgül yoktur; such as sonrasında ise doğrudan örnekler gelir.

İfadeyi cümle başında büyük harfle, cümle ortasında küçük harfle yaz: The result, in my view, is encouraging. Virgüller ifadenin konumuna ve işlevine bağlıdır. Yalnızca Türkçe karşılığını değil, örneğin tamamını öğrenmek daha güvenilir bir yoldur.

İş arkadaşına yazdığın bir e-postada en resmî ifadeleri kullanman gerekmez. Açık bir gerekçe ve sonraki adımı içeren kısa, nötr bir metin; art arda üç cümlede Moreover, Nevertheless ve In conclusion kullanmaktan çoğu zaman daha iyi işler. E-posta yazısı, iş mesajlarındaki selamlama ve kapanışları ayrıntılı olarak ele alır.

I think the plan is realistic. We should, however, check the cost first.
Bence plan gerçekçi. Ancak önce maliyeti kontrol etmeliyiz.I think sonrasında virgül yoktur; ikinci cümlenin ortasındaki however ise iki virgül arasındadır.
The venue is available on Friday. In addition, the price includes a projector. To sum up, it meets our main requirements.
Mekân cuma günü uygun. Ayrıca projektör fiyata dâhil. Özetle, temel gereksinimlerimizi karşılıyor.Nötr bir yazılı metin parçası: bilgi, ek koşul ve özet.

Yanıtında bağlayıcı ifadeleri kullanma

Bir düşünce seçip bir örnek veya karşıtlık ekle. Önce anlam ilişkisini, ardından ifadenin sonrasında gelen yapıyı kontrol et. Örneğin uygun bir saati anlatırken bir neden ekleyebilirsin; seçenekleri karşılaştırırken On the one hand ve On the other hand kullanabilirsin.

Sözlü yanıt için iki veya üç cümleyle başla: görüş, somut neden ve kısa özet. Her cümleye yeni bir bağlayıcıyla başlaman gerekmez. Bağlayıcı, içerik taşıyan fikirler arasındaki ilişkiyi görünür kılar; fikirlerin yerini tutmaz.

Günlük ifadeler uygun tepkiyi seçmene yardımcı olur; orta seviye diyaloglar, bağlayıcıların karşılıklı konuşmada kullanımını gösterir; eşdizimler ise sık kullanılan kelime birlikteliklerini tanımanı sağlar. Luveng ana sayfasından başka İngilizce etkinlikleri seçebilirsin.