sorun, konu, mesele
gelir, kazanç
nesne, obje, itiraz
temel, dayanak, esas
genel olarak, genellikle
orta, orta kısım, orta yaş
ne de
standart, ölçün, norm
ekleme, ilave, katma
particularly
[ pəˈtɪkjələlɪ ]
özellikle, bilhassa
10
yaşamak, canlı
fiyat, ücret, bedel
güvenlik, emniyet
koşmak, çalıştırmak, işletmek
askeri, ordu
büyük, iri
ses, oy
davranış, tutum
potansiyel, olasılık
oğul, evlat
20
hücre, göz, cep telefonu
sayfa, yaprak, çağrı
hastalık, maraz, illet
basit, sade, yalın
aşağıda, altındaki, aşağı
fakir, yoksul, zayıf
temel, esas, ana
evet, olur, pekala
environment
[ ɪnˈvaɪərənmənt ]
çevre, ortam, muhit
başkent, sermaye, büyük harf
30
kırmızı, kızıl
finansal, mali
doğu
department
[ dɪˈpɑːtmənt ]
departman, bölüm
ürün, mamul
etki, nüfuz, tesir
vergi, resim
yer, zemin, toprak
liste, dizin
görüntü, resim, imaj
40
dizi, seri
fransız
ötesinde, dışında
application
[ ˌæplɪˈkeɪʃən ]
uygulama, başvuru
eğitim, antrenman
erişim, giriş
taşımak, hareket etmek
kimi, kime
European
[ ˌjʊərəˈpiːən ]
avrupalı, avrupa
baskı, basınç
50
kayıp, yitik, kaybolmuş
dini, dindar, dinî
technology
[ tekˈnɒlədʒɪ ]
teknoloji, teknik, teknobilim
her şey, her şeyin, bütün her şey
müzik, musiki, ezgi
efendi, rab, bey
birlik, sendika, birleşme
site, yer, mevki
cevap, yanıt, karşılık
tıbbi, medikal, hekimlik
60
kayıp, zarar
ayrılmak, izin
doğrudan, yönlendirmek
adım, basamak
düşünmek, değerlendirmek
mektup, harf
endüstri, sanayi
yalnız, tek başına
tamamlamak, eksiksiz
yaratmak, oluşturmak
70
fark, ayrım, farklılık
sormak, istemek, rica etmek
amaç, gaye, maksat
eş, karı, zevce
yasal, hukuki, kanuni
sokak, cadde
anlam, mana
sahne, evre, aşama
bilgisayar
dünya, yeryüzü, toprak
80
etkili, verimli, tesirli
dinlenmek, mola, istirahat
aslında, gerçekte, hakikaten
başlamak, başlangıç, başlatmak
bölge, yöre, mıntıka
karmaşık, kompleks, bileşik
kasaba, kent, şehir
orijinal, özgün, asıl
biri, birisi, herhangi biri
batılı, batı, garbi
90
öncülük etmek, yönetmek, kurşun
ödemek, ödeme
nehir
normal, olağan
banka, kıyı
federal
kutu, sandık
durum, statü
gerçek, doğruluk
başka, aksi halde
100
association
[ əˌsəʊsɪˈeɪʃən ]
dernek, birlik, ilişki
ortalama, vasat
saygı, hürmet
denemek, çalışmak, girişmek
son, nihai
karakter, kişilik, nitelik
kolej, fakülte, yüksekokul
bağlam, ortam
tartışma, görüşme
dosya, belge
110
açıkça, net bir şekilde, belirgin biçimde
sabah, sabah vakti, günün ilk saatleri
appropriate
[ əˈprəʊprɪət ]
uygun, yerinde, münasip
ağ, şebeke, network
historical
[ hɪˈstɒrɪkəl ]
tarihsel, tarihi, geçmişe ait
görünmek, gibi gelmek, sanılmak
konuşmak, sohbet etmek, konuşma
ateş, yangın, ateş etmek
distribution
[ ˌdɪstrɪˈbjuːʃən ]
dağıtım, dağılım, dağıtma
birincil, temel, asli
120
ses, ses çıkarmak, sağlam
yol, cadde, karayolu
olumlu, pozitif, artı
avrupa
getirmek, götürmek, taşımak
kritik, eleştirel, hayati
tarih, randevu, hurma
otorite, yetki, merci
tür, türler, cins
son, yakın, güncel
130
deniz
üye, üyesi, aza
varlık, bulunma, mevcudiyet
on
milyon
tahta, kurul, pano
görünmek, belirmek, ortaya çıkmak
kod, şifre
boyunca, her yerinde, süresince
posta, direk, gönderi
140
ölmek, can vermek, vefat etmek
çok, yığın, parti
emek, işçilik, çalışma
hacim, cilt, ses düzeyi
akış, akım, akma
takip etmek, izlemek, ardından gelmek
alman, almanca
literature
[ ˈlɪtrətʃər ]
edebiyat, literatür
traditional
[ trəˈdɪʃənəl ]
geleneksel, örfsel, ananevi
yetenek, beceri, kabiliyet
150
içinde, içeride, iç tarafında
ruh, tin, manevi güç
derece, rütbe, diploma
arkadaş, dost, ahbap
gelen, yaklaşan, geliş
tutmak, kavramak, saklamak
geçmek, çaprazlamak, haç
kesmek, kesik, kesinti
doğrudan, direkt, hemen
-e doğru, yönüne, -e karşı
160
yazmak, yazı yazmak, kaleme almak
yirmi
ordu
ingiltere
expression
[ ɪkˈspreʃən ]
ifade, anlatım, anlatım biçimi
acı, ağrı, sızı
mart, yürüyüş, ilerlemek
toplantı, görüşme
seçim, tercih, seçenek
kitle, kütle, ayin
170
koşul, durum, şart
paylaşmak, hisse, pay
hatırlamak, anımsamak
çözüm, çözümleme
siyaset, politika
kavram, konsept
umut, ümit
odaklanmak, odak, yoğunlaşmak
derin, yoğun, dip
komite, kurul, heyet
180
anlaşma, pazarlık, muamele
araba, otomobil, araç
hindistan
hintli, hindistanlı
ekonomi, iktisat
hafıza, bellek, anı
importance
[ ɪmˈpɔːtəns ]
önem, önemlilik, ehemmiyet
sivil, medeni
hristiyan
başarı, muvaffakiyet
190
öğrenci, talebe
communication
[ kəˌmjuːnɪˈkeɪʃən ]
iletişim, haberleşme
kötü, fena
hariç, dışında
düşmek, sonbahar
ölçek, ölçeklemek
etki, tesir
geniş, yaygın
uygulanmış, uygulamalı
yazar, müellif
200
çin
referans, atıf, kaynak
izin vermek, olanak tanımak, müsaade etmek
haziran
temel, baz, üs
temperature
[ ˈtemprətʃər ]
sıcaklık, ısı, hararet
buluşmak, tanışmak, karşılamak
içerik, memnun, tatmin
kendi (dişil)
konsey, meclis, kurul
210
uzunluk, boy, mesafe
açıklama, beyan, ifade
görev, iş, vazife
duvar, sur
ek, ilave, ek olarak
hafta
ahlaki, manevi, ders
aktif, etkin, faal
ölü, cansız
environmental
[ ɪnˌvaɪərənˈmentəl ]
çevresel, ekolojik
220
eski, önceki, geçmiş
üretmek, üretim, ürün
birim, ünite
yön, yönlendirme, doğrultu
evre, aşama, faz
öğrenmek, öğrenim
adalet, hakkaniyet
kayıt, kaydetmek, sicil
kendim
adres, hitap etmek, ele almak
230
tüm, bütün, tamamı
personel, kadro, çalışanlar
independent
[ ˌɪndɪˈpendənt ]
bağımsız, müstakil, kendi başına
faktör, etken, unsur
stil, tarz, üslup
haber, haberler, haber bülteni
makale, yazı, madde
değiş tokuş, takas, borsa
yeşil
eşit, denk
240
ulus, millet
popüler, halkçı
anlaşma, sözleşme, mutabakat
mesafe, uzaklık
eksiklik, yoksunluk, kıtlık
afrikalı
kolay, zahmetsiz
karanlık, koyu
petrol, yağ
polis
250
introduction
[ ˌɪntrəˈdʌkʃən ]
giriş, tanıtım
duymak, işitmek
medya, iletişim araçları
etkinlik, olay
film, sinema filmi
-e rağmen, karşın
takım, ekip
geliştirmek
mum
eklemek, ilave etmek, katmak
260
duygu, his
kütüphane
dişi, kadın
barış, huzur
olumsuz, negatif
temas, iletişim
korku
özgürlük, serbestlik
administration
[ ədˌmɪnɪˈstreɪʃən ]
yönetim, idare
hızlıca, çabucak
270
erkek, erkek cinsiyetli, erkek kişi
kimlik, özdeşlik, kişilik
durmak, durdurmak, mola
ölçü, derece, kapsam
iç, dahili, içsel
professional
[ prəˈfeʃənəl ]
profesyonel, mesleki, uzman
gerçeklik, gerçek, realite
doğmuş, doğumlu, dünyaya gelmiş
önceki, evvelki, geçmiş
temmuz
280
kesinlikle, elbette
yararlı, faydalı, kullanışlı
soğuk, üşümüş
teklif etmek, öneri, teklif
belirlemek, saptamak, kararlaştırmak
başarısızlık, başarısız olma, iflas
immediately
[ ɪˈmiːdiətli ]
hemen, derhal
örnek, durum, örnek olay
din, inanç
ağırlık, kilo
290
son derece, fazlasıyla, yüksek derecede
örnek, numune, örneklem
fransa
devam etmek, sürdürmek
inanç, iman, sadakat
protection
[ prəˈtek.ʃən ]
koruma, muhafaza, himaye
ince, güzel, para cezası
meydana gelmek, gerçekleşmek, vuku bulmak
güneş
egzersiz, alıştırma, idman
300
herkes, herkesler
yatak
desen, örüntü, kalıp
pencere
nisan
ileri, öne, ileride
operation
[ ˌɒpərˈeɪʃən ]
operasyon, işlem, ameliyat
talep, istek, istem
konuşmak, söylemek
ağ, web, örümcek ağı
310
arama, araştırma, aramak
iddia, talep, iddia etmek
başlamak, başlatmak, başlama
kız, genç kız
investment
[ ɪnˈvestmənt ]
yatırım, yatırım yapmak
renk
tavır, tarz, biçim
bitki, tesis, dikmek
stok, hisse, mal stoku
ne biri ne diğeri
320
kolayca, rahatça, zahmetsizce
yedi
construction
[ kənˈstrʌkʃən ]
inşaat, yapım, yapı
mesih, isa mesih
komut, emir, talimat
çinli, çince
ilk, başlangıçtaki, baş harf
küresel, global, dünya çapında
ilke, prensip, prensipler bütünü
yüz
330
komisyon, görevlendirme, komisyon ücreti
akraba, göreli, nispi
tanınmış, ünlü, dikkat çekici
ilişki, bağ, akrabalık
güç, kuvvet, dayanıklılık
çeşitlilik, çeşit, tür
saat, zaman
industrial
[ ɪnˈdʌstrɪəl ]
endüstriyel, sanayi
resim, fotoğraf, görüntü
oyuncak
340
yanlış, hatalı
strateji, taktik
günlük, her gün
kongre, kurultay
saç, kıl
sonraki, ikinci
koca, eş
göz
tedarik, arz, ikmal
beyefendi, efendim
350
girişim, deneme, teşebbüs
kollar, silahlar, kucak
mavi, hüzünlü
ölçmek, ölçü, önlem
ciddi, ağırbaşlı, önemli
ayırmak, ayrı, farklı
konuşma, nutuk, söylev
varlık, mevcudiyet, yaşam
gerçek, fiili, asıl
çaba, gayret, emek
360
gerektirmek, istemek, zorunlu kılmak
öğretmen, hoca
neredeyse, hemen hemen, aşağı yukarı
evlilik, nikah
erkek çocuk, oğlan
ilaç, uyuşturucu, madde
oyun, maç
hazır, hazır olmak
successful
[ səkˈsesfəl ]
başarılı, muvaffak
relatively
[ ˈrelətɪvlɪ ]
nispeten, göreceli olarak
370
her ne olursa olsun, her neyse
çatışma, anlaşmazlık, ihtilaf
zıtlık, karşıtlık, kontrast
koleksiyon, koleksiyonculuk, birikim
deyiş, atasözü, söz
kahverengi, esmer
ayakta durmak, durmak, dayanmak
kalmak, sürmek, geriye kalmak
zemin, kat, döşeme
mesaj, ileti, haber
380
opportunity
[ ˌɒpəˈtjuːnətɪ ]
fırsat, olanak, imkân
kalır, sürer, geriye kalır
şef, baş, başkan
stres, baskı, gerilim
firma, şirket, sağlam
eylül
açıklamak, izah etmek, anlatmak
yükselmek, artmak, yükseliş
assessment
[ əˈses.mənt ]
değerlendirme, inceleme, tespit
ocak
390
güven, itimat, güvenmek
ekim
parça, bit, azıcık
kalmak, konaklamak, durmak
afrika
arzu, istek, dilemek
ısı, sıcaklık, ısıtmak
scientific
[ ˌsaɪənˈtɪfɪk ]
bilimsel
description
[ dɪˈskrɪpʃən ]
tanım, betimleme, açıklama
kullanıcı
400
definition
[ ˌdefɪˈnɪʃən ]
tanım, tarif
klinik, kliniksel
employment
[ ɪmˈplɔɪmənt ]
istihdam, işe alım, çalışma
çoklu, birden fazla
zihinsel, mental, akli
Japanese
[ ˌdʒæp.ənˈiːz ]
japon, japonca
tartışma, argüman, sav
önce, evvel, geçmişte
gerekli, zorunlu, elzem
sent, kuruş
410
mal, eşya, ürün
aralık
ağaç
görüş, fikir, kanaat
kapasite, hacim, yetenek
tür, çeşit, ayıklamak
sekiz
yuvarlak, tur, yuvarlamak
erkek kardeş, kardeş, birader
procedure
[ prəʊˈsiːdʒər ]
prosedür, işlem, yöntem
420
işaret, iz, damga
çıktı, ürün, üretim
kaçınmak, sakınmak, önlemek
ağustos
sabit, değişmez, sürekli
üst, yukarı, yüksek
denge, bakiye, dengelemek
hiçbiri, yok, hiçbir
önceki, öncel, önce
almanya
430
belki, olabilir
beyin, dimağ
aksi takdirde, yoksa
Cambridge
[ ˈkeɪm.brɪdʒ ]
cambridge
kontrol etmek, denetlemek
kaplamak, örtmek, kapak
yaz
herhangi biri, kimse
tamamen, tümüyle
ada
440
yarış, ırk
usta, efendi, üstat
-medikçe, -madıkça, olmadığı sürece
sözleşme, kontrat
başlık, unvan, kitap adı
müşteri, danışan
seçmek, tercih etmek
güneyli, güneydeki
bölüm, birim, bölge
alternative
[ ɔːlˈtɜːnətɪv ]
alternatif, seçenek, seçenekli
450
fatura, senet, banknot
çoğunluk, ekseriyet
gelenek, örf
deri, cilt
kentsel, şehirsel
felsefe
aktarım, transfer, devretme
completely
[ kəmˈpliːtli ]
tamamen, bütünüyle
perspective
[ pəˈspektɪv ]
bakış açısı, perspektif
dış, harici
460
salon, hol
ayakta, dik, duran
ay
yahudi, yahudiye ait
responsibility
[ rɪˌspɒnsəˈbɪlətɪ ]
sorumluluk, yükümlülük
ücret, suçlama, yük
hizmet etmek, servis yapmak, sunmak
ekipman, donanım
kendin, kendiniz
evcil, yerli, ev içi
470
hastane
endişe, kaygı, ilgi
ilçe, bölge, semt
ilerleme, gelişme, ilerleyiş
gaz
institute
[ ˈɪnstɪtjuːt ]
enstitü, kurum
kasım
frequently
[ ˈfriːkwəntli ]
sık sık, sıkça, sıklıkla
terapi, tedavi
öge, element, unsur
480
bağlantı, ilişki, bağlantı hattı
yazılım, program, yazılım sistemi
emek, işgücü, çalışma
uygulamak, başvurmak, sürmek
işaret, imzalamak, belirti
fayda, yarar, menfaat
yıllık, senelik
duyuru, bildirim, ilan
girmek, katılmak, girmek üzere yazmak
yol, patika, güzergah
490
konum, yer, mevki
indeks, dizin, endeks
ulaşmak, erişmek, varmak
responsible
[ rɪˈspɒnsəbl ]
sorumlu, mesul
köy
park
teknik
sürmek, sürüş, sürücü
conference
[ ˈkɒnfərəns ]
konferans, toplantı, kongre
güçlü, kuvvetli, etkili
500
ilçe, kontluk
şüphe, kuşku
dilek, istek
kız evlat, kız
resistance
[ rɪˈzɪstəns ]
direniş, karşı koyma
kredi, itibar
önermek, tavsiye etmek
sürüm, versiyon
şekil, biçim
oluşum, formasyon
510
ağır, yoğun
almak, teslim almak, kabul etmek
ticari, komersiyel, ticaretle ilgili
sovyet
koymak, sermek, yatırmak
geçmek, geçirmek, başarmak
çift, iki kat, ikiye katlamak
evaluation
[ ɪvæljʊˈeɪʃn ]
değerlendirme, inceleme, tahlil
ziyaret, gezmek, uğramak
oxford
520
toprak, arazi, zemin
frequency
[ ˈfriːkwənsi ]
frekans, sıklık, sıklık oranı
ruh, can
antik, kadim, eski
şiddet, zorbalık, vahşet
şans, olasılık, fırsat
sektör, bölüm, kesim
educational
[ edjuːˈkeɪʃənl ]
eğitimsel, eğitsel, öğretimle ilgili
panelvan, minibüs, kamyonet
bölgesel, yöresel
530
uygun, doğru, münasip
evli, nikahlı
zengin, varlıklı
duruşma, yargılama, deneme
cinsiyet, toplumsal cinsiyet
tepki, reaksiyon
hedef, amaç, gaye
değişken, değişebilir, oynak
sıcak, hararetli, acı
sadece, yalnızca, salt
540
interpretation
[ ɪnˌtɜːprɪˈteɪʃən ]
yorum, yorumlama, tefsir
altın
saldırı, hücum, taarruz
doğru, düzeltmek, uygun
kanser
cam, bardak
interesting
[ ˈɪntrəstɪŋ ]
ilginç, enteresan
ağız
bu yüzden, dolayısıyla, bundan dolayı
görüş, görme, vizyon
550
saygı, ilgi, dikkate almak
güzel, hoş, zarif
hız, sürat
parça, bölüm, eser
hayvan
pratik, kullanışlı, uygulanabilir
hata, yanılgı
generation
[ ˌdʒenəˈreɪʃən ]
nesil, kuşak, üretim
tanımlamak, teşhis etmek, belirlemek
var olmak, mevcut olmak
560
anket, araştırma, inceleme
genel, bütünüyle, toplamda
hareket, devinim, önerge
ajans, acente, kurum
bakan, din görevlisi
ilgili, alakalı, geçerli
doğum, doğuş
belge, doküman, evrak
resmi, yetkili
seçim, seçme, seçki
570
tanımlamak, betimlemek, tarif etmek
kanada
güvenlik, emniyet
balık
son zamanlarda, yakın zamanda
eklem, ortak, birleşik
asit
possibility
[ ˌpɒsəˈbɪlətɪ ]
olasılık, ihtimal, imkan
spiritual
[ ˈspɪrɪtjʊəl ]
ruhsal, manevi
azaltmak, düşürmek, eksiltmek
580
şubat
taş
önlemek, engellemek
tepe
kuzeyli, kuzeydeki
değer, değerli
revolution
[ ˌrevəlˈuːʃən ]
devrim
mutlu, mesut
yönetmen, müdür, direktör
seçmek, seçme
590
oysa, halbuki, buna karşın
farkında, haberdar, bilinçli
sahne, olay yeri, manzara
kazanmak, kazanç, elde etmek
akşam, akşam vakti, geceleyin
uyku, uyumak, uyutmak
advantage
[ ədˈvɑːntɪdʒ ]
avantaj, üstünlük, yarar
aniden, birdenbire, ansızın
kabul etmek, kabul, benimsemek
denklem, eşitlik
600
gül
ilkbahar, bahar, kaynak
yerli, yerel, doğal
bin
rehber, kılavuz, yol göstermek
tam olarak, aynen, kesinlikle
background
[ ˈbækɡraʊnd ]
arka plan, geçmiş, zemin
taşımak, götürmek, taşımakla yükümlü olmak
liderlik, önderlik, yönetim
represent
[ ˌreprɪˈzent ]
temsil etmek, simgelemek, betimlemek
610
alt, dip, taban
kabul edildi, anlaşıldı, uzlaşıldı
hanımefendi, bayan, leydi
makine, makina
resmi, biçimsel, formal
reform, ıslahat, yenilik
kırmak, mola, ara
hızlı, çabuk, oruç
contemporary
[ kənˈtempərərɪ ]
çağdaş, güncel, modern
yürümek, yürüyüş, gezinti
620
sigorta, sigortalama
sürdürmek, korumak, bakımını yapmak
ajan, acente, temsilci
yaratım, yaratılış, oluşum
protein
kariyer, meslek
üstelik, ayrıca, dahası
sonunda, nihayet, eninde sonunda
konuşma, konuşarak, konuşma açısından
britanya, ingiltere
630
yeterli, kafi
kare, meydan
telefon, ahize
orman
hedef, amaç
bebek, yavru
ağ, file
ayak, futbol
azami, maksimum
savaş, muharebe
640
yargıç, hakim, yargılamak
adil, fuar, açık renkli
sinyal, işaret, sinyal vermek
yardım, destek, yardımcı olmak
oran, nispet
bar, çubuk, engel
comparison
[ kəmˈpærɪsən ]
karşılaştırma, kıyaslama
kimyasal
doğu, doğulu, doğu yönündeki
kol, silah, kucak
650
imkansız, olanaksız
akademik, üniversiteyle ilgili
kenar, uç, sınır
rüzgar, sarmak
hakkında, ilişkin
görev, yükümlülük, vergi
kip, mod, tarz
girdi, giriş
concentration
[ ˌkɒnsənˈtreɪʃən ]
konsantrasyon, yoğunlaşma, derişim
özlemek, kaçırmak, ıskalamak
660
interaction
[ ˌɪntərˈækʃən ]
etkileşim, etkileşme
conclusion
[ kənˈkluːʒən ]
sonuç, netice
television
[ ˈtelɪvɪʒən ]
televizyon
doktor, hekim
kaydetmek, kurtarmak, tasarruf etmek
tıklamak, tık
kırsal, taşra
lütfen, memnun etmek
inşa etmek, kurmak, yapmak
memur, subay
670
tipik, olağan, sıradan
kaya, taş, rock
düzenli, olağan, muntazam
corporation
[ ˌkɔːpərˈeɪʃən ]
şirket, kurum, anonim şirket
suç, cürüm
mükemmel, kusursuz, eksiksiz
katman, tabaka
lider, önder, başkan
yaymak, yayılmak, dağıtmak
otuz
680
üzerine, üstüne
component
[ kəmˈpəʊnənt ]
bileşen, parça, unsur
democratic
[ ˌdeməˈkrætɪk ]
demokratik
etkilemek, etki etmek
orta, ortam, vasat
inanç, kanaat
uymak, uygun, sığmak
savunma, müdafaa
odun, tahta, ahşap
teknik, yöntem
690
roman, yeni
foundation
[ faʊnˈdeɪʃən ]
temel, vakıf, kuruluş
dizi, sıra, sekans
ilaç, tıp
davranış, yürütmek, yönetmek
bağımlı, muhtaç
müdür, asıl, başlıca
yavaşça, ağır ağır
merkez, orta
kriz, bunalım
700
kutsal, mukaddes
blok, engel, kapatmak
competition
[ ˌkɒmpəˈtɪʃən ]
rekabet, yarışma
posta, mektup
ikincil, tali, ortaöğretim
nakit, peşin para
belirtmek, göstermek, işaret etmek
concerning
[ kənˈsɜːnɪŋ ]
hakkında, ile ilgili
çift, ikili, birkaç
elde etmek, edinmek, sağlamak
710
göndermek, yollamak, iletmek
kız kardeş, abla
psychology
[ saɪˈkɒlədʒɪ ]
psikoloji, ruh bilimi
beklemek, ummak, tahmin etmek
istasyon, durak
mağaza, dükkân, depo
göl
görsel, görsel olan, görmeye dayalı
yokluk, devamsızlık, eksiklik
sağlamak, garanti etmek, temin etmek
720
edebi, yazınsal
sekreter, katip
meydan okuma, zorluk, mücadele
constitution
[ ˌkɒnstɪˈtjuːʃən ]
anayasa
considerable
[ kənˈsɪdərəbl ]
kayda değer, önemli, hatırı sayılır
kraliyet, krala ait, asil
özellik, nitelik, yüz hatları
fundamental
[ ˌfʌndəˈmentəl ]
temel, esas, köklü
görünüm, dış görünüş, belirme
seyirci, izleyici, dinleyici
730
nevertheless
[ ˌnevəðəˈles ]
yine de, bununla birlikte, her şeye rağmen
biraz, bir nebze, kısmen
satın almak, almak, satın al
kış
representation
[ ˌreprɪzenˈteɪʃən ]
temsil, betimleme, temsilcilik
psychological
[ ˌsaɪkəˈlɒdʒɪkəl ]
psikolojik, ruhsal
etkilendi, etkilenmiş, tesir altında kalmış
kuru, kurak
hasar, zarar
mülakat, görüşme, röportaj
740
başarmak, elde etmek, gerçekleştirmek
detay, ayrıntı, ince nokta
açık, bariz, belli
izlemek, seyretmek, saat
göstermek, sergilemek, ekran
amaç, hedef, nesnel
yönetici, müdür, menajer
benzersiz, eşsiz, tek
kurmak, tesis etmek, oluşturmak
profesör, hoca, öğretim üyesi
750
azaltma, indirgeme, düşürme
yetişkin, erişkin
tamamen, bütünüyle, tümüyle
varsaymak, üstlenmek, sanmak
düz, doğruca, dolaysız
demir, ütü
romalı, roma
okuyucu, okur
gemi, vapur
büyük ölçüde, çoğunlukla, genellikle
760
seyahat, yolculuk, gezmek
görev, misyon, vazife
previously
[ ˈpriː.vi.əs.li ]
önceden, daha önce, evvelce
döngü, çevrim, bisiklet
meksika
israil
dördüncü
combination
[ ˌkɒmbɪˈneɪʃən ]
kombinasyon, birleşim, kombin
radyo
iyileştirmek, geliştirmek, düzelmek
770
rus, rusça
müze
köken, menşe, kaynak
çerçeve, iskelet, çatı
gelişmiş, ileri
duygusal
yargı, hüküm, değerlendirme
serbest bırakma, salıverme, yayımlama
kurumsal, şirket
yardım, destek, asistans
780
consciousness
[ ˈkɒnʃəsnəs ]
bilinç, şuur, farkındalık
beklemek, bekleyiş, duraklamak
asgari, minimum, en az
geniş, kapsamlı, yaygın
tartışmak, görüşmek, ele almak
yerine getirmek, gerçekleştirmek, icra etmek
içermek, kapsamak, barındırmak
at
seçenek, opsiyon, tercih
çekirdek, öz, ana
790
oturma, oturan, oturma hali
recognition
[ ˌrekəɡˈnɪʃən ]
tanıma, takdir, kabul
güvenli, emniyetli, zarar görmeyen
primarily
[ praɪˈmerəlɪ ]
esas olarak, öncelikle, başlıca
gençlik, gençler, delikanlılık
kaynak, kaynaklar, imkan
ayı, katlanmak, taşımak
aramak, peşinde olmak, bulmaya çalışmak
tipik olarak, genellikle, çoğunlukla
korumak, muhafaza etmek, savunmak
800
kısa, öz
resolution
[ ˌrezəlˈuːʃən ]
çözünürlük, karar
yemek, yemek yemek
özet, hulasa
dövüşmek, savaşmak, kavga etmek
çok sayıda, sayısız, pek çok
giriş, kayıt
ileri, dışarı
participation
[ pɑːˌtɪs.ɪˈpeɪ.ʃən ]
katılım, iştirak
hafifçe, biraz, azıcık
810
sınır, limit, kısıtlama
eğilim göstermek, meyilli olmak, bakmak
yumuşak, hafif, nazik
yanlış, sahte, gerçek dışı
gizli, sır, gizem
şiddetli, ağır, sert
vurgu, önem, ağırlık
examination
[ ɪɡˌzæmɪˈneɪʃən ]
muayene, inceleme, sınav
nükleer, çekirdekli
çerçeve, iskelet, çatı
820
geçit, pasaj, bölüm
intelligence
[ ɪnˈtelɪdʒəns ]
zekâ, istihbarat, akıl
intellectual
[ ɪntɪˈlektjʊəl ]
entelektüel, aydın, düşünsel
aracılığıyla, üzerinden, yoluyla
olmak, meydana gelmek, gerçekleşmek
sunucu, garson
dokuz
bağlı, ciltli, sınırlı
dalga
harita, eşlemek
830
taşımacılık, ulaşım, nakliye
bahçe
baskı, edisyon, yayım
tanıdık, aşina
kampanya, seferberlik
ayrı, birbirinden ayrı
vardiya, değişim, kayma
agricultural
[ ˌæɡ.rɪˈkʌl.tʃər.əl ]
tarımsal, zirai
atış, kurşun, çekim
kavram, fikir, düşünce
840
ifade etmek, anlatmak, hızlı tren
increasingly
[ ɪnˈkriːsɪŋli ]
giderek, gittikçe, artan şekilde
mücadele etmek, çabalamak, boğuşmak
kopya, kopyalamak, nüsha
zıt, karşıt, ters
metal, maden, madeni
yunan, yunanca, yunanlı
çizmek, çekmek, draw etmek
suçlu, kriminal, cani
refah, sosyal yardım, esenlik
850
ispanyol, ispanyolca
vahşi, yabanıl
acil, anında, derhal
sütun, kolon
kemik
experimental
[ ɪkˌsperɪˈmentəl ]
deneysel
varsaymak, sanmak, farz etmek
katı, sağlam
bağlantı, bağ, ilişki
sorun, dert, sıkıntı
860
significance
[ sɪɡˈnɪfɪkəns ]
önem, anlam, ehemmiyet
apparently
[ əˈpærəntlɪ ]
görünüşe göre, anlaşılan, belli ki
taze, yeni, serin
yavaş, ağır, yavaşça
düşman, hasım, muhalif
doku, mendil, kumaş
kötü, şeytani, fenalık
approximately
[ əˈprɒksɪmətlɪ ]
yaklaşık olarak, aşağı yukarı, takriben
çizim, resim, çizme
iç, içsel, dahili
870
transition
[ trænˈzɪʃən ]
geçiş, dönüşüm, intikal
köpek
evolution
[ ˌiːvəˈluːʃən ]
evrim, gelişim
yakından, dikkatle, sıkı sıkıya
anlatı, hikaye, öyküleme
ekran, perde, paravan
subsequent
[ ˈsʌbsɪkwənt ]
sonraki, müteakip
istek, talep, rica
extremely
[ ɪkˈstriːmli ]
son derece, aşırı, fevkalade
tutum, tavır, yaklaşım
880
etnik, ırksal
ilahi, tanrısal
reasonable
[ ˈriːzənəbl ]
makul, mantıklı
kamp, ordugah
bilgili, haberdar
işaretli, belirgin
krallık, ülke
büyümek, yetişmek, gelişmek
müşteri, alıcı
significantly
[ sɪɡˈnɪf.ɪ.kənt.lɪ ]
önemli ölçüde, belirgin şekilde
890
güzel, hoş, şirin
ideal, mükemmel, en uygun
yoğunluk, yoğunluk oranı, sıklık
oturmak, oturur durumda olmak, oturmak üzere yerleşmek
executive
[ ɪɡˈzekjətɪv ]
yönetici, icra yöneticisi, üst düzey yönetici
dokunmak, temas etmek, değmek
demokrasi, halk egemenliği, demokratik yönetim
structural
[ ˈstrʌktʃərəl ]
yapısal, strüktürel, inşai
benzer şekilde, aynı şekilde, buna benzer biçimde
veritabanı, veri tabanı, veri bankası
900
yön, bakış açısı, özellik
alet, araç, gereç
çalışan, personel, işçi
rüya, düş
ebeveyn, anne baba
eşit şekilde, aynı derecede
emlak, mülk, arazi
otel
vurmak, çarpmak, isabet etmek
kaptan
910
sivri, uçlu, işaretli
hasta, rahatsız, kötü
explanation
[ ˌekspləˈneɪʃən ]
açıklama, izah, gerekçe
dağ, tepe
engineering
[ ˌendʒɪˈnɪərɪŋ ]
mühendislik
alışılmış, olağan, her zamanki
görüş, manzara, görüş alanı
pazarlama
işitme, duyma
asya
920
consideration
[ kənˌsɪdərˈeɪʃən ]
değerlendirme, düşünce, dikkate alma
en yüksek, üstün, yüce
universal
[ ˌjuːnɪˈvɜːsəl ]
evrensel, küresel, genel
latince, latin
yazar, yazman, yazıcı
seçim, seçme
publication
[ ˌpʌblɪˈkeɪʃən ]
yayın, yayımlanma, neşir
necessarily
[ nesəˈserəlɪ ]
zorunlu olarak, kaçınılmaz biçimde, elbette
saf, katıksız, temiz
ünlü, meşhur, tanınmış
930
sıradan, olağan, normal
independence
[ ˌɪndɪˈpendəns ]
bağımsızlık, istiklal
regulation
[ ˌreɡjəˈleɪʃən ]
düzenleme, yönetmelik, kural
sandalye, koltuk, başkanlık
paralel, koşut
teşekkür etmek, teşekkür etmek istemek, minnettar olmak
dakika, an, ayrıntı
difficulty
[ ˈdɪfɪkəltɪ ]
zorluk, güçlük, sıkıntı
kategori, sınıf, tür
consistent
[ kənˈsɪstənt ]
tutarlı, istikrarlı, uyumlu
940
zar zor, neredeyse hiç, güçlükle
cümle
implementation
[ ˌɪmplɪmenˈteɪʃən ]
uygulama, hayata geçirme, gerçekleştirme
izin, müsaade, ruhsat
conversation
[ ˌkɒnvəˈseɪʃən ]
konuşma, sohbet, görüşme
confidence
[ ˈkɒnfɪdəns ]
özgüven, güven, itimat
katolik
alan, etki alanı, etki sahası
specifically
[ spəˈsɪfɪkəlɪ ]
özellikle, spesifik olarak, bilhassa
artı, artı işareti, ayrıca
950
bant, grup, bando
theoretical
[ θɪəˈretɪkəl ]
teorik, kuramsal
vadi
kötüye kullanma, istismar, suistimal
çoğunlukla, ağırlıklı olarak, esasen
cihaz, aygıt, düzenek
personality
[ ˌpɜːsənˈælətɪ ]
kişilik, şahsiyet
görkemli, büyük, muhteşem
davranış, tutum
kendimiz
960
cumhuriyet
muhtemelen, olasılıkla
yaygın olarak, geniş ölçüde
electronic
[ ɪˌlekˈtrɒnɪk ]
elektronik
çiftlik, tarla
hibe, bağış, vermek
buz
kabul etmek, aynı fikirde olmak, anlaşmak
yoksulluk, fakirlik
respectively
[ rɪˈspektɪvlɪ ]
sırasıyla
970
ılık, sıcak, sıcacık
tanımlamak, tarif etmek, belirlemek
şiir, şiir sanatı, nazım
tartışma, münazara, münakaşa
çekicilik, itiraz, başvuru
borç, yükümlülük, alacak
composition
[ ˌkɒmpəˈzɪʃən ]
kompozisyon, bileşim, eser
kas, adale
uçak, düzlem, planya
kanal, kanalizasyon, televizyon kanalı
980
mekanizma, düzenek, işleyiş
bilişsel, kognitif
söylem, söyleşi, nutuk
gen
köşe, köşebent
yıldız, star
opposition
[ ˌɒpəˈzɪʃən ]
muhalefet, karşıtlık, opposition
istekli, gönüllü, razı
garip, tuhaf, acayip
fon, sermaye, kaynak
990
şarkı, türkü, ezgi
tanımak, fark etmek, kabul etmek
kriko, vale, erkek eşek
convention
[ kənˈvenʃən ]
kongre, gelenek, teamül
kulüp, dernek, sopa
belirgin, görünür, apaçık
porsiyon, pay, kısım
rahatlama, kabartma, yardım
kâr, kazanç, getiri
benimki
1000