o (dişil)
daha fazla, daha çok
onun (eril)
sahip olmak, var
biz
ne, hangi
yeni
-ebilir, olabilir, mayıs
bazı, kimi
onu (eril)
10
görmek, görmekte, görmek için
beni
sevmek, hoşlanmak, gibi
nasıl, ne kadar
sonra, ardından, sonra ki
insanlar, halk
birçok,çok, kaç tane
iş, çalışmak, emek
çok, pek, oldukça
hayat, yaşam
20
-den, -dan, itibaren
veya, ya da
ama, fakat
onlar
hangi, -ki
bu
bir, tek
onların
onu (dişil), onun (dişil)
-ebilir, yapabilmek
30
tüm, hepsi, bütün
sen, siz
eğer, -se, şayet
-de, -da, -te
orada, şu, oraya
ne zaman, -ince, -dığı zaman
-ecek, olacak, istemek
kim
o (eril)
diğer, başka
40
öyle, böyle, bu yüzden
yapmak, etmek, gerçekleştir
hayır, yok, olmaz
bunlar, şunlar
hakkında, dair, konusunda
onun (nötr)
benim
zaman, süre, vakit
ayrıca, aynı zamanda, de
tarafından, ile, -e göre
50
ben
-e doğru, içine
olmak
-den daha
dışarı, dışarıda
onları
sadece, yalnızca
yukarı, yukarıya
değil, yok
böyle, bunun gibi
60
senin, sizin
iki
üzerinde, -de, -da
ile, -le, -la
sonra, o zaman
ilk, birinci
en çok, çoğu
herhangi, bazı
o (nötr)
bizim
70
arasında, arası
dedi, söyledi
için
gibi, olarak
üzerinde, boyunca
şu, o
-meli, -malı
içinde, -de, -da
çünkü
bile, hatta
80
içinden, boyunca, vasıtasıyla
iyi, kuyu, sağlıklı
nerede, nereye
-e, -a, için
kullanmak, kullanma, yararlanmak
şunlar, onlar
şimdi, şu anda
ve, ile
her, her biri
yol, tarz, yöntem
90
-ın, -in, -un
yapılmış, üretilmiş, edilmiş
ikisi de, her ikisi, hem
sadece, tam, henüz
zorunda, şart, gerekli
önce, öncesinde, evvel
olma, varlık, bulunma
dünya, alem, yeryüzü
aynı, benzer, eş
çok, epey, fazla
100
durum, devlet, eyalet
ancak, bununla birlikte, ne var ki
yapmak, üretmek, etmek
arka, geri, sırt
kendi, sahip olmak, ait
iken, sırasında, oysa
bizi
iyi, güzel, yararlı
altında, süresince, anlamak
sistem, düzen, yöntem
110
adam, erkek, insan
bilmek, tanımak, öğrenmek
üç
parça, bölüm, kısım
uzun
sırasında, boyunca, esnasında
aşağı, aşağıya, alt
başka, diğer, bir başka
doğru, sağ, haklı
burada
120
farklı, ayrı
gün
sosyal, toplumsal
sayı, numara
durum, vaka, dava
almak, edinmek, elde etmek
olmadan
örnek, misal
yüksek
information
[ ˌɪnfəˈmeɪʃən ]
bilgi, enformasyon
130
hala, henüz, yine
almak, götürmek, çekmek
-ebilir, belki, olabilir
içinde, dahilinde, içerisinde
küçük, az, biraz
çok, fazla, aşırı
buldu, bulundu, keşfetti
harika, büyük, muhteşem
şekil, figür, rakam
yer, mekân, konmak
140
karşı, aleyhine
tanrı, ilah
ihtiyaç, gereksinim
gitmek, git
yıl, sene
beri, -den beri
önemli, mühim
veri, data
genel, umumi
asla, hiçbir zaman
150
amerikalı, amerikan
kamu, halka açık, kamusal
sık sık, çoğu zaman, sıkça
sipariş, düzen, emir
güç, iktidar, enerji
government
[ ˈɡʌvənmənt ]
hükümet, yönetim
university
[ ˌjuːnɪˈvɜːsətɪ ]
üniversite
eski, yaşlı, ihtiyar
development
[ dɪˈveləpmənt ]
gelişim, kalkınma, gelişme
süreç, işlem, proses
160
gelmek, gel
ayarlamak, koymak, belirlemek
kapamak, yola çıkmak, kalkış yapmak
oluşturmak, biçimlendirmek, form
küçük, ufak, az
nokta, işaret, puan
grup, topluluk, küme
verilmiş, belirli, verilen
aile, hanedan, soy
yasa, kanun, hukuk
170
insan, beşer
her, her bir
su
son, bitiş, uç
yine, tekrar
siyasi, politik
ikinci
bölüm, fasıl, bölümleme
düşünmek, sanmak
sol, solda, ayrıldı
180
daha az, -siz
etrafında, çevresinde, yaklaşık
büyük, geniş, iri
savaş
böylece, dolayısıyla, bu nedenle
kontrol, denetim, yönetmek
söylemek, demek
az, birkaç
düşünce, fikir, düşünmek
üzerine, üstüne
190
basın, basmak, pres
değiştirmek, değiştirme, değişiklik
-e rağmen, gerçi, her ne kadar
ev, yuva, evde
ulusal, milli
arasında, içinden
el, ellemek, teslim etmek
okul
tarih, geçmiş
araştırma, inceleme
200
ev, konut, hane
her zaman, daima, sürekli
bulmak, keşfetmek, rastlamak
erken, erkenden, erken saatlerde
istemek, arzulamak, istemek istemek
masa, tablo, sofra
gerçek, olgu, hakikat
sonra, ileride, daha sonra
tercihen, daha doğrusu, nispeten
son, en son, geçen
210
neden, niçin
çalışmak, incelemek, öğrenim
gerçi, oysa, yine de
düzey, seviye, kademe
bir şey, herhangi bir şey
kitap, rezerve etmek
değer, kıymet, değer vermek
bir kez, bir defa, eskiden
mümkün, olası
birkaç, çeşitli
220
-e kadar, -inceye kadar, dek
uzakta, uzağa, defetmek
iş, ticaret, işletme
yardım, yardımcı olmak, destek
isim, ad, isim vermek
vücut, beden, gövde
kendi, benlik, öz
henüz, yine de, daha
olmak, haline gelmek, dönüşmek
kişi, insan, şahıs
230
ekonomik, iktisadi
dört
mevcut, hediye, sunmak
vermek, sunmak
zamanlar, kez
-ip -mediği, ister
en iyi, en iyisi
bakmak, görünmek
sonraki, bir sonraki, gelecek
izin vermek, -sın -sin
240
sorun, problem, mesele
kurs, ders, eğitim
uzak, epey, çok
araç, vasıta, yöntem
alan, bölge, saha
çocuk, evlat
kendi (eril)
toplum, cemiyet
beyaz, ak
çizgi, hat, sıra
250
koymak, yerleştirmek, bırakmak
baş, kafa, başkan
mahkeme, dava, saray
model, örnek, maket
destek, desteklemek, dayanışma
şehir, kent
başına, her, göre
daha iyi, daha iyi olan
yan, taraf, kenar
doğa, tabiat, yaradılış
260
yaygın, ortak, genel
sağlık, sıhhat
üstünde, yukarıda
eylem, hareket etmek
yerel, mahalli
şirket, firma
genç
ülke, memleket
bilinen, tanınmış, bilindik
tür, tip
270
en az, en azından, en küçük
hizmet, servis, bakım
education
[ ˌedʒʊˈkeɪʃən ]
eğitim, öğretim, tahsil
analiz, inceleme, çözümleme
aşk, sevgi, sevmek
dönem, süre, periyot
dil, lisan
bölüm, kesim, kısım
görünüm, görüş, manzara
politika, ilke, yönerge
280
yüzyıl, asır
siyah, kara
international
[ ˌɪntəˈnæʃənəl ]
uluslararası, enternasyonal
ya, herhangi biri
bu nedenle, dolayısıyla, o halde
sınıf, ders, kategori
individual
[ ɪndɪˈvɪdjʊəl ]
bireysel, birey, tekil
bakım, özen, ilgilenmek
yüz, surat, yüzleşmek
soru, soru sormak
290
ışık, hafif, aydınlık
baba, ata
ilgi, çıkar, faiz
açmak, açık
anne
experience
[ ɪkˈspɪərɪəns ]
deneyim, tecrübe
duyu, anlam, mantık
etki, sonuç, tesir
community
[ kəˈmjuːnətɪ ]
topluluk, toplum, cemaat
birlikte, beraber
300
daha ileri, daha fazla, ilave
sonuç, netice, çıktı
particular
[ pəˈtɪkjələr ]
özel, belirli, tekil
ücretsiz, serbest, özgür
belirli, kesin, emin
zihin, akıl, düşünce
yaş, çağ, devir
management
[ ˈmænɪdʒmənt ]
yönetim, idare, yönetme
oda, yer, alan
büyük, önemli, başlıca
310
bilgi, malumat
kendi (nötr)
eylem, hareket, aksiyon
oran, hız, ücret
düşük, az
gerçek, hakiki, reel
kadın, hanım
ölüm, vefat
hiçbir şey, hiçlik
boyunca, beraber
320
beş
rol, görev
bütün, tam
neredeyse, hemen hemen
toprak, arazi, kara
pazar, piyasa
yeterli, kâfi
muktedir, yapabilir
londra
teori, kuram
330
dolu, tam, bütün
konum, pozisyon, durum
zaten, önceden, çoktan
kendileri
sağlamak, temin etmek, sunmak
parti, taraf, grup
mevcut, erişilebilir, kullanıma hazır
yapılmış, tamamlanmış, bitmiş
toplam, tüm, genel
kelime, sözcük
340
doğru, gerçek, hakiki
göstermek, sergilemek, gösteri
hiç, daima, her zaman
güney, güneye
terim, dönem, süre
özgül, belirli, spesifik
işlev, fonksiyon, görev
gece, gece vakti
alan, saha, tarla
kilise
350
para
program, yazılım, plan
çeşitli, muhtelif
tek, yalnız, biricik
özellikle, bilhassa
genellikle, çoğunlukla
yapı, yapılandırma, yapılaşma
konu, özne, ders
belki, muhtemelen
tür, çeşit, cins
360
söylemek, anlatmak, bildirmek
gerçekten, hakikaten, sahiden
hava, atmosfer
kısa, az, kısaca
geçmiş, önceki, geçmişte
benzer, benzeri, benzemek
yarım, buçuk, yarı
yaklaşım, yaklaşmak, yöntem
mesele, konu, madde
yüzde, yüzde oran
370
kanıt, delil, ispat
production
[ prəˈdʌkʃən ]
üretim, yapım, prodüksiyon
gerekli, zorunlu, elzem
kuzey, şimal
şey, nesne, madde
testere, gördü
gelecek, istikbal
özel, hususi, seçkin
tedavi, muamele, işlem
açık, net, berrak
380
sanat, zanaat
uygulama, pratik, tatbikat
tutmak, saklamak, sürdürmek
üçüncü
kültür
ingilizce
içermek, dahil etmek, kapsamak
ofis, büro
büyüme, gelişme, artış
gerekli, zorunlu, mecburi
390
kişisel, özel
kalp, yürek
güç, kuvvet
kimin, -in
okumak, okumakla anlamak
aramak, çağırmak, çağrı yapmak
rapor, bildirmek
sebep, neden, gerekçe
anlamına gelmek, demek, ortalama almak
doğal, tabii
400
mevcut, şimdiki, güncel
hikâye, öykü, anlatı
karşısında, boyunca, ötesinde
yiyecek, gıda, yemek
-e doğru, yönünde, istikametinde
relationship
[ rɪˈleɪʃənʃɪp ]
ilişki, bağlantı, münasebet
enerji, güç, canlılık
maliyet, masraf, bedel
vadesi gelmiş, borçlu, gereken
hissetmek, duymak, hissettir
410
bazen, ara sıra
uzay, boşluk, alan
merkezi, merkezî, orta
yöntem, metot
fikir, düşünce
bilim
tasarım, dizayn
ticaret, alım satım
oldukça, epey
test, sınav, deneme
420
yakın, kapatmak, kapanmak
not, not etmek, fark etmek
ana, temel, başlıca
kaynak, menşe, çıkış noktası
population
[ ˌpɒpjəˈleɪʃən ]
nüfus, popülasyon, topluluk
dönmek, dönüş, çevirmek
ihtiyaçlar, gereksinimler, lüzumlar
yabancı, dış, ecnebi
malzeme, materyal, gereç
hesap, muhasebe, hesap vermek
430
yaşayan, canlı, oturma
performance
[ pəˈfɔːməns ]
performans, gösteri, icra
geç, geç kalmış, son
sebep, neden, yol açmak
muhtemel, olası, büyük ihtimalle
sert, zor, sıkı
plan, tasarlamak, program
emin, kesin, elbette
artış, artırmak, çoğaltmak
faaliyet, etkinlik, aktivite
440
proje, tasarı
batı
risk, tehlike
oynamak, oyun, çalmak
geri dönmek, iade etmek, dönüş
dergi, günlük
mülk, özellik, gayrimenkul
fiziksel, bedensel
özel, mahrem, şahsi
ingiliz, britanyalı
450
metin, yazı, metin mesajı
aranan, istenen, arzulanan
inanmak, itikat etmek, güvenmek
kral, hükümdar
kağıt, belge, makale
amerika, amerika birleşik devletleri
boyut, ölçü, beden
daha düşük, alt, azaltmak
kan
yanıt, cevap, tepki
460
herhangi bir şey, her şey
kültürel
muhtemelen, büyük olasılıkla
kalite, nitelik
bugün
aralık, yelpaze, menzil
sonunda, nihayet
hareket, akım
arkasında, gerisinde
dışarıda, dışında
470
zor, güç, çetin
yüzey, satıh
güçlü, sağlam, kuvvetli
bina, yapı
durum, vaziyet, hal
significant
[ sɪɡˈnɪfɪkənt ]
önemli, kayda değer, anlamlı
understand
[ ˌʌndəˈstænd ]
anlamak, kavramak
yazı, yazma, yazılı metin
yakında, kısa süre içinde, az sonra
an, anlık, dakika
480
karar
modern, çağdaş
basitçe, sadece, kısaca
altı
yerine
kapı
cumhurbaşkanı, başkan
inceleme, gözden geçirme, değerlendirme
yakın, civarında
hasta, sabırlı
490
miktar, tutar, meblağ
üst, tepe, zirve
iş, meslek, görev
gerçekten, hakikaten, doğrusu
merkez, orta, merkez nokta
kural, hüküm, yönetmek
anahtar, kilit, kilitli
dikkat, ilgi, özen
ön, cephe, ön taraf
organization
[ ˌɔːɡənaɪˈzeɪʃən ]
örgüt, organizasyon, teşkilat
500