İngilizce düzensiz fiiller

Sık kullanılan düzensiz fiillerin Past Simple ve Past Participle biçimleri, Türkçe anlamları ve yalın hâllerinin okunuşlarıyla tablo.

İngilizce kelime öğren

Türkçe anlamlarıyla düzensiz fiiller tablosu

Fiiller alfabetik sıradadır. Fonetik gösterim ve ses kaydı fiilin yalın hâline aittir. Fiili Luveng'deki çalışmalarına eklemek için "+" düğmesine bas. Bu tabloda üç biçimi karşılaştırabilirsin.

Düzensiz fiillerin üç hâli, Türkçe anlamları ve yalın hâllerinin telaffuzu
InfinitivePast SimplePast ParticipleÇeviri
be[biː] was / were been olmak
become[bɪˈkʌm] became become olmak; dönüşmek
begin[bɪˈɡɪn] began begun başlamak
bite[baɪt] bit bitten ısırmak
bleed[bliːd] bled bled kanamak
blow[bləʊ] blew blown üflemek; esmek
break[breɪk] broke broken kırmak
breed[briːd] bred bred hayvan yetiştirmek; üremek
bring[brɪŋ] brought brought getirmek
build[bɪld] built built inşa etmek
burn[bɜːn] burned / burnt burned / burnt yakmak
burst[bɜːst] burst burst patlamak
buy[baɪ] bought bought satın almak
catch[kætʃ] caught caught yakalamak; ele geçirmek
choose[tʃuːz] chose chosen seçmek
come[kʌm] came come gelmek
cost[kɒst] cost cost fiyatı olmak; mal olmak
creep[kriːp] crept crept sürünmek
cut[kʌt] cut cut kesmek
deal[diːl] dealt dealt ilgilenmek; ele almak
dig[dɪɡ] dug dug kazmak
do[duː] did done yapmak
draw[drɔː] drew drawn çizmek; çekmek
dream[driːm] dreamed / dreamt dreamed / dreamt rüya görmek; hayal kurmak
drink[drɪŋk] drank drunk içmek
drive[draɪv] drove driven araç sürmek
eat[iːt] ate eaten yemek
fall[fɔːl] fell fallen düşmek
feed[fiːd] fed fed beslemek
feel[fiːl] felt felt hissetmek
fight[faɪt] fought fought dövüşmek; mücadele etmek
find[faɪnd] found found bulmak
flee[fliː] fled fled kaçmak
fly[flaɪ] flew flown uçmak
forget[fəˈɡet] forgot forgotten unutmak
forgive[fəˈɡɪv] forgave forgiven affetmek
freeze[friːz] froze frozen dondurmak; donmak
get[ɡet] got got / gotten elde etmek; almak
give[ɡɪv] gave given vermek
go[ɡəʊ] went gone gitmek
grow[ɡrəʊ] grew grown büyümek
hang[hæŋ] hung hung asmak; asılı durmak
have[hæv] had had sahip olmak
hear[hɪər] heard heard duymak
hide[haɪd] hid hidden saklamak; saklanmak
hit[hɪt] hit hit vurmak; isabet etmek
hold[həʊld] held held tutmak
keep[kiːp] kept kept saklamak; korumak
know[nəʊ] knew known bilmek; tanımak
lead[liːd] led led yol göstermek; önderlik etmek
learn[lɜːn] learned / learnt learned / learnt öğrenmek; haberi olmak
leave[liːv] left left bırakmak; ayrılmak
lend[lend] lent lent ödünç vermek
let[let] let let izin vermek; bırakmak
lie[laɪ] lay lain uzanmak; yatmak
light[laɪt] lit lit yakmak; aydınlatmak
lose[luːz] lost lost kaybetmek
make[meɪk] made made yapmak; oluşturmak
mean[miːn] meant meant anlamına gelmek
meet[miːt] met met buluşmak; tanışmak
pay[peɪ] paid paid ödemek
put[pʊt] put put koymak
read[riːd] read read okumak
ride[raɪd] rode ridden ata binmek; bisiklete binmek
ring[rɪŋ] rang rung çalmak; telefon etmek
rise[raɪz] rose risen yükselmek; kalkmak
run[rʌn] ran run koşmak
say[seɪ] said said söylemek; demek
see[siː] saw seen görmek
seek[siːk] sought sought aramak
sell[sel] sold sold satmak
send[send] sent sent göndermek
set[set] set set yerleştirmek; belirlemek
shake[ʃeɪk] shook shaken sallamak; titremek
shine[ʃaɪn] shone shone parlamak
shoot[ʃuːt] shot shot ateş etmek
show[ʃəʊ] showed shown göstermek
shut[ʃʌt] shut shut kapatmak
sing[sɪŋ] sang sung şarkı söylemek
sit[sɪt] sat sat oturmak; oturuyor olmak
sleep[sliːp] slept slept uyumak
speak[spiːk] spoke spoken konuşmak
spend[spend] spent spent harcamak; zaman geçirmek
spread[spred] spread spread yaymak; yayılmak
stand[stænd] stood stood ayakta durmak
steal[stiːl] stole stolen çalmak; hırsızlık yapmak
stick[stɪk] stuck stuck yapıştırmak; sıkışıp kalmak
sweep[swiːp] swept swept süpürmek
swim[swɪm] swam swum yüzmek
swing[swɪŋ] swung swung sallamak; sallanmak
take[teɪk] took taken almak; götürmek
teach[tiːtʃ] taught taught öğretmek
tear[teər] tore torn yırtmak
tell[tel] told told söylemek; anlatmak
think[θɪŋk] thought thought düşünmek
throw[θrəʊ] threw thrown atmak; fırlatmak
understand[ˌʌndəˈstænd] understood understood anlamak
wake[weɪk] woke woken uyanmak; uyandırmak
wear[weər] wore worn giymek; üzerinde olmak
win[wɪn] won won kazanmak; yenmek
withdraw[wɪðˈdrɔː] withdrew withdrawn geri çekmek; para çekmek
write[raɪt] wrote written yazmak

Düzensiz fiil nedir?

Düzenli fiiller geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı biçimlerini -ed ile oluşturur: work, worked, worked. Düzensiz fiillerde değişim farklıdır: go, went, gone; write, wrote, written. Tablo, gereken biçimi bulmana ve yalın hâliyle karşılaştırmana yardımcı olur.

İkinci biçim, Past Simple olumlu cümlelerinde kullanılır: I wrote a message yesterday, "Dün bir mesaj yazdım" demektir. Üçüncü biçim, örneğin Present Perfect yapısında have veya has sonrasında gelir: I have written three messages today, "Bugün üç mesaj yazdım". Be ile birlikte edilgen çatı da oluşturur: The message was written yesterday, "Mesaj dün yazıldı". Doğal Türkçe çeviriler her zaman aynı fiil yapısını kullanmaz: bağlama göre "Bugün şimdiye kadar üç mesaj yazdım" demek de doğal olabilir. İngilizce Present Perfect yapısının bütün kullanımlarını karşılayan tek bir Türkçe zaman eki yoktur.

Tablo nasıl kullanılır?

Anlamını zaten bildiğin fiillerle başla. Bunlar iyi bir dayanak olur: go, see ve write hem olağan eylemlerden hem de dün olan veya artık tamamlanmış işlerden söz etmeni sağlar. Biçimleri karşılaştır ve örnek yapılardan yola çıkarak kısa cümleler kur.

  1. Infinitive Fiilin yalın hâli: go, see, write.
  2. Past Simple Tamamlanmış bir geçmiş zaman dilimindeki eylem: went, saw, wrote.
  3. Past Participle Have, has, had sonrasında ve edilgen yapılarda kullanılan biçim: gone, seen, written.

Cümlelerde Past Simple ve Past Participle

go - went - gone

We went home early. She has gone to work.

Eve erken gittik. O işe gitti.

see - saw - seen

I saw him yesterday. Have you seen this film?

Onu dün gördüm. Bu filmi gördün mü?

write - wrote - written

He wrote a message. I have written the answer.

O bir mesaj yazdı. Yanıtı yazdım.

take - took - taken

She took a taxi. We have taken enough food.

O taksiye bindi. Yeterince yiyecek aldık.

give - gave - given

They gave me a key. I have given you the address.

Bana bir anahtar verdiler. Sana adresi verdim.

speak - spoke - spoken

We spoke in English. I have spoken to the manager.

İngilizce konuştuk. Müdürle konuştum.

know - knew - known

I knew the answer. We have known each other for years.

Yanıtı biliyordum. Birbirimizi yıllardır tanıyoruz.

buy - bought - bought

She bought a book. I have bought the tickets.

O bir kitap aldı. Biletleri aldım.

Fiil biçimleri nasıl daha kolay akılda tutulur?

Benzer değişimler gösteren fiilleri karşılaştır: cut, cut, cut; send, sent, sent; sing, sang, sung. Sonra ikinci ve üçüncü biçimleri kapatıp ilk biçimden yola çıkarak hatırlamaya çalış. Kısa bir örnek ekle: I sent a message, "Bir mesaj gönderdim". Böylece hem biçimi hem de kullanımını çalışırsın.

Bir sonraki çalışmanda bu fiilleri yeniden kontrol et. Henüz hatırlamakta zorlandığın biçimleri bir kez daha çalış; rahatça hatırladıklarına daha sonra dön. Öğrendiğin her biçim, zaten bildiğin bir kelimenin kullanım alanını genişletir.

Dikkat edilmesi gereken biçimler

  1. read — read — read Yazılış aynıdır, ancak telaffuz değişir: yalın hâli [riːd], ikinci ve üçüncü biçimleri [red] olarak okunur. Tablodaki ses düğmesi yalın hâli çalar.
  2. lie — lay — lain Bu biçimler "uzanmak" veya "yatmak" anlamına aittir. "Yalan söylemek" anlamındaki lie farklı biçimler alır: lied, lied.
  3. Kabul edilen iki biçim Learned ve learnt, burned ve burnt biçimlerinin hepsi İngilizcede kullanılır. Seçim, kullanılan İngilizce türüne de bağlıdır; kendi cümlelerini kurarken bunlardan birini tutarlı biçimde kullanmak pratiktir.
Türkçe anlamlarıyla İngilizce fiiller

Sık sorulan sorular

Kaç düzensiz fiil bilmem gerekir?

Günlük konuşmalarda ve metinlerde en sık karşılaşılanlarla başla. Okuma ve pratik yaptıkça listeyi genişlet.

Tabloda neden bazı fiillerin iki biçimi var?

İngilizcede learned ve learnt gibi Britanya ve Amerikan biçimleri bulunur. İkisi de doğru olabilir.

Read kelimesinin ikinci ve üçüncü biçimleri nasıl okunur?

Yazılış read olarak kalır; ancak Past Simple ve Past Participle biçimleri [red] olarak okunur.

Her biçimin anlamını ayrı ayrı mı öğrenmeliyim?

Hayır. Anlam genellikle aynı kalır, dil bilgisel biçim değişir. Biçimleri kısa cümleler içinde öğrenmek daha yararlıdır.