Anlamlarına göre sıfatlar
Verilen anlamlar, kelimelerin sıfat olarak kullanımına aittir. Bir kelimeyi Luveng'deki çalışmalarına eklemek için "+" düğmesine bas. Ana sözlükte başka karşılıklar da bulunabilir.
Sonuç bulunamadı. Aramanı değiştir veya arama metnini temizle.
Nitelik ve değerlendirme
Nesneleri, olayları ve sonuçları değerlendiren sıfatlar.
-
good [ɡʊd]iyi
-
bad [bæd]kötü, fena
-
great [ɡreɪt]harika, büyük, muhteşem
-
excellent [ˈeksələnt]mükemmel, harika, kusursuz
-
perfect [ˈpɜːfɪkt]mükemmel, kusursuz, eksiksiz
-
important [ɪmˈpɔːtənt]önemli, mühim
-
useful [ˈjuːsfəl]yararlı, faydalı, kullanışlı
-
possible [ˈpɒsəbl]mümkün, olası
-
impossible [ɪmˈpɒsəbl]imkansız, olanaksız
-
right [raɪt]doğru; yerinde
-
wrong [rɒŋ]yanlış, hatalı
-
true [truː]doğru, gerçek, hakiki
-
false [fɔːls]yanlış, sahte, gerçek dışı
-
special [ˈspeʃəl]özel, hususi, seçkin
-
common [ˈkɒmən]yaygın, ortak, genel
-
different [ˈdɪfərənt]farklı, ayrı
-
same [seɪm]aynı, benzer, eş
-
simple [ˈsɪmpl]basit, sade, yalın
-
difficult [ˈdɪfɪkəlt]zor, güç, çetin
-
easy [ˈiːzi]kolay, zahmetsiz
Boyut, şekil ve miktar
Boyutları, şekilleri ve hacmi betimleyen kelimeler.
-
big [bɪɡ]büyük, iri
-
small [smɔːl]küçük, ufak, az
-
large [lɑːdʒ]büyük, geniş, iri
-
little [ˈlɪtl]küçük
-
long [lɒŋ]uzun
-
short [ʃɔːt]kısa, az, kısaca
-
high [haɪ]yüksek
-
low [ləʊ]alçak; düşük
-
wide [waɪd]geniş, yaygın
-
narrow [ˈnærəʊ]dar, daraltmak
-
deep [diːp]derin
-
full [fʊl]dolu, tam, bütün
-
empty [ˈemptɪ]boş
-
heavy [ˈhevɪ]ağır, yoğun
-
light [laɪt]hafif
-
round [raʊnd]yuvarlak
-
straight [streɪt]düz, doğruca, dolaysız
-
thick [θɪk]kalın, yoğun, gür
-
thin [θɪn]ince, zayıf, cılız
-
single [ˈsɪŋɡl]tek; bireysel
Kişilik ve insanlar
Kişiliği, davranışları ve ilişkileri betimleyen sıfatlar.
-
kind [kaɪnd]iyi kalpli; nazik
-
friendly [ˈfrendlɪ]arkadaş canlısı, dostça, sevecen
-
pleasant [ˈplezənt]hoş, keyifli, güzel
-
honest [ˈɒnɪst]dürüst, namuslu
-
careful [ˈkeəfəl]dikkatli, özenli, tedbirli
-
helpful [ˈhelpfəl]yardımsever, yardımcı, faydalı
-
quiet [kwaɪət]sessiz, sakin, suskun
-
serious [ˈsɪərɪəs]ciddi, ağırbaşlı, önemli
-
funny [ˈfʌnɪ]komik, eğlenceli, tuhaf
-
clever [ˈklevər]zeki, kurnaz, akıllı
-
smart [smɑːt]akıllı, zeki, şık
-
strong [strɒŋ]güçlü, sağlam, kuvvetli
-
brave [breɪv]cesur, yürekli, gözü pek
-
patient [ˈpeɪʃənt]sabırlı
-
active [ˈæktɪv]aktif, etkin, faal
-
confident [ˈkɒnfɪdənt]kendine güvenen, emin
-
busy [ˈbɪzɪ]meşgul, yoğun, hareketli
-
free [friː]özgür; ücretsiz
-
ready [ˈredɪ]hazır, hazır olmak
-
sure [ʃɔːr]emin; kesin
Duygular ve kişinin durumu
Ruh hâli, kişinin kendini nasıl hissettiği ve duygularla ilgili kelimeler.
-
happy [ˈhæpɪ]mutlu, mesut
-
sad [sæd]üzgün, kederli
-
angry [ˈæŋɡrɪ]kızgın, öfkeli, sinirli
-
afraid [əˈfreɪd]korkmuş, çekingen
-
tired [taɪəd]yorgun
-
unhappy [ʌnˈhæpɪ]mutsuz, memnuniyetsiz
-
curious [ˈkjʊərɪəs]meraklı, tuhaf, ilginç
-
pleased [pliːzd]memnun, hoşnut
-
anxious [ˈæŋkʃəs]endişeli, kaygılı, tedirgin
-
relaxed [rɪˈlækst]rahat, gevşemiş, sakin
-
calm [kɑːm]sakin
-
proud [praʊd]gururlu, onurlu
-
sorry [ˈsɒrɪ]üzgün; pişman
-
glad [ɡlæd]memnun, sevinçli, mutlu
-
lonely [ˈləʊnlɪ]yalnız, ıssız
-
comfortable [ˈkʌmftəbl]rahat, konforlu
-
safe [seɪf]güvenli, emniyetli, zarar görmeyen
-
healthy [ˈhelθɪ]sağlıklı, sıhhatli
-
sick [sɪk]hasta, rahatsız
-
hungry [ˈhʌŋɡrɪ]aç
Zaman ve hız
Zaman, yaş, sıra ve tempoyla ilgili sıfatlar.
-
new [njuː]yeni
-
old [əʊld]eski, yaşlı, ihtiyar
-
young [jʌŋ]genç
-
early [ˈɜːlɪ]erken
-
late [leɪt]geç, geç kalmış, son
-
fast [fɑːst]hızlı
-
slow [sləʊ]yavaş, ağır, yavaşça
-
quick [kwɪk]hızlı, çabuk, seri
-
recent [ˈriːsənt]son, yakın, güncel
-
modern [ˈmɒdən]modern, çağdaş
-
future [ˈfjuːtʃər]gelecekteki
-
past [pɑːst]geçmiş
-
first [ˈfɜːst]ilk; birinci
-
last [lɑːst]son; geçen
-
next [nekst]gelecek; sonraki
-
daily [ˈdeɪlɪ]günlük
-
regular [ˈreɡjələr]düzenli, olağan, muntazam
-
temporary [ˈtempərərɪ]geçici, muvakkat
-
final [ˈfaɪnəl]son, nihai
-
current [ˈkʌrənt]mevcut, şimdiki, güncel
Nesnelerin görünüşü ve durumu
Nesnelerin görünüşünü, rengini, sıcaklığını ve durumunu betimleyen kelimeler.
-
beautiful [ˈbjuːtɪfəl]güzel, hoş, zarif
-
clean [kliːn]temiz
-
dirty [ˈdɜːtɪ]kirli, pis
-
dark [dɑːk]karanlık, koyu
-
bright [braɪt]parlak, aydınlık, zeki
-
hot [hɒt]sıcak, hararetli, acı
-
cold [kəʊld]soğuk
-
warm [wɔːm]ılık; sıcak
-
cool [kuːl]serin
-
dry [draɪ]kuru
-
wet [wet]ıslak, nemli
-
soft [sɒft]yumuşak, hafif, nazik
-
hard [hɑːd]sert, zor, sıkı
-
open [ˈəʊpən]açık
-
shut [ʃʌt]kapalı
-
fresh [freʃ]taze, yeni, serin
-
natural [ˈnætʃərəl]doğal, tabii
-
red [red]kırmızı, kızıl
-
green [ɡriːn]yeşil
-
blue [bluː]mavi, hüzünlü
İngilizcede sıfatlar nasıl kullanılır?
Sıfatlar nitelik, boyut, renk, durum veya kişilik belirtir. Genellikle isimden önce gelir: a small room, "küçük bir oda". Sıfat çoğulda değişmez: two small rooms, "iki küçük oda". Türkçedeki gibi, İngilizce sıfatların da cinsiyete göre değişen biçimleri yoktur.
Sıfat, be veya başka bir bağlayıcı fiilden sonra da gelebilir: The room is small, "Oda küçük"; You look happy, "Mutlu görünüyorsun" demektir. Türkçede yüklem kişi veya çoğul eki alabilse de İngilizce sıfatın biçimi değişmez. Hem bir özellik hem de bir durum aynı be fiiliyle anlatılabilir; Türkçe karşılığı cümlenin anlamına göre belirlenir.
Zıt anlamları karşılaştır: big ve small, early ve late, easy ve difficult. Bu çiftlerle farklı betimlemeler yap: a big bag, "büyük bir çanta"; a small bag, "küçük bir çanta" demektir.
Kısa cümlelerde sıfatlar
a simple question
This is a simple question.
Bu basit bir soru.
a narrow street
The hotel is on a narrow street.
Otel dar bir sokakta.
a helpful person
Our new colleague is very helpful.
Yeni iş arkadaşımız çok yardımsever.
feel tired
I feel tired after the trip.
Yolculuktan sonra kendimi yorgun hissediyorum.
be ready
The report will be ready tomorrow.
Rapor yarın hazır olacak.
fresh food
This market sells fresh food.
Bu pazarda taze yiyecekler satılıyor.
an important meeting
We have an important meeting today.
Bugün önemli bir toplantımız var.
safe and comfortable
The room is safe and comfortable.
Oda güvenli ve rahat.
Yeni sıfatlar nasıl kullanılır?
Bildiğin bir nesneyi seç ve betimle: a new phone, "yeni bir telefon"; a small table, "küçük bir masa" demektir. Sonra özelliği değiştir: an old phone, "eski bir telefon"; a large table, "büyük bir masa". Bildiğin isim, yeni sıfatı anlamana ve kullanmana yardımcı olur.
Bildiğin kelimelere yenilerini ekle. Good ve bad, hot ve cold çiftleriyle bile bir sonucu değerlendirebilir, havayı anlatabilir veya siparişini daha açık verebilirsin. Zamanla useful, warm ve comfortable gibi daha kesin kelimeler betimlemelerini çeşitlendirir.
Anlam neden kelime grubuna bağlıdır?
Bu listede kind, "iyi kalpli" demektir: a kind person, "iyi kalpli bir insan". A kind of music ifadesinde ise aynı yazılış, "tür" anlamındaki isimdir: "bir müzik türü". Patient kelimesinin de iki kullanımı vardır: a patient teacher, "sabırlı bir öğretmen"; a patient, "bir hasta" demektir.
Bazı betimlemeler, bütün bir ifade olarak çevrildiğinde daha doğal olur. I am sorry, "Özür dilerim" veya "Üzgünüm"; I am glad, "Sevindim" olarak karşılanabilir. Örnek, hem sıfatın anlamını hem de yaygın kullanımını öğrenmene yardımcı olur.
Türkçe anlamları ve okunuşlarıyla İngilizce kelimeler